@mrv_ozkaan @DenizBustani 100 yıldır bunu hepberaber söyleyebilsek bu ülke herkesin istediğini yaptırabildiği,böldüğü,parçaladığı, birbirine kırdırabildiği,sömürdüğü,canını alabildiği,ekonomisini bitirebildiği,mazlum çocuklarının trafikte yangında depremde katledildiği bir ülke olabilir miydi?
178 sayfalık iddianameyi didik didik ettim.
Kendime, çocuklarıma ya da yakınlarıma sağlanmış tek bir menfaat bulamadım.
Kamunun hangi kaynağı zarar görmüş?
Hangi ihalede usulsüzlük yapılmış?
5 liralık bir işin 20 liraya yaptırıldığına dair hangi iddia var?
Bulamadım.
Öğrenciye burs sağlamak, engelliye destek olmak, huzurevi için dayanışma göstermek suçsa; bunu da milletimizin vicdanına bırakıyorum.
Şimdi herkes kendine şu soruyu sorsun:
Adalet önünde gerçekten herkes eşit mi?
Ben farklı bir siyasi kimliğe sahip olsaydım bugün yine aynı soruşturma açılır mıydı?
Kararı mahkemeler verecek.
Ama vicdan sahibi insanların da vereceği bir karar vardır.
Elinizi vicdanınıza koyun.
Sencer Solakoğlu Türk tarımına büyük katkılar veren, idealist, yurtsever bir iş insanı. Parasından çok ülkesini seviyor.
Sayın Solakoğlu, İmamoğlu’na tarım konusunda danışmanlık yapmasının ve Tarım Bakanlığınn politikalarını eleştirmesinin bedelini dün işletme ruhsatının iptal edilmesi ile ödedi.
Düşman ceza hukuku iktidarın muhalefete karşı kin ve düşmanlığının sonucu olarak sadece mahkemelerde değil hayatın her alanında uygulanıyor. @zaferpartisi
Yunanistan ve İsrail savaş uçaklarının Ege denizi üzerinde havada yakıt ikmali yaparak tatbikat yapması son derece ciddi bir gelişmedir.
İsrail yıllar önce bunu İran’a yapılacak bir taarruzun benzetimi için Hayfa Mora hattında denemişti. Şimdi benzer eğitim Yunan uçakları için İsrail tankerleri ile yapılıyor.
Yunanistan’ın gerek adalar zinciri gerek ana karadaki İsrail saldırı silahlarıyla Türkiye’ye karşı donatılması ayrı bir vakıa iken hava kuvvetlerinin yoğun bir şekilde saldırı taktikleri ve havada yakıt ikmali denemeleri iki ülke hava kuvvetleri arasında Türkiye karşıtı doktrin birliğine de işaret etmektedir.
Yunanistan bir NATO üyesi olarak 2026 Ankara Zirvesi’ne günler kala İsrail ile bu tip bir tatbikatı yaparak mesajını Türkiye’ye vermiştir.
Türkiye ise bu gelişmeleri göz ardı ederek ve sadece Trump‘ın vizyonundaki NATO ve küresel düzen şablonuna sadık kalarak riskli bir jeopolitik kumar oynamaktadır.
Kaldı ki bu süreçte ve zor bir konjonktürde Türkiye’de son 100 yıldır kurtuluş Savaşı olarak da bilinen İstiklal Savaşının kurtuluş savaşı mı yoksa milli mücadele midir tartışmasının başlatılmasını anlamak mümkün değildir.
Zaman birlik beraberlik içinde tarihten ders alma zamanıdır.
Ülkemiz ekonomik buhranın pençesinde inliyor;
Emekliler açlıkla mücadele ediyor;
Esnaf yıkılıyor;
Sanayici iflas ediyor;
Çiftçi üretimden vazgeçiyor.
Dış politikada NATO zirvesinin sahte ışıkları altında tam bir geri çekilme yaşıyoruz.
Kıbrıs’ta yeni bir Annan planının hazırlığı yapılıyor;
Doğu Akdeniz’de geri çekilme yaşanıyor;
1 milyar dolar ödenerek alınan sondaj gemileri 4 yıldır limanlarda yatıyor.
Suriye’yi fethettik diyorlardı:
Yeni Suriye yönetimi Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum kesimi ile anlaşıyor;
Bütün bunlar yaşanırken PKK’ya ve Öcalan’a af geliyor;
PKK kendisini tasfiye etmedi silah bırakmadı yine de PKK önünde adeta diz çökülüyor!
Ve nihayet milyonlarca Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönmeyeceğini Şam büyükelçimiz ilan etti!
Gayri Milli Eğitimsizlik bakanı İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını ders kitaplarında yasakladı!
Eşsiz vatanımızın güzel insanları, Büyük Türk Milleti,
Vatanına ve halkına yapılan bu saldırılara dur demek için seçimlere kadar sabret, öfkeni içinde büyüt ve sandığa taşı! @zaferpartisi@zpgencresmi
İstanbul Üniversitesi rektörü mezun olan diş hekimlerine “Sizleri mezuniyet törenine bebeklerinizle birlikte gelirken görmek isterdim” demiş. Ayda 4 bin TL burs alan gençler evlenecek ve çocuk sahibi olacak öyle mi? Gençliğe ve sorunlarına bu kadar yabancılaşmış bir rektör az bulunur. @zaferpartisi@zpgencresmi
Zafer Sözü: Kadınların ve gençlerin sokaklarda taciz, tehdit veya şiddet korkusu olmadan, tam bir güven içinde yürümesini sağlayacağız.
Zafer Partisi iktidarında sokaklarımızda korku değil, devlet ve hukuk hakim olacak.
Kadınların vücut ve ruh bütünlüğüne yönelik hiçbir saldırıya veya saygısızlığa göz yumulmayacak. Karanlık zihniyetler, kötü düşüncelerini eyleme dökmeyi akıllarının ucundan dahi geçiremeyecek.
Suçlular korkacak, kadınlar ve gençlerimiz değil…
Kadınların başı dik ve güvende yaşadığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. @umitozdag@zaferpartisi@zpgencresmi
Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
Sevgili AK Parti ve MHP seçmenleri lütfen
dikkatle izleyin.
Erdoğan ABD’de “Biz sığınmacıları yollamak istemiyoruz ancak ana muhalefet sığınmacıları vatanlarına yollamak istiyor” diye 13 milyon sığınmacı ve kaçak gitsin diyenleri Amerikalılara şikayet ediyor.
AK Parti’ye veya MHP oy vermeye devam edecekseniz yine verin ancak verdiğiniz oyların milyonlarca sığınmacı ve kaçağın Türkiye’de kalmasını sağlayacağını lütfen aklınızdan çıkarmayın.
Ayrıca Erdoğan’ın yollayacak dediği ana muhalefet ile kastı CHP ise CHP sadece gönüllü olanları yollayacağız diye 100 defa açıklama yaptı. Gerekirse ZORLA sadece Zafer Partisi bütün sığınmacı ve kaçakları yollayacak tek parti. Aileni ve vatanını savunmak için Zafer Partisi’ne katıl. @zaferpartisi
Fransa'ya tatil için giden Litvanyalı bir kadın emlak danışmanı, KKTC konutlarını pazarladığı için tutuklandı ve yargılanmak için Rum yönetimine iade kararı alındı.
Rum yönetimi kadın için 2025'de tüm Avrupa ülkelerinde geçerli olan AVRUPAİ TUTUKLAMA EMRİ çıkarmıştı. Kadın 19 yıl hapis istemiyle yargılanacak. Bu tutuklama ile Rum yönetimi şimdiye dek aynı suçlamayla 5 yabancı ve 1 Kıbrıs Türkünü tutuklamış oldu. 90 civarında Kıbrıs Türkü için de Avrupai tutuklama emri çıkardı. Bu kişiler Avrupa ülkelerine gidemiyor.
Rum yönetiminin 3 amacı var:
1- Yabancıların KKTC 'den mülk almasını önleyerek, eski Rum mülkleri üzerindeki yapılaşmayı önlemek
2- İnşaat sektörünü ve KKTC ekonomisini çökertmek
3- KKTC'nin sözde " işgal altındaki Rum topraklarında kurulan yasa dışı bir yönetim olduğu ve buradaki herşeyin yasa dışı ve suç teşkil ettiği" safsatasını Dünyaya yaymak
Rum yönetimi daha önce böyle tutuklamalar yaptığında, MÜTEKABİLİYET İLKESİ ÇERÇEVESİNDE MİSİLLEME YAPILMASI GEREKTİĞİNİ savundum.
Türkiye ve KKTC, " AB ve BM bizi kınar" korkusuyla, ciddi hiçbir önlem almadı, protesto bildirileri ile yetinildi .
Oysa yapılması gereken Ruma anladığı dilden konuşmak.
Bu çerçevede şu adımlar atılmalı:
1- Rum yönetiminin her tutuklamasında Maraş'ın bir sokağının yerleşime açılması
2- Güneydeki Türk mülklerini gasp edenler ve bu yönde işlem yapan Rum siyasiler hakkında KKTC mahkemelerinden tutuklama kararları çıkarılması
3- Tutuklananlar serbest bırakılmadan Rum yönetimi, BM ve AB ile Kıbrıs sorununun çözümü yönünde hiçbir görüşme, konferans ve toplantı yapılmaması
4- Rum yönetiminin bu saldırganlığa devam etmesi ve tutukladığı kişileri serbest bırakmaması halinde, KRİZ YÖNETİMİ uygulayarak Limasol ve Larnaka limanları ile hava alanlarına abluka uygulanması, Rum turizminin ve ekonomisinin bu yolla çökertilmesi
Rum yönetiminin anladığı dil budur.
Güçlü Türkiye ve KKTC, cüce Rum devletinin bu saldırganlığına boyun eğemez, protesto bildirisi ile geçiştiremez.
Onları yaptıklarına pişman etmezsek bize de yazıklar olsun!
"İçine düşürüldüğümüz bu tehlikeyi göremeyecek, tarihten alınan derslerle de bunun karşısında harekete geçmeyecek bir vatansever tasavvur edilemez.
Bu hâl ve şartlarda her türlü parti taassubundan ve düşünce ayrılığından uzak durmak şarttır.
Bu düşüncelerle, Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ın 1 Temmuz tarihli şu beyanına Millî Düşünce Merkezi olarak aynen katılıyoruz:
'Bu durum karşısında millî, üniter ve laik devleti destekleyen, Atatürk’ten ve kuruluş felsefesinden taviz vermeyen bütün Türk milliyetçilerinin, yurtseverlerin, ulusalcıların, vatanseverlerin, Atatürkçülerin birlikte hareket etmesi bir zorunluluktur.'”
DENİZ ÇAYIRINDAN KORMA,
PUSULA DENİZANASINA DİKKAT ET!
Yaz geldi, havalar ısındı, okullar tatil oldu!
Deniz kıyıları dolup taşmaya başladı.
Keyfiniz bol olsun.
Ama iki uyarım var:
Birinci: Kıyılarımızın büyük bir kısmında deniz çayırı var. Plajda çayır gördüğünüzde korkmayın! İçinde balık yavruları gibi zararsız deniz canlıları var. Orası onların evi. Çayırların sökülmesini istemek, deniz canlılarının evini yıkmak demek! Ayağınıza giyeceğiniz basit bir deniz ayakkabısı sizi korkularınızdan kurtarır!
Lütfen deniz çayırlarına zarar vermeyin. Çayır, dipteki sedimenti tutar, karbonu tutar, suyu berraklaştırır, kıyı erozyonunu önler, canlılara yaşam alanı olur.
İkincisi: Pusula denizanası, bizim denizlerimize son 20-25 yıl içinde geldi. Zehirli ve yakıcı bir denizanası türüdür, uzak durun. Renkleri çok güzel ama size dokunduğunda yakar, kızartır, kaşıntı yapar. Temas ederseniz, zehirli kapsülleri deniz suyu ile cildinizi tahriş etmeden temizleyin. Biraz sirke sürmek iyi gelebilir. Sağlık sorunlarınız artar veya geçmezse en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
Denizi kirlettik, iklim değişimi sonucu sular ısındı ve denizanalarını yiyecek büyük balıkları aşırı avladık. Ortam onların çoğalmasına uygun hale geldi. Çare kirliliği azaltmak ve aşırı avcılığın önüne geçmek. O zamana kadar denizde pusula denizanası gibi türlere karşı dikkatli olmaya devam...
20 ay önce PKK ve elebaşı Öcalan ile başlayan "müzakere" süreci, ne yazık ki bir "teslimiyete" dönüşmüş durumda.
PKK silah bırakmadığı halde Doğu ve Güneydoğu'daki 2.763 güvenlik noktası kaldırıldı.
Üstelik Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre Öcalan ve PKK'lılar için çıkarılacak yasa taslağı, TBMM'ye sunulmadan önce terör örgütü elebaşı Öcalan'ın onayına sunulacak.
AKP'li Bülent Turan, "bir 40 yıl daha mı kaybedelim?" diyor.
Bülent bey biz 40 yıl kaybetmedik; vatanımızı savunduk, bölünmesini engelledik! Şehitlerimizin ve gazilerimizin hakkını kimseye yedirmeyiz.
Zafer Partisi olarak tekrar ilan ediyoruz; Bebek katillerine, Mehmetçik katillerine AF YOK!
Türkiye terörü tamamen yok edecek güçtedir.
TÜRK NEREDE?!
Gazeteci Banu Avar:
"-Ön plandaki siyasetçiler "Ben Türk değilim" diyor.
-Ön plandaki sanatçılar "Ben Türk değilim" diyor.
-Ön plandaki iş adamları ve zenginler Türk olmadıklarını açıklıyorlar.
Üstelik bu alanlar Türkler'e kapatılmış durumda.
*Siyasetçi olmaya kalksa engellenir!
*Sanatçı olsa kimse adını anmaz.
*İş insanıı olsa batırılır.
Peki Türk nerede?
-Türk oy veriyor.
-Türk asker olup ölüyor.
-Türk polis olup ölüyor.
-Türk tarlada ürünüyle aç kalıyor.
-Türk fabrikada işçi,
-Türk dairede memur.
Aynı Osmanlı'ya dönmüşüz!
Sonra biz bunları söyleyip "Uyan Türk!" deyince "Türkçüler ırkçı" diyorlar!
Oysa Türk olmayanların ırkçılığından, Türkçüler'e ırkçılık yapma imkanı kalmamış ki, Türk ırkçılık yapsın!
Bütün köşe başları tutulmuş. Türkiye'de asıl ırkçılığı Türk olmayanlar yapıyor!"
Alparslan’ın son kez aldığı, Mustafa Kemal’in savunduğu 7000 bin yıllık Türk yurdu Anadolu’yu terörist başı Öcalan ve narko teröristler ile paylaşmayacağız
Türk vatanı bölünmez bir bütündür, parçalanamaz. And olsun. @zaferpartisi
Baksan dedesi veya bir başka akrabası SS üyesi olarak Ausschwitz toplama kampında zehirli gaz odasında şalter indiricisidir ama utanmadan Atatürk’e hakaret eder. Bu hakareti de PKK lobisinden korktuğu için zerre entellektüel haysiyete sahip olmadığı için yapıyor:
Atatürk ve Türk tarihi insanlık için övünç kaynağı olacak şekilde temizdir. Son not: PKK Türk Milletine düşmandır. @zaferpartisi@zpgencresmi
Kahraman Ordumuz ve Polisimiz terör örgütünü sahada ezip sınır dışına atmışken; iktidar, Türk Devleti'ne savaş kaybetmiş de Sevr imzalıyormuş muamelesi çekemez! Bu teslimiyetçi zihniyete karşı Atatürk Cumhuriyeti'ni ve Türk Milletini sonuna kadar savunacağız!
Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısı ne kadar? Göç idaresi Genel Müdürlüğünün rakamları doğru mu? Milli Eğitim Bakanlığının sayıları üzerinden bir sorgulama yapalım. @zaferpartisi@zpgencresmi
Orta Doğu‘da sınırlar bir yandan savaşlar bir yandan terör örgütü ile yapılan müzakereler ile değiştirilmek isteniyor. Irak Suriye savaşlarla bölündü. İran bir savaşla iç savaşa ve parçalanmaya su yüklenmek istendi.
Türkiye ise terör örgütü ile yap��lan pazarlıklar sonucunda anayasal yapısı değiştirilerek Lübnanlaştırılmak isteniyor.
Bu durum karşısında milli uniter ve laik devleti destekleyen, Atatürk’ten ve kuruluş felsefesinden taviz vermeyen bütün Türk milliyetçilerinin, yurtseverlerin, ulusalcıların, vatanseverlerin, Atatürkçülerin birlikte hareket etmesi bir zorunluluktur.
Hem DEM’i ve PKK’yı hem de Türk halkını memnun edelim şeklinde bir yaklaşım Atatürk’ün tam bağımsızlıkçı anlayisini temsil etmez. Olsa olsa mandacı anlayışın bugünkü devamıdır. Zafer Partisi bütün milli güçleri Atatürk’ün kuruluş felsefesi etrafında birleşmeye davet ediyor. @zaferpartisi
Suriyeliler, geçici sığınmacıdır.
Yasa diyor ki: Savaş biterse, geçici sığınmacılar evlerine dönmelidir. Türkiye’de kalamazlar.
Savaş bitti, Suriyeliler ülkelerine geri dönmelidir. Türk milletinin evlatları işsiz bir şekilde umutlarını tüketirken hangi hakla bunu yaparsınız?