Dünyanın en zengin 8. insanıydı. Adına kayıtlı servet tam 58 Milyar Dolardı. İstese dünyanın her şehrinde bir saray yaptırır, en lüks jetlerle gezebilirdi.
Ama o, 20 yıllık döküntü bir Volvo kullandı. Uçaklara hep ekonomi sınıfında bindi. İkinci el kıyafetler giydi ve saçını sadece ucuz olduğu için gelişmekte olan ülkelere seyahat ettiğinde kestirdi.
Karşınızda devasa IKEA imparatorluğunun kurucusu: Ingvar Kamprad.
Kamprad, İsveç'in küçük bir köyünde kibrit çöpü satarak başladığı işi, dünyanın en büyük mobilya devine dönüştürdü. Ama milyarder olduğunda bile IKEA restoranında indirimli sosisli sandviç yiyordu.
Bir gün "Yılın İş Adamı" ödülünü almak için prestijli bir galaya davet edildi. Oraya halk otobüsüyle gittiği için güvenlik görevlileri onun içeri girmesine izin vermedi. Çünkü dünyanın en zenginlerinden birinin otobüsten inebileceğine ihtimal dahi vermemişlerdi.
Çevresindeki zenginler onunla alay etti, herkes ona "cimri" dedi.
Ama onun meselesi üç beş kuruş tasarruf etmek değildi. O, vizyonun sözle değil eylemle aktarılacağına inandı. "Ben lüks içinde yaşarken, çalışanlarımdan nasıl maliyetleri kısmalarını isteyebilirim?" diyordu.
Kamprad, bugün hepimizi esir alan "statü" hastalığına kendi yöntemiyle başkaldırdı.
Bugün sosyal medyada "başarı" dediğimiz şey; kiralık lüks araçlarla, marka kıyafetlerle poz kesmekten ibaret. Hiç tanımadığımız insanları etkilemek için, aslında ihtiyacımız olmayan şeylere tonla para döküyoruz.
Kamprad ise bize şunu öğretti: Gerçek güç, ne kadar harcayabildiğinde değil, kimseye hiçbir şey kanıtlamak zorunda hissetmemendedir. Gerçek zenginlik, gösteriş köleliğinden kurtulmuş bir zihindir.
Kalbini dünyalık meselelerden arındır, zira sen yakında dünyadan alınacaksın. Dünyada rahat bir şekilde yaşamayı isteme çünkü bu eline geçmez.
-Hz. Pîr Abdülkadir-i Geylânî (ks)
Uzun bir video ama güzel bilgiler yeralıyor
Hz. Hüseyin’in vahşi şekilde katledilmesi sürecini anlatan Prof. Dr. Adnan Demircan;
-Hicri 60 yılında Muaviye vefat edince Yezid, Medine'deki valiye bir mektup yazdı ve kendisi için biat etmelerini istedi.
-Hazreti Hüseyin Mekke'ye gittikten sonra istişarelerde bulunuyor. Aslında tam bir kararı ve planı yok. Ne yapacağı konusunda net bir ajandası yok. Koyduğu ortaya bir strateji yok. Ama en azından biat etmiyor. Biat etmiyor ve Mekke'ye gidiyor.
-Abdullah Bin Zübeyr Mekke'ye gidince hareme sığınıyor. Orada yatıp kalkıyor. Ben Allah'ın evine sığındım diyerek her gün ibadete gelen, hac döneminde gelen hacılara konuşmalar yaparak Yezidi eleştiriyor.
-Bu arada Kufeliler Hazreti Hüseyin'in Mekke'ye gittiğini öğrenince Hazreti Hüseyin'e mektup yazıyorlar.
-Ne olur bizim başımıza gel. Sana biat edelim diyerek Hazreti Hüseyin'i davet ediyorlar.
-Hazreti Hüseyin Mekke'ye gittikten takriben bir buçuk ay sonra amcasının oğlu Müslüm Bin Akil'i Kufe'de olup biteni öğrenmek için Kufe'ye gönderiyor. Müslüm Bin Akil Kufe'ye gidiyor.
-Müslüm Kufe'ye gidince kısa zaman içerisinde insanlardan biat almaya başlıyor. Ve orada binlerce kişi Hazreti Hüseyin'e biat ediyorlar.12 bin, 18 bin veya 30 bin kişinin biat ettiğine dair rivayetler var.
-Müslüm, Hazreti Hüseyin'e bir mektup yazıyor. Hemen çık gel. Bu iş tamam diyor. Fakat Hazreti Hüseyin bu davetleri dikkate alarak gitme kararı veriyor.
-Yezid Hazreti Hüseyin ile Küfe'lilerin mektuplaşmalarını öğrenince Kendi adamlarını topluyor ve burada bir kriz var. Küfe'liler itaatten çıkacaklar. Buna ilişki nasıl bir önlem alalım diye istişarede bulunuyor.
-İstişare neticesinde kendi adamlarıyla birlikte verdiği karar neticesinde o sırada Basra'da valilik yapan Ubeydullah Bin Ziyad'ı Küfe'ye tayin etmeye karar veriyor
-Ubeydullah Küfe'ye gidiyor Küfe'ye gittikten sonra kabile liderlerini çağırıyor. Kardeşim diyor siz maaşlarınızı bizden alıyorsunuz. Bu kadar ilgiye, desteğe rağmen muhaliflerimize mi destek olacaksınız? Kabile liderleri tabii çıkarlarına bakıyorlar.
-Böyle durumlarda ilkeler yerine başka şeyler giriyor. Ne münasebet diyorlar bizim devletle bir sıkıntımız yok. Yönetimle bir sıkıntımız yok.
-Bunun üzerine Müslüm bin Akil yalnız kalıyor. Kaçmaya başlıyor. Bulup Ubeydullah'ın huzuruna götürüyorlar. Ubeydullah onu sarayın tepesine damına çıkarıp idam ettirme kararı veriyor ve kafasını o şekilde keserek onun cesedini kendisini koruyan kabile liderini de arkasından idam ediyorlar. İkisinin cesedini küfe çarşısında aleme ibret olsun diye asıyorlar.
-Hazreti Hüseyin küfeden gelen başkalarından haberi duyuyor, haberi öğreniyor. Artık biat etmiyor küfeyleler. Üstüne Müslüm'ü de öldürmüşler.
-Küfeye doğru giderken Ubeydullah Bin Ziyad Hazreti Hüseyin'in bir şekilde küfelere ulaşmasını engellemek için bin kişilik bir süvari birliği görevlendiriyor yol güzergahında.
-Orada 72 kişi kaldılar. Yanında hanımları da vardı. Baktılar ki Hazreti Hüseyin kararlı. Nihayet Hazreti Hüseyin onların teklifini reddedince bir süre sonra Ömer Bin Saat saldırı emri veriyor.
-Daha sonra ok atışlarıyla başlıyorlar. Hazreti Hüseyin'in yakınları, akrabaları hepsi gözünün önünde tek tek şehit ediliyor.
-İşlerinde küçük bir çocuğu da olmak üzere, hatta kucağındayken isabet aldığı bir ok ile şehit olduğu ifade ediliyor ve akabinde kendisine de yapılan saldırılarla kaynaklara göre vücudunda otuzdan fazla kılıç bir o kadar da ok darbesinin isabet ettiği söyleniyor.
Peygamber efendimizin torununun da içerisinde olduğu insanlara karşı kelleleri kesilmek suretiyle önce valiye daha sonra kadınlarla birlikte Yezide Şam'a gönderiliyor.
Danimarkalı gazeteciden NATO Genel Sekreteri Rutte'ye zor soru:
"Trump, Grönland'ı işgal etmekten, İspanya'ya saldırmaktan bahsederken siz de yanında oturuyorsunuz.
Orada oturup hiçbir şey söylemediğinizde, kendinize olan saygınızı yitiriyor musunuz?"
Zülfü Livaneli: Osmanlı cehaletin adıdır.
Osmanlı Devleti'nin ayak bastığı yerde ot bitmedi, Osmanlı nerede hüküm sürdü ise bugün onlar da bizim gibi acı çekiyor. Ortadoğu da böyle, Kuzey Afrika da böyle, Balkanlar da böyle.
Peki neden?
İşte nedeni🔽⤵️
BU BİR GÜN HAYATINIZI KURTARABİLİR:
1) Ani panik atak → Soğuk bir şeye dokunun (su, metal). Beyniniz korku modundan güvenlik moduna geçer.
2) Kalbiniz çok hızlı atıyorsa → 2-3 kez kuvvetlice öksürün. Bu, kalp ritminizi sıfırlar.
3) Nefes alamıyorsanız → Ellerinizi başınızın üstüne koyun. Akciğerleriniz anında açılacaktır.
4) Baş dönmesi → Bir noktaya odaklanın ve bacaklarınızı kasın. Kan beyninize geri döner.
5) Burun tıkanıklığı → Nefesinizi tutun ve başınızı yavaşça yukarı aşağı sallayın. Tıkalı hava yollarını açın.
6) Ani kaygı → Yüzünüze su sıçratın – sakinleştirici refleksi harekete geçirir.
7) Uyuyamıyorsanız → Nefes almaktan daha uzun süre nefes verin (4-7 nefes). Beyniniz uyku moduna geçer.
AŞK HAKKINDA PSİKOLOJİK GERÇEKLER
1) Birini sizi sevdiği için seviyorsanız, bu empatidir.
2) Birini görünüşü için seviyorsanız, bu takıntıdır.
3) Birini parası için seviyorsanız, bu ilgidir.
4) Birini iyiliği için seviyorsanız, bu hayranlıktır.
5) Birini sadece varlığı için seviyorsanız, bu saf sevgidir.
6) Birini zekası için seviyorsanız, bu saygıdır.
7) Birini mizahı için seviyorsanız, bu bağlantıdır.
8) Birini özgüveni için seviyorsanız, bu çekimdir.
9) Birini sabrı için seviyorsanız, bu takdirdir.
10) Birini yaratıcılığı için seviyorsanız, bu hayranlıktır.
11) Birini gücü için seviyorsanız, bu ilhamdır.
12) Birini kırılganlığı için seviyorsanız, bu güvendir.
13) Bu kişiyi neden sevdiğiniz konusunda kafanız karışıyorsa, kesinlikle aşktır.
İmam Gazali (r.a), İhyâ adlı eserinde anne ve babaları, çocuk terbiyesi konusunda şöyle ikaz eder:
"Anne-baba çocuğunu bol nimete, süse ve refaha alıştırmamalıdır.
Yoksa büyüyünce ömrünü bunları elde etmeye çalışmakla zayi eder." (1/2)
Te has preguntado por qué se dice que Diego Armando Maradona es uno de los mejores jugadores de la historia?
Tal vez estos 8 minutos con las mejores jugadas de su paso por los mundiales en los que participó tengan la respuesta: