Bir gemi dolusu gay yabancıyı İstanbul’a taşıyacak organizatör firma TEK YÖN isimli bar işletmesi kapatıldı.
Mevzuata aykırı uygulama ve işlemleri nedeniyle bu kararı alan Beyoğlu Kaymakamlığı ile İstanbul Valiliğini kutluyorum.
Ayrıca, geminin İstanbul’da demirlemesine izin verilmeyeceği organizatörlere bildirildi.
Bunun üzerine İstanbula gay turunun iptal edildiği öğrenildi.
Tebrikler
@gul_davut 👏
5000 lanetli lgbtlinin ülkemize turist adı altında getirilmesi engellenmelidir.
Ahlak ve aileyi yıkan fuhuş, zina, lgbt gibi rezaletlere eğitim ve hukuk yoluyla engel olunmalı, yasak getirilmelidir.
Ahlaksızlık özgürlük değildir.
Ahlaksız turizm üzerinden kazanılan para haramdır.
Sadece başörtüsüne değil İslami değerlere anayasal güvence şart.
Bu ülkenin 1921, 1924 tarihli kurucu anayasalarında İslam vardı.
Aslımız İslam'dır ve anayasamızda temel İslami değerler olan "İslam dini, insan hayatı, insan aklı, insan nesli ve mal/iktisad"ın korunması yer almalıdır.
https://t.co/eIOXPpxTOq
Sayın Bakanım, "Tüm canlıların yaşam hakkı" diye bir şey yoktur. İnsanın yaşam hakkı kutsaldır. Diğer canlıların yaşamı insan yaşamıyla kıyaslanamaz. İslam'a göre böyledir, laik hukuk sistemlerine göre de böyledir. Pek çok hayvan insanın gıdası olmak için öldürülüyor. Pek çok hayvan insana zarar verdiği için itlaf ediliyor. Başıboş köpekler de aynı kategoriye girer. Ama kimisi rant için, kimisi uyuşturucu ketamin için, kimisi başka bir sapıklık için başıboş köpeklerin itlafına karşı çıkıyor. İnşallah çok geç olmadan bu gerçekler idrak edilir ve milletin canı ve malı için gereken koruma sağlanır ve bu baş belası köpekler itlaf edilir ve onları insana denk veya insandan üstün gören sapıklık terkedilir.
AB'ye girelim diye, batılı olalım diye kadın ve aile konusunda izlenen politika sizi batının ahlaksızlığı, ailesizliği, nüfusun azalması ve yaşlanması gibi sorunlarla baş başa bırakır.
İslamlaşma, Müslümanlaşma yön��nde politikalar geliştirilmeli, tek çare bu...
Mustafa Varank @varank:
"...Biliyorsunuz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tarihin en büyük yolsuzluk soruşturması yürütülüyor. İBB'de tespit edilen kamu zararı ne kadar biliyor musunuz? Tam 161 milyar lira!
Üstelik buna rantlar, rüşvetler, komisyonlar ve irtikaplar dahil değil. Özgür Bey, partisindeki bu rüşvet çarkına 'dur' diyebilseydi, işte bu parayla çiftçilere sözünü verdiği tutardı.
Binbir gece masalları anlatmıyor. Geçtiğimiz gün rakı ile ilgili de büyük bir vaatte bulundu.
Açık söyleyeyim, o zaman Özgür Bey'in neyi kastettiğini hiçbirimiz anlamadık. Meğer onun da çılgın bir projesi varmış! Meğer mezar başındaki anma programı için rakının derdine düşmüş!
Tarihçi Murat Bardakçı'nın bana Ayasofya'nın bayramını hatırlattığı dini ve resmi özel günlerin verdiği görüntülerden, kendileri değil ama emin olun tüm Türkiye utandı. Hadi, diriden utanmıyorsunuz; ölüye de mi saygınız yok?
Bir mezarın başında, kocaman 'Ruhuna Fatiha' yazısının önünde kadeh tokuşturulmayacağını bilmiyor musunuz? Bu milletin değerlerine bu kadar mı yabancısınız? O hayran olduğunuz António Costa var ya, emin olun ona sorsanız, bir Portekizli olarak o bile böyle bir saygısızlık..."
Hazır konusu açılmışken deprem döneminde Ahbap hakkında en yoğun araştırmaları yapmış kişi olarak durum analizi sunmak isterim.
1) Haluk Levent, 28 Şubat 2023’te yayınlayacağına söz verdiği satın alım faturalarını hala yayınlamadı.
2) Ahbap’ın sürekli olarak fatura bazında denetimden geçeceğini söylemesine rağmen, 2023 yılında TÜRMOB iki kez, Grant Thorton ise bir kez, sadece para giriş çıkışlarını içeren denetim yaptı. (Profesyonel görüşüme göre böyle yüzeysel bir denetimin hiçbir geçerliliği yok)
Satın alınan alınan çadır, konteyner, yiyecek, giyecek, vb ürünlerin, yaptırılan konutların maliyetini gösteren hiçbir fatura açıklanmadı, bu faturalardaki maliyetlerin piyasa fiyatlarıyla uyumlu olup olmadığına yönelik yapılan bir denetim raporu da paylaşılmadı.
3) Deprem bağışlarıyla ilgili nerede hangi sayıda hangi maliyetle nasıl bir yardım gerçekleştirildiğine dair kapsamlı bir rapor hala yayınlanmadı.
4) AHBAP son üç senelik faaliyetlerini içeren (2024-2026) hiçbir denetim raporu yayınlamadı.
5) AHBAP, 2021 yılından beri Beyanname Raporu yayınlamadı.
6) Haluk Levent tarafından bölgeye gönderildiği söylenen 1000 tır Ahbap Su ile ilgili son açıklama 9 Şubat 2023’te yapıldı. Tırların akıbeti ve bölgeye ulaşıp ulaşmadığını bilmiyoruz. Deprem döneminde Şanlıurfa, Adıyaman, Hatay ve Adana’da bulunmuş birisi olarak hiç Ahbap Su’ya denk gelmediğimi söylemeliyim. Sosyal medyada yaptığım çağrılarda da bölgede bulunup gördüğünü söyleyen pek bir depremzedeye rastlamadım.
Ekseriyet depremzedeler hiç karşılaşmadıklarını söylediler. (1000 tır içme suyu bölgenin aylarca su ihtiyacını tek başına karşılayabilir. Yani görülmemesi imkansız olmalı.)
7) Konteyner fiyatları ile ilgili bir tartışma yaşanmıştı. Haluk Levent on gün arayla konteyner fiyatları için 65 bin + KDV ve 60 bin TL olmak üzere iki farklı fiyat vermişti. Oysa aynı dönemde başka dernekler 35-45 bin lira bandına konteyner yerleştirdiklerini açıklamışlardı. Haluk Levent’ten bu fiyat farkıyla ilgili makul bir açıklama hiçbir zaman gelmedi. Konteyner faturaları da yayınlanmadı.
8) Bölgede ilk bir hafta kalmış ve sonraki sene de belgesel çekmeye gitmiş birisi olarak tek bir AHBAP gönüllüsü veya AHBAP yardım noktası ile karşılaşmadım.
Bunları kimseyi töhmet altında bırakmak için yazmıyorum. Belki de bütün bu izah edilmemiş noktaların makul bir açıklaması vardır. Fakat en azından şu ana kadar biz bu makul açıklamalarla karşılaşmadık.
Umarım Haluk Levent tüm bu soruların cevabını akıllarda soru işareti kalmayacak netlikte cevaplar ve böylece kimsenin de içinde en ufak bir şüphe zerresi kalmaz.
Eski dönemler bitti Timur Efendi.
İftirayla, cıngar çıkarmakla, ortalığı velveleye vermekle masum insanları suçlu pozisyona düşürdüğünüz dönemler artık geçti.
Masum insanları sapık diye suçlarken önce, şöyle çevrenize bakın.
Sapıkların en niteliklisi sizin zihniyet dünyanızı temsil eden camiadan çıkar.
Sizin camiamız tüm kötülüklerin anası alkolü, su gibi içer ve bu bağlamda onun adeta avukatı değil midir?
Başta ünlüler olmak üzere uyuşturucuya bulaşanların %90'ından fazlası sizin zihniyet dünyanıza yakın insanlar değil midir?
Müslümanlar evlilik dışı cinsel ilişki olmaz derken, evlilik dışı cinsel ilişkilere karşı çıkanlara hücum edenler sizler değil misiniz?
Genç kızların tecavüzcü, ırz düşmanı, röntgenciler tarafından kandırıldığı biline biline anne, baba, ağabey gibi velilerin, genç kızların kandırılmalarına mani olmak için onlara nezaret etmelerine bu kızların yaşı re��it, siz bunlara karışamazsınız diye karşı çıkan sizin zihniyet dünyanız değil mi?
Genelevler sizin zihniyet dünyanızın ürünü yapılar değil mi?
Aile içi tüm istismar hadiseleri dahil ensest ilişkiler sizin zihniyet dünyamızın yoğun bir şekilde yaşadığı ortamlar değil mi?
Ne yazık ki Türkiye'nin birçok bölgesini kapsayan boşanmalarda başı çeken oranlar sizin zihniyet dünyanızdan çıkmıyor mu?
En yüksek boşanma oranları sizin zihniyet dünyanızı temsil eden insanlar arasında görülmüyor mu?
Bunlar mı düzgün aile içi ilişkiler?
Kumar sizin zihniyet dünyanızın enstrümanlarından birisi değil mi?
Birkaç iyi adam gidiyorduk kızlara şeklindeki şarkılarla, evlilik vaadiyle kızların kadınların kandırılıp ırzlarına geçilmesini çapkınlık diye tanımlayan sizin zihniyet dünyanız değil mi?
Kime hangi medeniyetten bahsediyorsunuz?
Gırtlağınıza kadar alkole, uyuşturucuya, aile içi şiddetlere tartışmalara, kavgalara ensest ilişkilere, batmış bir zihniyet dünyasının temsilcilerisiniz.
Müslümanlara medeniyet öğretmeye kalkmak sizin haddiniz değildir.
Hele hele tüm bu iftiraların üzerine yargıtayın, iftiralarınızı suratınıza tokat gibi çarpmasına rağmen yine masum insanları sapık diye suçlamak olsa olsa yavuz hırsız metaforu ile açıklanır.
Ama dediğim gibi Timur efendi, artık deniz bitti.
Sivrisineği mikrofonun önüne koymak suretiyle çıkardığınız gürültüyle itibar suikastları artık tutmuyor.
Bundan sonra da tutmayacak.
Müslümanlar size efendiklerinden, acaba haklı olabilirler mi gibi sizin yaptığınız şekliyle cazgır gibi karşılık vermeye vermeye Müslümanlara kendinizi tanıtmış oldunuz.
Bundan sonra size, sizin davrandığınız üslupla mukabele edilecektir.
Efendiliğimizi elbette bozmayacağız, meşru sınırların dışına elbette çıkmayacağız ama siz ve sizin etrafınızdakiler şunu iyi bilin ki hiç bir haksızlık yanınıza kalmayacak.
Yok öyle yağma.
Önünüze gelene sapık diyeceksiniz ama sonra da size bir şey denilmeyecek öyle mi.
Bu iftiralarınızın ve hakaretlerinizin sonu nereye giderse gitsin, meşru sınırlar çerçevesinde dibine kadar inilecektir.
Bu böyle biline.
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz...
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!
İhvan'ı ve Şehid Mursi'yi Mısır'da neden tasfiye ettiler,
Sisi haini neden göreve getirildi, Gazze'de yaşanan vahşeti ve küffarın kanlı planlarını şimdi çok daha iyi anlıyoruz.
17 Haziran 2019'da duruşma esnasında mahkeme salonunda son nefesini veren merhum ve mağfur Muhammed Mursi'yi rahmetle, O'nu ve binlerce masum İhvan mensubunu katleden, hapseden, zulmedenz Gazze ve Kudüs Davası'nı satan darbeci hainleri lanetle anıyoruz.
Zalimler için yaşasın cehennem!
16 Haziran 1950 tarihinde Ramazan öncesinde ezanın asli şekliyle okunması serbest bırakıldı.
18 yıl boyunca ezana yapılan eziyet bugün son bulmuştu.
Rabbim zalimlere fırsat vermesin!
Cumhuriyet Devletimiz ilân edildiğinde Hicrî Takvim kullanılıyordu.
Cumhuriyet böyle kuruldu.
3 yıl sonra Miladî takvime geçildi. Hz.Muhammed'in (SAV) Hicret'i yerine Hz.İsa'nın doğumu baz alındı.
1 Muharrem 1448 yılı, miladi olarak 16 Haziran 2026.
İslam âlemine hayırlı olsun.
Hicri Yılbaşı; Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) kutlu hicretini hatırlatan, sabrın, teslimiyetin, fedakarlığın ve Allah'a tevekkülün yeniden idrak edildiği müstesna bir başlangıçtır.
Hicret; sadece bir göç değil, zulümden adalete, ayrılıktan kardeşliğe ve karanlıktan nura uzanan kutlu bir yürüyüştür.
Yeni Hicri yılın; gönüllerimize huzur, ülkemize bereket, milletimize birlik ve beraberlik, İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.
Hicri Yılbaşımız mübarek olsun.
"Hücreme Kuran'ı Kerim'in girmesini yasakladılar ama onu 30 yıl önce ezberlediğimi unuttular ben sadece ona dokunmak istedim."
Şehadetinin sene-i devriyesinde Şehit Muhammed Mursi'yi rahmetle anıyoruz.
Ey Yusuf Ziya Hoca'ya zulmeden kadın avukat ve feminist algı merkezi! Mazlumun gözyaşı dayandığınız yapıları güneş gibi eritecek. Allah'ın intikamı en güvendiğiniz yerden vuracak sizi! İlahi adalet musibetle tecelli ettiğinde ne doktorlar ne de arkanızdakiler çare olacak size!
4 yıldır suçsuz yere cezaevinde tutulan Yusuf Ziya Hoca’ya yönelik bu zulüm artık son bulsun. Bir grup azgının bir Müslümanın hayatını karartmasına izin vermeyelim. Ses ver Türkiye!
Yargıtayın bozma kararının da ortaya çıkmasından sonra Yusuf Ziya hocaya hala ısrarla yapılan bu muamele Müslümanların onurunu, haysiyetini yansıtır.
Müslümanların vakarından zerre miskal tedirgin olsalardı, toplumda, sosyal medyada Yargıtaya yapılan bu direnci akıllarına bile getirmezlerdi.
Bir de Allah, Müslümanlara niye yardım etmiyor diyorlar.
Kendi haklarının arkasında duran Müslüman gösterin de Rabbim o zaman yardım eder işte.
Pısırık, korkak kendi hakkının arkasından gitmeyen, kendi hakkını bile talep etmeyene neden yardım edilsin ki?
Kendi Hakkı ortadayken ağzını bıçak açmıyor belli ki yardım da istemiyor?
Çünkü ağzını bile açmıyor.
O zaman Rabbim de diyor ki(temsilen) demek ki senin bir yardım talebin filan yok, buyur o zaman, bildiğin gibi davran diyor adeta.
Müslüman ne yazık ki izzetini, haysiyetini, şerefini, vakarını, duruşunu kaybetti.
Hele Yargıtayın bu kararından sonra Yusuf Ziya Hoca ile ilgili hala hücumlara devam etmek Müslümana duyulan hissiyatın yansımasıdır.
Müslümanlar, haklarının arkasında durmamaya devam ettikçe daha enselerinde çok boza pişirilir, pişirilecek de.
Üç kuruşluk batıcı, lumpen, birçoğu sahte kimlikli soysuzlar ortalığı velveleye verecek diye Müslümanların gıkının çıkmaması ne kadar acı!
Halbuki gerçekten üç kuruşluklar ve gerçekten kendi gerilerinden korkuyorlar.
Bunlar, kendi gerilerinden çıkarttığı seslerden korkan 3 kuruşluklar olarak bunlardan daha fazla işte böyle siz de korkarsanız burnunuz pislikten çıkmayacaktır.
Kimsenin hakkına, hukukuna, haysiyetine, şerefine zarar verici teşebbüslerin hepsinin karşısındayım.
Ama Müslümanların hukuku söz konusu olduğunda başta ezik muhafazakar aydıncık tenekeler olmak ��zere Müslüman denilen kitlenin bu pısırık sessizliği tarihin çok az dönemlerinde yaşanmıştı.
Şimdi biz de o dönemlerden birini yaşıyoruz.
Aman sessiz kalalım bu da geçer diyor belki yüz binlerce kişi.
Geçer evet geçer ama sıra sana da gelecek bunu unutma. Ve senin onursuzca, sessizliğin, pısırıklığın, akıllarda, hatıralarda kalır ama o geçmez.
Bu üç kuruşkluk batıcı kitle, çok hafif bir tökezlemende senin de üzerine yürüyecek.
Fakat yukarıda söylediğim gibi gerçekten üç kuruşluk ve gerçekten kendi çıkarttıkları seslerden korkan zavallılardan siz de korkuyorsunuz.
Bunlar sokakta bile tedirgin olmadan yürüyemez, bir köpek havlamasında ayakları gerisine vura vura kaçar.
Bu kadar korkak tiplerden siz de korkuyorsunuz.
Çok yazık!
Daha Türkiye'de Müslümanların yiyecek çok fırın ekmeği var demkki.
Müslümanlar, tekrar söyleyeyim üstelik bu Yargıtay kararının ortaya çıkmasından sonra da vakarlarına sahip çıksalardı Yusuf siyah hoca ya da bir başkasına bu yaptıkları tutumun zerresini yapmayı akıllarına bile getiremezlerdi.
Ama Müslümanlar ne yazık ki büyük megafonların önüne konulmuş sinek vızıltılarından korkar halden bir türlü sıyrılamıyorlar.
Açın gözlerinizi bir bakın; ortalığı velveleye veren, çoğu sahte kimlikli batıcı soysuzların tamamı üç kuruşluk ve tamamı sinek vızıltısı.
Tabii bunları kime söylüyorsunuz?
Ortada her şeyden korkan güya Müslüman bir kitle var.
Müslümanların daha kat edecek çoook mesafesi var.
📌 Yusuf Ziya Gümüşel'e adalet!
- Yargıtay, mağdurun yaşıyla ilgili resmi kayıtların eksik olduğunu ve tanıkların mutlaka dinlenmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu! gerekçesi saydı.
- İstinaf resmi belgelerin incelenmesini reddetti ve "Resmi belgeleri incelersem devletin tüm belgelerini tartışmalı hale getiririm" gibi hukuk literatüründe görülmemiş bir gerekçe sundu.
Mahkemenin daha önceki kararlarında "6 yaşından itibaren istismar" iddiası temel alınmıştı. İstinaf, şimdi "14-15 yaş" diyerek çelişkiye düştü. (Yeni Şafak)
#YusufZiyaHocayaAdalet