Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Türkiye Gençlik Vakfımızın "Türkiye Münazara Yarışması Büyük Türkiye Finali"nde; fikirle, ahlakla ve medeniyet idrakiyle yoğrulan genç kardeşlerimizle bir araya geldik.
Bizim medeniyetimizde söz; şahsiyettir. Kelam; mesuliyettir. Dil ise ahlakın aynasıdır. Münazara da sözü ölçülü söylemeyi, fikri delille savunmayı, karşısındakini dinlemeyi ve itirazı edep içinde yapmayı öğreten kıymetli bir mekteptir.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın gençlik yıllarında katıldığı münazara yarışmalarında başlayan yolculuğunun; millet kürsüsünde, devlet kürsüsünde ve dünya kürsülerinde hakkı, adaleti ve vicdanı haykıran bir liderlik duruşuna dönüşmesi, gençlerimiz için ilham verici bir örnektir.
Şair ve mütefekkir Nurullah Genç’in mısralarında ifade ettiği gibi:
“Bulanık akan sular durulacak yeniden
Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden
Saâdet menziline varılacak yeniden
Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden
Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.”
İnanıyorum ki; fikirle, ahlakla ve medeniyet şuuru ile yetişen gençlerimiz, cehaletin değil ilmin, umutsuzluğun değil idealin, dağınıklığın değil nizamın temsilcileri olacaktır. Büyük ve Güçlü Türkiye idealimizin en sağlam teminatı; köklerine bağlı, özgüveni yüksek ve sorumluluk sahibi gençlerimizdir.
Unutmayın; kökü sağlam olan ağacın dalları göğe uzanır. Köklerini tarihinden, medeniyetinden ve değerlerinden alan gençlerimizin, Türkiye Yüzyılı’nı omuzlarında yükselteceğine yürekten inanıyorum.
Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen Türkiye Gençlik Vakfımızı ve yarışmaya katılan bütün genç kardeşlerimizi gönülden tebrik ediyorum.
Rabbim sözünüzü hikmetli, yolunuzu bereketli, bahtınızı açık eylesin.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan,
Gazze’ye 30 km yakın mesafe de olan Mısır’ın refah kapısından dünyaya önemli çağrıda bulunuyor. İzleyin, izlettirin, paylaşın.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.