Polis zoruyla gasp edilen parti binamızdan alacağımız tek bir şey vardı: En büyük emanetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk!
Bu hukuksuzluğa imza atan, talimat veren ve sessiz kalan herkes bilsin; günü geldiğinde bu zorbalığın da, bu hukuksuzluğun da hesabı mutlaka sorulacak!
Utanmazlar demiştim, ahlaksız olduklarını da öğrenmiş olduk.
Yaptıklarınıza bakın, CHP genel merkezinde olanları izleyin. Ama yine utanmayacaksınız eminim.
Allah seni bildiği gibi yapsın Kılıçdaroğlu.
Bir kez daha yanılttınız Sn. Kılıçdaroğlu…
Arkadaşlarınız bir bir içeri alındı…
Kimi sabaha karşı götürüldü,
kimi doğum gününde
çocuğunun pastasını üfleyemeden…
Siz sustunuz...
Sadece sustunuz.
Oysa böyle durumlarda susmak bazen tarafsız olmak değil,
apaçık taraf olmaktır.
Sustunuz ama futbol, basketbol takımlarının zaferini, anneler-babalar gününü, karne alan öğrencileri kutlayan vb. tweetler attınız bunca hüznün, endişenin, yangının, acının içerisinde hiçbirini kaçırmadınız…
Yangın yerinde telaşa, endişeye düşmüşken insanlar; umursamadınız…
Bir damla su da benden olsun demediniz…
Futbol, basketbol takımlarına bile kutlama mesajınız vardı ama bir annenin hapishane parmaklıkları ardından
çocuğuna sarılamadığı ana dair
tek bir kelimeniz yoktu.
Çınar’ın doğum günü vardı o gün annesi hapise girerken
ve siz ucundan, kıyısından bile bir cümle yazmadınız…
Ne acı!
Bekledim… Bekledik…
Defalarca twitter hesabınıza baktım…
Belki bir cümle…
Belki bir “yanınızdayım”…
Belki bir ses…
Bu ara kutlamaları kaçırmazken bir “doğum günün kutlu olsun evladım” mesajı…
Yoktu…
Ama anlaşıldı...
O meşhur sakinliğiniz aslında
bir bilgelik değil boşlukmuş.
Bomboşlukmuş…
Sahi, mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlığa dönebileceğinizi düşünüyor musunuz?
O koltuk, kimseye sığınak değil…
Ne genel başkanlığı?
Halk, susanları değil,
konuşanları ararken ne genel başkanlığı?
Söz vermiştiniz; yeni bir yol bulacağız demiştiniz…
O yol, hep döndü dolaştı aynı kapıya çıktı…
Aynı masaya, aynı insanlara,
aynı hamle hatalarına…
Sustunuz… Öylece sustunuz…
Bunca insanın hislerine, beklentilerine, umuduna, yeni bir heyecan, soluk arayışına sırtınızı döndünüz…
Size inanıp, güvenmişlerdi...
Omuzunda umut taşımaktan yorgun düşmüş olanları hayal kırıklığına uğrattınız…
En çok ihtiyaç olduğunda
yoktunuz.
Zor zamanlarda bir yudum cesaretin yerine, kişisel hesapların gölgesinde koca bir sessizlik sundunuz...
Bir umutla çıkılan yolun taşlarını
sizin sessizliğiniz döşedi.
O taşların üstünden yürüyenler şimdi
sesleri bastırıyor.
Ve siz hala susuyorsunuz…
Yokluğunuz, varlığınızdan daha çok ses getirdi…
Tweetlerinizin altındaki yorumları okuyorum…
Hemen hepsi aynı.
Herkes benzeri kırgınlığı bazen de öfkeyle dile getirmiş…
Size kırgın olmaya, öfkelenmeye bile değmez artık...
Kırgınlık da, öfke de bir bağdır çünkü...
Bunca yaşanana susanla ne bağ kurulabilir?
Geride kaldınız artık…
Çok geride…
Pişmanlık yolunda geride kalan kilometre taşları derin izlerle dolu…
O kilometre taşlarında Ekmeleddin yazıyor…
“Tıpış tıpış oy vereceksiniz” yazıyor…
“Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” yazıyor…
Mühürsüz oylara sürdürülebilir, son aşamaya kadar itiraz etmemek yazıyor…
Siz bir susuşsunuz artık…
Ama kimse o suskunluğun içinde ardınızda yetim kalmadı…
Çıktı konuştu…
Öğrencilerin önüne kattığı; hiç alışık olunmayan aktivist, enerjik, genç, dinamik bir duruşla tanıştı…
Umutlarını bir kişiye değil,
bir ülkeye, bir hayale, adalete bağlamış olanların inancı sizden çok uzak düştü…
Siz susmuşken, durmuşken yürümeye devam ettiler… Ediyorlar…
Siz bir susuşsunuz artık…
Susuşunuzun ardında var olmaya çalışan cümleler, umutlar size rağmen yeşermeye devam ediyor…
Gelecek, sizin sessizliğinizin enkazı üzerinde değil; susmayanların sesiyle yükselecek.
Gelin hele gelin… Mutlak butlanla mı, neyle geliyorsanız gelin de halk da bir karşılığınız kalmış mı görelim…
İsmim Merve Özkorkmaz.
6 şubat Pazartesi sabahı deprem bölgesine ilk intikal eden ekipteki arama kurtarmacılardan biriyim.
Bölgeden paylaştığım bir takım fotoğraf ve videolardan sonra yerli ve yabancı gazete ve kanallar günlerdir devamlı röportaj vermem istiyor ancak medyanın en
-İki gün içinde Hatay’a 2000 aile için konteynerler gitmeye başlıyor.
-Okulları onaracağız
-Yaşlılar için bakımevleri
-Rehabilitasyon merkezleri
-Öğrenci yurtları açacağız
Günlük tüm ihtiyaçlar için bölgede olacağız
Bütçeyi en az 850 milyon₺ olarak belirledik
Söz veriyoruz
Afet olmuş siyaset yapmayın diyenlerin ağzına kürekle vurun. 99 depreminden sonra konulan vergiler depremle mücadeleye harcanmamış, 20 senelik Akp iktidarında depremle mücadele edilmemiş. Müteahhitler iktidar eliyle zengin edilip korunmuş ama siyaset yapmayın. Oldu.
Simyacı kitabının Yazarı Paulo Coelho, "Okçu'nun Yolu" adlı kitabını Mete Gazoz için imzaladı:
"Mete Gazoz... Bu, sana adadığım ilk kitabım. Okçuluğun dahisi."
#TürkiyeGünSayıyor
keyifler yerinde
Zulüm DevamEdiyor
Kiralık Ev
Elma Armut
Dolar 8.85
Hayat Eve Sığar
#ZekiMüren