-salim, sen çok akıllısın, hepimizi suya götürür susuz getirirsin denilmiş ya hani...
Biriniz de diyemedi mi 'Kimin Narin'i suya götürdüğü ve şuan da hepimizi susuz getirdiği bellidir' diye.
Yazık, çok yazık...
salim yani yaşar ne yasar ne yaşamaz romanındaki yaşar da diyebilirsiniz
o an ki gundem neyse salim onu yapmış oluyor, yasar da bürokrasinin isine gelince yaşıyor, gelmeyince ölü
silmen gerekenleri silmedigin için bizi neden sildiğin konusunda yanıltmaya çalışıyorsun, hoş sildiklerini de geri getirdik, bir şey de bulamadık ama silmişsin ve o yüzden şüphe çekiyorsun. sahi neden sildin?
@madhubala_fan Sanırım anlamıyorsunuz şahısların bilgilerini vermelerinden bahsetmiyorum, rapordaki gibi bir tespit yapılabilir mi şeklinde bir görüş muhakkak verirler. Kaldı ki devam eden bir anayasa mahkemesi süreci var. Görüş mahiyetinde veren firma illa ki olacaktır.
@madhubala_fan Peki ben şunu sorayım size. Bir çok Firma var baz istasyonu kuran, hatta danışmanlık yapan Firmalar var, bunlardan metre metre yer tespiti yapmanın mümkün olup olmadığına ilişkin rapor istense ve aile bunu çıktığı her yayında gösterse fena mı olur????
Baz istasyonlarını kuran Firmalar belli...
Bu firmalardan darbazin mümkün olup olmadığı sorulamaz mi?
Bilirkişiler, kuranlardan iyi bilemez ki
Tavsantepeye o istasyonlari kuran firmalardan metre metre konum tespiti yapılıp yapılamayacağı hakkında bilgi istenemez mi?
Suçsuz günahsız bir anne evlat katili olmakla suçlanıyor, ey anneler bu herhangi birimizin başına gelse ne olurdu? Ortaçağ barbarlığını yaşattık bu anneye! İktidara muhalefet etmek bu değil, bu aile sizin modelleştirdiğiniz aile değil! Kızları canice katledildi! Bir anne olarak içim ağlıyor. Yüksel Güran ve diğerleri suçsuz günahsız içerde yok olup gidince vicdanınız acır mı siz “Narin için adalet çığırtkanlığı yapanlar” yalan söylüyorsunuz, iki yüzlüsünüz, derdiniz asla adalet değil! Bırakın bu zavallı anneyi!
Tüm görüş ayrılıkları, anlaşmazlık ve daha beterlerinin tek bir sebebi var; o da adaletsizliğin büyüklüğü.
Yapılanlar o kadar farklı meşrepten insanın bam teline temas ediyor ki eleştiriler ve kavgalar kaçınılmaz oluyor.
Dünya gündeminde böyle bir mesele daha var.
Anlayana...
Aile avukatlarının o zor zamanlarda hayati risk alarak bu aileyi nasıl savunduğunu mahkeme salonlarında gözlerimle gördüm.
Aile avukatlarının vakur, dirençli, adanmış savunmaları olmasaydı ağır dezenformasyon, linç ve o feci yargı ortamında hakikati görmeye başlamak hiç kimse için hiç ama hiç kolay olmazdı. Daha olayın üzerinden iki ay geçmeden görmek isteyenler için o sisi onlar dağıtmaya başladı.
Hep söyledim hep söyleyeceğim, sayelerinde öyle kararlı, öyle iğneyle kuyu kazar gibi bir mücadele yürütüldü ki bugün artık hakikate giden yol büyük ölçüde açıldı.
Gelinen noktada bu konuda bir belgesel yapılabilmiş, birçok etkili ve itibarlı isim, avukatların ve bir avuç hak savunucusu yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve yurttaşın, kamuoyunu sakin ve cepheleştirmeden dönüştürmeye çalışan sonsuz sabırlı sosyal medya paylaşımları, yazdığı sayısız yazı, medya analizi, onlarca söyleşi ve basın açıklaması sonrasında hakikatin başka türlü olduğuna ikna olmuş ve imza kampanyalarına destek vermiştir.
Bu hukuksuzluğu anlatmak için siyasi İktidar, muhalefet partileri ve yetkili kurumlar nezdinde de sayısız görüşme yapıldı. Elbette bu çabanın bugüne dek bile çok etkili sonuçları oldu. Daha da olacak. Aile evladının mezarına gidemiyordu... Meclis odalarına, parti merkezlerine, siyasi liderlere, bakanlara gidip dert anlatmak... Bunların her biri zorla ulaşılan bir aşama oldu.
Aile yılında bir Aile Bakanı, bir Adalet Bakanı masum bir annenin dipsiz bir kuyuya atılmasına kayıtsız kalıyorken, aileyi hedef göstermenin hesabını hangi "bağımsız yargı" soracak? Aileyi yıpratmaktan başka, böyle cepheler açmanın şu aşamada hiçbir faydası yok ki sayısız suç duyurusu da zaten yapılmış.
Narin'in ailesinin adaletini sağlayacak tek mücadele, bu yönde makul bir dil, makul bir mücadele biçimi ve sabırla demokratik bir kamuoyu yaratmak ve bu kamunun bu suskunluğa son vererek mücadeleye etkili bir biçimde katılmalarını sağlamaktır.
Her tür aşırılık ve sataşma bu aileye, bu köye zarar veriyor çünkü gözlerini hakikate sımsıkı kapatmış kesim tam da bunu istiyor. Ailenin yeniden kriminalize edilmesini bekliyor. Amaç buna hizmet etmek değilse hiç kimse bu provokasyonu yapmamalı.
Bu mücadeleye eklenen her yeni isim değerlidir ve kimsenin de onlarla sorunu yok. Amaç zaten budur, hakikat savunuculuğunu toplumsallaştırmak ve genişletmek.
Fakat aile avukatlarına ve sağa sola ayar vermeler bu davaya hiçbir şekilde hizmet etmiyor. Bunu yapanların amaçlarının aileye sahip çıkmak olduğuna inanmak da güç doğrusu.
Avukatların ve bu davayı bugüne getiren hak savunucularının en büyük başarısı da bu tür bir dile hiç tevessül etmemeleriydi. Öyle ki bir iletişim akademisyeni olarak bu zor davada avukatların sadece müvekkillerinin hakkını savunmak değil, kaskatı bir kamuoyunu dönüştürmek adına neredeyse profesyonel bir "etkili iletişim" örneği verdiklerini sık sık düşündüm. Naçizane takdir ettim.
Binbir emekle çok güç koşullarda açılan bu meşru konuşma alanına provokatif söylemlerle dalmak kesinlikle çok zarar verici.
Yılmaz Demiroğlu ve aile avukatları bu yüzyılın yargı skandalında hukuk ve adaleti düştüğü yerden ayağa kaldırdılar.
Nasıl ki ailenin yaşadığı şey, baba Arif Güran'ın söylediği gibi "Kıyametten fazla bir şey" idiyse, onlarınki de bu kıyamet ortamında avukatlıktan çok çok fazla bir şeydi... Gereken her şeyi fazlasıyla yaptılar. Yapıyorlar. Hakları ödenemez. Her şeyden önce bunu Yüksel Güran yürekten söylüyor. Kim ne diyebilir?
O annenin o gencecik Enes'in, suçsuz amcanın o dipsiz kuyudan çıkarılmasından daha öncelikli bir şey yok. Avukatların önceliği de bu oldu. Bunun mücadelesi veriliyor. Çıldırmış bir sosyal medya trollüğüne karşı da veriliyor bu mücadele. Aileye zalimlik yapanlara en iyi cevabı avukatlar çalışmalarıyla çoktan verdi, zamanı geldiğinde fazlasını da yapacaklarına eminim.
Bunu da hukuk içinde, şov yapmadan, saldırganlaşarak aileye karşı olumsuz düşünceleri pekiştirmeye hizmet etmeden yapacaklarına hiç kuşkum yok.
Çok enteresan bir biçimde kötü muameleye maruz kaldığını iddia eden aile uyelerinin henüz cümleleri bitmeden, konunun muhatap ya da mağduru bir şehrin barosuymus tavrı ile bu baronun tarihçesi anlatılmaya başlanıyor.
İnanılmaz...
@furkanngulsen Beşiktaş resmen transferi bir dönem gündemde olan bir topçu ve menajeri tarafından mobbinge uğruyor yav
İstemiyoruz ulan istemiyoruzzzzz
Ey Selahattin Demirtaş!
Haberlerden öğrendim ki hapishaneden konuş muşsun...
8 yaşında vahşice öldürülen Narin Güran'ın katillerini masum ilan etmiş; arkası olmayan Nevzat Bahtiyar'ı da suçlu göstermişsin...
Ben seni saz çaldığın için duygulu biri sanırdım.
Meğer sen de Güneydoğu'yu esir alan derebeylik düzeninin bir parçası imişsin.
Yanılmıyorsam iki de kız çocuğu babasısın...
Yarın öbür gün nasıl bakacaksın o yavrularının yüzüne nasıl?
Bu tavrınla imajını yerle bir ettiğini anlamadın mı?
Ve en önemlisi:
Kadın hakları savunucusu gözüken DEM'li kadınlar Demirtaş'ın bu çıkışına ne diyorlar?
Onlar da mı köyün ağalarının yanında yer alacaklar?
(Umarım ki Adalet Bakanı Gürlek'in bu "suçlu anne-amca-ağabeyi kurtarma planı"ndan haberi yoktur...)