Ağır ve teknik ilmi hakikatleri ehil olmayan kimselere açmak, zihinlerde aydınlanma değil, ancak karmaşa ve sapmaya sebep olur,
Edebi bir sözde denildiği gibi;
“Saray mutfağında pişen ağır yemekleri hazımsız bünyelere sunmak, şifa değil maraz getirir.��
“Falan konu milli güvenlik meselesidir” cümlesi ne kadar sık kullanılırsa içi o kadar boşalır.
Ancak bir konu gerçekten “milli güvenlik meselesi”yse onu mümkün oldu��unca yüksek sesle haykırmak lazım.
Nüfus konusu işte böyle.
NÜFUS ARTIŞ ORANIMIZIN DÜŞMESİ BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR.
Ve kadınlarımızın çalışmaya teşvik edilmesi bu problemin temel sebebidir.
Çözüm: Annelik cazip hale getirilmeli ve en az 3 çocuk doğuran annelere “annelik maaşı” bağlanmalı. Çocuk sayısı arttıkça maaş da artırılmalı.
Siyasetin bendesi olmuş bir üniversitede @RTEUniversite çalışmanın acımasız zorbalığıyla yüzleşen muhterem @yavuz_koktas hocama Rabbim yardım etsin,
Bir Rizeli olarak söylüyorum sokaklarındanki hatsizliği anlatmaya hocamın ifadesi az kalır!
Rizeli hemşehrilerim ne kastettiğimi çok iyi anladı ve sosyal medyada büyük destek verdiler. Gönül dolusu teşekkürler.
Yazılarımıza devam ediyoruz. Bir sonraki paylaşımı özellikle okumanızı tavsiye ederim.
Kesinlikle katılıyorum, ancak anlaşıldı ki bu işler böyle olmaz! Bir kere tek başına bir sivil kuruluş bu meseleyi üstlenmemeli! İkinci olarak dizilerle ilgili raporlar tutulmalı, dosyalar hazırlanmalı! Ve bunlar bir randevu ile Cumhurbaşkanına iletilmeli.
https://t.co/HcC0w9sEJU
Kesinlikle katılıyorum, ancak anlaşıldı ki bu işler böyle olmaz! Bir kere tek başına bir sivil kuruluş bu meseleyi üstlenmemeli! İkinci olarak dizilerle ilgili raporlar tutulmalı, dosyalar hazırlanmalı! Ve bunlar bir randevu ile Cumhurbaşkanına iletilmeli.
https://t.co/HcC0w9sEJU
90 dk değil, yıllar süren zulme ses ol!
Vicdan sahibi herkesi zulme karşı ses çıkarmaya davet ediyoruz.
90 dk bir maç için dünya nefesini tutarken, yıllar süren zulüm karşısında sessiz kalmak insanlığa yakışmaz.
#SessizliğeKırmızıKart#RedCardToSilence
Yusuf Ziya hocaya önce kızını 6 yaşında evlendirdi diye iftira ettiler. Sonra bu iftirayı gerçek diye pazarlayıp onun üzerine hukuki karar tesis ettiler. Bu zulme kim dur diyecek?
Bırak şeyhin kabirden dünyayı yönetmesine inanmayı, insanların bugün ya da dün yaşayan herhangi bir hayır ehlinin evliyalığına inanması dahi farz değil. Farz olmayan şey nerede kaldı akaid esası olsun.
Yahu tüm bunları geç, normal insanların mutasavvıf olması dahi bırak itikadı, farz bile değil. Adam gelmiş bunu ehli sünnetlik kriteri gibi anlatmaya çalışıyor.
Ayetlerden kendi çıkarmak istediği anlamlarla hevasına göre insanları tekfir edenler ehli sünnet olacak olsaydı, ehli sünnet piyasadaki tekfirciler olurdu. Bu işi aynı metodla yapıyorlar zaten.
İtibar kelimelere değil anlamlaradır. Bir harici tekfir lafzı olarak ''kafirsin'' yerine ''ehli sünnet değilsin'' kelimesini tercih etse bu ne onu ehli sünnet yapar ne de zımni tekfirini tekfir olmaktan çıkartır.
Eğer birisi ehli sünnet olmamakla itham edilecekse böylesini hariciliğe nispet edip ehli sünnet olmamakla itham etmek daha uygun olurdu. Çıkıp dünyevi kavgası için ayetten uzak istidlalle ehli sünnetlik kriteri icad ediyor. Maide 44 ile herkesi tekfir edenden bunun farkı ne ? Bu hariciliktir.
Bu dinin akaidi, istikamet ehli olup olmama kriterleri hafif işler değildir. Bir kaç tane eşkiyanın hevasına ve dünya hevesine kalmış da değildir. Kimse de bu dinin sahibi değildir.
Bu dinin tamamı Allah'ındır beşerin hevası ve dünya kavgasından ibaret olmaktan yücedir.
قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۙ
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın tensipleriyle;
Göç İdaresi Başkanlığı görevine Sayın Muhammet Selami Yazıcı, Başkan Yardımcılığı görevine Sayın Murat Karakaya, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine Sayın Ahmet Türköz,
Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü görevine Sayın Mehmet Balıkçılar, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı görevine Sayın Levent Yazıcı,
AFAD Barınma ve Yapım İşleri Genel Müdürlüğü görevine Sayın Elif Bağ atanmıştır.
Kendilerini tebrik ediyor; üstlendikleri görevlerin devletimize, milletimize ve teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Görevlerini bugüne kadar büyük bir özveriyle yürüten kıymetli çalışma arkadaşlarımıza da emekleri ve hizmetleri için teşekkür ediyorum.
Hocam yanlış anlamayın bir şey diyeyim...
Hoca, iran zalim değil, iyi Ki Suriye'dekiler öldü vs bir şey söylüyor mu?...
Ortada bir savaş var, gelin İsrail'i ve ABD'yi yıkalım diyor. Bu kadar basit niye anlamakta zorlanıyorsunuz.
Bu savaşta oturup izleyecek miyiz? Nereye kadar?
Bu defa da İrancıların övgüsüne mazhar oldunuz. Çok yazık.
Dün zalim olan İran, bugün mazlum olabilirmiş.
Öyle mi Yıldırım hoca?
Dün kimyasal silahlarla Suriye'de 1000lerce çocuğu katleden ve kendilerine "Sünnî Doğrayıcıları" diyenlerin yaptıklarını unutup bugün desteklemeliyiz?