"Haset ittifakı" korkunç bir şey.
Dünyanın en tehlikeli ittifakı: Aynı kişiye haset edenlerin ittifakı.
Taze ölmüş bir ceylan bedenine üşüşen çakallar gibi bulurlar birbirini. Ve büyük bir iştahla yerler ölmüş kardeşlerinin etlerini.
Hiç tanımadıkları, tanışmadıkları insanlar hakkında dizginlenemez ve kendini ifşa eden bir hasetle atıp tutan birileri varsa; orada o kişiyi aynı haset motivasyonuyla doldurmuş birileri de vardır. Çünkü haset öyle kışkırtır ki kalplerini müthiş bir hazla müttefikleri olurlar birbirlerinin.
Rûberû, kalp kalbe, göz göze tanışmadığınız, hakiki bir muhabbet beslemediğiniz ve size sürekli birileriyle ilgili dedikodu coşkusuyla laf getiren herkese temkinli durun. Çünkü aynı kişiler tarafından harcanacak adınız, kalbiniz, niyetiniz ve varlığınız.
Ve tertemiz bir kalple Allah'a havale edin böylelerini. Asla o dedikodu ağını beslemeyin. Hayat herkese kalbinin karşılığını veriyor, verecek sonunda. Zerre şüpheniz olmasın bundan. Çünkü bu üç günlük ve üç kuruşluk dünya kimsenin dedikodusuna ve hasedine değecek dünya değil.
Kalbînizi ve vaktinizi asla ziyan etmeyin bu bu tarz haset ittifaklarının uğultusu karşısında. Kendi kendilerini ve o fitne dolu ittifak bağlarını yiyerek müstehaklarını bulacaklar çünkü sonunda.
Hep şey derdim ben öldükten sonra arkamdan gönülden "iyi bilirim" desin insanlar. İyi olayım aman kırmayayım aman incitmeyeyim. Yaş aldıkça herkes sevmesin beni diyorum. Ben de herkesi sevmeyeyim. Konuşarak halletmeye çalışırdım her şeyi. Öyle olmadığını da anladım.
Çocuk gibi küsmeler, arkadan iş çevirmeler. Bundan sonra maymun gözünü mu açtı demek lazım ya da kendi hakkıma artık girmiyorum mu desem o tanımı daha oturtamadım. Emek gösterene, yanında durana, bencillik etmeyene hep açık yüreğim. İnsan kalma çabamı koru Allah'ım.
Tek taraflı beklenti olayını anlamıyorum ve anlamayacağım da galiba. Sen hiçbir şey yapma, kötü gününde yanında durma, iyiliğine haset et, yapılana vefa gösterme. Yani "insan" olmanın hiçbir hasletini üzerine alma. Sonra vay efendim benim yanımda olmadılar. Beni yalnız bıraktılar
"Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi. Bilmez ki sorsun, bilse sorardı” der Sadi Şirazi. Sevginin ispatı meraktır. Seven, sevdiğini söylediği kişiyle hemhal olur. Aksi sevgi değildir.
Yıllarca Hiroşima’da, Autzwich’te, Srebrenitsa’da, Guantanamo’da, Cezayir’de yaşanan soykırımları büyük bir dehşetle ve öfkeyle okuduk, dinledik, izledik. Bugün aynı vahşet ve soykırım Gazze’de yaşanıyor. Yıllar sonra Gazze soykırımı anlatılırken insanlığımızdan utanmamak için, bugün Gazze için sesimizi yükseltmeliyiz.
Nehirden denize özgür Filistin!
“İçki ve uyuşturucu problemi olan Amy Winehouse, rehabilitasyon merkezinde yetmiş gün geçirmektense babasını dinleyip evde kalmayı ve unutulmaz şarkısı Rehab'i yazmayı seçti. Bu, onun çok korktuğu '27'ler klübü'ne doğru attığı en dramatik adım oldu.”
Yıllar içinde şu noktaya geldim:
Beni dönüştürmeyecek/geliştirmeyecek biriyle hiçbir zaman yakın ve asıl bir ilişkiye girmem.
Kendisini dönüştürmeyi/geliştirmeyi vaadedemiyorsam kimseyi dostluğuma davet etmem.
Ne kendi vaktime zulmettiririm ne başkasının vaktine zulmederim.
Daima bunalımı olan, tekdüze gitmeye dünden razı, baştan vazgeçmeye meyyal kimselerin kendilerine verdikleri zarar, çevrelerine verdikleri zarardan daha fazla. Çevrelerine her koşulda balta sallamaya kalkarlar ve çeki düzen vermeye. Kendi bahçeleri için bu eforu gösterseler hâlbuki, ama işte hâlbuki.
Soruşturma
"Sabit fiyat yasası uygulayan ülkelerde, kitapçı sayısının arttığı, ürün çeşidinin fazlalaştığı, okurun kitaba daha kolay ulaştığı gözlemleniyor. Bu uygulamayla, büyük tedarikçilerin olduğu yayıncılık sektöründe, küçük işletmelerin de hakkının korunduğu söylenebilir."
"İnsan, kitap bahçesinin içine girdiğinde adeta bir arı gibi oluyor. Arıların, çeşit çeşit çiçeklerin özünden bal topladığı gibi, bizler de her kitapla başka bir kitabın özüne yolculuk etmeye başlıyoruz."
■ Editörlüğün Yolları Yokuşludur
■ Yazan: Feride Özge Yılmaz
#Okur21