Bazen Özgür Özel’i ve arkadaşlarını anlamıyorum. Başınıza gelmeyen kalmadı, oturduğunuz koltuklardan sökülüp atıldınız…
Camınız, çerçeveniz kırıldı…
Sonra da “çabamız yok, yetmez ama evetimsi, evet” arasında gidip geleceksiniz öyle mi?
Evet diyeceksiniz belli ki…
Ne için?
Demokrasi, özgürlük, kardeşlik, barış…
Elbette… Elbette değerli kavramlar… Konuşulmalı…
Kim hayır diyebilir ki bunlara?
Hele de sahiciyse…
Peki size geldi mi, uğradı mı kardeşlik, özgürlük, barış?
Size gelmediyse bütüne sahiden gelecek mi?
Olanı, biteni anlamıyorum.
Niye kurdunuz abi o zaman Yeni Parti’yi?
Demokrasinin, barışın, özgürlüğün, kardeşliğin içinde Sinem Dedetaş var mı, yok mu?
Yaşlı annesi mahkeme koridorlarında, hastane önlerinde ağlayan, hasta Murat Çalık var mı, yok mu?
Yol arkadaşım dediğiniz İmamoğlu var mı, yok mu?
Neye evet abi, bir anlatsanıza iyice…
Buradan bakınca “nerden baksan tutarsızlık….” gibi görünüyor da…
Deniz Göktaşın babası Kemal Göktaş hakkında 1980'de bazı olaylarda aktif rol aldığı ve polis öldürdüğü ve Çorum olaylarında aktif rol aldığı iddia ediliyor, bunla ilgili binlerce twit atıldı..
ANLATAYIM
Bahse konu Kemal Göktaş ile Deniz Göktaşın babası Kemal Göktaş ayrı ayrı kişiler..
Deniz'in babası 1972 doğumlu, yani 1980 yılında 8 yaşındaydı.. Hiç bir olayla ilgisi olmayan ve olamayacak adamı sırf Denizin babası olduğu için isim benzerliğini kullanarak attığınız iftiraları ne yapacaksınız? Hiç utanmıyor musunuz? Hesap vereceksiniz..
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Komedyen Deniz Göktaş, yurt dışındayken hakkında soruşturma başladı ve sosyal medya aracılığıyla Türkiye'ye döneceğini beyan etti; bugün de döndü.
Buna rağmen ifadeye çağırmak yerine dönüşte havaalanında gözaltına alınması, ters kelepçeyle görüntülerinin servis edilmesi, Türkiye'de yargının nasıl bir baskı aracına dönüştürüldüğünün yeni bir örneğidir.
Bir stand-up gösterisi nedeniyle gözaltı kararı verilmesi, doğrudan ifade özgürlüğünün ihlalidir.
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması kabul edilemez; derhal serbest bırakılmalıdır.
#DenizGöktaş @idgoktas
Deniz Göktaş'ı ilk kez izledim. Ben olsam yapardım denilen her şeyi yapmış. Adamın solar çakrasından öpüyorum. Bu güven, bu hareket, anlattıkları mizah değil. En güzel kısmı,
"Sen gidersen, ben gidersem bu ülke kime kalacak."
Bayıldım. Çok doğru ve yıllardır söylüyorum. Bu topraklar benimdir, kimseye bırakmam. Ruhsal bir birliktelik oluşturduk. Bu görüşten devam.
Orman yangınlarının başlamasıyla birlikte kenarda tuttuğu "Neden yangın söndürme uçağı almıyoruz, ısrarla ve inatla neden kiralıyoruz, var olan uçakları neden kullanmıyoruz, neden yeterli ekipman yok" sorularını "yine" sormaya başlayanların programı #nihatlamuhabbet@kafaradyo da başlıyor.
Günaydın...
https://t.co/JWWr0Ztob7
digiturk 408