Bu terbiyesizliğini de unutmadık PİNÇ!
Müslümanları terörist gibi gösteren bu "Pinç" şu an barış elçisi gibi takılıyor!
(Oğuzhan Uğur, baraj patladı yalanıyla enkaz altındaki onlarca cana kastetmiş, bu da yetmezmiş gibi topladığı bağışları AHBAP isimli tokatçı derneğe aktarmıştı)
Fetö'nün köpeği Atalay Demirci'nin yüzüne;
-"Sen hâlâ onların köpeğisin" deyip suratına tüküren Beyaz Tv'nin aslan yürekli muhabiri.
Seni de unutmadık!
Seslendirdiğim “Otuz Kuş” Şiiri
Şehit Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in ve 15 Temmuz’un tüm kahraman şehitlerinin aziz hatırasına… 🇹🇷
15 Temmuz gecesi, Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının milletimizin iradesine, demokrasimize ve bağımsızlığımıza yönelik silahlı darbe girişimi; aziz milletimizin canı pahasına ortaya koyduğu eşsiz direnişle bertaraf edildi.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın cesur ve kararlı liderliğiyle yaptığı tarihî çağrıya tereddüt etmeden icabet eden, vatanına ve millî iradeye sahip çıkmak için meydanları dolduran aziz milletimizin destansı mücadelesi, tarihin akışını değiştirdi.
Milletimiz o gece; egemenliğinin kayıtsız ve şartsız kendisine ait olduğunu, millî iradenin üzerinde hiçbir güç tanımadığını ve bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğini tüm ihanet odaklarına bir kez daha gösterdi.
15 Temmuz’un 10’uncu yıl dönümünde; devletimizin kurumlarına sızarak ülkemizin geleceğini hedef alan FETÖ’ye ve tüm vesayet odaklarına karşı mücadelemizi, hukukun üstünlüğünden taviz vermeden aynı azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz.
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye, demokrasimizi daha da tahkim etmeye ve şehitlerimizin aziz emanetine sahip çıkmaya devam ediyoruz.
15 Temmuz gecesi vatanına, bayrağına, millî iradeye ve demokrasiye sahip çıkarken şehadet mertebesine ulaşan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; o karanlık geceyi aydınlığa çeviren kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüz kutlu olsun.
#ZaferBizim 🇹🇷
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum:
10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde.
Bugün dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor; Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor.
Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle, birlikle, dayanışmayla esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
Ay Yüzlü Bir Şehidin Sessiz Hikâyesi!
Bazı kahramanlar vardır; ne boyları uzun ne unvanları büyük, ne de arkalarında kalabalık medya orduları bulunur.
Onlar sadece vatan sevgisiyle yanıp tutuşan, 17 yaşında bir gençtir.
Adı Mahir Ayabak’tı.
Daha 17’sindeydi.
Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için lise eğitimine ara vermiş, bir pastanede garsonluk yaparak ekmeğini kazanmaya çalışıyordu.
15 Temmuz 2016 akşamı saat 23.30’da işten çıktığında telefonu çaldı. Arayan babasıydı: “Oğlum darbe oldu diyorlar, dikkat et!”
O anda ülke hainler tarafından işgal ediliyordu. Mahir için “eve gitmek” diye bir seçenek yoktu. Arkadaşlarını, kuzenini aradı. Birlikte halkın en önüne geçip Atatürk Havalimanı’na doğru yürüdüler.
Darbecilerin kurşun yağmuru başladı.
En önde, ay yüzlü bir genç, şehadet parmağını gökyüzüne kaldırdı.
Mahir Ayabak, Atatürk Havalimanı’nda ilk düşen şehitlerden biri oldu.
Babası, “Doğduğunda deprem oluyordu. Tekbirler ve dualar arasında dünyaya gelmişti. Aynı şekilde aramızdan gitti.”
Belinden giren kurşun kalbinden çıkmıştı.
Şehadet parmağı hâlâ havadaydı.
Babası yetişemedi oğluna.
Bir daha sarılmak, bir daha sesini duymak mahşere kalmıştı.
Bu ülkede şehitler bazen unutulur. Çünkü medya için “doğru” kahraman tipi başkadır.
Taksim’de yürüyüşler, canlı yayınlar, anma törenleri... Onlar askere, polise taş atanlar için düzenlenir. Vatanı için canını veren 17 yaşındaki bir garson çocuğu için değil.
Mahir’in hikâyesi ne büyük manşetlerde ne de prime-time tartışma programlarında yer buldu.
O, sessiz sedasız, sıradan bir Türk gencinin destanıydı.
Okulunu bırakıp ekmek parası peşinde koşan, ama darbe sesini duyunca önce vatanını düşünen bir genç...
15 Temmuz’un asıl kahramanları işte bunlardı.
Ne maaş bekleyen ne makam peşinde koşan, sadece “bu ülke bizim” diyen insanlar. Mahir gibi. Ay yüzlü, temiz kalpli, cesur.
Aradan yıllar geçti. Ama o parmak hâlâ havada. O bakış hâlâ meydan okuyor.
Unutmayacağız Mahir. Unutturmayacağız, ay yüzlü şehit.
Bu millet, senin gibi evlatlar yetiştirdiği sürece, hainler bir kez daha denese de başaramayacak.
Çünkü senin gibi binler, on binler var arkanda.
Allah rahmet eylesin.
Saygılarımla.
Baki Özışık