Gazze'ye gönüllü giden Dr. Tanya Haj-Hassan:
“Cansız bir çocuğu kucağımda tuttum onu kurtaracak hiçbir ekipman yoktu.
Bu bir savaş değil, masumların katliamı.”
📷 Sovyetler Birliği'nin Türkistan'da dini inançları ortadan kaldırmak amacıyla uyguladığı baskı ve zorunlu ateizm politikalarına tanıklık eden 1926 doğumlu Kırgız kadın, umre ibadetini tamamlayarak memleketine döndü.
Asırlık kadın, kendisini karşılayan ailesi için önce Arapça dua etti, ardından duasını Kırgızcaya çevirdi.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
“Askeri harcamalarımızı gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5’ine çıkarmayı reddettik.
Netanyahu hükümetine silah ambargosu koyduk.
“Topraklarımızın hukuka aykırı saldırılar için kullanılmasına izin vermedik.”
Netanyahu’nun Gazze’de sürdürdüğü soykırımı hiçbir çekince koymaksızın kınadık.”
“Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür.
Bu kuşatmayı, ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz.
Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir.”
@RTErdogan
⚠️ Parasıyla insan vurmaya gelmişler!
• Yetişkinler 80.000 mark
• Güzel kadınlar 95.000 mark
• Hamileler 110.000 mark!
👉🏻 Bosna’yı ‘savaş turizmine’ açan Sırp milislerle ilgili kan donduran detaylar gün yüzüne çıktı:
Saraybosna kuşatması sırasında dünyanın dört bir yanından gelen zenginlerin, savunmasız sivilleri öldürmek için para ödedikleri iddiası yeni bir kitapla yeniden dünya gündemine oturdu.
Hırvat gazeteci Domagoj Margetic'in kaleme aldığı Öde ve Ateş Et adlı kitap, Saraybosna'da 1992-1995 yılları arasında yaşanan bu insan avındaki vahşeti gözler önüne serdi.
Kitapta yer alan iddiaya göre hafta sonları Rusya, Kanada, ABD, Almanya, İspanya ve İtalya başta olmak üzere farklı ülkelerden Saraybosna'ya giden zenginler, sivilleri vurabilmek için Sırp milislere yüksek miktarlarda ödeme yaptı.
Öldürülen bir istihbarat subayından alınan belgelere dayanan iddialara göre Sırp milisler, zenginler için ‘fiyat listesi’ oluşturmuştu.
Times gazetesinin aktardığına göre;
• Yetişkinler için 80.000 mark,
• Güzel kadınlar için 95.000 mark
• Hamile kadınlar için 110 bin mark ödeme alınıyordu.
Aynı şekilde çocuklar için de yüksek fiyatların belirlendiği aktarıldı.
İstihbarat subayının notlarında yabancıların “en güzel kadınları vurmak için birbiriyle yarıştığının” yazdığı da aktarıldı.
Bazı milislerin ifadelerine göre insan safarisine katılanlar arasında Avrupa'daki bir kraliyet ailesinin mensubu da bulunuyor.
Kitapta söz konusu kişinin helikopterle geldiği, Saraybosna yakınlarındaki Vogosca'da kaldığı ve “çocukları vurmak istediği” öne sürüldü.
(Mehmet Efe Altay)
Yunanları asıl endişelendiren: Türkiye'nin askeri gücü değil.
Türk milletinin, gençlerin Yunan mezalimini hatırlaması ve intikam duygusu ile dolması.
Aslında haklılığımızın ve Yunan'ın gerçek yüzünün görülmesi..
📌Emekli Yunan Tümamiral ve Yunan Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkan Yardımcısı Vasilis Martzoukos:
"Türkiye’de kamuoyu sistemli şekilde hazırlanıyor.
Şimdi Girit’teki Türk-Giritlilere yapılan katliamları, Mora’da Osmanlı eseri kalmadığını hatırlıyorlar."
UNUTULMUŞ SOYKIRIM:
"YUNAN DEVrimi"NIN BİR TÜM HALKI NASIL YOK SAYDIĞI
Slogan açıktı: "Morea'da tek bir Türk kalmamalı." Soykırım...
23 Eylül 1821, Tripolitsa. Bu tarih Yunanistan'da bir "kurtuluş"un parçası olarak hatırlanır. Hayatta kalan kayıtlar çok daha karanlık bir hikaye anlatır.
Tarihçi S.R. Sonyel, İngiliz arşivlerine dayanarak, Mart 1821'de Peloponez'de yaklaşık 50.000 Türk yaşadığını kaydeder. Bir ay sonra Yunanlar Paskalya'yı kutlarken, Türk nüfusu neredeyse tamamen yok edilmişti.
Slogan açıktı: "Morea'da tek bir Türk kalmamalı."
Bu, Tripolitsa ile sınırlı değildi.
Tarihçi Stanford Shaw, katliamların Tripolitsa ile sınırlı olmadığını vurgular.
Kalavryta ve Patras'tan Navarino, Korint, Atina ve Kalamata'ya kadar, Müslüman topluluklar saldırıya uğradı, sürgün edildi veya katledildi.
Köyleri yakıldı, mülteciler yollarda durduruldu ve güvenlik vaat edilerek teslim olanlar genellikle yine de öldürüldü.
İngiliz tarihçi William St Clair, haftalar içinde 20.000'den fazla Türk erkeğin, kadının ve çocuğun kasıtlı olarak öldürüldüğünü kaydeder.
Yalıtılmış çiftliklerde yaşayan aileler katledildi ve evleri cesetlerinin üzerinde yakıldı. Bazı kasabalarda, aç Müslümanlar koruma vaatleri aldıktan sonra teslim oldu.
Erkekler öldürüldü, kadınlar ve çocuklar köleleştirildi ve daha sonra öldürüldü.
Sonra Tripolitsa geldi.
Şehir düştükten sonra üç günlük bir katliam başladı. St Clair, Cuma ile Pazar arasında 10.000'den fazla Türk'ün öldürüldüğünü kaydeder.
Mahkumlar işkenceye uğradı, sakatlandı ve yakıldı. Hamile kadınlar öldürüldü. Çocuklar ve yaşlılar kurtulmadı. Yahudi topluluğu da sistematik olarak saldırıya uğradı. Çağdaş Avrupalı gözlemciler bu vahşeti bizzat gördü.
Katliamın ölçeği, "Yunan davası"nı desteklemek için gelen bazı Avrupalı philhellenleri bile şok etti. Alman doktor Wilhelm Boldemann, tanık olduğu dehşetten dehşete düşerek, çağdaş anlatımlara göre kendini zehirleyerek intihar ettiği bildirilir.
Yıkım, insan hayatlarının ötesine geçti.
Türk mallarına el konuldu, hayır kurumları yağmalandı, camiler tahkir edildi ve yok edildi, mezarlıklar ihlal edildi ve yüzyıllardır süren bir Müslüman varlığının fiziksel izleri sistematik olarak silindi.
Sonyel, katliamların soykırımın temel özelliklerini taşıdığını savunur: niyet, sistematik imha, bütün toplulukların yok edilmesi ve kültürel varlıklarının silinmesi.
Diğer akademik çalışmalar da Morea Türkleri'nin yok edilmesinin yönlerini soykırım olarak tanımlamıştır.
Ve kanıtlar sadece Türk kaynaklarından gelmedi. St Clair'in anlatısı, Yunanistan'daki Türklerin 1821 baharında "ani ve kesin" bir şekilde kaybolduğunu tarif ederken, Avrupalı gözlemciler daha sonra Peloponez genelinde büyük Türk topluluklarının bir zamanlar yaşadığını inanmakta zorluk çeker.
Bu, kahramanca kurtuluş anlatısının dışarıda bıraktığı "Yunan Devrimi"nin parçasıdır.
Peloponez genelinde nesiller boyu yaşamış bir halk yok edildi, mallarına el konuldu ve kültürel izleri silindi.
23 Eylül, Tripolitsa'nın bütün bir topluluğun yok oluşunun sembolü haline geldiği gün olarak hatırlanmalıdır.
@hermes_z
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81
Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz.
Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız.
Türkiye olarak Karadeniz Tahıl Koridoru gibi bu ilkeyle hareket ettiğimiz her konuda netice aldık, hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz.
Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz.
Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz.
Bilinmelidir ki teknokutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.
TV'LER VERMEDİ... İSTANBUL'DA BÜYÜK GECE...!
Dünya'daki bütün sanatçılar GAZZE katliamına sessiz kalırken, Metro Boomin ve ekibi The Weeknd başta olmak üzere bu ABD'li sanatçılar, Gazze'ye 2.5 milyon dolardan fazla bağış yapmışlardı. Hayranlarını da Gazze'ye bağış yapmaya davet ettiler.
📌 Aylar önce demiştik bu sanatçılar mutlaka Türkiye'ye gelmeli ve sahip çıkılmalı.
📌 Dün akşam İstanbul'da Başta The Weeknd'in Future'un Travis Scott'un efsanevi yapımcısı Metro Boomin dev bir konser verdi ve milletimizin ilgisi yoğundu.
📌 Ama her zaman ki gibi televizyonlar bir kare bile vermedi, Türkiye'ye geleceğini duyurmadı bile...
Çok yazık... Bu sanatçılar dünya'da müzik sektörüne yön veren, listeleri alt üst etmiş sanatçılar. Neden TV'ler bunun haberini vermez ?
📌 Duyarlı insanlarımız sahip çıktı ve konser alanı ağzına kadar doldu. Metro Boomin de çok büyük bir jest yaparak Türk bayrağını sırtında taşıdı.
Özel olarak teşekkürler @MetroBoomin
📌 En kısa zamanda yeniden İstanbul'a gelmenizi ve Sizi izleyenlerimize de tanıtmayı isteriz. İstanbul Dünya'nın merkezidir, burada vereceğiniz konserler çok çok önemlidir. Ne yazık ki bu konserden bizim bile yeni haberimiz oldu... Yayıncıyken biz bile duymadık, haberimiz olmadı. @sizzle808MAFIA@1future@trvisXX@theweeknd
"Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi."
Yunanlar tarafından Türklere yönelik gerçekleştirilen Tripoliçe Katliamı - 23 Eylül 1821.
Unutmadık, unutturmayacağız 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Dünyanın inanması için bu cani daha ne desin?
Netanyahu, canlı yayında:
"İran'da sivilleri, aileleri, babaları, anneleri ve çocukları hedef aldık. Onları öldürdük."
Bütün dünyanın gözü önünde savaş suçu işlediğini itiraf ediyor,
Ama dünya yine sessiz…
ATİNA TÜRK KIYILARINI
BIRAKIP KUZEYE BAKSIN!
MAKEDONLAR TEHDİT EDİYOR..
İsrail ile bir olup Türkiye kıyılarında cepheler kuran,
Adalar’a İsrail silahları ve askerleri taşıyan Yunanistan;
Kendi çatışmacı oyununun kurbanı mı olacak?
Makedonların 'silahlı isyan' çağrısıyla neye uğradığını şaşıran Yunan,
Şimdi de 'sahillerde bombalı eylem' çağrısının şokunu yaşıyor.
Kendilerini 'Ege Makedonya Kurtuluş Ordusu' olarak adlandıran örgüt,
Yunan turizmini baltalamak için 'bombalı eylem' mesajı verdi.
Bu haber sadece TRHaber'de.
https://t.co/h2h8ZanHQL
Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya yükselen güçlü bir ses…
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, merhum Sezai Karakoç’un dizeleriyle bir kez daha tarihe not düştü:
“Biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak.”
Türkiye; nerede bir mazlumun feryadı, nerede bir haksızlık ve zulüm varsa hakkı ve hakikati haykırmaya devam edecek.
Rabbim Cumhurbaşkanımızın sesini, sözünü ve mücadelesini güçlü kılsın. 🇹🇷
Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir; bu insani bir meseledir, hepimiz için vicdani bir meseledir.
Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. #UNGA81
Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu vesilesiyle bulunduğumuz New York şehrinde Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcileriyle Türkevimizde bir araya geldik.
Sanayiden finansa, enerjiden ulaştırmaya, sağlıktan savunmaya kadar birçok konu ve sektörü değerlendirme fırsatı bulduğumuz buluşmaya katkıları için Amerikan Ticaret Odasına, iş konseylerimize ve DEİK’e teşekkür ediyorum.
Diplomatik ilişkilerimizin 100’üncü yılına yaklaştığı bugünlerde ABD ile yakalamış olduğumuz ivmeyi ekonomi alanında da sürdüreceğimize, hep birlikte 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza gönülden inanıyorum.
Ülker-Akit-Gıda Dedektifi-Domuz Manşeti-Yenişafak-Oda Tv hakkında herşey sansürsüz!
Video kısa kesit izlemek için: https://t.co/ZTHnpQfhZN
22 Eylül 2026 Salı Canlı Yayının tamamını izlemek için: https://t.co/oaqsXbiWu5
Desteklemek için bilgiler: https://t.co/8BjesaEVao
İletişim için Whatsapp: +905398629999
Direkt iletişim: [email protected]
ANALİZ TV
-Türkiye’nin İlk ve Tek Sansürsüz Tv Kanalı-