Zamanın birinde bir yerde kuraklık baş göstermiş. Yağmur dualarına çıkılmış, kurbanlar kesilmiş ama bir damla yağmur yağmıyor. O beldede yaşayan arif bir zata gitmişler, “Böyle böyle efendim, yapmadığımız şey kalmadı, yağmur yağmıyor” demişler. Arif zat “Tamam” demiş ve beldede yaşayanların tek tek kapısını dolaşmaya, herkese bir ihtiyacı olup olmadığını sormaya başlamış. En son yıkık dökük bir evin kapısını çalmış, içeriden bir anne ve kızı çıkmış. Arif zat ihtiyaçlarını sormuş. Anne utana sıkıla “Kızımın bir ayakkabıya ihtiyacı var” demiş. Arif zat anneyle kızı yanına alıp pazara götürmüş, kıza ayakkabı almış. Kız ayakkabıyı giyer giymez gökten boşalırcasına yağmur yağmaya başlamış. Arif zat durumu anlamış, kıza dönüp “Evladım, senin Allah’a ettiğin bir dua var mıydı?” demiş. Kız “Allah’ım yağmur yağdırma diye dua ederdim, çünkü ayakkabılarım yırtık olduğu için ayaklarım hep ıslanıyordu” demiş….
İbrahim kardeşin bu paylaşımını görünce aklıma bu kıssa geldi. Allah (ﷻ) bu kıssadan hissemizi almayı nasip eylesin…
+ağrı eşiği yüksektir, dedi. Hemen ağrı kesicileri değiştirdiler. Ya direkt doğumu yapmış bana değil neden eşime inandınız. Hala aklıma geldikçe üzülüyorum ya. Bu kadar basit bir mevzuda bile neden böyle oluyor?!
Günlerdir okuyorum, yazmayayım diyorum ama... Doğum yaptıktan sonra inanılmaz ağrım vardı, ağrı kesiciler işe yaramıyordu ki benim ağrı eşiğim çok yüksektir. Hemşireler hemcinsim ama normal deyip geçiştiriyorlar, en son eşime dedim lütfen git söyle eşim naz yapmıyor+
Olur da israil’e düşen füzelere üzülürseniz aklınıza bu görüntüler gelsin. Ramazan günüydü, duvarın arkasında eziyet gören müslümanlara seviniyorlardı.