Bilime, hekimliğe ve insan onuruna adanmış bir yaşam: Prof. Dr. Coşkun Özdemir…
Nöroloji alanının öncü bilim insanlarından, İstanbul Tabip Odası’nın eski başkanlarından Prof. Dr. Coşkun Özdemir’i kaybettik.
Saygı, özlem ve minnetle…
🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay? 🐶: are u okay?
"Aykut Kocaman ve Müjdat Ataman, bize ne düşüneceğimizi söyleyen insanlar değil, dünyaya başka türlü bakmanın mümkün olduğunu hatırlatan insanlar."
Uğur Dereli
Gürültü Çağında "Düşünce"yi Savunan İki "İyi İnsan"
Aşağıda aynı fotoğraf karesindeki Aykut Kocaman ve Müjdat Ataman farklı alanlarda yürümelerine rağmen aynı zihinsel damarın içinden konuşuyor gibiler: alışılmışın dışında bakan, ezberlerin dışında konuşan ve kıymetli olan iki "iyi insan".
Türkiye’de çoğu zaman başarı; yüksek ses, tekrar edilen klişeler ve kalabalığın onayından geçiyor. Futbolda da eğitimde de durum çok farklı değil. Sistemin sevdiği şey net: sorgulamayan, rahatsız etmeyen, çizginin dışına taşmayan insanlar.
Oysa Aykut Kocaman ve Müjdat Ataman varlıklarıyla düzenin konforunu bozarlar. Çünkü onlar sonuçtan önce düşünme biçimini değiştirir.
Aykut Kocaman, Türk futbolunun uzun yıllardır tam anlamıyla çözemediği adamlardan biri. Bunun temel nedeni salt teknik direktörlüğü değil. O, futbolu sadece skor üzerinden okumayı reddeden bir akıl taşıyor.
Oyuna bakışı, risk algısı, sabır vurgusu ve zaman zaman fazla "mesafeli" bulunan dili; futbolun magazinleşmiş ikliminde hep aykırı durdu. Çünkü o, futbolu bağırarak değil, düşünerek, akıl ortaya koyarak anlatmaya çalıştı.
Türkiye’de futbol kültürü çoğu zaman tutkuyu düşüncenin önüne koyar. Kocaman ise oyunun duygusunun yanında, inşasına da önem verir. Kısa vadeli coşkuların değil sürdürülebilir aklın peşindedir.
Bu yaklaşım onu zaman zaman "soğuk", "fazla teorik" ya da "romantik" gösterir. Oysa ezberlere teslim olmamaktır meselesi.
Müjdat Ataman’ın eğitim dünyasındaki karşılığı da buna benziyor.
Ataman yıllardır eğitim sisteminin steril cümlelerine karşı sahici bir dil kuruyor. Öğretmenliği müfredat aktaran teknik bir görev olarak değil, yaşam alanının içindeki insan ilişkisi olarak okuyor.
Onun çıkışları bazen ütopik, bazen rahatsız edici bulunabiliyor. Ancak o rahatsızlık çoğu zaman insanların duyduğu gerçekle yüzleşmek istememesinden kaynaklanıyor.
Çünkü Ataman’ın temel meselesi şu:
Çocukları "sisteme uygun birey" haline getirmek mi istiyoruz, yoksa gerçekten insan yetiştirmek mi?
Bu soru bile başlı başına aykırı zaten.
Hem Aykut Kocaman hem Müjdat Ataman’ın ortak noktası tam burada ortaya çıkıyor. İkisi de kendi alanlarında popüler ezberlerin dışına çıkmayı göze alan insanlar.
Üstelik bunu yaparken "farklı görünmek" için uğraşmıyorlar. Onların aykırılığı yapay değil; düşünsel bağımsızlığın doğal sonucu.
Bugün "özgünlük" çok kullanılan bir kelime. Ama çoğu zaman tarz zannediliyor. Oysa gerçek özgünlük, insanın kalabalığın takdirine göre şekil değiştirmemesiyle ilgili.
Kocaman’ın futbol dili de Ataman’ın eğitim dili de tam olarak buradan besleniyor. Bu yüzden söyledikleri herkes tarafından kolay tüketilmiyor. Çünkü hızlı çağın sevmediği bir şey var: düşünmek.
Türkiye’de ortam, onları sürekli hizaya çekmeye çalışıyor. Futbolda da eğitimde de alışılmış olanın dışına çıkan herkes önce fazla farklı bulunuyor. Ardından ya yalnızlaştırılıyor ya da zaman içinde haklı olduğu teslim ediliyor.
Belki de bu yüzden Aykut Kocaman ve Müjdat Ataman gibi isimler sadece kendi alanlarının insanı değil. Onlar aynı zamanda bir zihniyetin temsilcisi. Gürültünün içinde düşüncenin, klişenin içinde özgünlüğün, konforun içinde rahatsız edici cesaretlerinden kaynaklanan dürüstlüğün temsilcileri.
Aykut Kocaman ve Müjdat Ataman, bize ne düşüneceğimizi söyleyen insanlar değil, dünyaya başka türlü bakmanın mümkün olduğunu hatırlatan insanlar.
İyi ki de onları tanımışım, iyi ki de varlar.
@ataman_mujdat
Aykut Kocaman
"Futbol tarihinde herkes şampiyonluk kazanabilir. Ama çok az insan bir kulübün karakterine dönüşebilir.
İşte bu yüzden kulüplerin, kendi değerlerinin taşıyıcısı olan efsanelerinin kıymetini bilmesi gerekir."
BİR KULÜBÜN RUHUNU TAŞIMAK
Aykut Kocaman çubuklu formayı giymekle kalmadı.
Kader ona 23 yaşında geldiği bir kulübün hafızasını, karakterini ve ruhunu taşıma misyonunu yükledi.
İlk fotoğrafta sahada mücadele eden genç bir futbolcu var.
Yumruğunu kaldırırken sadece bir gole sevinmiyor; aidiyete, emeğe, sadakate ve bir kulübün taşıdığı değerlere sahip çıkıyor. O formanın ağırlığını omzunda değil, yüreğinde taşıyor.
İkinci fotoğrafta ise yıllar geçmiş…
Bu kez antrenör olarak, şampiyonluk sonrası tesislerde aynı ruhu taşıyan bir teknik adam bilmeden aynı pozu veriyor.
Yüz hatları değişmiş ama karakter aynı. Çünkü bazı insanlar görev değiştirir ama aidiyet değiştirmez.
Futbol tarihinde herkes şampiyonluk kazanabilir.
Ama çok az insan bir kulübün karakterine dönüşebilir.
İşte bu yüzden kulüplerin, kendi değerlerinin taşıyıcısı olan efsanelerinin kıymetini bilmesi gerekir.
Çünkü onlar yaknızca teknik direktör ya da eski futbolcu değildir. Kulübün geçmişiyle geleceği arasında kurulan canlı köprüdürler.
Bir gün başarılar unutulur, skorlar silinir, kupalar tozlanır.
Ama bir kulübün ruhuna sadık kalan insanlar hafızadan silinmez.
Onlar o kulübün vicdanı olarak yaşar.
Aykut Kocaman "3 Temmuz Fenerbahçe Direnişi"nin sembol isimlerinden biri olmuştur.
Bu nedenle Aykut Hoca’ya yönelen sistematik itibarsızlaştırma çabaları, sadece futbol eksenli değerlendirmeler olarak görülemez.
Kocaman "Bir Durum": Futbol Tartışmasının Ötesindeki Gerçek
Aykut Kocaman’ın kariyeri, liderlik karakteri ve futbol kamuoyundaki saygınlığı ortadayken; sosyal medya üzerinden sistematik biçimde bir "Aykut Hoca karşıtlığı" üretilmeye çalışılması sıradan futbol tartışmalarıyla açıklanabilecek "bir durum" değil.
Bu tablo, geçmişte Aykut Kocaman’ın hem Milli Takım hem de Fenerbahçe için seçenekler arasında dahi değerlendirilmemesiyle aynı bağlamda okunmalı. Çünkü burada konu teknik tercih, oyun anlayışı ya da doğal futbol eleştirisi hiç değil.
Ortada, 3 Temmuzdan beri kavramsal anlamda bir siyasal iletişim çalışmasını andıran sistematik bir algı operasyonu var.
Bu süreçte görevli lejyonerler gibi hareket edenler tarafından, sosyal medya üzerinden belirli söylemlerin dolaşıma sokulması dikkat çekiyor.
Bu "durum" un temelinde ise Fenerbahçe’nin genetik kodlarının 3 Temmuz’dan bu yana Aykut Kocaman isminde vücut bulması yatıyor.
Nasıl ki Sayın MAA olumsuz anlamda 3 Temmuz sürecinin sembol isimlerinden biri hâline geldiyse, Aykut Kocaman da "3 Temmuz Fenerbahçe direnişi"nin sembol isimlerinden biri olmuştur.
Bu nedenle Aykut Hoca’ya yönelen sistematik itibarsızlaştırma çabaları, sadece futbol eksenli değerlendirmeler olarak görülemez.
Sosyal medyada güdülen troller ise çoğu zaman bu "durum"un farkında bile olmadan; "defansif oyun", "vasatlık", "çağ dışı futbol" gibi sözde futbol argümanları üzerinden aynı algının taşıyıcılığını yapıyorlar.
Oysa "durum" futbol teknik analizinin çok ötesinde; Fenerbahçe’nin belleği, 3 Temmuz sonrası ortaya çıkan direniş kültürü ve bunun Aykut Kocaman gibi sembol isimleri üzerinden yürüyen uzun vadeli bir algı mücadelesidir.
@barisssn VAR
Pozisyon, penaltı kararıyla sonuçlandığı için, VAR'ın otomatik müdahale alanında, yani, hakemin kararı, pozisyon, ıcığına cıcığına -konu Fenerbahçe olduğu için, gıcığına- VAR tarafından incelendi ve hakeme, kararının doğru olduğu bildirildi.
@barisssn İçerde Dışarda
18 çizgisi dışında faul yapıldı, hakem düdük çalmadı, savunma topa dokundu, ama, top çok uzaklaşmadı, Nene topu içerde yakaladı, çaktı, lamba, "hoop dışarda faul vardı, gol iptal" diye zırlayacak mıydık?
Nene topu yakalayamadı ve çakamadı, çünki, düşürüldü!
BASINA VE KAMUOYUNA;
Herkese Merhabalar
Ben Dr Larin Kayataş.Türkiyenin ilk açık kimlikli trans kadın doktoruyum. Sağlık Bakanlığı tarafından “mahkeme kararına” rağmen 2.defa devlet memuriyetinden men edilip,kamudaki doktorluk görevime son verildi.Bununla da yetinilmedi,hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu,adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum.
Yalnızca doktorluk mesleğim değil;özgürlüğüm,geleceğim,varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı.
4 yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, 6 yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi.
Ben bir trans kadın,bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim! Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz.Burada çalışma hakkının gaspı,sistematik dışlama,kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!
Üstelik yaşadığım süreç yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmadı,Sağlık Bakanlığı tarafından atanan bir müfettiş ile hakkımda 10 ay boyunca eklerle birlikte 924 sayfa rapor hazırlandı. Kişisel verilerime erişilmeye çalışıldı.Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı.Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi.Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı.Bana yönelik bu yaklaşım:sistematik,ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama,yıldırma pratiğine dönüşmüş durumda.
Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil,bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir.
Bu mesele yalnızca beni ilgilendirmiyor,bu mesele başta translar olmak üzere tüm Lgbti+ları,bu ülkenin doktorlarını,kadınlarını ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu açıklamayı yalnızca yaşadıklarımı anlatmak için değil,gerçeği görünür kılmak için yapıyorum. Kamuoyunun bu hukuksuzluğu bilmesini,buna sessiz kalmamasını ve dayanışmayı büyütmesini istiyorum.Çünkü bana yapılanların normalleşmesini kabul etmiyorum.Çünkü bu ülkede bir hekimin,bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır.Önümüzdeki günlerde bu süreç nedeniyle uğradığım hak kayıpları ve işsiz bırakılmam karşısında maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağım.Bu hukuksuzluk karşısında sesini,dayanışmasını ve imkanı olanlar için maddi desteğini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Dr Larin Kayataş
#drlarinkayataş #standwithdrlarinkayatas
"Son olarak, tüm bunlar bitip her şey geçtiğinde hatırlayacağım şey, düşmanlarımın sesleri değil, dostlarımın sessizliği ve korkaklığı olacaktır.
Sevgi ve Selamlarımla…"
Mert Hakan Yandaş
💥MERT HAKAN YANDAŞ’TAN MEKTUP VAR!
“DOSTLARIMIN KORKAKLIĞINI HATIRLAYACAĞIM!
“Sevgili Fenerbahçe Ailem ve Sevenlerime;
Hayatımın en zor dönemlerinden birinde sizlere bu satırları yazıyorum. Şu anda özgürlüğümden uzak olsam da inancım, vicdanım ve onurum dimdik ayaktadır.
Hakkımda yürütülen hukuki sürecin sonunda, adaletin en kısa sürede gerçeği ortaya çıkaracağına yürekten inanıyorum.
Bilmenizi isterim ki; üzerime atılı suçlamaların hiçbiri gerçeği yansıtmamaktadır. Ne Şanlı tarihimize ne de Fenerbahçe ismine leke getirecek hiçbir eylem ve davranışta bulunmadığımdan kimsenin şüphesi olmasın.
Fenerbahçe armasını göğsümde, Çubuklu’yu üzerimde taşımanın sorumluluğunun her zaman bilincinde oldum.
Fenerbahçeli Mert Hakan Yandaş olarak, Sarı-Lacivert’i üzerime giyip sahaya her çıktığımda terimin son damlasına kadar savaştım. Zor günler geçirdiğimizde, haksızlığa uğradığımızda, sorumluluk alınması gerektiğinde en önde yer almaktan çekinmedim.
Bu zor günlerde en büyük dayanağım, hukukun üstünlüğüne ve adaletin vicdanla buluşacağına olan sarsılmaz inancım. Yargı makamlarının gerçekleri hakkaniyetle ortaya çıkararak bu süreci adil biçimde sonuçlandıracağına yürekten inanıyorum.
Bu süreçte en çok canımı acıtan şey; ailemin, dostlarımın ve beni kalpten seven insanların üzülmesidir. Ama bilmenizi isterim ki özgürlüğüme kavuştuğumda başım yine dik olacaktır.
İçinde bulunduğum bu zor günlerde beni yalnız bırakmayan aileme, dostlarıma ve sevenlerime gösterdikleri destekten dolayı teşekkür ederim.
Son olarak, tüm bunlar bitip her şey geçtiğinde hatırlayacağım şey düşmanlarımın sesleri değil, dostlarımın sessizliği ve korkaklığı olacaktır.
Sevgi ve Selamlarımla…
Mert Hakan Yandaş”
FENERBAHÇE HEPİNİZE YETER
✊ Harington kupası için İngiliz işgâl kuvvetleri komutanı küstâhça “Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye alabilirler.” dediğinde cevabımız “Fenerbahçe Kulübü yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder.” diyerek meydan okumak olmuştur.
✊ Eskiler “hafıza-ı beşer nisyan ile malûldür” der. Fenerbahçe tarihi de haksızlığa isyan ile doludur. İnsan unutuyor. O yüzden hatırlatmakta fayda var:
✊ Fenerbahçe, işgale, haksızlığa, zorbalığa karşı direnişin ta kendisidir. Bu kulüp milli mücâdelede işgâlcilere tek başına direnmiş, 3 Temmuz’da kumpasçı-tetikçilere tek başına direnmiş, yıllardır Türk futboluna çöreklenen kirli bir yapıya karşı tek başına direnmiştir.
Haliyle:
✊ İtibar suikastçilerine, milletin itibarına kastedip ortalıkta “gazeteci” diye dolaşanlara, tetikçi medya aparatlarına,
✊ Sırtına yasadışı bahis reklâmı alanlara, yasadışı bahisçilerle iş tutanlara, yasadışı bahisçilere resmi sponsorluk verenlere,
✊ Kara para kullananlara, kara para aklayanlara, kara parayla oyuncu transfer edip maaş ödeyenlere,
✊ Mafya bozuntularına, mafyayla iş tutanlara, mafyadan medet umanlara,
✊ Ağır abilere, ağır abilerin abilerine, onların da ağababalarına,
✊ Tefecilere, vergi kaçıranlara, tefecilik yapıp insanları tehdit edenlere,
✊ Karaborsacılara, karaborsa bilet satışından nemalananlara, karaborsa bilet parasıyla futbolcu primi ödeyenlere,
✊ Yolsuz” hakemlere, “sahtekâr” futbolculara, “üçkâğıtçı” operatörlere, “eyyamcı” spikerlere, “yağcı” yorumculara, ortalıkta amigo gibi arz-ı endam eden futbol yöneticilerine, şikecilere ve bilumum operasyon çocuklarına;
FENERBAHÇE hepinize yeter!
Emrah Mutlu
@emutlu1907
Tombul kuşumla 7. senemiz bugün. Her yere işediği, bütün yastık ve ayakkabıları yediği, evde yalnız kalınca küçük bi kurt gibi uluduğu için adını Çaki koymuştuk. Büyüyünce bu kadar muhteşem bi köpek olacağını bilmiyoduk Çaki, herkes seni erkek sandığı için özür dileriz. Happy 7!💕🕺🏼
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan:
“Samsun şehri bizim komşumuz, hem çok değerli, benim de sevdiğim bir başkanı var. Çok ciddi emek veriyor.
Yine Galatasaray'ın da çok değerli bir başkanı var, çok önemli bir camiası var. Onlar da çok ciddi emek veriyorlar.
Ben eminim ki iki takım da sahada adaletsiz bir pozisyonun ortaya çıkmasını kendi lehlerine istemezdi.”