Kulağıma gelen çok önemli duyumlar var.
Yurt dışına giden paraları geri getirmek için büyük bir operasyon düğmesine basılmış durumda.
Seçime kadar Türkiye'ye 100 ila 150 milyar dolar arasında bir para girişi planlanıyor.
İlk etapta girmesi beklenen 50 milyar dolar ile piyasada bir dolar bolluğu yaratılıp, oluşturulacak fonla emekliye ve işçiye seyyanen zam yapılması hedefleniyor.
https://t.co/YGnvfmEdMt
#SeçimEkonomisi #DövizRezervleri #VarlıkBarışı #EmekliZammı #EkonomiGündemi #Gündem
⚠️ Kürtler eziliyor mu? Yerinde gözlemledim.
1 hafta boyunca Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep’teydim.
Kürtlerin ezilmesi bir kenara dursun, çoğu şehirden daha lüks ve konforda yaşıyorlar.
En basitinden Edirne merkezde çoğu yol bozukken bu adamların ilçeleri bile asfalt.
Diledikleri yerde Kürtçe konuşabiliyorlar, şarkılarını dinleyebiliyorlar. Karışan eden yok.
Pasajlarda birçok dükkanda pos cihazı yok, nakit alıp vergi ödemiyorlar.
22.00’den sonra alkol satan mekanlar var. Mardin’de çarşının göbeğinde, çekmeceye falan da saklama zahmetine girmeden aleni şekilde tezgahta kaçak sigara satıyor adamlar.
Batıda değil tezgahta kaçak sigara satmak, dükkanın yarım metre önüne normal ürün koysan zabıta gelip sınır ihlalinden müdahale eder.
Kıyı şeridinde mekanlar bunlarda. Güneydoğu’da 400-500 liraya sattıkları bir porsiyon eti; batıda 1500 TL’ye okutuyor.
Adamlar sadece Güneydoğu’da değil; İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da bizden iyi yaşıyor.
Ama lafa gelince Kürtler eziliyor. Nasıl?
Vatanımızı ikinci kez kaybedeli tam bir ay…
28 Ağustos’ta Türkiye’den çıktık.
Evimizden uzaktaki 31. günümüz.
Bir aydır evimize dönemiyoruz. Bir aydır kendi düzenimizden, eşyalarımızdan, arkadaşlarımızdan, yakınlarımızdan uzağız. Bir aydır sabah kendi evimizde uyanmıyoruz. Bir aydır normal şekilde çalışamıyor, para kazanamıyor, kendi hayatımızı kendi emeğimizle sürdüremiyoruz.
Son bir ay şehir şehir, sokak sokak dolaşıyoruz. Bazen birkaç gün kalabileceğimiz bir yer bulduk. Bazen akşam olduğunda o gece nerede uyuyacağımızı bilmiyorduk. Bazı günler “nerede yaşayacağız?” sorusunu bile soramadık; çünkü bütün mesele o gece başımızı nereye koyacağımızdı. Para azaldıkça bulabildiğimiz en ucuz yerlerde kaldık. Soğuk, rutubetli, uzun süre yaşanamayacak yerlerde… Böyle yerlerden birinde kaldıktan sonra üçümüz de hastalandık.
Hayatımızın büyük kısmı Türkiye’de kaldı. Eşyalarımız, kıyafetlerimiz, günlük düzenimiz, alıştığımız hayat… Yanımıza birkaç günlük yolculuk için alabildiğimiz şeylerle bir aydır yaşamaya çalışıyoruz. Bavul açıyoruz, bavul kapatıyoruz, birkaç gece bir yerde kalıyoruz, sonra yeniden yola çıkıyoruz. Bir ay boyunca hayatımızın sabit bir adresi olmadı.
Yemek bile artık günlük bir mücadele. Helal ve ucuz yemek bulmak kolay değil. Bazen önümüzde yemek oluyor, fakat yiyemiyoruz. Bazen para yetmediği için önce çocuğumuzu düşünüyoruz. Önce onun karnı doysun diyoruz. Sonra kalacak yeri düşünüyoruz. Sonra kendimizi. Evet, bunu gerçekten yaşadık: çocuğumuzu doyurduk, kendimiz bütün gün aç dolaştık. Çünkü o gün elimizdeki imkân ancak buna yetti.
Hepimiz kilo verdik. Hastalandık. Yorulduk. Fiziksel olarak da, ruhen de tükendik. Her sabah aynı hesapla uyanıyoruz: Bugün nerede kalacağız? Yarın ne olacak? Paramız kaç gün daha yetecek? Çocuk ne yiyecek? Bir sonraki gece nerede uyuyacağız?
Böyle bir hayatın içinde düzenli çalışmak, para kazanmak ve yeniden bir düzen kurmak neredeyse imkânsız hale geliyor. Günlerimiz kalacak yer aramakla, yol yapmakla, evraklarla, görüşmelerle, yeni ihtimaller peşinde koşmakla geçiyor. Gelirimiz yok denecek kadar azaldı, masraflarımız ise her gün devam ediyor. Konaklama, ulaşım, yemek, zorunlu harcamalar… Elimizdeki imkânlar her geçen gün biraz daha eriyor.
Zaman zaman ailemizin ve yakınlarımızın desteğine muhtaç kalıyoruz. Bu da insanın omzuna ayrıca ağırlık bindiriyor. Çünkü yıllardır kendi emeğiyle yaşayan bir insan için bir anda başkalarının yardımına ihtiyaç duymak kolay bir şey değil. Üstelik herkese yazıp yardım istemek de istemiyoruz. Zaten yardım isteyebileceğimiz çok geniş bir çevremiz yok. İnsan kaç kişiye aynı şeyi anlatabilir? Kaç kişiye “Bu gece nerede kalacağımızı bilmiyoruz” diyebilir? Kaç defa kendi çaresizliğini kelimelere dökebilir?
Bazen gerçekten yalnızca önümüzdeki iki günü, üç günü çıkarmaya çalışıyoruz. Bazen sıcak bir yerde uyuyabilmek büyük mesele oluyor. Bazen bir sonraki haftaya yetecek parayı bulmak. Bazen çocuğumuzun düzgün yemek yiyebilmesi.
Bütün bunların üstüne bir de Türkiye’ye dönebilmek için mücadele ediyoruz. Evraklar, dilekçeler, belgeler, telefonlar, görüşmeler, sürekli değişen yollar ve yeni arayışlar… Bir ay boyunca zamanımızın ve enerjimizin büyük kısmını buna harcadık.
Bir ay boyunca yaşamadık. Hayatta kalmaya çalıştık.
Takvimde 31 gün geçti. Bizim için bu 31 gün; evsizlik korkusu, açlık, hastalık, kilo kaybı, sürekli bavullarla yaşamak, çalışamamak, başkalarının yardımına ihtiyaç duymak, çocuğumuz için endişelenmek ve ertesi günün ne getireceğini bilmeden uyumak demekti.
28 Ağustos’ta çıktığımızda bunun bu kadar uzun süreceğini düşünmemiştik. Evimize kısa sürede döneceğimizi sanıyorduk. Bugün hâlâ evimize dönmenin yolunu arıyoruz.
Belki bütün bunları dışarıdan anlamak gerçekten zordur. Çünkü bazı şeyleri anlamak için yaşamak gerekir. Yabancı bir ülkede, vatanını iki kez kaybetmiş insanlar olarak, bir aydır tek bir umutla yaşıyoruz: yeniden evimize dönebilmek.
Biz artık gerçekten çok yorulduk.
Sipariş vermek için lütfen bana ulaşır mısınız ayıcık mumlar 60 tldir annem hasta ona bakıyorum bir süredir bende hastayım anoreksiya başlangıcı teşhisiyle yattım tedavi görüyorum kahverengi ayıcık mumlar satıyorum komşumuz aracılığıyla kargoya göndereceğim desteğinizi bekliyorum
Fatma Betül Sayan da BM toplantısı için New York’a gitmiş. Hatta kendi web sitesinde 23 Eylül’de bir fotoğrafı yüklemiş. Sayan, AKP heyetiyle çektirdiği fotoğraf. Yani ülkede fon vurgunu konuşulurken, işin merkezinde olan Sayan New York’ta BM’de.
Benim bildiğim Erdoğan bu rezaletin peşini bırakmaz, üstüne üstüne gider ve yarın sabah bir Chp/Yeni Parti'li belediyeye operasyon düzenler, bir kaç gazeteciyi içeri alır, muhalif sanatçıları evlerinden alıp,uyuşturucu testine sokar
Can oğlum @manas_onsel kitaplarla yaşıyor!
Başkent Üniversitesinden sonra ikinci köşe Atılım Üniversitesi kütüphanesinde oluşturuldu!
Yeni çıkan kitaplarla da daima canlı turatacağız o köşeyi!
Umuyorum faydalananı çok olur!
Bu arada değerli komutanım @yvzah, son kitabı Başkomutan'ı, lütfedip oğlum adına imzalı gönderdi, bize de köşeye teslim etmek düştü!
Sağ olsun!
Deniz Göktaş: CİMER’e yapılan bir şikayet şöyle, “İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.” Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu’ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor. CİMER de altına “Talebiniz alınmıştır” diye yazmış. Umarım kabul edilmez. İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum, bilmiyorum.
Babam 29.07.2008 tarihinde terör örgütü tarafından haince, kalleşçe ve alçakça şehit edildi. Bizim acımız ve hesabımız unutulmadı, unutulmayacak. Babamın katilleri olan başta bebek katili Abdullah Öcalan ve terör örgütüne destek veren herkes, yaptıklarının hesabı sorulmalıdır. adalet yerini bulana kadar mücadelemiz devam edecek Helalleşeceğimiz ama hesaplaşacağız 🫡🇹🇷
Teröristle müzakere edilmez, terörle mücadele edilir. Hainleri ve terörü asla unutmayacağız. Babamın dökülen kanının hesabını sonuna kadar soracağız bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. 🫡🇹🇷
📍@1Sehitoglu
#HainsizTürkiye #TeröreBoyunEğmeyeceğiz #teröristlemüzakereyehayır #NEMUTLUTÜRKÜMDİYENE
#vatan #bayrak #şehit #gazi
Sayın başkan, özgürlüğünüz saçmalama konusunda yoktur yani!
Hangi ilke ile "diplomasız suç işleyen bir kişi" ile çalışacaksınız?
Aklınızı mı yitirdiniz?
Şimdi bir karar verebilir miyiz, Sayın Cumhurbaşkanımız güçlü, her şeye hakim, her masada olan, masaya koydumu oturtan, dünya liderlerine kafa tutan, 3 ve daha fazla sayıda kaz güdebilen, tıkır tıkır ülke yöneten bir dünyea lideri mi
Yoksa en yakınındakilerin bile ne yaptığını bilmeyen, koca koca yetkililer, kamu kurumları elinde olmasına rağmen borsa manipülasyonlarından bile haberi olmayan, en yakınlarına sözü geçmeyen, aldatılan, kandırılan bir dünyea lideri mi?
Eğer birincisi ise bu işler neden oluyor, yok ikincisi ise neden bir dönem daha Cumhurbaşkanı olmak istiyor?
Listedeki her fakülte 4 yıllık. Aynı anda birden çok üniversitede de öğrenci olmak imkansız. BTK'dan sorumlu bakan yardımcısı, 6 fakülteyi 24 yılda bitirmiş olmalı. Üzerine, minimum süresi 3 yıl olan doktoralar tamamlamış. Yani tüm bu okulları 30 yılda bitirmiş olması gerekiyor. Kendisi 77 doğumlu ve 18 yaşından bu yana çalışıyor. #DirenMatematik