Huzurlu olan var mı?
Sevdiğim, gözü pek, duruşundan tâviz vermeyen birçok dostum, “Kırgınım, yorgunum.” deyip mertçe gerekçelerini sıralıyorlar.
Haklısınız. “Aynı durumdayız.” demenin dışında söyleyecek bir şey bulamıyorum.
Âraftayım…
Şimdilik talebimin arkasında durmaya devam ediyorum.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
"Hırsızlık yalnızca para ya da mal çalmak mıdır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?"
Victor Hugo, Sefiller
Huzur çalındıktan sonra geriye kalanların pek de bir önemi kalmıyor.
Dilimizde huzur ile ilgili birçok ifade var. "Huzur bulmak" deriz; gönül rahatlığına kavuşmayı anlatır. "Huzur vermek" deriz; bir insana güven ve sükûnet aşılamaktır. "Huzurunu kaçırmak" ya da "huzur bozmak" deriz; bir insanın iç dünyasını altüst etmektir.
Üstelik içinde "huzur" kelimesi geçmese de aynı anlamı taşıyan nice güzel deyimlerimiz vardır:
"Gönül rahatlığı", "içini ısıtmak", "dünyaya yeniden gelmiş gibi olmak", "başını yastığa rahat koymak"...
Hepsi, insanın vicdanla, güvenle ve sükûnetle yaşayabilmesini anlatır.
Huzurumuzu çaldılar.
Nasıl ki "zamanını çalmak", "umudunu çalmak" diyorsak; huzurun çalınması da insanın içindeki dinginliğin, sevincin ve yaşama güveninin elinden alınmasıdır.
Huzur bozanlara sessiz kalmayalım. Kavgayı, nefreti ve hakareti normalleştirenlere geçit vermeyelim.
Huzuru koruyan, huzur veren, huzuru çoğaltan insanlar olalım. Toplumun en büyük zenginliği serveti değil; ortak huzurudur.
O huzuru birlikte korumak da hepimizin sorumluluğudur. Huzurumuzun çalınmasına izin vermeyelim
#Huzur
😡Çin'de sabah saatlerinde okula giden bir Uygur Türk’ü çocuğun önünü kesen Çin polisi çocuğu dakikalarca darp etti..
Paylaşalım Çin zulmünü Dünya'ya duyuralım..
Talebimi yineliyorum.
Çare Sizsiniz!
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
@X
Yıllardır yaşanan hukuksuzluğun yüz binlerce insanın hak gasbından, sosyal ölüme mahkûm edilmesinden, işinin, özgürlüğünün elinden alınmasından ibaret olmadığını, hatta Kavala, Demirtaş, Atalay, Kozağaçlı, İmamoğlu, Kuytul , Kuriş ve Dedetaş’ın çok ötesinde, mahallenin bakkalını, kasabını, her bireyi yakından ilgilendirdiğini; ciddiyetini ve vahametini her şeye rağmen sürekli dile getirdik.
Kaç kişiye “yaşanabilir bir ülke” hayâlimizi anlatabildik, bilmiyorum.
Mehmet Uçum Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili.
AİHM kararlarının esastan bağlayıcı olmadığını, ulusal mahkemelerin ihlâl kararlarına uyup uymama konusunda takdir yetkisi bulunduğunu savunuyor ve Türkiye’nin AİHS’ye taraflığının ve vatandaşın AİHM’e bireysel başvuru hakkının gözden geçirilebileceğini söylüyor.
Türkiye, AİHS’ye kendi iradesiyle taraf oldu; Sözleşme’nin 46. maddesiyle kesinleşmiş AİHM kararlarına uymayı taahhüt etti.
Daha da ötesi: Türkiye, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma'da AİHS'yi imzalayan kurucu 12 ülkeden biridir.
Şimdiyse hem bu yükümlülüğün hem de Sözleşme sisteminde kalmanın tartışmaya açılabileceği söyleniyor.
Mesele artık yalnızca KHK’lılar, Kavala ya da bir başkası değil.
Mesele çok daha ciddi:
AİHS ve AİHM’den doğan güvencelerin bağlayıcılığını tartışmaya açan bir hukuk anlayışının hazırlayacağı yeni anayasaya, vatandaş kendi hak ve özgürlüklerini hangi güvenle emanet edecek?
Bence işe tam da bu soruyla başlamalıyız!
Ve konuşmamın sürpriz konuğu… 🐈 #Kedi
@yirmiucderece İnsan psikolojisinden biraz anlarım. bu adam binlerce mazlumun ahını aldığı için ağlıyor. Pişman ama binlerce mazluma hakkınızı helal edin diyemiyor. Ağabeylerinden korkuyor. Öldü ölecek nasıl hesap vereceğim diye ağlıyor. Vallahi size ateş dokunmuş. Haberiniz yok.Yazık çok yazık
Olum bütün time Alpaslan Kuytul editleriyle dolu ha :) millet çok sevdi. Adamı kendi elleriyle herkese sevdirdiler. Adam delikanlı adammış valla konuşmaları falan benim de hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim cemaat tiplerinden böyle adam nasıl çıkmış şaşkınım.
Tayland'da Çin baskısıyla idama çarptırılan Uygur Türkleri.
İDAM ÖNCESİ FERYATLARI:
Suçsuzuz, kendimizi savunmamıza bile izin verilmedi. Bizim kimsemiz yok.
BU ÇIĞLIĞA SESİZ KALMA.
Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.
KHK TV’nin en etkili, en çok izlenen videolarından biri Ali Aki’nin hikayesi olmuştu.
Ali Aki, ihraç edildikten sonra bir tabela firmasında çalışırken ağır yük kaldırmak nedeniyle omuru kaymış, şiddet ağrılarından dolayı 10 yıldır eve mahkum olmuştu.
Beraat etmesine ve dosyasının kapatılmasına rağmen, geçen sene ramazan ayında bir khk’lıdan zekat aldığı iddiasıyla TATBAK soruşturmasına dahil edilerek tutuklanmış 5 ay Silivri cezaevinde kalmıştı.
Eşi de KHK’lı öğretmen olan Ali Aki 4 çocuğu bulunuyor.
Hiç bir geliri olmayan ve kirada oturan Aki ailesi, başkalarına muhtaç olarak hayat sürüyor.
Ali Aki,
yaklaşık 10 yıl sonra ameliyat oldu.
Bugün ziyaret ettim. Ameliyatı başarılı geçmiş. İnşallah kısmen de sağlığına kavuşacak ağrıları azalacak.
Yine de çalışamayacak çünkü kalp kapaklarında kaçak, böbrek yetmezliği ve lenf büyümesi gibi sağlık sorunları yaşıyor.
Bu günlerde dayanışmaya ihtiyaçı var.
KHK TV’de yayınlanan video aşağıdaki linkte.
👇👇👇
https://t.co/7yYZMEGq70
Zülfü Livaneli #KHKDavaları'ndaki haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlikleri başından beri bilen, acısını çeken ve dile getiren birisi❗️
Darısı, KHK'lılara karşı:
Sağır
Dilsiz ve
Kör olanların başına❗️
#HerkesİçinAdalet@LivaneliZulfu
@outkylies Evaluation of Surah Al-Furqan, Verse 53
"And it is He who has released the two seas [i.e., bodies of water], one fresh and sweet and the other salty and bitter, and He placed between them a barrier and a prohibiting partition."
@outkylies Elbette bunun bir fiziki açıklaması vardır. Bu fiziği yaratan kim? Kendiliğinden oluşuyor diyenlere bir cevap. Yaratan bunu bize 1400 yıl önce haber vermiş
@outkylies Furkan Suresi 53. Ayet: "Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O'dur."