Yazıklar olsun o cami yönetimine. Vatandaşın bağış yaptığı dernek ve vakıfları ayıran cami yönetimine yazıklar olsun.
Bu ülkede artık insanı birbirinden ayırmanın, insanı birbirine kırdırmanın haddi hesabı yok.
5 metre kefen bezine sarılıp, musalla taşına konurken bile düşünmek gerekecek demek ki.
‘ Acaba cenazeme gelenler özgürce istediği dernek ve vakfa bağış yapabilir mi’ diye.
Ölene kadar insanca yaşatacak bir düzen kalmadı, bari bırakın da ölmeden bir de bunu düşünmeyelim.
Yazıklar olsun bu düzene.
Timur Soykan: "Büyük şaibelerle Üsküdar Belediye Başkan Yardımcılığı koltuğuna oturan Dündar Ziya Gültekin.
Her gün, aslında hak etmediği koltuğu, hak etmediği başkanlık unvanıyla sokaklarda geziyor. Bakın, bir çocuğa sarılıyor orada, orayı görünce benim kanım donuyor.
Neden biliyor musunuz? Çünkü onun bu koltuğa oturması için Amine Cansu Çelik hapsedildi. Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı. Niye? Mecliste oy kullanamasın diye.
Amine Cansu Çelik'in 4 yaşında bir kızı var. Ve o 4 yaşındaki kızı annesinden kopartıldı. Niye? Bu adam bu şovları yapacak diye, ya bir çocuk annesinden koparıldı, senin o koltuğa oturman için.
4 yaşında bir çocuk annesi için ağlıyor, annesini cezaevinde gördüğünde "Teyze" demiş. "Annem nerede teyze?" diye soruyor."
Vicdanlı herkesden
Rica Ediyorum
Acımasızca 8 yıl 5 ay önce
Canına kıyılan Rabia Nazımızın Adaleti için
Lütfen destek olabilirmisiniz
Birlikte başaracağız 🙏
#RabiaNazİçinAdalet
Merkeze çekilen Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın'ın 2 yıl önceki konuşması:
•Ben doğunun en doğusunda doğmuş bir anne ve babaya sahibim. Bu Cumhuriyet sayesinde annem, babam ve ben, devlet memuru olduk.
•Hakkari'de, Van'da ve Kayseri'de il emniyet müdürü oldum. Bunun tamamını cumhuriyete borçluyum.
•Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.
•Bu cumhuriyete borcumuz var. Benim ve ailemin ayrıca borcu var.
Tevfik Göksu’nun yönettiği Esenler Belediyesi’nin Eylül ayı icraatları:
-Yandaş İlim Yayma Cemiyeti’ne maddi yardım yapmak
-Suriye’ye dört çöp toplama aracı alıp bağışlamak
-Gümüşhane’deki AKP’li Tekke Belediyesi’ne makam hizmetlerinde kıllanılması için TOGG tahsis etmek
Nasuh Mahruki, 63 gün kaldığı Silivri'deki yaşadıklarını anlattı.
- Aslında koğuşlar uluslararası standartlara göre yedi kişilik. Biz koğuşta 59 kişiye kadar çıktık. İçeride 48 yatak vardı, her gün yaklaşık 10 kişi mecburen yerde yatıyordu. Ben de 13 gün yerde yattım. İlk üç gün ise geçici koğuşta kaldım. Orası çok kötüydü. Üç kişilik olarak tasarlanmış yerde 25 kişi kalıyordu.
- İlk üç günde vücudumda 256 tane tahtakurusu ısırığı saydım. Gece kimse uyuyamıyordu. Duvarlar kan lekeleriyle doluydu. Tahtakurularını gördüğünüz yerde eziyorsunuz, kan emdikleri için kırmızı iz bırakıyorlar. Bacakları ve ayakları şişen insanlar gördüm.
- 45 yaş üstündekiler temizlik işlerinden muaf. Meydancının gençlerden oluşan ekibi var. Her sabah koğuş temizleniyor, çöpler atılıyor. İnsanların birbirine anlayış ve saygıyla yaklaşması o zor süreci daha katlanılabilir hale getiriyor.
- Semaverde kaynatılan suda torba içinde yemekler ısıtılıyor, yemek de yapıyorlar. Hatta semaverde çıtır çıtır tost yapmanın yöntemini bulmuşlar.
- En önemli imkân görüntülü telefondu. Haftada toplam 60 dakika konuşabiliyorduk. Çocuklarımı görebiliyordum. Eşimle ve çocuklarımla her gün 10 dakika bile konuşmak çok rahatlatıcıydı.
BANA HAKSIZLIK YAPILDI
- Tutuklandığım tweet'te tiyatro da oyun da geçmiyor.
- İnsanların söylemediği şeyler söylenmiş, yüklemediği anlamlar yüklenmiş gibi yorumlanabiliyor. Bana çok büyük bir adaletsizlik ve hukuksuzluk yapıldığını düşünüyorum.
- 63 günüm çalındı benim hayatımdan, ailemle, çocuklarımla geçireceğim zamanımızdan... Toplumdan tecrit edildim.
(Sözcü)
Aydın'da büfesinde tost yapıp satan bir vatandaş, tostunun reklâmı için bir kısa film çekmiş.
Reklâm filmi profesyonellere taş çıkarır nitelikte, oyunculuklar muhteşem olmuş.
Yurdum insanının potansiyeli tartışılmaz.. 👏👏
Gazeteci Mehmet Andaç: "Gelibolu'da iş adamının çocuklara cinsel istismarını haberleştirdiğim için gözaltına alındım.
Gazetecilik görevim dışında herhangi bir şey yapmadım."
23 yaşında doktor oldum. Ardından TUS’ta derece yaparak o dönem en gözde bölümlerden biri olan kardiyoloji asistanlığına başladım. 24 yaşındaydım, ilk kez maaşımı almıştım.
Daha başlayalı bir ay olmuştu ve bayram geldi. Kıdemsiz asistandım. “Sen daha çok çömezsin, sana hasta emanet edilmez; bu bayram evine git.” dediler.
Sevinerek eve gittim. Annem gururluydu. Oğlu doktor olmuş, üstelik kardiyolog olacaktı. Bayram ziyaretleri, aile, sohbetler...
Bayramın ikinci günü annemin göğsünde yanma oldu. Ağrı geçti ama tipik bir ağrıydı. Annemle arabada sohbet ede ede hastaneye gittik.
Hastaneye girince göğsü tekrar sıkıştı. EKG si kalp kriziydi. Hemen anjiyoya alındı.
Doktor olmanın bazen en zor tarafı, neler olduğunu herkesten önce anlamanızdır.
Bir süre sonra anestezi çağrıldı.
“Kardiyak arrest var.”
Yani annemin kalbi durmuştu.
Kalp masajına rağmen geri döndürülemedi.
Annemi 48 yaşında kaybettik.
Veren de alan da Allah...
Annemin kalp krizi açısından en temel riski sigaraydı. Çok fazla sigara içerdi.
Ben de üniversitede sigaraya başlamıştım. Birkaç kez bırakmayı denedim ama başaramadım. Risklerini bir doktor olarak çok iyi bilmeme rağmen yıllarca içtim.
“Tek kötü alışkanlığım bu.”
“Ben bunu asla bırakamam.”
diye düşünüyordum.
Sonra kızımın ardından oğlum doğdu.
O kadar küçük ve savunmasızdı ki bir gün aklıma şu soru takıldı:
“Bana bir şey olursa bu çocuklara kim bakacak?”
Çevremde babasını genç yaşta kaybeden insanları görmüştüm. Bir babanın yerini kimsenin tam olarak dolduramadığını biliyordum.
Ve sigarayı bıraktım.
İlk iki ay gerçekten çok zordu.
Ama geçti.
Bugün 8 yılı aştı. Bir daha hiç içmedim. Artık aklıma bile gelmiyor.
Bir doktor olarak sigarayı bırakmış hastalarıma yıllardır özellikle sorarım:
“Pişman mısınız? Sigarayı özlüyor musunuz?”
Aldığım cevap neredeyse hep aynı:
“Hayatta verdiğim en doğru kararlardan biriydi.”
Son günlerde birkaç kişinin “Sigarayı bıraktım ama hâlâ özlüyorum.” diye yazdığını gördüm. Elbette herkesin süreci farklıdır. Fakat benim gördüğüm şu:
Zaman geçtikçe sigaranın hayatınızdaki yeri küçülüyor. Bir dönem onsuz yaşayamayacağınızı düşündüğünüz şeyi, yıllar sonra nasıl kullandığınıza şaşırıyorsunuz.
O yüzden sigara içen birine tek bir şey söylemek isterim:
Şu lanet şeyi bırakın.
İlk günler zor olabilir. İlk haftalar zor olabilir. Ama geçiyor.
Ve bugüne kadar sigarayı bıraktığı için pişman olduğunu söyleyen bir hastama rastlamadım.
Bu yazıyı biraz uzun yazdım.
Ama belki okuyan bir kişi sigarayı bırakmaya karar verir.
Belki bir anne, bir baba, bir evlat yıllar sonra ailesinin yanında olmaya devam eder.
Apartman altındaki kolonları kesip onlarca insanımızın ölümüne neden olanlar 6 yıl ceza ile serbest, belediye başkanları,gazeteciler, deniz, can, tayfun hapiste…
Levent Gültekin, Üsküdar'a çöküp zafer naraları atan Akp İstanbul yönetimini kepaze etmiş
*Bunların hepsi muhtemelen beş vakit namaz namaz kılıyorlar
*Bunlar hayatları boyunca hadis ve Peygamberin hayatını okudular, Hz. Ömer'in adaletini, Hz. Ali'nin cesaretini okudular ve güya orada yetiştiler
*Vardıkları nokta; gasp edilmiş bir belediye üzerinden zafer narası atmak
*Bu insanlar kul hakkını öğrenmediler mi dinden?
Artık kabak tadı verdiniz Melih Bey.
Trolleriniz ve tetikçilerinizle günlerdir aynı şeyi yapıyorsunuz.Önce şu gerçeği bir kez daha hatırlatalım:
Soruşturmayı ben açmadım.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı açtı.Siz de o dosyada şüpheli sıfatıyla ifade verdiniz.
Şüpheli olarak ifade vermeye gittiğinizde Başsavcı Vekiline neden;
“Ben bu dosyada neden şüpheliyim?”
“Benim bu şirketle ilgim yoksa beni hangi delille dosyaya dahil ettiniz?” diye sormadınız?
Soramadınız mı? Yoksa cesaret mi edemediniz?
Şimdi gelelim günlerdir tekrarladığınız iddiaya…
Benim, “İbrahim Melih Gökçek HAMAG şirketinin ortağıdır” dediğim tek bir yazı, tek bir yayın, tek bir cümle gösterin.
Gösteremezsiniz. Çünkü yok.
Benim ne söylediğim ortada. Yaptığım yayın hâlâ orada. Cumhuriyet gazetesinde yazdığım yazı hâlâ orada.
Başkalarının sosyal medyada ne yazdığı, hangi başlığı attığı beni ilgilendirmez.
Ben gazeteciyim.Benim sorumluluğum benim söylediğim ve benim yazdığımdır.
Üstelik sizin beyanlarınızla oğlunuzun ve gelininizin beyanları arasındaki çelişkileri de artık kamuoyu görüyor.
Benim haberimde yer alan her satırın, her bilginin ve her belgenin nasıl doğru çıktığını kamuoyu gördü .
Melih Bey…
Sekiz yıldır hakkınızda köşe yazıları yazıyorum.İki kitapta sizi ve Ankara dönemini anlattım.Yıllardır televizyon ekranlarında belgeleriyle konuşuyorum.
Bütün bunlardan sonra gerçekten sizden çekindiğimi ya da çekineceğimi mi düşünüyorsunuz?
Gerçekten geri adım atacağımı mı düşünüyorsunuz? Bir daha yazmayacağımı mı?
Yanılıyorsunuz.
Ben sizin durumunuzu da anlıyorum Sinirleriniz bozulmuş olmalı.
Savcıya ifade veriyorsunuz: Murat Ağırel diyorsunuz.
X’te paylaşım yapıyorsunuz: Murat Ağırel.
Gece yatıyorsunuz: Murat Ağırel.
Sabah kalkıyorsunuz: Murat Ağırel.
Toksik bir ilişkiye döndü bizimki Melih Bey.
Şimdi de çıkıp, “Hesaplaşacağız” diyorsunuz.
Ben size bunu daha önce de söyledim.Bir kez daha söylüyorum:
HODRİ MEYDAN.
Ne zaman istiyorsanız…
Nerede istiyorsanız…
Hangi platformda istiyorsanız…
Ve son bir şey…
Sekiz yıldır yapamadığınızı bugün de yapamazsınız:
Beni susturamazsınız.
Belgelerle konuşmaya, yazmaya devam edeceğim.
NOT: Beyefendinin yine doğruyu söylemediğini tescillemek için, ilgili yayın kesitlerini ve Cumhuriyet’te yayımlanan yazımı da aşağıya ekliyorum.
https://t.co/ybA0CwW6Mh
https://t.co/w94ky5HMOa
Vicdanlı Herkesden
Sadece Destek İçin
1 twıtt atmanız
Değerli
Düşücelerinizle birlikte
Sadece Rabia Naz Değil Mücadelemiz
Tüm Çocuklar için
Masum canlarımızın Adaleti için
#RabiaNaziçinAdalet
Az önce ulusal medyada Gelibolu’daki olayla ilgili yeni gelişmeyi gördüm.
Çocukların söz konusu olduğu böylesine hassas bir olayın ardından, ilgili işletmeyle ilgili hızlı ve kararlı şekilde idari işlem yapılmasını önemli buluyorum.
Otelin ruhsatının iptal edilerek süresiz mühürlenmesi, ayrıca işletmeye ait akaryakıt istasyonları hakkında mevzuat kapsamında işlem başlatılması;, çocukların korunması ve toplumun güven duygusunun güçlendirilmesi açısından kıymetli bir adımdır. (Habertürk)
Sayın Gelibolu Belediye Başkanı Ali Kamil Soyuak’ı, kamuoyuna yansıyan bu olay karşısında gösterdiği hassasiyet ve hızlı yaklaşım nedeniyle tebrik ediyorum.
Çocukların üstün yararını önceleyen, hukuka uygun ve kararlı her adım değerlidir.
Çocukları korumak hepimizin sorumluluğudur.
#Çanakkale #Gelibolu #ÇocukHakları #ÇocuklarınÜstünYararı #Türkiye #Gündem
@ucimorgtr@yucelceylancom
GÖZ GÖRE GÖRE SEYREMEYİZ 😥
Sağlık Bakanlığı TÜRKÖK tarafından 1 ay önce çağırılan ve uygun doku grubu olan İKİ KÖK HÜCRE VERİCİSİ YURTTAŞIMIZA SESLENiYORUM ;
Lütfen bizimle iletişime geçiniz.
LÖSEMİLİ Bir çocuğumuzun kaybına sessiz kalamazsınız .
Size hiç bir zararı yoktur.
Bu hafta Cuma Akşamı
Vicdanlı herkesin desteğine
İhtiyacımız var
Rabia Nazımızın Adaleti için
Paylaşarak Lütfen Destek Olurmusunuz
Çok teşekkür ederim iyi ki varsınız 🙏