Mülkiyeliler Birliği olarak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini (Mülkiye) tercih edecek başarılı öğrencileri desteklemek ve Mülkiye'nin akademik birikimini gençlerimizle buluşturmak amacıyla Başarı Bursu Programı başlatıyoruz.
Dün fakültemizin öğretim üyelerinden Doç.Dr. Emel Memiş silahlı bir terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Kendisi NATO zirvesi öncesi yapılan operasyonda gözaltına alınmıştı. NATO zirvesine dair, bırakın yasadışı, yasal olarak da herhangi bir faaliyeti olduğunu gösteren hiçbir şey yok. Doruk Madencilik işçilerinin eylemlerine destek vermesinin sorulması akla ziyan bir durum. Emel Memiş saygıdeğer bir iktisatçıdır. Türkiye'de kadın istihdamı, ücret eşitsizlikleri, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda çalışan ve uluslararası düzeyde yayın yapan bir akademisyendir. Akademik çalışmalarını Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği ve Kadın Emeği Üzerine Çalışan Feminist Araştırmacılar gibi STK'larla pratiğe dökmüş bir insandır. Hoşa gitmeyen yönü bu mudur? Tabii insanın aklına bir de şu geliyor: 2014'te o zamanki İçişleri Bakanı Efkan Ala IŞİD üyeleri için suç işlemeden tutuklanamayacaklarını söylüyordu. Hatta 2015 Ankara Garı saldırısnda başbakan olan Ahmet Davutoğlu "Biliyorsunuz bu, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. Türkiye demokratik bir hukuk devleti. Dese ki savcı, 'Elinde ne delil var?' Bir saat sonra da serbest bırakılabiliyor. Bunda kimse hukuku da suçlayamaz çünkü Türkiye sebepsiz yere insanların tutuklanabileceği bir ülke değil." demişti. O zamandan beri bu kriterler mi değişti? Bu gibi kriterler değişirken insan haklarının korunması yönünde olmasını bekleriz, gerilemesi yönünde değil. Şimdi bir daha düşünelim: Sadece Emel Memiş'in değil kimi TEMA vakfı üyelerinin de tutuklanması, Türkiye'deki demokrasi ve insan haklarının yönü ve yargının en temel kriterlerden uzaklaşmış olması konusunda bize ne söylüyor?
Dün fakültemizin öğretim üyelerinden Doç.Dr. Emel Memiş silahlı bir terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Kendisi NATO zirvesi öncesi yapılan operasyonda gözaltına alınmıştı. NATO zirvesine dair, bırakın yasadışı, yasal olarak da herhangi bir faaliyeti olduğunu gösteren hiçbir şey yok. Doruk Madencilik işçilerinin eylemlerine destek vermesinin sorulması akla ziyan bir durum. Emel Memiş saygıdeğer bir iktisatçıdır. Türkiye'de kadın istihdamı, ücret eşitsizlikleri, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda çalışan ve uluslararası düzeyde yayın yapan bir akademisyendir. Akademik çalışmalarını Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği ve Kadın Emeği Üzerine Çalışan Feminist Araştırmacılar gibi STK'larla pratiğe dökmüş bir insandır. Hoşa gitmeyen yönü bu mudur? Tabii insanın aklına bir de şu geliyor: 2014'te o zamanki İçişleri Bakanı Efkan Ala IŞİD üyeleri için suç işlemeden tutuklanamayacaklarını söylüyordu. Hatta 2015 Ankara Garı saldırısnda başbakan olan Ahmet Davutoğlu "Biliyorsunuz bu, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. Türkiye demokratik bir hukuk devleti. Dese ki savcı, 'Elinde ne delil var?' Bir saat sonra da serbest bırakılabiliyor. Bunda kimse hukuku da suçlayamaz çünkü Türkiye sebepsiz yere insanların tutuklanabileceği bir ülke değil." demişti. O zamandan beri bu kriterler mi değişti? Bu gibi kriterler değişirken insan haklarının korunması yönünde olmasını bekleriz, gerilemesi yönünde değil. Şimdi bir daha düşünelim: Sadece Emel Memiş'in değil kimi TEMA vakfı üyelerinin de tutuklanması, Türkiye'deki demokrasi ve insan haklarının yönü ve yargının en temel kriterlerden uzaklaşmış olması konusunda bize ne söylüyor?
Akademisyen olarak pek siyasi konulara karışmıyorum. Ama artık bu ülkenin vatandaşı olarak safımı da göstermek zorundayım. CHP'ye yapılanlara çok üzgün ve öfkeliyim. Kendi döneminde seçilen delegelerle kaybettiği seçimi şaibeli ilan eden eski genel başkan partiyi tarumar etti. CB seçimini kaybettiğinde kurultayı bile beklemeden istifa etmesi gereken bir kişi 2 yıldır mutlak butlan bekliyor. Bunun amacının hemen kurultay olamayacağı açık. Özgür Özel ve ekibi kalmayı ve mücadeleyi seçerse her il ilçede çatışma, kavga, vs ile CHP'nin tarumar edilmesi sürecinin devam edeceğini düşünüyorum. Üstelik bu arada baskın seçim de çok olası. Benim naçizane fikrim, yeni bir partidir. Mevcut partilerden seçime girme yeterliği olan birine milletvekilleri ve belediye başkanları olarak toplu geçiş hem bu süreçte daha fazla yıpranmayı önler, hem de seçime dönük çalışılmasını sağlar. Buna da taş koyulmaya çalışılacaktır. Çünkü iktidar bloğunun iktidarı kaybetmemek için herşeyi yapacağı işte apaçık ortada. Bu arada isimlerini anmak ve yüzlerini görmek istemediğim 22-23 milletvekiline ve olası belediye başkanlarına başkaları da katılabilir. Bu kişiler CHP'lilerin vicdanında mahkumdurlar. Ancak buna aldırsalardı herhalde bugünkü olaylar da olmazdı. Yine de bu cesur adımın atılması, risklerin alınması ve CHP içi çatışma durumuyla devam edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Akademisyen olarak pek siyasi konulara karışmıyorum. Ama artık bu ülkenin vatandaşı olarak safımı da göstermek zorundayım. CHP'ye yapılanlara çok üzgün ve öfkeliyim. Kendi döneminde seçilen delegelerle kaybettiği seçimi şaibeli ilan eden eski genel başkan partiyi tarumar etti. CB seçimini kaybettiğinde kurultayı bile beklemeden istifa etmesi gereken bir kişi 2 yıldır mutlak butlan bekliyor. Bunun amacının hemen kurultay olamayacağı açık. Özgür Özel ve ekibi kalmayı ve mücadeleyi seçerse her il ilçede çatışma, kavga, vs ile CHP'nin tarumar edilmesi sürecinin devam edeceğini düşünüyorum. Üstelik bu arada baskın seçim de çok olası. Benim naçizane fikrim, yeni bir partidir. Mevcut partilerden seçime girme yeterliği olan birine milletvekilleri ve belediye başkanları olarak toplu geçiş hem bu süreçte daha fazla yıpranmayı önler, hem de seçime dönük çalışılmasını sağlar. Buna da taş koyulmaya çalışılacaktır. Çünkü iktidar bloğunun iktidarı kaybetmemek için herşeyi yapacağı işte apaçık ortada. Bu arada isimlerini anmak ve yüzlerini görmek istemediğim 22-23 milletvekiline ve olası belediye başkanlarına başkaları da katılabilir. Bu kişiler CHP'lilerin vicdanında mahkumdurlar. Ancak buna aldırsalardı herhalde bugünkü olaylar da olmazdı. Yine de bu cesur adımın atılması, risklerin alınması ve CHP içi çatışma durumuyla devam edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
BM ve antlaşmasının 1. ve 2. maddesi 1945'te kurulan sistemin temellerinden. Onun konumu başka herhangi bir örgütünkine benzemez. Böyle sürerse devletler BM'den ayrılabilir diye "wild" bir tahminde bulunayım :) Kastım, yerine "Barış Konseyi" gelebilir değil.
Uluslararası hukuk açısından söylenecek ne var? Pek bir şey yok. Mark Carney'nin "kural temelli" düzen bitti, sözlerini hatırlatabilirim. ABD'nin sistemin hegemonu olarak o düzene aykırı davranışları hep oldu ve göz yumuldu buna. Ama Trump'ın ikinci başkanlığı bunun dışına çıktı.
#hamaney 'in saldırda ölmesi sürpriz gibi görünse de Reisi'nin öl(dürül)mesi, Tahran'da Hamas'a yapılan saldırılar vb İran'da büyük bir istihbarat sorunu olduğunu göstermişti. ABD/İsrail saldırısının saatinin beklenmedik olması da istihbarata göre gerçekleştirildiğini gösteriyor.
İran'ın yanında olabilecek devletleri bombalayarak hata yaptığını söyleyenleri hayretle izliyorum. Hata olabilir, sebebi bu olamaz. Bu devletler halen ABD müttefiki, üsler var,hepsi Arap ve Sünni yönetimlere sahip. İran'la ilişkileri hiçbir zaman iyi olmamış. Bu ihtimal yok yani.
ABD'nin Venezuela müdahalesini Maduro yönetiminin kötülüğüyle açıklayanlar var. Bunun konuyla hiçbir alakası olmadığını bilmek için özel bir bilgiye ihtiyaç yok diye düşünüyorum.
Asker/polis hepsi yerinde. Siyasi tutuklular hala hapiste. Muhalifler bir hamle yapsa bile iktidar bırakıp gidecek mi? İç savaş çıkacak o zaman. Ayrıca Maduro uyuşturucu karteli kurmuşsa ve başındaysa, başı gidince bu kartel duracak mı?ABD'nin ne yapmak istediğini anlayan var mı?
ABD Venezuela'ya müdahale etti. Maduro ABD'ye götürülmüş. Bunun her türlü UH kuralına aykırı olması bir yana, ABD sadece Maduro'yu alarak ne yapmak istiyor? Muhalifler otomatik olarak gelip ülkenin başına geçecek değil. Maduro'nun adamları ülkenin başında durmaya devam ediyor.+
@YuksekogretimK öğretim üyeleri ve öğrenciler bostan korkuluğu mu? Onları doğrudan etkileyecek 3 yıl/3 dönem için fikir sormak nasıl olur? Çıkacak sorunları öngörmek açısından hiç değilse! Yıllardır ders vermeyen insanlar olarak ne kadar kolay değiştiriveriyorsunuz değil mi?
@YuksekogretimK Yayın koşullarının sürekli yükseltilirken hem de. 3) 3 yıl eğitim veren ülkelerde 180 AKTS. 240 olmaz. Bütün programlar alt üst olacak. Kaç program var? 4) Zaten hukuk gibi bazı alanlarda özellikle ABD ve Kanada'da denk sayılmıyor. 3 yıl olunca bu bir sorun olmayacak mı?
@YuksekogretimK eğitimi 3 döneme çıkarıp 3 yıla indirecekmiş. Deveye neden boynun eğri demişler, nerem doğru ki demiş. 1) 3. dönem bu sınav, jüri, vs yoğunluğunda nereye gelecek? 2) Öğretim üyeleri nasıl vakit bulup da yayın yapacak? +
400 akademisyenin sahte diploması skandalı ile bir kez daha devlet kurumlarının ne kadar kötü yönetildiğine şahit oluyoruz. YÖK sisteminin güvenliği yetersiz demek ki. Yapanlar yargılanacak. Ya yaptıranlar? Bu 400 akademisyen kim? Haklarında ne işlem yapılıyor? @YuksekogretimK