şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
İzlediğimden beri bu filmi düşünüyorum.
Ölüm,kayıp,dostluk ve sanat üzerine bir meditasyon gibi.
Virginia Woolf'a bir saygı duruşu verirken ölümün ağıdını James Joyce seslendiriyor.
"Tüm yaşayanların ve ölülerin üzerine kar yağıyor."
The room next door
"Kadınların en hayırlısı; hizmetinde samimi ve devamlı olan, konuşması en tatlı olan, öfkelendiğinde müsamaha gösteren, güldüğünde tebessümle yetinen ve bir iş yaptığında onu en güzel şekilde yapandır."
—Behcetü'l-Mecâlis, 1/172
Şiddetsiz İletişim 10 ilkede:
1. Gözlemle, yargılama. “Bu hafta üç toplantıya geç kaldın” bir gözlemdir; “sorumsuzsun” bir yargıdır. Yargı duyan insan savunmaya geçer, gözlem duyan insan dinler.
2. Duygunu sahiplen ve adlandır. “Kendimi kırgın hissediyorum” demek zayıflık değil, netliktir. Duyguyu saklamak iletişimi değil, çatışmayı büyütür.
3. Sahte duygulara dikkat et. “İhanete uğramış hissediyorum” aslında duygu değil, yorumdur, içinde suçlama taşır. Gerçek duygu onun altındadır: üzgünüm, korkuyorum, yalnızım.
4. Duygunun kaynağı karşındaki değil, karşılanmayan ihtiyacındır. “Sen beni kızdırıyorsun” yanlış adrestir. Doğrusu: “Kızgınım, çünkü saygı ihtiyacım karşılanmadı.”
5. İhtiyacını açıkça söyle. İnsanlar zihin okuyamaz. Dile getirilmeyen ihtiyaç, er ya da geç sitem olarak dışarı çıkar.
6. Talep değil, rica et. Rica, “hayır” cevabına açık olmaktır. “Hayır” duyunca cezalandırıyorsan, o rica değil emirdi.
7. Ricayı somut ve yapılabilir kıl. “Bana değer ver” belirsizdir; “akşam yemeğinde telefonu kaldırır mısın” nettir. Belirsiz istek, belirsiz sonuç doğurur.
8. Empatiyle dinle : çözüm üretmeden, teselli etmeden. Tavsiye vermek, düzeltmek, “daha kötüsü olabilirdi” demek empatiyi öldürür. Önce sadece duy: karşındaki ne hissediyor, neye ihtiyaç duyuyor?
9. Öfkeyi tam ifade et, ama boşaltma. Öfke, karşılanmamış bir ihtiyacın alarm zilidir. Zili karşındakinin kafasına fırlatmak yerine, neyin çaldığını söyle.
10. Kendine de şiddetsiz davran. İç sesindeki “aptalım, beceremedim” dili de şiddettir. Kendini yargılamak yerine, hangi ihtiyacının karşılanmadığını sor : değişim suçluluktan değil, anlayıştan doğar.
Gözlem, duygu, ihtiyaç, rica : dört adım, tek köprü.
Demet Şener, formunu korumak için neler yapıyor:
🔹18.30’dan sonra hiçbir şey yemiyorum.
🔹En geç 23.00’te uyuyorum.
🔹Sabah 07.00’de uyanıyorum.
🔹Canım çok tatlı çekerse haftada bir istediğim tatlıyı veya tuzluyu yiyorum.
🔹Bozma günlerim var.
🔹Mesela tatilde dünyayı yedim.
Bir şey anlatıyorsunuz. Muhatabınız daha sözünüz bitmeden, 'benim de...' diye başlıyor. Buna 'hikaye çalmak' deniyor. Odağı hemen kendine çevirenler sizi aslında dinlemiyor ve anlaşılmamış hissettiriyor.
Dinlemek bir sanattır.
Kendi kişisel hayatımda zamanın hızlandığını hissettiğim için muzdaribim. Haftalar hızla akıp gidiyor, ömür azalıyor. “Zaman nereye gitti?” diye soruyor insan. Belki de bu yanlış sorudur. Belki de giden zaman değil, dikkatimizdir. Belki de zaman sıkıntısı dediğimiz şey çoğu zaman gerçek bir saat kıtlığı değil, bir dikkat kıtlığıdır.
Çözüm, dikkati geri kazanmak. Bir işe, bir insana, bir manzaraya bölünmemiş dikkatle yöneldiğimizde zaman genişler. Kendimizi tamamen kaptırdığımız o akış anlarında saatler dakika gibi geçer; ama işte tam da o anlar, hayatın en dolu anları olarak hafızaya kazınır.
Zaman kaygısı, ancak zamanı gerçekten yaşadı��ımızda susar.