Yıkılan okullar deprem sanığına emanet: Milyonlarca dolar AKP’li müteahhide
Deprem bölgesindeki okullar için alınan milyonlarca dolarlık kredinin ilk adreslerinden biri 37 kişiye mezar olan binanın müteahhidi oldu
https://t.co/ipP8XTOAqo
İyi ki yaşadın abi.
Umudun en zor günlerde bile nasıl korunacağını bana sen gösterdin. Yaban kazları kanadı kırık arkadaşlarını eşlikçi olmadan yalnız bırakmaz, derdin, dediğin gibi beni ya da başka bir arkadaşını hiç yalnız bırakmadın. Ama bugün umudumu korumakta, ayakta durmakta zorlanıyorum.
Her hak ihlalinde amasız fakatsız mağdurun yanına koştun. Biz bazen yetişemedik ama sen hep oradaydın. Göremediğimiz zamanlarda ışığımız oldun. Yolu gösterdin, göstermekle kalmadın yolu açtın. Senin arkanda yürümekten hep büyük bir onur ve gurur duydum.
Tarihin tekerliği hep ileriye ve iyiye döner. Sen de bu tekerleği hep ileriye ve iyiye doğru döndürdün, bunu engellemek isteyenlerin karşısında dimdik durdun.
Bugün veda zamanı dedin. Sen öyle dediysen doğrusu budur. Sen hep doğrusunu yapardın Özkan Yücel.
Kanatlarını kanatlarımıza kattığın, bizi daha iyiye götürmek için hiç yorulmadan uçtuğun, yolu açtığın için teşekkürler abi.
Elveda başkanım.
Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Hasret Gültekin’in bu dizeleri dönüyor aklımda ve bilumum ağıt. Halbuki hiç sevmezsin ağlanıp sızlanılmasını. İki kısa küçük kahkaha ile gerinip yemyeşil gözlerini büyültüp “olur mu güzelim bak…” der hiç düşünmediğimizi söyler, bir ışık olur, bir umut olur getirirsin baharı en sisli ve yağmurlu günde bile. Cmk eğitimlerinde tanışma kartlarına en sevdiğim şey kısmına “yağmurlu ve sisli bir dağ yolunda yürümek” yazardın hep istisnasız. Dün seni evden çıkartırken insan seli olmuştu, komşuların hayrete düştü bu kadar seveninin olmasına haberi duyar duymaz evine koşan kalabalığa, insandan gözün gözü görmediği sise. Ve hemen bir fırtına çıktı haziranın ortasında ve dahi yağmur çiseledi. Baroya gittik sonra. Her hukuksuzlukta İzmir Barosu Başkanıyken bizi acil çağırdığın önüne diktiğin baroya. Mücadelenin ateşini yakıp tüm kente verdiğin önünden bir adım dahi polis sokmadığın baroya. Tüm nefret ortamında herkese ve her şeye, hukuksuzluklara inat tepesinden Lgbti bayrağı sallandırdığın baroya. Yine geldik senin de son dakika gelmeni bekledik. Eğitimlere giderken havaalanında en büyük stresimiz senin uçağa yetişmendi. Yakup Abi, Baran seni zır zır arayıp uyandırıp kapına gidip alıp gelse bile havayolu hostesleri adını anons edene kadar son sigaranı çayını içerdin.
Hiçbir mücadeleye geç kalmadın ama. Hep en önde, hep en önce, hep en söylenmeye cesaret edilemeyeni söyleyerek başlatırdın kavgayı.
Bir insan nasıl tüm mazlumların dostu olur, nasıl görür herkesin kalbini, görürdün. Geçen yıl aldın çocuklarımızı götürdün o çok sevdiğin memleketin olan Rize’ye. Çocuklar biraz bağımsız olsun, doğayı tanısın dedin. Ben 2 çocuğa bakamazken 20 çocuğu taktın peşine. Yolculuğun adı Özkan’la özgürlüğe. Şapkalar yaptırdık pankartlar hazırladık. Bize öğrettiklerin yetmedi çocuklarımızı sırtladın.
Adaletin, hukukun, insanlık onurunun, mücadelenin uğruna girmediğin kavga yok. İşkencenin, ayrımcılığın, pesimistliğin karşısına iki kısa kahkaha ile dikilip hep had bildirdin. Kaç kez yargılandın, kaç kez yargıladın. 19 mart sürecinde tomaların karşısına da dikildiğin için seni gözaltına aldıklarında Orhan anlatıyor içerde cmk anlatmışsın. Yığıldık tabii bırakmak zorunda kaldılar seni.
“Bir insan ömrünü neye vermeli?” Tekrar soruyorum şimdi. Bize başka türlüsünü iyi ki öğretmedin. Sana söz olsun meşhur yaban kazları hikayesinde çizdiğin v harfinde senin yolundan geleceğiz.. Mücaledeni bıraktığın yerden devam ettirmek bizim görevimiz şimdi. “Olur mu dersin güzelim?”
Olur da.
Av. Özkan YÜCEL geçti bu dünyadan🙏 🕊️
Genel Başkanımız Erkan Baş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e dayanışma ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu:
"Amaç Türkiye'de emekçiyi, yoksulu, halkı korkutmak, sindirmek ve teslim almaktır! 25 yıldır bizi teslim alamadılar, bu yeni saldırıyla da alamasınlar! Eğer içimizde üzülen, yılgınlığa düşen, yorulan varsa Akbelen'de vatana, toprağına sahip çıkan köylülere bakarak içinizdeki yılgınlığı sökün atın! Ankara'nın göbeğinde hakkını almak için direnen maden işçilerine bakarak içinizdeki korkuyu sökün atın!"
Mutlak Butlan kararı bu ülkede siyasetin artık mevcut kalıplar içerisinde yapılamayacağını gösteriyor.
Bugün anayasızlaşma, seçimsizleştirme ve muhalefetsizleştirme saç ayağında çok önemli bir eşik aşıldı.
Murat Kapki öyle şeyler anlatıyor ki, insan aklını oynatır.
Cezaevinden savcıyla görüşmek üzere adliyeye götürüldüğü sırada eşi Feyza Kapki'nin de adliyede olduğunu öğrenmiş, istenilenleri söyleyince savcı telefon açıp talimat vermiş:
"Feyza Hanım'ı bırakın"
Bir çocuk istismara maruz kalınca, sanayide makineye sıkışıp ölünce, bir kadın eşinden şiddet görüp öldürülünce, faili maçhule kurban gidince ortada yoksunuz. Dandik bir reklam bitinizi kanlandırıyor. Videolar çekip meydana atılıyorsunuz. Hadi kardeşim hadi...
Pazar ateş pahası, faturalar el yakıyor, emekli maaşı asgari ücretin altında, asgari ücretse açlık sınırının altında... Sandıktan çıkan irade yandaş yargı eliyle hapsediliyor, halkın seçtiğini Saray tutsak ediyor.
Şimdi değilse ne zaman?
Üretenlerin yönettiği, emeğin egemen olduğu, yoksulluğun, adaletsizliğin, baskı ve zulmün sona erdiği bir Türkiye için tüm yurttaşlarımızı 1 Mayıs’a çağırıyoruz.
Sen de bize katıl, Parti’nle yürü…
https://t.co/bURS3FcvPK
Bir an olsun işçileri, özneleri aşmadan, işçiler nerde dur derse orada durarak, işçilerin açlığına ortak olup onlarla açlık grevi yapan, sınıfın yanında safını alan Erkan Baş’la haddimize olmayarak gurur duyduk. Bir eyleme mücadeleye nasıl destek olunur tüm disiplini ve birikimiyle gösterdi. Ne mutlu seninle yol yürümek🚩 Ne mutlu direnen işçilerin zaferine şahit olmak ✊🏼
Doruk Holding işçileri klasik “basın açıklaması + dağılma” çizgisini paramparça etti.
Yürüdüler.
Soyundular.
Bedenlerini yazdılar.
Sustular.
Aç kaldılar.
Barikat aştılar.
Halka çağrı yaptılar.
Bu bir eylem değil, emeğin görünürlük mücadelesinin yeni repertuarı.
Hukuken “hak arama özgürlüğü”, siyaseten “sınıfın yeniden sahneye çıkışı”. Patronlar tarafından metalaştırılan bedenlerinin direniş aracına çevrilmesi, bir işçinin eşinin ödeyemediği faturaları göstermesi,
bir diğerinin pazardan alamadıklarının listesini paylaşması:
bunlar veri değil, yaşayan delil ve tokat gibi hakikat.
Ve en net cümleleri şu:
“Çok bağırdık, artık susuyoruz.”
Sorun artık duyulmak değil çünkü;
Sorun, duymazdan gelmenin siyasal tercih haline gelmiş olması.
Özgür Özel:
Cumhurbaşkanı adayı olursan yerin Silivri. Kazanacak değil kaybedecek aday arıyorlar.
Majestelerinin kaybedecek adaya itirazı yoktur, hatta özlemi vardır. Kazanacak aday görürse içeri atmaktadır. Mevzu bundan ibarettir.
Çiğli’deki Bakırçay Kız Yurdu’nda ortaya çıkan tablo kabul edilemez: Güvenlik zafiyeti, denetimsizlik ve ihmalkârlık öğrencilerin can güvenliğini tehdit ediyor.
Barınma haktır, lütuf değil!
Sorumlular derhal tespit edilmeli, tüm KYK yurtlarında güvenlik sağlanmalıdır.
Gençlik yalnız değildir.
Türkiye Barolar Birliğine Çağrı
Avukatları yargı sujesi olarak görmeyen, temel hak ve özgürlüklerin düşmanı Gürlek’i ziyaret etmekle itaat ve biat mesajı veren Birlik’i kınıyoruz.
Ya bir an önce yaptığınız hatadan dönün ya da bizleri temsil etmediğinizi kabul ederek istifa edin!