1978’de Hazineye geçen, 4.3 milyar TL değerindeki Bodrum Türkbükü’ndeki 430 dönümlük yarımadaya, Yargıtay kararına rağmen 44 yıl sonra dava açıldı.
Mahkeme sadece 20 bin TL teminatla (4 lahmacun parası!) tedbir koydu.
Hazine avukatı ise itiraz etmedi, keşfe katılmadı, duruşmaya girmedi!
Bugünkü yazım
20-📌Maliyesini, hariciyesini, tarımını, madenlerini ve de mülkiyesini gayrimüslimlere bırakmış devlet soykırım yapabilir mi?
Ha yaparsa da ancak Türklere yapar! Zaten soyu kırılan da bellidir!
Sinan KUNERALP
"Son Dönem Osmanlı Erkan ve Ricali" İsis Yayınları, 1999
Bir kadın sorar:
— Yumurtalarınızı kaça satıyorsunuz?
Yaşlı satıcı cevap verir:
— Bir yumurta 10 TL, hanımefendi.
Kadın der ki:
— 6 yumurtayı 50 TL'ye alırım, yoksa giderim.
Yaşlı satıcı cevaplar:
— Hanımefendi, istediğiniz fiyata alın. Bugün henüz bir tane bile yumurta satamadım ve geçinebilmem için buna ihtiyacım var. Bu benim için iyi bir başlangıç olur.
Kadın yumurtaları pazarlıkla aldığı fiyattan satın alır ve kazandığını düşünerek oradan ayrılır. Şık arabasına biner ve arkadaşıyla birlikte lüks bir restorana gider.
Kadın ve arkadaşı istediklerini sipariş ederler. Azıcık yerler, ancak birçok şeyi yarım bırakırlar.
Hesap geldiğinde toplam 3800 TL tutmuştur. Kadınlar 4000 TL verir ve restoran sahibine üstü kalsın, bahşiş olsun derler.
Bu hikâye lüks bir restoranın sahibi açısından gayet normal görünebilir. Ama yumurta satan yaşlı adam için oldukça adaletsizdir…
Ortaya çıkan soru şudur:
Neden ihtiyacı olanlardan bir şey alırken gücümüzü göstermeye ihtiyaç duyarız?
Ve neden asıl ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluruz?
Bir keresinde bir yerde şöyle bir şey okumuştum:
“Babam, yoksullardan ihtiyaç duymasa bile bazı eşyaları yüksek fiyatlara satın alırdı.
Bazen normalinden daha fazla para verirdi.
Buna çok şaşırırdım. Bir gün ona sordum: ‘Neden böyle yapıyorsun baba?’
Babam şöyle dedi:
‘Bu, onura sarılı bir hayırdır, oğlum.’”
Biliyorum ki çoğunuz bu mesajı paylaşmayacak.
Ama buraya kadar okuyacak kadar zaman ayırdıysanız…
Belki siz de o onurlu hayırseverlerden birisinizdir.
İKLİM YASASI SONUÇ: 242 kabul, 210 210 katılmadı, 140 Red.. KATILMAYANLAR SUÇA DOLAYLI İŞTİRAK EDENLERDİR
AK Parti'den ret yok, EVET diyen 213, katılmayan 59, MHP’den ret yok, destekleyen 28, katılmayan 19 Hüdapar'dan katılmayan 1 Ret 3,DSP den katılmayan 1 Bağımsız 1 kabul bir ret 9 katılmayan, CHP'den 55 katılmayan 80 Red, İYİ katılmayan 19, ret 10, CHP katılmayan 55, ret 80,yeni yol katılmayan 2 Ret 20 DEM katılmayan 41, ret 15 ,TİP 3 Red, EMEP 1/1,
OYLAMAYA KATILMAYANLAR, AYM YE GİTMEK İÇİN ADIM ATMAYACAKLARSA ONLAR DA SUÇ ORTAKLARIDIR.
AKP VE MHP DEN HAYIR DİYECEK BİR KİŞİDE Mİ OLMAZ!
ALLAH DA, MELEKLER DE ŞAHİD, BİZ DE ŞAHİDİZ. ALLAH MÜSTEHAKINIZI VERSİN!
Az önce trafikteyim, eve gidiyorum. Durağan haldeyken çaat diye bir ses. İndim arabadan, genç bir adam, 35 olması lazım. Arka koltukta da 2-3 yaşında bir minik (Şükür ki bebek koltuğunda ve bağlı)
İndik, arkadaş çok mahcup. Binbir özür. “Çocuğa bakayım derken vurdum”
Dedim sen çocuğa bak, o iyi olsun. Bir baktık çocuk korkudan ağlamaya başlamış. Beraber yanına gittik, dedim ki “senin baban benim arkadaşım, o yüzden durduk, ağlama”
Bindik arabalara, devam ettik. Babası durup durup yanıma yaklaşıyor, başıyla teşekkür ediyor. Kim bilir ne korktu çarptığı adam bağırıp çağıracak, polisi bekleyecek, çocuk çok korkacak diye.
Ah be kardeşim, kaporta ne ki? Seni bu dünyada en iyi anlayacak adama çarptın. Bizi zamanında çok üzdüler, ben seni üzer miyim? Senin çocuğunun korkmasının, bir damla gözyaşının yanında bir kaporta ne ki?
⚫Lanetlileri koruyan lanetlidir
Onlar müminlerin yanına gelince biz de müminiz derler
Ama şeytanların yanına gittiklerinde biz sizinleyiz biz onlarla dalga geçiyoruz derler
Ahmet Özhan yalan söylüyor.
Kitap okumazdı. (Tayyip de kitap okumazdı). Okuyan, düşünen, sorgulayan biri olmadı.
Devletle ve polisle hiçbir çelişkisi olmadı. Aksine, har zaman devletin ve hükumetlerin istediği tipte bir afyon satıcısı oldu.
Hayatında en radikal eylemini, ünlü bir şarkıcı iken, Beyazıt’ta sahhaf dükkanı olan tarikatın lideri, hoşsohbet göbekli Muzaffer Ozak’ın ellerini ve göbeğini öperek sersemit olmaya karar vermekle gerçekleştirdi.
Yakışıkılı bir şarkıcıydı. Şarkı ve ilahileri hoşuma gelmezdi. Favorilerim Ahmet Kaya, Barış Manço ve Şenay idi.
Özhan, şirk makamında ilahiler söyleyerek tarikattaki sersemitleri uyuştururdu. Sonra post-nişin olmuş.
Ben Fatih Akıncılar Derneği başkanıyken, Fatih’teki merkezi dergahına bir kez uğramıştım ve o yıllarda sevmediğim ve şimdi iğrendiğim takkesinde beyinleri hurafelerle uyuşturulmuş birkaç mürit görmüştüm.
Her dönemde korkak ve idare-i maslahatçıydı. Hiçbir vakit güce ve güçlüye karşı sesini çıkarmadı. Adalet, hak, özgürlük gibi evrensel prensiplere ilgi duymadı. Mazlumların ve mağdurların safında yer almadı.
Kısacası, bu adam omurgasızgiller familyasından bir din tüccarıdır. Yani, AKP iktidarı döneminde nüfus patlaması yaşayan bir Hazret-i Sülük.
Eğer tüm Kelebeklerin nereye gittiğini merak ediyorsanız,yukarı bakın.
chemtrails'ın doğaya etkisi arttıkça canlılar şimdilik azalmaya ve yakında yok olmaya başlayacak.
arı nüfusu % 60-80 arası azaldı,bahar ayındayız kaç kelebek gördünüz?
bu kadar kimyasala canmı dayanır?
Ahmet Özhan'ın "Bir parça dini metin okumak için insanlar odaları kilitler saklanırlardı. Ben yaşadım bunu." sözlerine kısa sürede yüzlerce eleştiri yorumu geldi.
Bir sosyal medya kullanıcısı aşağıdaki fotoğrafı şu notla paylaştı:
"Ve fotoda Ahmet Özhan dini metin okurken."
4.dönem gecici vergi yerine, 1.dönem geçici verginin kaldırılması çok daha isabetli olurdu.
Üstelik bu durum, Maliye'nin de lehine olurdu.
Çünkü çok agir bir kurumlar vergisi sonrası, sadece 17 gün sonra çok doğru bir şekilde 1.donem gecici verginin hesaplanıp tahakkuk ettirilmesi cidden çok zor.
1. Donem gecici verginin, göstermelikten öte geçemeyecek, garip bir uygulama olarak devam etmesinin dogru olmadigini dusunuyorum.
@gibsosyalmedya
Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Abdurrahim Karslı: Anlaşma şu. Biz sizi iktidara taşıyalım. Size iktidarda sıkıntı çıkaracak unsurları opere edelim. Size gerekli finansal destekleri getirelim. Erbakan hoca bunları kabul etmiyor ama AK Parti'yi kuranlar bunu kabul ediyor. Sizden de istediğimiz şu. İsrail'in güvenliğini artıracaksınız ve önündeki engelleri kaldıracaksınız. Sınırların değişmesi, BOP. İslam'ın yeniden yorumlanması. Numan Kurtulmuş'un ifadesiyle hukuken önlerini açtık, önlerindeki engelleri kaldırdık. AK Parti'nin getirdiği neticeyi özetle dinleyin. İçerde PKK'yı makbul yaptı. Dışarda da İsrail'in önünü açtı. İslam adına da bir sürü terör örgütü icat etti.
"TAYYİP BEY BAŞBAKAN OLACAK ONA GÖRE SÖYLE DÜŞÜNCENİ..."
Erol Mütercimler'in anlaştıkları önümüzdeki pazılın parçalarını birleştirmemizde çok faydalı olacaktı.
Erol Mütercimler anlatıyor: "Erdoğan'ın bu ülkeye başbakan olacağını ilk defa duyduğum yer 24 Ekim 1999'da avukat Münci İnci'nin evidir. Münci Bey beni aradı. Tayyip Bey'in danışmanlığını aldık, rica edip dinler misin biz anlamadık dedi. Evi anlatıyorum, Fehmi Koru, Emin Şirin, Nazlı Ilıcak, Yalçın Doğan, Bülent Akarcalı, Fehmi Gültekin, Tezcan Yaramancı, Güler Kömürcü ve Mimar Sinan Üniversitesi'nden 3 tane profesör. 15 dakika sonra odaya o günkü Amerikan Konsolosu yardımcısı el ele Tuğrul Türkeş geldi.
Kalkıp gideceğim Tayyip Bey'in yanındaki adamı hocam dedi gitmeyin. Tayyip bu ülkeye başbakan olacak. Sizin danışmanlığınıza çok ihtiyacı var.
Konuşmalar vs birçok şey oldu. Herkes gitti. Münci Bey dedi ki, hoca ne düşünüyorsunuz. Tayyip Bey başbakan olacak ona göre söyle düşünceni. Madem ki başbakan olacak, yurt dışına gönderin rehabilitasyon süreci yaşasın, inglizce kursu aldırılsın, hocalar yetiştirsin. Ne dedi bana biliyor musunuz? Hapishane sürecinde İstanbul Üniversitesi'nden hocalar taşıdık. Tayyip Bey, Londro'da da koleje devam edecek. Demek ki doğru bir strateji belirlemişiz.