Ahir zamanda olduğumuzu kabullenmek psikolojik bir çaresizlik anlamına gelebiliyor. Bu zamanda bu kadar olabilir gibi düşünerek günahları normal görmeye başlamak bunun örneklerinden sadece biri.
Ahir zaman, kıyamet kopmadan önceki son vakit dilimini ifade eder. En geniş anlamıyla bakıldığında Efendimiz'in peygamberliği ile başlayıp dünyanın sonuyla biten zamandır.
Vahyin ilk gününden itibaren düşünüldüğünde ahir zaman içinde 1400 yıldan fazla süre geçmiştir. Kıyamete kadar ne kadar kaldığını ise sadece Allah bilmektedir.
Bugün açısından şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Asıl ahir zamana doğru ilerlediğimiz doğrudur ancak tam anlamıyla dünyanın ahir zamanında değiliz.
Birtakım fitneler, işaretler vardır. Fakat Deccal'in çıkması gibi büyük fitneler henüz yoktur elhamdülillah! Çünkü Deccal'in varlığında müminler için bu kadar keyifli bir hayat olması düşünülemez.
Tabi ki imanımız bakımından riskli bir dönemdeyiz ama çaresiz değiliz. Belki de kıyamete çok kalmadı ancak önümüz kapalı değildir.
Mekke'nin ilk yıllarından kesinlikle daha rahatız. Bahane üretmeyelim, çözüm üreterek çalışalım.
Peygamberimiz, "Kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikin." buyurarak en zor şartlar altında bile olsak bizi çalışmaya, işimizi tamamlamaya teşvik etmiştir. (Edebü'l-Müfred, 479)
Bugün fidanlarımız çocuklardır, gençlerdir. Pes etmeden, mazeret sunmadan ve kötülükleri konuşmadan işimize, insan eğitimine, odaklanalım.
Allah bizimledir ve Allah işinde galiptir. Biz O'nun dini için çalışırsak O bize yardım eder ve biz de galip oluruz inşallah.
Namazı bırakma hakkın olmadığı gibi Allah'ın "Çalışın, dünyayı siz yönetin" emrine uymaman da suçtur. Çalışacağız. En güçlü biz olacağız, mü'minler olarak.
Asr Suresi mükemmel bir hayat metodu sunar. Bu yöntem tüm zamanlar için geçerlidir.
Rabbimiz çağlara yemin ederek değişmez bir gerçekten söz eder:
İnsanlık kaybediyor ve bu ziyanı önlemek mümkün değil!
Fakat kendimizi kurtarabiliriz. Yakın çevremize, bizi dinleyenlere faydamız olabilir.
Bunun için önce güçlü bir imanla kulluk görevlerimizi yerine getireceğiz.
Sonra da:
• Allah’ı ve ahireti hatırlatacağız.
• Namazı, ahlakı ve sabrı teşvik edeceğiz.
• Adaleti ve aileyi korumaya çalışacağız.
Az olacağız ama kaybetmeyeceğiz Allah’ın izniyle. Rabbim hepimize sebat versin.
Hz. Yusuf’un hayatını hiç bilmeyen birisi, temiz bir kalple Yusuf suresini okusa hayretler içinde kalır.
Kaderin nasıl bir şey olduğunu, Allah’ın kudretini iliklerine kadar hisseder.
Abileri tarafından unutulsun gitsin diye kuyuya atılmış küçücük bir çocuğun seneler sonra devlet yöneteceğini kim hayal edebilirdi ki?
Yusuf’u öldürmek isteyen abilerinin yıllar sonra ona muhtaç olacağı kimin aklına gelirdi?
Kendisine cinsel arzularla yaklaşan kadınların tuzağından kurtulmak için zindanı tercih eden genç Yusuf’un hapisten çıkıp hazine bakanı olacağını kim tahmin edebilirdi?
Peygamber adayıydı ama saf bir çocukken hasede uğradı. Kuyudan çıktı ama eşya gibi satılıp köle olarak yaşadı.
Kadınlarla sınandı ama nefsine uymadı. Zindana düştü ama Allah’ı anlatmaktan vazgeçmedi.
Devletin başına geçti ama kibirlenmedi. Makamın sahibi oldu ama abilerini rezil etmedi.
Kader alemi sırlarla doludur. Üzüldüğümüz bir olay yıllar sonra sevineceğimiz bir başka hadise haline gelebilir.
Hayat imtihandır. Allah’ın planı mükemmeldir.
Kuyunun dibinden güneşi görebilenlere, zindandan semayı izleyebilenlere korku ve endişe yoktur.
Her tanışıklığı paraya dönüştürmediğim için bazılarına aptal göründüğümün farkındayım ve umrumda değil. Herkes çıkarını düşünür. Ben de düşünüyorum ama o kadar düz değil. Nefes almaya devam edebilmem için yaren gerek. Ve para genellikle yarenliği bozar.