"Bir devlet var, diyordum ben. Bir devlet var, inanılacak devlet var. İyi-kötü, yanlış yapıyor-doğru yapıyor ama devlet var. Elbette bunu önleyecekler. Bu kadar ödün verilemez, diye düşünüyordum. Yanılmışım."
Aziz Nesin
#SivasKatliamınıUnutma#SivasKatliamı#2Temmuz
Dünyada 150 kişiden biri modern bir köle
Türkiye'de de 1,3 milyondan fazla "modern köle" olduğu saptandı
Peki, modern kölelik nedir ve bunda bizim payımız ne kadar?
#dwbusiness
"İlk yüzme, ilk dalış, ilk kitap, ilk film. Hep ilkleri başarıyorum"
Down Sendromlu Gökhan Kotan, açık denizde 7 kilometre yüzerek dünyada bir ilki gerçekleştirdi
Yunanistan'ın Meis adasından Kaş'a 3 saat 44 dakika 30 saniyelik derece ile yüzdü
Aylak Adam’daki C.’nin ismi verilmez. “Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır” diyecektir C.’nin ağzından Yusuf Atılgan.
Modern dünyanın insanı da, birey olarak yaşamakta, birey olarak varlığını sürdürmekte, sadece var olmaktadır. Bu varoluş Yusuf Atılgan’ın romanında aylaklıkla kendini göstermekte, kim olduğu, ne olduğu hiç önemli olmayan hatta adı bile çok önemli olmayan, herhangi bir kişidir bu insan, C.’dır örneğin ya da A. Robbe-Grillet’nin Kıskançlık adlı romanındaki A…’dır.
Bireyin birbiriyle etkileşen iç ve dış dünyasına ağırlık veren, bireyin davranışlarının kökenine inerken psikanalitik yöntemlerin kullanıldığı Aylak Adam’da bütün bunları bulmak mümkün. Ama bir fazlasıyla… Her ne kadar kendi döneminin bakış açısıyla yeterli bulunmasa bile, C.’nin toplumla çatışması içsel olduğu kadar dışsaldır da; sevgisizlik, iki yüzlülük, yalnızlık ve yabancılaşma toplumsal düzenin sonucudur, yani genel insanlık durumudur.
Romanın ilk cümlesi, dört mevsime sığan hikâyesinin leitmotivini veriyor, sevgi arayışını; “Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.” Bu arayışın arkasında C.’nin dünyaya bakışının özeti vardır… Ne var ki, hikâye süresince iki aşk ilişkisi etrafında yakınlaştığımız C., “o”nu bir türlü bulamayacaktır.
Yazar açıkça söylemese de, “o”nun B. olma ihtimali vardır, ama B. ile yolları bir türlü kesişmez. Her bölümü farklı mevsimlerde geçen roman, babasından kalan miras sayesinde hayatını çalışmadan sürdüren C.’nin birbirinden farksız geçen günlerini anlatıyor. Birbirinden farksızlığın monotonluk yaratacağı düşünülebilir. Tersine, bir yandan C.’nin bu yaşam felsefesini sahiplenme nedenleri, öte yandan sözünü ettiğim sevgi arayışının psişik kökenleri okuyucuyu beklentiye, tuhaf bir gerilime sokuyor…
Aradığı aşkı, hesapsız sevgiyi bulamayacaktır C.; onu bulamadıkça toplumla bir bağ kurması da imkansızdır. Sona geldiğinde umutların tükendiği anlaşılır; “Sustu, konuşmak lüzumsuzdu. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.”
Aylaklığı bir değer olarak savunan C.’nin susuşu bir boyun eğiş değil; tıpkı Anayurt Oteli’ndeki Zebercet gibi, C. de susarak direniyor. Kitlenin bireyi içini alıp tektipleştirmesine karşı bir tür başkaldırı aslında.
A. Ömer Türkeş’in 06/11/2009 Tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan Yazısından bir bölüm.
Hayatlarımıza büyük bir hızla giren yapay zeka hakkında yasal düzenlemeler olmaması, korkutucu senaryoları da beraberinde getiriyor.
Peki yapay zeka nedir, yapay zekayla ilgili yürürlükte ne gibi kurallar var? Hangi meslekleri yapanlar endişelenmeli?
https://t.co/kB2BUP1af1
Zonguldak’ta 2 yaşındaki çocuğun istismar sonucunda ölmesine sebep olan 2 şerefsiz İstanbul’da yakalandı.
Polis otosu ile istanbuldan Zonguldak’a götürülürken kocaelinde polis otosundan atladılar,biri öldü diğeri ağır yaralı.
İşte öyle..
@ucimorgtr@SaadetOzkanEfe
Zonguldak’ta 5 tutuklama var, devamının da takibindeyiz, çocuklar kaç kişi tarafından istismar edildi, 8 yaşında yaşayan diğer çocuk onlarca istismarcının adını verdi mi? Bu anne denen varlık ne kötülükler yaptı, suç ortakları kimler di ? El kadar çocuklara kaç kirli el değdi. Ağzı süt kokan bu çocuk öldürülene kadar daha neler yaşadı. Kopsun kıyamet, çocuklara dokunan elleri adalet ön��nde yakarız . Çocuklara yan gözle bakanların Allah belasını versin. @ucimorgtr @yucelceylancom
"Karı gibi mutfaktan çıkmayan değil arı gibi çalışan lider istiyoruz" pankartı açan beyinsizler bilmese de, dünyada bal üreten tüm işçi arılar, hepsi, dişidir. "Arı gibi çalışmak" sözüne yol açan hummalı çalışmasını gördüğünüz tüm arılar, dişidir. Erkek arılar (drone bee) çalışmaz ve iğneleri dahi yoktur. Tek varlık sebepleri kraliçe arıyla çiftleşmektir. Kraliçe arı onlardan bir tanesini bir seferliğine seçer ve geri kalanları belki seçilmiş olabilecekleri anlamsız hayatlarını bal yapmadan, çalışmadan ve başka bir işlev üstlenmeden sürdürüp ölürler. Bu yönden, bir politikacıyı eleştirmeye çalışıp 2023 senesinde mutfağa girmesini malzeme zanneden, kadınlar çalışmaz diye düşünen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, kimi erkeklere benzetilebilirler. Yalnız o tip erkek insanların hepten hiç işlevi yoktur denemez. Zira onlar böyle pankartlar açarak bu seçimin saflarını belli etmeye yararlar. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmanın veya Hüda-Par ile yandaşlığın kadına bakış yönünden ne anlama geldiği açık değildiyse, kendilerini ait hissettikleri saflardaki mesajı her insanın ilk bakışta anlayabileceği basitlikte - yani kendi basitliklerinde - haykırmak gibi bir işlevleri vardır. "Bu pankartı açanların eşleri veya kızları yok mu?" diye kendinize soruyor olabilirsiniz. Vardır. Olmayan, beyinleri ve vicdanlarıdır.
📢 Seçmen Listeleri Askıya Çıktı
Seçmen kaydını e-Devlet (https://t.co/MqgTKpJWpq) veya YSK (https://t.co/yhpyslChUR) üzerinden veya bağlı olduğun muhtarlıktan kontrol edebilirsin.
Iyi haftalar ÇADIR SATAN KIZILAYIN BAŞKANI KEREM. Belki bu hafta istifa edersin ya da affını istersin?!? Belki de görevden alınırsın belli mi olur... Allah büyük. 🤲
Yere çöp atmayan kişileri, gülümseyerek teşekkür eden kişileri, söz verince yerine getirmeden içi rahat etmeyen, kırmamak için susan kişileri çok üzüyorlar bu hayatta.
Buradan oy verecek gençlere sesleniyorum. Seçimin ilk turunda oy verdiğiniz parti ittifakda degil ve barajı gecemezse, oylarınız boşa gidiyor ve en çok oy alan partiye yarıyor. Meclis çoğunlugu olmadan sistem degişemiyor. Butun dert bu. Akıllı davranın, kanmayın...
bknz: d'hondt