Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar.
Onlar ne yaparsa yapsın, biz iyilikte yarışanları desteklemeye devam edeceğiz.
Güvenlik kuvvetlerimizin gücü, kendilerine verilen yetkiden ve taşıdıkları silahtan ziyade, aziz milletimizin vicdanında edindikleri yerden gelir.
Bu gücün etkisini artırmamızın yolu da vatandaşımızın gönlündeki yerimizi pekiştirmemizden geçer.
Bizim suçu geçim kapısı haline getirmiş hiçbir alçağa kaptıracak tek bir evladımız, tek bir gencimiz yoktur.
Bizim Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan hiçbir illegal yapıya kaptıracak tek bir vatandaşımız yoktur.
Emniyetimizin, Jandarmamızın, Sahil Güvenlik Teşkilatımızın değerli mensupları…
Sizler, kendini devletin üstünde gören şehir eşkıyalarına, sokak çetelerine, milletin çoluk çocuğuna musallat olan zehir tüccarlarına, evlatlarımızı bize karşı kullanmaya çalışan terör örgütlerine nefes aldırmayacaksınız.
Suça ve suçlulara karşı yürüttüğünüz her mücadelede bu devletin başı olarak yanınızdayım, yanınızda olmaya da devam edeceğim.
Bu süreçte sizin hedef alınmanıza, asılsız iddialara maruz kalmanıza, yolsuzluk dosyalarını perdelemek için birileri tarafından size saldırılmasına da eyvallah etmeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.
Özellikle ana muhalefet aktörlerinin bilerek ya da bilmeyerek alet olduğu bu yıpratma savaşından bir an önce vazgeçmesini temenni ediyorum.
Sizlerden de üç beş şuursuzun, üç beş hadsizin kendi ayıplarını örtmek amacıyla savurduğu hezeyanlara prim vermemenizi bekliyorum.
Onlar ne yaparsa yapsın, her şeye rağmen siz bu devleti temsil ediyorsunuz.
Kimseye aldırmadan, kimseye kulak asmadan temsil görevinizi vakur ve sağduyulu bir şekilde yerine getirmenizi rica ediyorum.
Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yük de artmaktadır.
Bu yükün sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır.
Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez.
Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum.
Dijital dünyadan doğan tehditler günden güne artarken çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil, babaların da birincil görevidir.
Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum:
Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor.
Evlat sahibi tüm babalarımızdan eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum.
Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor.
Tepkilerinin ölçüsünü mağdurlar ve faillerin kimliklerine göre ayarlayanlar, o suçu işleyenler kadar zulme ve adaletsizliğe ortak olmuşlardır.
Filistin’in, Sudan’ın, Azerbaycan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Irak’ın, İran’ın, Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizle doğrudan bağlantılıdır.
Ufku dar olanlar bu vizyonu anlayamazlar.
TİKA’mız, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız, Kızılayımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Maarif Vakfımız, Türk Hava Yollarımız, yardım kuruluşlarımız, iş insanlarımız ve müteahhitlerimizle Allah’a hamdolsun bugün dünyanın her yerinde varız, her yerinde varlık gösteriyoruz.
Hem elimizi uzatıyor hem el uzatanların elini tutuyoruz.
Hem kazanıyoruz hem kazandırıyoruz.
Biz başkaları gibi değiliz.
Biz sömürmenin peşinde değiliz.
Biz hiç vermeyip sürekli alanlardan değiliz.
Biz gayriinsani, gayrivicdani hesaplar içinde değiliz.
Biz Selçuklu’nun torunlarıyız, biz Osmanlı’nın torunlarıyız; biz yıkmak için değil, gönüller yapmak için oralardayız.
Biz rahmete, berekete gönülden iman etmiş bir milletiz; parti olarak böyle bir kadroyuz.
Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, hemen yanı başımızdaki mazlum coğrafyalara ulaşmaya çalışırken çalmak, çırpmak, yağmalamak, sömürmek için değil, muhabbetle kucaklaşmak için giden insanlarız.
Tam 23 yıldır işte böyle bir imanla, böyle bir misyonla, böyle bir anlayışla hareket ediyoruz.
Biz meselelere gönül gözüyle bakıyoruz. Onun için de Rabb’imiz yolları açıyor, seferi kolaylaştırıyor; rahmetini, bereketini bizden esirgemiyor.
Hamdolsun, Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun.
Biz ülkemizin ve milletimizin menfaatini her türlü çıkarın üzerinde gören bir kadroyuz. Terörsüz Türkiye sürecinde de bu anlayışla hareket ediyoruz.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak tek bir gayemiz var, o da milletimizin böğrüne saplanan bu kanlı hançeri ebediyen çıkarmak…
Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski’yi ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duydum. 🇹🇷🇺🇦
Bugünkü görüşmelerimizde İstanbul sürecinin pragmatik ve sonuç odaklı bir anlayışla sürdürülmesi gereği üzerinde durdum.
Her iki taraf için de savaşın yıpratıcı etkilerinin giderek derinleştiği bir dönemde, İstanbul görüşmelerinin diplomatik çözüme yönelik çabalarda önemli bir merhale teşkil ettiğine inandığımızı belirttim.
Özellikle enerji altyapılarına yönelik artan saldırılar ve yaşanan can kayıpları, her iki taraf için telafisi güç yıkımları da beraberinde getiriyor.
İstanbul sürecinin daha kapsamlı bir içerikle, artık akut hal alan sorunları giderecek şekilde yeniden devreye girmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Bölgede akan kanın durmasını arzu eden tüm ortaklarımızdan da İstanbul sürecine yönelik yapıcı yaklaşım sergilemelerini bekliyoruz.
Görüşmelerimizde stratejik ortağımız Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan bağlılığımızı bir kez daha teyit ettik.
Bu minvalde Ukrayna’yla aramızda müstesna bir tarih ve kültür bağı olan Kırım Tatarlarına desteğimizin süreceğini de belirtmek isterim.
Savaşın tüm zorluklarına rağmen ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.
Bu güç koşullarda ülkeyi terk etmeyerek cesaretle çalışmalarına devam eden Türk müteşebbislerin desteğiyle yeniden imar konusunda Ukrayna’ya katkı sunmayı arzuluyoruz.
Bugün deprem bölgesindeki 11 ilimizde, 174 ayrı alanda, 3 bin 481 şantiyede 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimiz 7 gün 24 saat esasıyla çalışıyor.
Saatte 23, günde 550 yeni konut yapıyoruz.
Sınırlarımızın ötesinde bu kadar çatışma ve kriz varken…
Ülkemiz içinde milletimiz bizden sorunlarına çözüm beklerken…
Ana muhalefet partisi genel başkanının yaptıklarıyla, söyledikleriyle, çok daha önemlisi söylemeye cesaret edemedikleriyle zerre kadar ilgilenmiyoruz.
Bu zatın, milletin milyarlarca lirasını iç eden, talan eden, başında bulundukları belediyeleri arpalığa çeviren şebekeyi aklama çabalarıyla ilgilenmiyoruz.
Bu şahsın, artık iyice gençlerin eğlencesi haline dönüşen garip, komik ve zavallı halleriyle ilgilenmiyoruz.
Biz sadece işimize bakıyoruz.
Milletimize verdiğimiz sözleri her ne pahasına olursa olsun tutmaya bakıyoruz.
Tüm mücadelemiz bunun içindir…
6 Şubat depremleri sürecinde herkes iyi bir sınav veremedi.
Seçimlerden önce bol bol fotoğraf çektirip bir daha yolları buralara hiç düşmeyen deprem turistlerini gördük.
Oy tercihlerinden dolayı depremzedelerimizin kapı dışarı atıldığı, aşağılandığı, horlandığı sahnelere şahitlik ettik.
Millet can derdindeyken siyasi rant hesabı yapan vicdansızlar çıktı.
Devletimiz tüm imkânlarını seferber etmişken yüreği yaralı depremzedelerimizi devletimize karşı kışkırtanlar oldu.
Meydanlarda bol keseden atıp tutanları şimdi ne gören var ne duyan…
Sandıklar kapandı, seçim bitti; mürailerin de deprem bölgesiyle işi bitti.
Biz ise deprem bölgesini ve depremzedelerimizi hiç yalnız bırakmadık.
Sadece enkazları kaldırmadık, çok daha önemlisi, Anka kuşu misali milletçe küllerimizden yeniden doğduk.
Bir yandan kardeşlerimizi yeni evlerine kavuşturuyor, diğer yandan depremden etkilenen tüm şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırıyoruz.
Vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri yerine getiriyoruz; kadim şehirlerimizi altyapısı, çevre düzenlemesi ve konutlarıyla yeniden ayağa kaldırıyoruz.
Yarın deprem bölgemizdeki 350 bininci konutumuzu inşallah hak sahibi kardeşlerimize teslim edeceğiz. Şimdiden hayırlı olsun.
Yarım asrı bulan siyaset hayatımızda bize olan teveccühü hamdolsun asla boşa çıkarmadık, emanete halel getirmedik.
Dik durduk ve hiçbir zaman diklenmedik.
Değerli eşim Emine Erdoğan’ın ve çocuklarımın yüreklendirmesi, aziz milletimizin de güçlü desteği sayesinde başörtüsü yasakları başta olmak üzere en zorlu engelleri, en çetin badireleri aşmayı hamdolsun başardık.
Arakan’dan Somali’ye, Suriye’den Gazze’ye kadar nerede bir mazlum varsa imdadına koşmaya, yarasına merhem olmaya çalıştık.
İnşallah bundan sonra da kimseden korkmadan, kimseden çekinmeden, müstevliler ve müstekbirler karşısında asla geri adım atmadan hakkı söyleyecek, hakkı savunacak, hakkın hatırını gözetmeye devam edeceğiz.