✏️ Kısaca Nazım Hikmet
Şair, oyun yazarı, romancı ve senarist olarak üretken bir kariyere sahip olan Hikmet, aynı zamanda Türkiye'de serbest nazımın öncüsü ve komünist ideolojinin edebiyattaki en güçlü temsilcilerindendir, “romantik komünist” ve “romantik devrimci” olarak tanımlanır. Siyasi görüşleri nedeniyle sık sık tutuklanmış, yaşamının büyük kısmını hapiste veya sürgünde geçirmiştir. Şiirleri 50’den fazla dile çevrilmiştir. Babası, Matbuat Umum Müdürü ve Hamburg Şehbenderi Hikmet Nâzım Bey’dir. Annesi Ayşe Celile Hanım, dilci ve eğitimci Hasan Enver Paşa ile Leyla Hanım’ın kızıdır; sanatla ilgilenen, Fransızca bilen bir kadındır. Oğlu Nâzım tarafından Alman, Polonyalı, Gürcü, Çerkes ve Fransız kökenli olarak tanımlanan Celile Hanım’ın etnik kökeni 3/8 Çerkes, 2/8 Leh, 1/8 Sırp, 1/8 Alman ve 1/8 Fransız’dır.
📌 Yaşamı ve Eğitimi
Nazım Hikmet, 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi. Ancak sağlık sorunları nedeniyle denizcilik kariyerini sürdüremedi. 1921'de Anadolu'daki Millî Mücadele'ye katılmak üzere yola çıktı, ancak kısa süre sonra Moskova'ya geçerek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde sosyoloji ve Marksizm eğitimi aldı. Bu dönemde Vladimir Mayakovski gibi Sovyet avangart şairlerinden etkilenerek şiir anlayışını dönüştürdü.
Türkiye'ye döndükten sonra siyasi faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı. Toplamda yaklaşık 17 yılını cezaevlerinde geçirdi. 1951'de, can güvenliği endişesiyle yurt dışına kaçtı ve bu kaçışı vatandaşlıktan çıkarılmasıyla cezalandırıldı. Ömrünün geri kalanını Sovyetler Birliği'nde geçirdi ve 3 Haziran 1963'te Moskova'da hayatını kaybetti.
📖Edebi Eserleri ve Temaları
Nazım Hikmet'in edebi kariyeri, geleneksel hece ölçüsünden serbest nazıma geçişiyle dikkat çeker. Şiirlerinde aşk, özgürlük, sosyal adalet ve insanlık temalarını işler. Başlıca eserleri arasında "Kuvâyi Milliye Destanı", "Memleketimden İnsan Manzaraları", "Şeyh Bedreddin Destanı" ve "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?" bulunur. Ayrıca, "Taranta Babu'ya Mektuplar" ve "Jokond ile Si-Ya-U" gibi eserleriyle tiyatro ve düzyazı alanında da önemli katkılarda bulunmuştur.
Eserleri, 50'den fazla dile çevrilmiş ve dünya edebiyatında geniş bir yankı bulmuştur. Zülfü Livaneli ve Cem Karaca gibi sanatçılar, onun şiirlerini bestelemiş; Manos Loizos ve Thanos Mikroutsikos gibi Yunan besteciler de eserlerini müziğe uyarlamıştır.
🧠 Fikirleri ve Politik Duruşu
Nazım Hikmet, Marksist-Leninist ideolojiyi benimsemiş ve eserlerinde bu görüşlerini açıkça ifade etmiştir. Siyasi duruşu nedeniyle Türkiye'de uzun yıllar boyunca eserleri yasaklanmış ve sansüre uğramıştır. Ancak, Sovyetler Birliği'nde ve diğer sosyalist ülkelerde saygı görmüş, uluslararası komünist hareketin önemli figürlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Nazım Hikmet'in yaşamı ve eserleri, sadece edebi değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal bağlamda da derinlemesine incelenmelidir. Onun çok yönlü kişiliği ve eserleri, modern Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.
🗻Nazım Hikmet ve Abhazya
Nazım Hikmet'in Abhazya ile ilişkisi, onun sürgün yıllarında Sovyetler Birliği'nde geçirdiği dönemlerde şekillenmiştir. Abhazya'nın Pitsunda şehrinde kaldığı süre zarfında üç şiir kaleme almıştır: "Hoşça Kal Kardeşim Deniz", "Kıyıdaki İhtiyar" ve "Pencereler". Bu şiirler, Abhazya'da geçirdiği zamanın ve kurduğu dostlukların izlerini taşımaktadır. Özellikle "Hoşça Kal Kardeşim Deniz", bu dönemin en bilinen eserlerinden biridir. Bu şiirler, Abhazca'ya çevrilerek bölgedeki edebi etkileşimin bir göstergesi olmuştur.
Nazım Hikmet'in Abhazya'daki varlığı, sadece şiirleriyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda Abhaz şair ve yazarlarla kurduğu dostluklarla da pekişmiştir. 1955 yılında çekilmiş bir fotoğraf, onun Abhaz şair dostları İvan Tarba, Bagrat Şinkuba ve Kumf Lomiya ile birlikte olduğunu göstermektedir. Bu ilişkiler, onun enternasyonalist dünya görüşünün ve farklı kültürlerle kurduğu bağların somut örneklerindendir. Ayrıca, Nazım Hikmet'in 27 Eylül 1958'de Abhazya'da yazdığı "İşte Geldik Gidiyoruz" adlı şiiri, Abhazca'ya çevrilmiş ve seslendirilmiştir. Bu çeviri, onun eserlerinin farklı dillere aktarılması ve kültürel etkileşimin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Erol Kılıç Kutelia'nın "Abhazya, Nazım Hikmet ve Laz Balıkçılar" başlıklı yazısı, Nazım Hikmet'in Abhazya'daki deneyimlerini ve bölgedeki Laz balıkçılarla olan etkileşimlerini ele almaktadır. Bu yazı, onun Abhazya'daki sosyal çevresi hakkında daha fazla bilgi sunmaktadır.
📚 Kaynakça
Leontik, M. (2012). Nazim Hikmet’s life and poetry. Bal-Tam Türklük Bilgisi, 17, 263–280. Erişim adresi: https://t.co/BVtm6FGxMd
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. (t.y.). Nazım Hikmet. Erişim adresi: https://t.co/9A9awozazP
Hamed-Troyansky, V. (2023). Review of Red Star over the Black Sea: Nâzım Hikmet and His Generation by James H. Meyer. The Russian Review. https://t.co/keMbENTNei
Altun, S. (2019). Nazım Hikmet’te Umut Kavramı. Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 6(5), 231-256.
Erdem, U., & Aka Erdem, N. (2023). Nazım Hikmet’in Biyografisine Katkılar (1950-1955). Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(1), 159-175. https://t.co/5BuT3jVsy8
Yıldız, M. (2024, Mart 1). Nazım Hikmet: Hayatı, Eserleri ve Bilinmeyenleri. OGGUSTO. https://t.co/FGhWRwgo5o
Jineps Gazetesi. (2018, Şubat 1). Nazım’ın Pitsunda’da yazdığı şiirler Abazacaya çevrildi. https://t.co/Fzpw1YLLRI
Babakuş, S. (2012, Nisan 20). İşte geldik gidiyoruz, hoşçakal kardeşim deniz. CircassianCenter. https://t.co/9zsk5WktCS
Ahocba, İ., & Chkotua, O. (2020, Ekim 30). Абар ҳаан-ҳцоит / İşte geldik gidiyoruz. Diyane. https://t.co/OHGzVxEeEC
Kılıç Kutelia, E. (2013, Mart 8). Abhazya, Nazım Hikmet ve Laz Balıkçılar. Özgür Çerkes. https://t.co/6DKTPYAP3K
#nazımhikmet #Abhazya #NazımHikmetAbhazya #nazimhikmetsiirleri #istegeldikgidiyoruz #HazirandaÖlmekZor #AbhazyaCumhuriyeti #Abhaz #Çerkes #SSCB
ORMAN KÖYLERİNE PATLAYICI FABRİKA KURULMASINA KARŞI ÇIKIYORUZ!
2023 yılında Kayseri Pınarbaşı’da Eğrisöğüt ve Aşağıbeyçayır köylerinin mera ve ormanlarının üstüne 500 tonluk patlayıcı madde deposuna sahip olacak bir patlayıcı üretim tesisinin “Nitro Nobel Patlayıcı Maddeler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” tarafından kurulacağı ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine köy sakinleri, fabrikanın kurulması dahilinde doğaya verilecek hasar, su kaynaklarına olası bir kimyasal sızıntı, mera ve orman alanlarının yok edilmesiyle oluşacak tahribatla hayvansal ve tarımsal faaliyetlerin duracağı endişesiyle bu karara karşı çıkmışlardı.
2023 yılında yapılan "Çevresel Etki Değerlendirmesi" (ÇED) toplantısına katılan köy halkları, fabrikayı kuracak olan şirketin yetkililerine endişelerini dile getirmiş ve haklı oldukları endişeleri sebebiyle bu fabrikanın yapımından vaz geçilmesini talep etmişlerdi. TBMM’ye dahi taşınan bu şikayetler ardından şirket başvurusunu geri çekmişti. Yetkili mahkeme ise ‘fabrikanın doğal yaşam ve tarımsal üretim için telafi edilemez hasara yol açma riski var’ diyerek inşaatı durdurma kararı almıştı. Geçtiğimiz günlerde ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi verilen kararı bozdu ve bu fabrikanın yeniden inşa edilmesinin önünü açtı.
Adı geçen şirketin 500 tonluk kapasiteye sahip olarak inşasını planladığı fabrikasının, tepkiler nedeniyle ÇED raporu başvurusunu çekmesinin ardından, aradan birkaç ay geçtikten sonra üretimde kapasite düşüşüne gittiklerini belirterek tekrar fabrikayı kurmak istediklerini belirtmek gerekir. Bu kararın ardından kapasite 400 tona düşürülmüş ve bu küçültme sebebiyle ÇED raporunda muaf olunmak istenerek bir işgüzarlık yapılmıştır.
Yapılmak istenen fabrika en yakın yerleşim yeri olan Eğrisöğüt’e 955 metre, Gölcük köyüne 1.850 metre, Yukarıbeyçayır’a 2 bin 700 metre, Aşağıbeyçayır’a ise 4 bin 500 metre uzaklıktadır. 400 tonluk bir kapasiteye sahip olacak bir fabrikanın, bu kadar yakın mesafedeki yerleşim yerlerine olası bir patlama durumunda verebileceği hasarı düşünmek oldukça korkutucudur.
Patlama riskinin yanı sıra fabrikanın kurulacağı alanın hemen yakınlarından Zamantı Irmağı’nın geçtiğini hatırlatmak gerekir. Zamantı Irmağı, kurulacak olan fabrikanın kot olarak aşağısında kalmakta ve bu sebeple su kaynağına kimyasal maddelerinin sızıntı riski daha da artmaktadır.
308 kilometre uzunluğundaki Zamantı Irmağı tarımsal sulamadan, balıkçılığa kadar birçok çeşitli amaçla kullanılıyor ve ırmak üzerinde sulama, enerji, içme suyu temini amaçlı yapılan Bahçelik adlı bir Baraj da var.
Köylerimiz bizim kültürel kalelerimizdir. Toprağımız, emeğimiz, geçmişimizdir. Geçmişimizle geleceğimiz arasında köprüdür.
Tüm anılarımız, acılarımız, tatlılarımız köylerimizdeki kerpiç duvarlarda, harmanlardaki başaklarda saklıdır.
Köy halkının onayı olmayan bir özel teşebbüs nasıl oluyor da devlet tarafından dayatılabiliyor? Zaten sınırlı olan orman ve su kaynakları birkaç kompradorun hatrı için nasıl yok sayılabiliyor?
Biz köylerimizde patlayıcı fabrikası istemiyoruz! Toprağımızın, emeğimizin sermayeye peşkeş çekilmesini kabullenmiyoruz! Doğanın tahribatına izin vermiyoruz!
#patlayıcımaddeistemiyoruz #egrisogutasagibeycayirkoyleri
#koyumedokunma
YILDIRMA POLİTİKLARINA BOYUN EĞMİYORUZ!
Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Çerkes ve Abhaz diasporası, her yıl olduğu gibi soykırımın 161. yıl dönümünde de atalarını anmak için toplandı. Atalarımızın çektiği acıları ve yaşadığı katliamı unutmadığımızı, kederimizin taze olduğunu ve adalet arayışımızı bu 21 Mayıs’ta tekrardan tüm dünyaya haykırdık.
Kuzey Kafkasya’nın sürgündeki evlatları olarak en acılı günümüzde, ana vatanımızda düzenlenen anma etkinliklerinde kardeşlerimize yapılan haksızlık acımıza acı kattı ve geçmişle yüzleşemediğimiz baskıcı politikaların sürdüğünü bizlere acı bir şekilde hatırlattı.
21 Mayıs 2025’te Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik’te düzenlenen anma etkinliğine katılan 7 soydaşımız gözaltına alındı. Yerel yönetimler tarafından yapılan açıklamalarda bu gözaltıların sebebinin trafik akışını engellemek ve izinsiz yapılan gösterilere katılmak olduğu aktarıldı.
Ancak bu gözaltı sebeplerinin keyfi olarak uygulandığını ve hukuksuz olduğunu, altında yatan sebebin ise hakkını arayan insanlara karşı bir yıldırma operasyonu olduğunun farkındayız.
Kabardey-Balkar’da 15 yıldır düzenli olarak anma etkinlikleri düzenlenmektedir ve bu etkinlerde genellikle bir atlı birliğin önderlik ettiği yaya grubun, Nalçik’in merkez caddesinin taşıt yolunu kullanarak Hükümet Konağı’nın önünden geçip ve savaş kurbanları anıtına doğru ilerlemesi şeklinde yürütülür.
Pandeminin başlamasının ardından bu tarz etkinliklerin düzenlenmesi yasaklanmış ve bu karar halk tarafından anlayışla karşılanmıştı. Ancak 2022 yılında kaldırılan kısıtlamalara rağmen Kabardey-Balkar’ın yerel yöneticileri soykırım anma etkinliklerinin düzenlemesini yasakladı ve yasağa uymayanlara yaptırım uygulanacağına dair tehditlerde bulundu. Fakat bu yasaklara rağmen 2022 yılında yapılan yürüyüşe 500 kişi katıldı.
Bizler bugün şu soruyu soruyoruz: 15 yıldır düzenli olarak düzenlenen bir anma etkinliğinin son yıllarda yasaklanmaya çalışılmasının ve bu etkinliğe katılan soydaşlarımızın gözaltına alınmasının altında yatan gerçek sebep nedir?
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti hükümetinin Başbakan yardımcısı Zalim Kashirokov’un 21 Mayıs’tan hemen önce katıldığı bir programda sarf ettiği "Devletin vatanseverlik eğitimi konularına yeterince dikkat etmediği son 30 yılda, bir sürü sahte tarihçi yetişti.” cümlesini hatırlatmak istiyoruz ve bu cümlenin altında yatan asıl düşüncenin Çerkes Soykırımının bir “yalandan” ibaret olduğunu, Rus-Kafkas savaşında Rusya’nın haklı taraf olduğu fikrini empoze etmeye çalışmak olduğunu aktarıyoruz.
Ayrıca Zalim Kashirokov’un KAFFED’in de katıldığı 25 Nisan 2024’te yapılan Dünya Çerkes Birliği yönetim kurulu toplantısında bulunduğunu hatırlatmak istiyor ve halkımıza 7 soydaşımızı gözaltına alan zihniyetin bizim adımızı taşıyan kurumlara girdiği gerçeğini göstermek istiyoruz.
Nalçik’in yanı sıra Adigey Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop’ta düzenlenen anma etkinliklerine katılan 10 gencimiz de keyfi sebeplerle haksız ve hukuksuz şekilde gözaltına alınmıştır. Anma etkinliğine katılan ve gözaltına alınan birkaç soydaşımız ise 6 günlük nezaret cezasına çarptırılmıştır.
Yetkililerden yapılan haksız ve hukuksuz gözaltılardan vazgeçilmesini ve soydaşlarımıza yöneltilen suçlamaların düşürülmesini talep ediyoruz.
Soykırımı anma etkinliklerine karşı yapılan yıldırma operasyonları yalnızca Nalçik ve Maykop ile de sınırlı kalmadı. Bir Abhaz Telegram kanalı yöneticisi soykırımla alakalı bir paylaşım yapmasının ardından sınırda Rusya Federasyonu tarafından gözaltına alındı.
Bu haksızlıkların yalnızca Çerkeslere değil Kafkasya’da yaşayan diğer halklara da yapıldığını hatırlatmak istiyoruz. Çeçenistan’da, Dağıstan’da meydana gelen haksızlıklara da karşı çıkıyoruz, adalet talep ediyoruz!
Olaydan sorumlu yetkilikere, yapılan bu haksızlıkların ve verilen hukuksuz kararların yalnızca RF'nin çok uluslu yapısındaki istikrarı ve huzuru bozacağını hatırlatmak istiyor ve kararlarından vazgeçmesini talep ediyoruz. Yapılan haksızlıkları ve hukuksuzlukları kınıyoruz!
Çerkes gençleri olarak bir türlü sonlanmayan süreç ve iftira dolu açıklamalar için geri adım bekliyoruz. Yaşamkent Sosyal Tesisi bizim evimizdir. @cankayabelediye#cerkesderneginedokunma
geleceğe yönelik çalışmalar yapmak hedefimizdir. Çerkes takviminin başlangıcı olan bu özel günde bu uğurlu yola atılıyor, toplumumuzun birkaç nesil içinde yok olma tehlikesine karşın faaliyetlerde bulunmak isteyen genç arkadaşları aramızda görmeyi umut ediyoruz.
Kuruluş amacımız ülkedeki Kafkasyalı vatandaşların asimilasyon karşıtı hareketini ve organize olma duygusunu güçlendirmektir. Türkiye Çerkes, Abaza ve bağlamında Kafkasyalı toplumunun içinde bulunduğu durum bizlerce iyi bir noktada değil ve iyi bir noktaya gitmemektedir. +++
olabileceği bir konu veya bir fikri olduğuna inanıyoruz. Topluma bu faydayı sağlamanın en sağlıklı yolunun gençlerde bilinç oluşturmak olduğunu düşünüyoruz. Asimilasyon karşıtı çalışmalar, kardeş ve akraba olan ırkların bölünmesini engellemek, geçmişimizi araştırmak ve +++