@keskinrasit Biz yaşarken de bizi kaybetmekten korkmayan insanlarla doldu hep çevremiz.
Yaşamak zaten ölümle eşdeğer herkes bilmez bunu,bilse de kendini hatırlatmanın türlü yolları ile varlık algısını güçlendirir durur.
Oysa yorgunluk ve derin umut kayıpları saklanmanın huzurunu öğretir bize.
🟥HAKBİR: Bu Halk İçin Son Uyarıdır! 🟥
Bir toplum, bastırılmış hakikatlerin üzerinde susarak yaşarsa, gün gelir sustuğu her şeyin gölgesinde silikleşir.
I. Uyuşukluk Halinin Sosyolojik Fotoğrafı
Bu ülkenin halkı acı çekmeye alışmıştır. Öyle ki, artık acı bile acıtmaz hâle gelmiştir. İçine atar, sineye çeker, ‘kaderimiz bu’ der, sonra akşam haberlerinde başka bir felaketin görüntülerini izlerken, çayının şekerini karıştırır. Unutur.
Bir millet, gözünün önünde parçalanırken bile çayını dökmeden izleyebiliyorsa, o milletin refleksleri felce uğramış demektir.
Ve sadece siyaset değil, vicdan da çürümeye yüz tutmuştur. Bu çürüyüşle haksızlık gördüğünde başını çeviren birey, evladına “sakın karışma” diyen anne tipolojisi üretilmiştir.
Mevcut tablo sadece korku da değil, sistemli bir duygusuzlaştırmadır.
II. Çürütülmüş Ahlak, Bastırılmış Cesaret
Toplum, yıllardır susmakla ödüllendirildi. Doğruları haykıranlar deli, isyan edenler provokatör, sorgulayanlar hain oldu.
Böylece insanlar ‘zararsız olmaya’ şartlandı. “Ben karışmam” kültürü, “ben yokum” toplumunu doğurdu.
Z kuşağına gelmeden önce, bu ülkede üç kuşak boyunca:
Milli değerler yerli ve milli dene dene sulandırıldı
Aile kavramı ya da yok edildi ya da şekilsizleştirildi.
Onur yerine ‘uyum’ öğütlendi.
Bugün kimse sokağa çıkmıyorsa, bunun nedeni cesaret eksikliği değil. Cesaretin “sorun çıkarmak” olarak damgalanması, yargılanmasıdır.
Hukukçular hükümete şirin gözükmek adına hukuku çiğnedi, katletti.
Aslında tüm bir toplumu iğdiş ettiler.
Günahları ve suçları çok büyük.
Halk ise siyasetçinin halkın ortak menfaatlerini korumak ve kollamak amacıyla idareye gelmek istediğini unuttu.
Onlara öyle bir amaç ve misyon yüklemekten vazgeçti.
Bir gün kendisinin de talan düzenine katılabileceği bir siyasetçi profili hayal edip , Türkiye'yi yağmalatan düşüncenin tohumlarını ekti.
Bal tutan parmak sırasının bir gün kendisine de geleceğini düşüne düşüne var olan bütün çarpıklıklara hırsızlıklara, haksızlıklara müsaade etti.
Ama herkesin kendi parmağını ve kendi parmağına çalınan balı düşündüğü bir Türkiye'de bu balın 85 milyon insanın parmağına tek tek çalınma olasılığı yok!
Lakin bu fikirle elde olanın da kaybedilme olasılığı yüzde yüz!
III. Tepkisizlik Kültürü Nasıl İnşa Edildi?
Bu halk;
Seçim sandığı dışında hiçbir şeye müdahil olmamaya,
Sorunları kader deyip sineye çekmeye,
Başkasının başına gelen zulme “bana dokunmasın yeter” demeye, ve en kötüsü de; özgürlüğün bedelini ödememeye alıştırıldı.
Çünkü Türkiye cumhuriyeti hükümeti, “iyi vatandaş” tanımını şöyle yaptı:
Sorgulama. İtaat et. Sus. Ve sonra üç ayda bir fatura indirimi bekle. Ardından gelen fahiş bindirime de ses etme!
Toplum, alışveriş indirimlerini takip etmeyi, futbol stadlarında slogan üretmeyi hakikatleri takip etmekten daha değerli gördü.
IV. Zevkçilik Çağında Direnişin Cezası: Yalnızlık
Artık düşünmek cesaret, haykırmak suçtur. Etrafını saran insanlar sana yüklenen etikete bakar:
"Komplo teorisyeni",
Sen yeter ki düzene karşı çık. Seni yalnız bırakacak bir etiket mutlaka vardır.
Bu yüzden toplum, doğruyu bilen ama susan bir kalabalığa dönüştü.
Ve bu yüzden suçlular, sadece zulmedenler değil, susanlar oldu.
V. HAKBİR Bu Suskunluğa Tokattır.
HAKBİR bir partiden ziyade
çürümüş reflekslere, bastırılmış cesaretlere, suskun vicdanlara atılmış bir tokat.
@ErkanTrukten@HakBirPartisi Genel Bşk.
@MDogramaci34 Amaç uyumlanmak ve hayatta kalmaksa bukalemun olmak gayet normaldir.
Bukalemunun rengi ölene kadar.
Sonra hiçbir renk onu aslını göstermeyecek..
Hem kim anlar hayatın kenarından bakarak yaşamayı seçenleri, yaşarken yaşamaktan vazgeçenleri.
@sadiktanrikulu Evlilikler günümüzde birer cehennem.
Gençleri yargılarken âdil olmalı.
Evlilik kutsaması ile bekarlığa lanet okuyamayız.
Neyin kul için hayırlı olacağını ancak Allah bilir.
Kimseye taşıyamayacağı şeyler teklif edilemez..
@TomrisGen65 Kadınlar hem feminizm tuzağında hem de ailede üstün hizmet (!?) rolleri üzerinden 'kibir' duygusuna çarpıp tanrıcılık oynuyor erkeklerin bir anlamda başına da belâ oluyorlar...
@TomrisGen65 Yargı , kınama hep devam edecek hem de bu karşılıklı devam edecek.
"Aman efendim aman,
Galiba ahir zaman.
Manzarası yurdumun,
Tufan gününden yaman..
...
Anne çocuk doğurur,
Köpek soyundan azman.."
Bu yazıyı mutlaka sonuna okumalısın.
Şimdi okumuyorsan da kaydet sonra oku!
Çoğumuzun başına gelmiştir.
Bir dostum;
"Bende nazar, büyü varmış kanal gücü yüksek medyum empat biri söyledi" dedi.
Kendiniz hakkında negatif şeylere inanırsanız negatifler devam eder artarak.
İnsan nazara, büyüye uğradığını düşünürse, nazar, büyü olmasa bile varmış gibi hisseder.
Bunu iptal edin
“Ben kulumun zannı üzereyim” (Buhari, Tevhid, 15; Müslim, Zikir, 2). Der bir kudsi hadiste Allah.
Eğer insan nazar ya da büyüye Allahın engel olup koruma koyacağına tam olarak inanırsa o nazar ya da büyü ne kadar güçlü olursa olsun beyin iptal eder boşa çıkarır..
İnanma!
İptal et o kehaneti!
Nasıl mı ?
👉
@MDogramaci34 Ölüm gibi bir şey oldu fakat kimse ölmedi.. Bilgece, garipçe yaşamanın tam tarifiydi bu..
Nerede anlaşılmayan, değer verip de değer görmeyen, hadiseler karşısında iradesinin hiç hükmünde olduğunu hissederken, çaresizliğin ne olduğunu iliklerine kadar hisseden herkes,
@kesfsever neden oldu. Tabloyu analiz ederken bazen görünür sebeplere değil de görünmez sebeplere de bakmalı.
Hatta bunu dinini ve değerlerini her alanda temsil edemeyen bir kültürün tepkisel sonucu olarak dahi görebiliriz..
@kesfsever Sonra özgürlükte sınır sınırsızlığa doğru yol aldı.
Sadece modern dünya değil, kültür yapımızda da kadın el kiri olarak görüldü..
Sömürü sanıldığı gibi dışardan değil içerden de yaşandı.
Anne olan kadınlar geçmişe bakarsak hep ezildi.
Bunlar yeni kuşakta reaksiyoner tavırlara