Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Bu Tayyipgiller’in; bu Amerikan devşirmesi, Amerikan kuklası, vatan hainlerinin, halk düşmanlarının, BOP Eşbaşkanlarının bütün vurgunlarında, soygunlarında, çapullarında olduğu gibi bu borsa-fon vurgununda da muhalifi oynayan siyasiler de medya da ne yapıyorlar?
Hep tek tek; “şu şunu yaptı, bu bunu yaptı, bu şurada görevliydi, bu burada görevliydi”, diye size ağaçları anlatıyorlar.
Ama bizim farkımız nedir?
Biz, ağaçlardan ormanı göremeyenlerden değiliz.
Biz, doğrudan size ormanı anlatırız.
Ne dedik biz? Nedir orman?
Tayyipgiller; ABD yapımı, Ortaçağcı, çıkar amaçlı, mafyatik bir suç örgütüdür. Bunun tepesinde de “Big Boss” Tayyip vardır, dedik.
Öyle olunca bu “Big Boss”un kanunla, yasayla, anayasayla, ahlâkla, vicdanla, insani değerlerle zerre ilgisini aramayacaksınız. Ve bir suç örgütünden de kanunlara uymasını, suçluları ortaya çıkarmasını bekleme saflığına, ahmaklığına düşmeyeceksiniz.
Bunun en belirleyici karakteristiği; ABD kuklası olması, Ortaçağcı olmasıdır.
Ne dedi geçmişte?
“Afganistan Taliban’ıyla bizim inanç yönünden pek bir farkımız yok”, dedi.
Bir başka karakteristik özelliği nedir?
Durup dinlenmeden halk düşmanlığı yapması, Laik Cumhuriyet düşmanlığı yapması, Kuvayimilliye, Mustafa Kemal, İnönü ve Silah Arkadaşlarına düşmanlık yapması.
Ve diğer belirleyici özelliği nedir?
Durup dinlenmeden kamu mallarını milyar dolar milyar dolar aşırması.
Bunun en yakınında bulunmuş, Bakanlığını yapmış, Ekonomi Profesörü, dört AKP kurucusunun en önde gelenlerinden biri olan Abdüllatif Şener ne dedi 5-6 sene evvel?
“Tayyip Erdoğan ve yakın aile çevresinin kamudan aşırdığı mal miktarı 300 milyar doları aşkın”, dedi.
O günden bu yana habire vuruyor, belki yarım trilyon doları aşkın vurdu.
Ve bunun akıldaneliğini, Dışişleri Bakanlığını, Başbakanlığını yapmış olan, bir zamanlar “Gelecek”çi oynayan Davidson Ahmet ne dedi?
“Haram lokma yemeyin dedim, yediler. Çalıp çırpmayın, günah işlemeyin dedim, yaptılar. Milyarlarına milyarlar kattılar. Damadını Bakan yaptı, Türkiye’yi beşli çeteye peşkeş çekti”, dedi.
İşin özeti bu…
Bunları söylemezseniz “Big Boss”u durduramazsınız!
O, zulmetmeye devam eder.
O, muhalif gördüğü herkesi kırıp geçirmeye devam eder, zindanına tıkmaya devam eder. Yeni Parti’nin belediye başkanıymış, il yöneticisiymiş, muhalif gazeteciymiş, hiç acımaz. Hatta işte Yeni Parti’nin en önemli yayın organı (ki ulusal çapta muhalif olan sadece iki televizyon kalmıştı, onlardan biri) olan Halk TV’ye de çöktü.
Bunları söylemezseniz Tayyip çökmeye devam eder!
Tayyipgiller’i yasal, normal bir seçimle filan gönderme hayaline kapılmak saflık olur.
Bunlar sıfırı tüketti artık. Halkımızın nefesini kestiler, kanını kuruttular, kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç ettiler.
Bu kadar vurguna, çapula can mı dayanır? Halkımız isyan halinde...
O zaman o halkı örgütleyip demokratik tepkisini binler, yüz binler, milyonlar halinde meydanlara yığmaktır, bunları göndermenin yolu.
Evet, Saygıdeğer Arkadaşlarım;
İşte mesele ya da “hikâyenin özeti” budur.
Kalın sağlıcakla…
Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Bu Amerikan devşirmesi, Amerikan kuklası Tayyip öyle görünüyor ki Yemen’e Mehmetçiğimizi gönderip orada kırdıracak, ABD’li sahibi faşist, pedofil Trump���tan aldığı emir üzerine, buyruk üzerine…
Kıçı kırık soytarı, palyaço Zelenski’nin Ukrayna’sı Karadeniz’de 3 gemimizi vurup batırdı, 12 insanımızı katletti; ona tık yok. Haber bile yapamadılar onu, ağızlarına alamadılar.
Yunanistan, Ege’de 2004’ten itibaren 20 Ada ve 2 Kayalığımızı işgal etti. Lozan’ın 12’nci Maddesiyle net, açık, kesin olarak bize bırakılmış olan Adalarımızı peşkeş çekti Yunanistan’a Tayyip, efendilerinden aldığı buyruk üzerine. Hiç oralı değil, hiç umurlarında değil. Yunanistan oraları iskana açtı, kiliseler yaptı, silahlandırdı ve silahların namlularını bizim Ege kıyılarımıza çevirdi. Orada tatbikatlar yapıyor. Ege’de ve Akdeniz’de 230 bin kilometrekarelik Mavi Vatan’ımızı Yunanistan’a, İsrail’e peşkeş çekti bu Tayyip.
Suriye’de eski bir havaalanını Colani’yle anlaşarak – ona şirinlik yapacaklar ya, aynı yolun yolcuları, aynı kafadalar çünkü – “modernize edelim” diye Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teknik personelini ve komutanlarını gönderdi, orada incelemelerde bulundu TSK yetkilileri.
Oradan ayrılır ayrılmaz İsrail ne yaptı?
O havaalanını vurdu.
Ve faşist, soykırımcı, insanlık düşmanı Siyonist Benjamin Netanyahu ne dedi arkasından?
“Türkiye’yi uyardık. Buralarda seni görmek istemiyoruz, dedik; anlamadılar. Onların anladıkları dilden konuştuk”, dedi.
Tayyipgiller’de yine tık yok.
Bunlar ancak CHP’li belediyelere çöksünler, CHP’li çürük milletvekillerini transfer etsinler, muhalifleri zindanlara doldursunlar, masum sokak hayvanlarını toplayıp katletsinler. İşleri güçleri bu…
Ve bir de 1 trilyon TL’lik halkımızın alınterini borsa-fon vurgunuyla lüplesinler, çapul etsinler.
Merhum ilahiyatçımız Yaşar Nuri Hoca’mız ne güzel anlatmış bunları; “1071 Malazgirt Zaferi’mizden bu yana bu topraklar böylesine kötülük, böylesine hainler görmedi”, diyerek.
Bunların alayı baştan ayağa kötülük olmuş!
Saygıdeğer Halkımız, Saygıdeğer Arkadaşlarımız;
İş senin gelip anlamana, anlayışına, kavrayışına dayanıyor.
Kalın sağlıcakla…
Saygıdeğer arkadaşlarım;
Bu Amerikan devşirmesi, Amerikan kuklası, Amerikan hizmetkârı, ABD Emperyalist Haydut Devletinin Şefi faşist, pedofil Trump’ın kuklası, oyuncağı, emir kulu Tayyip ve onun Kaçak ve de Haram Saray’ının bir operasyon enstrümanına dönüştürdüğü yargısı; bir kez daha ayağımıza kelepçe vurarak bizi ev hapsine aldı. Son üç yılımızın çok önemli bölümünü, ev hapsinde kelepçeli geçirdik.
Ama bu Tayyip; bakanları, bakan yardımcıları, yeğenleri, tüm amigolarıyla birlikte 1 trilyon TL’yi götürüyor, onlara bir şey yok. Onlara ne ev hapsi var ne başka bir şey var…
Ve bu vurgununu, soygununu, talanını unutturmak, gözden kaçırmak için de ne yapıyor?
Başka bir kanunsuzluk yapıyor.
Muhalif iki kanaldan biri olan Halk TV’ye çöküyor!
Dedik ya arkadaşlar; anayasa, kanunlar vs. bunun umurunda değil.
“Demokrasi benim için bir tramvaydır”, diyen adam bu.
Yargı margı şu bu, umurunda mı olur böyle bir adamın?..
Ama sıfırı tüketti!
Halkımız isyan halinde, feryat figan!
Ne yaparsa yapsın, Kaçak ve de Haram Saray’ının paldır küldür tekerlenmesini durduramayacak!
Ve sonunda yapıp ettiği bütün bu kanunsuzlukların, hırsızlıkların, ihanetlerin hesabını vermek üzere kendisini bağımsız ve tarafsız yargının karşısında bulacak.
Bundan kaçışı, kurtuluşu asla olmayacak!
“Bu Tayyip ve Bohçalıgiller’i ABD Emperyalist Haydut Devleti ve onun şefleri, casus örgütleri oynatıyor”, diye defalarca söyledik. İşte açık, net bir kanıt daha, bu söylemimize…
Suudiler ve Pakistan’la Tayyipgiller’in yaptığı “Mekke İttifakı”nın da yine Tayyipgiller’in, Bohçalıgiller’in ABD Emperyalist Haydut Devleti ve Siyonist İsrail’i savunmak için Husilerle savaşa girme hazırlıklarının da tümüyle ABD’li efendilerinden gelen bir emirle olduğu açık şekilde ortaya çıktı. Faşist, pedofil Trump emir veriyor; Tayyip ve Bohçalı, “Emrin olur sahip!” diyerek davranışa geçiyor.
İşte kahredici, isyan ettirici gerçek budur, arkadaşlar…
Kaçak ve de Haram Saray'da oturan ABD devşirmesi Tayyip, Ortadoğu'da ABD Emperyalistlerine ve onların petrol bekçiliğini yapan Siyonist İsrail'e karşı savaşan Husilerin üzerine Mehmetçiğimizi göndererek tıpkı öncülü olan Menderes haininin Kore'de yaptığı gibi vatan evlatlarını bir başka ülkenin topraklarında katlettirmeye çalışıyor. Güya Husiler kutsal mekanlara saldırı yapmışlar da "Umre" ibadetini yerine getiren insanları katletmişler. Her zaman olduğu gibi bu ihanetlerini de din maskesiyle peçelemeyi ihmal etmiyorlar.
Oysa çok iyi biliyoruz ki Tayyipgiller; Husileri, sadece ve sadece efendileri olan ABD Emperyalistlerine ve Siyonist İsrail'e karşı savaştıkları için düşman ilan ediyorlar. Vatan evlatlarının ABD Emperyalist Haydutlarının çıkarları için katledilmeleri umurlarında bile değil bunların. Yeter ki Kaçak ve de Haram Saray Saltanatlarını sürdürebilsinler, ABD'den aldıkları "meşruiyet" karşılığında onlara uşaklık edebilsinler...
ABD devşirmesi, kuklası, hizmetkârı bu Tayyip ve onun kaset tutsağı Bohçalı’sı; ihanette dur durak bilmiyorlar, kötülük ve ihanete de doyup kanmıyorlar.
İşte şimdi de Müslüman Husilere karşı ABD Emperyalist Haydut Devletini ve Siyonist İsrail’i korumak için onların yanında Türkiye’yi savaşa sokma derdindeler. Zaten anayasa, kanun takmayan ve kendisini her türlü kanunun üstünde gören Tayyip, Suudi saflarında görev yapmak için 200 asker göndermiş Yemen’e. Yığınla askeri ekipman da göndermiş.
Yahu bunun Suudi Arabistan ve Pakistan’la yaptığı “Mekke İttifakı”nın içeriğinin ne olduğunu kendilerinden başka kimse bilmiyor. Bu anlaşma metnini, emirleri altındaki Meclise getirip onaylatma tenezzülünde bile bulunmuyorlar.
Fakat bu anlaşmayı kim methederek övmüştü imzalanır imzalanmaz?
Amerikan Kongresi’ndeki en militan İsrail dostu Joe Wilson. Ve önceki dönemlerde şimdiki Thomas Barrack faşist pedofilinin yaptığı aşağılık görevi yapan ABD ajanı ve bölge valisi James Jeffrey.
Bu Tayyip ve Bahçeli hainleri, yüzlerce belki binlerce vatan evladını da ABD Emperyalist efendileri ve Siyonist İsrail için Yemen’de toprağa gömme derdinde.
Hep söyleyegeldiğimiz gibi arkadaşlar; bu Tayyipgiller’de ihanet ve kötülükte ne sınır var ne dur durak var. ABD Emperyalist Haydudunun başımıza sardığı bu Tayyipgiller belasından kurtulmadan halkımızın rahat bir nefes alması ve vatanımızın tehlikeden uzak kalması olası değildir.
Yani özetçe; tüm vatanseverlerin, demokratların, devrimcilerin en öncelikli görevi, bu hain kere hain iktidardan ülkemizi kurtarmaktır.
Tayyip, her zaman yaptığı gibi muhalefetin sergilediği ibişliğe güvenerek yine saldırıya geçti. En haksız olduğu durumlarda yani vurgunlarda, soygunlarda, talanlarda, yağmalarda ve ihanetlerde hep yapageldiği gibi, bu borsa-fon vurgununda da suçluların hep kendi amigolarından oluştuğunu bilmesine rağmen saldırıya geçti. Ana muhalefetin lideri, “Yeni”ci Özgür Özel ve tüm avanesini hedef aldı. Onları yandaşlarına iftira atmak ve kara çalmakla suçladı.
Muhalefet gevşek ve ibiş şeflerden derleşik olursa, tabiî ki Tayyip bunları çerez gibi harcar. İşte bunların alayı, iktidarıyla muhalefetiyle, yandaş ve muhalif medyasıyla hep çevrimiçi oynar. Ortak payda hep aynıdır: Amerikancılık, NATO’culuk, düzen savunuculuğu…
İnsanı kahreden de işte ülkenin bu hainane girdaba düşürülüp tutsak alınmasıdır çeyrek yüzyıldan bu yana…
Ustam, Önderim, Emperyalizm çağında Lenin sonrasının en büyük Marksist-Leninist Devrimci Önderi Hikmet Kıvılcımlı'yı, bedence aramızdan ayrılışının 55'inci yıldönümünde mezarı başında andık. Usta'mızın başucunda, yüreğimizden ve devrimci bilincimizden süzülen sözcüklerden, cümlelerden oluşan bir de konuşma yaptık. İlgi duyan arkadaşlarımız, konuşmamızı aşağıdaki videodan izleyebilirler...
Türkiye’de yargıyı da adaleti de hukuku da kanunu da tümden yok eden Tayyip, yaptığının tam tersini savunuyor; aynen Muaviye-Yezid gibi. Çünkü bunlar da o zalimlerin devamcısıdır. Onların yolunu izlerler.
İstanbul’da “Uluslararası Adalet Zirvesi” tertiplemiş. Orada aynen insanları “Allah’la altattığı” gibi, bu borsa-fon gerizinin patlaması sonrasında iyice açığa çıkan adaletsizliğini gizlemek, maskelemek, peçelemek ve böylece de halkımızı aldatmak için “adalet ve hukuk” güzellemeleri yapıyor. Adaletin ne olduğundan, uluslararası hukukun ne kadar önemli olduğundan dem vuruyor.
Onun bu hallerine gülmek mi gerek, öfkelenmek mi gerek, yoksa her ikisi de mi gerek?..
Türkiye’de yargıyı da adaleti de hukuku da kanunu da tümden yok eden Tayyip, yaptığının tam tersini savunuyor; aynen Muaviye-Yezid gibi. Çünkü bunlar da o zalimlerin devamcısıdır. Onların yolunu izlerler.
İstanbul’da “Uluslararası Adalet Zirvesi” tertiplemiş. Orada aynen insanları “Allah’la altattığı” gibi, bu borsa-fon gerizinin patlaması sonrasında iyice açığa çıkan adaletsizliğini gizlemek, maskelemek, peçelemek ve böylece de halkımızı aldatmak için “adalet ve hukuk” güzellemeleri yapıyor. Adaletin ne olduğundan, uluslararası hukukun ne kadar önemli olduğundan dem vuruyor.
Onun bu hallerine gülmek mi gerek, öfkelenmek mi gerek, yoksa her ikisi de mi gerek?..
Tayyip, durup dinlenmeksizin ihanetlerini sürdürüyor. Şimdi de ne yaptı?
Gitti, kimsenin içeriğini bilmediği "Mekke Antlaşması" adlı bir ittifak anlaşması yaptı.
Kimlerle?
Türkiye’nin Ortadoğu’da İsrail’den sonraki en azılı, en azgın düşmanı Suudi Arabistan’la ve Pakistan’la. Bunlardan birine karşı bir saldırı olursa, hepsine karşı yapılmış sayılacakmış. Her türlü askeri işbirliği yapılacakmış bu üç ülke arasında.
İşte şimdi de ne yapıyorlar?
Yemen'deki İsrail düşmanı, Amerika düşmanı Husilere karşı asker göndermeye kalkıyor, askeri mühimmat göndermeye kalkıyor Tayyip.
Halbuki Anayasa Madde 92 açık. Böyle bir anlaşma Mecliste onaylanmamış. Bu anlaşmanın ne olduğunu kimse bilmiyor. Yurtdışına asker gönderilmesi ve yabancı bir ülke askerinin ülke topraklarına sokulması Meclisin onayına bağlı. Bu Tayyip, Meclisi filan da takmıyor. Kaldı ki Meclis de kendi kuklalarından oluşuyor ama ona bile tenezzül etmiyor.
BOP’un Suriye ayağının uygulanması için Tayyip, on küsur yıl meydanlarda “Zalim Esed, zalim Esed” diye kükredi. Sonunda halkın %84'ünün oyunu alarak seçilmiş meşru Cumhurbaşkanı Beşşar Esad ve BAAS iktidarı çöktü, yıkıldı.
Kim kazandı?
El-Kaide, El-Nusra ve onun döküntüsü HTŞ kazandı. Kelle kesen Colani adlı namussuz kazandı. İsrail kazandı, Amerika kazandı ve ABD’nin bölgedeki “yerel müttefikim, ortağım” dediği Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK’nin Kuzeydoğu Suriye’deki devleti kazandı. PYD, YPG’si kazandı. Onlara hizmet etti bu satılmış.
Şimdi de İran’ın dostu olan Husilere karşı İsrail’in ve Amerika’nın safında yer alıyor. Husilere karşı savaşacakmış Suudi ile birlikte.
Ne olacak ondan sonra?
Babülmendep Boğazı’ndan İsrail gemileri de, Amerikan gemileri de rahatça geçecekler, ticaretlerini sürdürecekler, silah sevkiyatlarını yapacaklar. Ve Suudi Arabistan, İran’a karşı hainliğini sürdürecek, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ile beraber oralardaki Amerikan üslerinden İran’ı vuracak. Böylesine hain, böylesine satılmış bunlar.
Ve bu anlaşmayı yaptıklarında ilk önce kim kutladı?
Amerikan Temsilciler Meclisinde İsrail’in en militan dostu Joe Wilson kutladı. “Bu, Ortadoğu'da yeni bir Müslüman NATO’dur”, dedi. “Kutlarız, bu çok başarılı olacak, çok iyi hizmetler verecek bize”, dedi.
Ve yeni bir haber, başka kim kutluyor?
Geçmişte Thomas Barrack’ın, bu sapık, pedofilin yaptığı görevin aynısını yapan Amerikan uşaklarından James Jeffrey. O da alkışlıyor; “Çok başarılı bir anlaşmadır bu, bu çok faydalı olacak bizim için”, diyor. “Çok iyi işler yapacak”, diyor.
İşte bunlar böylesine hain kere hain. Ve biz boşuna demiyoruz; bunlar Amerikan kuklası, Amerikan hizmetkârı, satılmış bunlar diye...
Dünya Halklarının Kahraman Gerillası Ernesto Che Guevara Yoldaş Ölüms��zdür!
Ömrünü, kendi ifadesiyle "insan soyunun başdüşmanı" olan ABD Emperyalist Haydut Devletine ve dünyanın dört bir tarafındaki yerel kuklalarına karşı mücadeleye adayan, bu uğurda Bolivya dağlarında kahramanca savaşırken 59 yıl önce bugün, 9 Ekim 1967'de ABD Emperyalistlerinin emrindeki hain Kontrgerilla ordusu tarafından alçakça katledilen Ernesto Che Guevara Yoldaş'ı tüm devrimci inancımız, kararlılığımız ve mücadele azmimizle bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Tıpkı Che Yoldaş gibi, bizim de "her eylemimiz, emperyalizme karşı bir savaş çağrısı ve insan soyunun en büyük düşmanına karşı halkların birliği için bir savaş marşıdır."
Eninde sonunda ABD-AB Emperyalistleri yenilecek, zafer direnen mazlum dünya halklarının olacaktır.
Kahrolsun ABD-AB Emperyalistleri ve Kuklaları!
Yaşasın Halkların Antiemperyalist Devrimci Savaşı!
CHP'lilerin oylarıyla İzmir'de Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Cemil Tugay nam satılmış da sonunda insanlığını gönüllüce Kaçak ve de Haram Saray'ın Sultanı "Big Boss" Tayyip'e sattı.
Bu satın alma görüntüleri, bu "ampullendirme" görüntüleri öylesine mide bulantısı yaratıyor ki; çürümüş bir leşe baksak, inanın bunların görüntüsünün verdiği iğrençliğin binde biri kadar iğrenme duygusu oluşmaz bizde.
Bunlar insan sefaleti, paçavra bunlar!
Bunlar, insanlıklarını bilerek ve isteyerek, maddi nesneler karşılığında; koltuk, makam, ün, poz ve tabiî ki cukka karşılığında satmış yaratıklardır.
Hep söyleyegeldiğimiz gibi, Tayyipgiller sıfırı tüketti. Ekonomiyi hayâsızca vurgun, soygun ve çapullarıyla mahv-ı perişan ederek çökertti. Hem de asla bir daha ayağa kaldıramayacakları oranda. Artık halkımızın en az yüzde 60’ı oranında bir kesim, bunları nefret objesi olarak görüyor, bunların hain kere hain, vatan ve halk düşmanları olduklarını kavrıyor.
24 yıldan bu yana vatan satıcılık dahil, anayasa ve kanunları çöpe atmaları dahil, yargıyı, adaleti, eğitimi, ahlâkı ve vicdanı çürütmeleri dahil işledikleri binbir suçtan dolayı yargılanacakları ve hesap verecekleri korkusunu taşıyorlar.
Tayyip, bundan kurtulabilmek için de ölünceye kadar iktidarını sürdürmek, giderken de yerini Bilal Oğlan’a devretmek istiyor. Bunun tek yolu olarak da zulmünü, kötülüğünü ve ihanetini katmerlendirerek halkı korkutup, sindirip nötralize etmeyi görüyor.
İşte bu sebeple hemen her hafta bir Yeni Parti belediyesine çöküyor, hatta bazı “Yeni”ci milletvekillerini bile satın alıp yörüngesine çekebileceği söyleniyor. Bu sürecin devamında İstanbul Belediyesine de çökmek isteyecektir muhakkak. Hatta bu Özgür Özel’lerin, İmamın Oğlu Ekrem’lerin Yeni Parti’sini bile bir şekilde harcayıp önümüzdeki yıllarda gireceği seçimde karşısında siyasi hasım olmaktan çıkaracaktır. Yani karşısında hiçbir siyasi rakip kalmadan seçime girmiş ve kendini seçtirmiş görünecektir. Niyeti, planı, programı, gidişi açıkça bunu göstermektedir.
Bu hainane gidişin nasıl durdurulacağını, bu oyunun nasıl bozulacağını geçmiş paylaşımlarımızda ayrıntılıca anlattık…
#CemilTugayaMesajım şeklinde bir tag açılmış X platformunda. Biz de mesajımızı, Ekim 2023'te kaleme aldığımız "ABD Emperyalistlerinin Ülkemizde Oynattığı Seçim Oyunu" başlıklı iki ciltlik kitabımızın birinci cildindeki şu paragraflarla aktaralım:
---
Sokak fahişesi, bedenini satar sadece. Ve hiç istemediği halde…
Siyasi fahişe ise ideolojisini, o güne dek savunduğu değerlerini, ruhunu, özetçe insanlığını satar. Hem de iradi olarak, isteyerek. Yani iradi seçimiyle satar…
Ne için satar?
Koltuk için, makam için, ün için, poz için ve cukka için.
Sokak fahişesi, çaresizdir. Aslında aç, hasta, itilip kakılan, aşağılanan, tekmelenen, yerlerde sürüklenen, acılar içindeki bir sokak hayvanı kadar çaresizdir, yardıma muhtaçtır. O nedenle de ne zaman onlarla ilgili bir durum oluşsa, yüreğim parçalanır, gözlerim dolar. “Keşke yardım edebilsem de kurtarsam hepsini o acıklı hayatlarından. Çekip alabilsem bu acımasız sömürü, vurgun ve soygun düzeninin çarkları arasından. Onlar da insan olarak özgürce ve mutluca yaşayabilseler”, derim.
Siyasi fahişelerse sadece iğrenme ve nefret duyguları oluşturur bende. Çünkü onlar, bilerek, isteyerek satmışlardır kendilerini ve çıkmışlardır insanlıktan.
Yürek yoksunu çapsız muhalefetin temsilcileri, ağızlarından düşürmedikleri "Sayın" hitabıyla, AKP'giller adlı çıkar amaçlı suç örgütünün lideri Tayyip'e fon vurgununun sorumlularını bulma çağrısında bulunuyorlar. Yani borsa-fon vurgununun bir numaralı mücriminden, "Big Boss"tan, vurgunun faillerini ortaya çıkarmasını ve bu faillerden hesap sormasını bekliyorlar.
Şaka gibi, değil mi?..
Oysa biz ne dedik hep?
Milyar dolarlık bütün vurgunlarda aslan payı hep "Big Boss" Tayyip'in kasasına akar. Ve onun en yakın çevresindeki has amigoları; güçleri, etkileri ve yetkileri oranında yağmanın, vurgunun, talanın geri kalanını aralarında paylaşırlar. ABD devşirmesi Kaçak ve de Haram Saray Saltanatının raconu böyledir.
Bu gerçekliği böylece görmezsek, AKP'giller adlı vatan satıcı, halk düşmanı çetenin gerçek yüzünü görmezsek, Türkiye siyasetine dair hiçbir şeyi görememiş oluruz.
Bu fon vurgununun odağında kim vardı, arkadaşlar?
Tayyipgiller adlı Amerikan yapımı, Amerikan kuklası, çıkar amaçlı, mafyatik suç örgütünün başta şefi, sonrasında da onun yakınındaki amigoları.
Bu gerçeği, mahallemizde çöplerden plastik ve metal atıkları toplayan, eğitimsiz, yoksul, sıradan bir insanımız netçe, hemen-duraksamadan belirtti bu sabah: “Bu işin yöneticisi, en tepedekidir”, dedi.
Gerçek bu olmasına rağmen “Üretilmiş Muhalefet” ve muhalifi oynayan “Alaycı Kuşlar Medyası” hâlâ safa ya da ahmağa yatarak; “Sayın Erdoğan bu işin suçlularını bulsun ve yargıya teslim etsin”, diyor.
Demek ki gerçeği görmek ve ortaya koymak için içtenlik, dürüstlük ve cesaret gerekiyormuş, arkadaşlar…
Bugüne kadarki trilyonlarca dolarlık sömürüde, soygunda, vurgunda, talanda hep merkez üs ya da odak alan nasıl ki Kaçak ve de Haram Saray olmuşsa, işte bu borsa-fon vurgununda da durum aynıdır. Hemen her gün ortaya çıkan bu gerizin döküntüleri, tamamıyla Kaçak ve Haram Saray aparatlarıdır.
Zaten bunların dışında bir vurgun, çapul, talan yapılmasına imkân var mı şu anki Türkiye’de?
Bunlar kendilerini kanunlar üstü görüyorlar. Türkiye vatanı ve halkı, bunlar için yağmalanacak, sömürülecek bir vurgun, soygun alanı ve nesnesi.
Yahu işte bu Tayyipgiller ha bire tekrarlayıp duruyorlar ya “Türkiye Yüzyılı” diye; bu sloganın mucidi bile bu fon vurgununun aktörlerinden.
Neydi adı Tayyipgiller AKP’sinden iki dönem milletvekili seçilerek sözde vekil de olmuş bu hafızın adı?
Ertan Aydın.
Fakat bunların üst düzey soyguncularına hiçbir yasal işlem yapılmıyor. Sadece alt düzeydekiler tutuklandı şimdilik ki tahminimiz, zaman içinde onlar da göstermelik yargılama ve cezalarla bu işten paçayı sıyıracaklar.
Tüm bunların ana nedeni 24 yıl önceki tespitimize dayanıyor:
Tayyipgiller; anayasaya, kanunlara uygun normal bir sermaye partisi değildir. Türkiye’nin başına ABD Emperyalist Haydut Devleti tarafından çöktürülen, çıkar amaçlı, Ortaçağcı, mafyatik bir suç örgütüdür. Bunların kimliği, işlevi, yapısı budur. Yani durup dinlenmeden çıkar amaçlı suçlar işleyecekler ve tabiî aynı zamanda da yapımcıları, efendileri, kuklacıları olan ABD Emperyalist Haydut Devletine sadakatle hizmet edecekler. Vatanımıza ve halkımızaysa durup dinlenmeden ihanet edecekler.
Açıkça görülmektedir ki bunların vurgunları, soygunları, çapulları, ihanetleri ve kötülükleri, günbegün boyutlanarak sürmektedir, artmaktadır.
İşte bu sebepten hep diyoruz; “Ülkemiz ABD Emperyalist Haydut Devletinin başımıza çöktürttüğü bu Bin Yılın Felaketi ve Kötülüğünden kurtarılmadan vatanımızın güvenceye alınması ve halkımızın rahat bir soluk alması olası değildir”, diye…
Yahu biz, 24 yıldan bu yana bu Tayyipgiller’in yasalara uygun, normal bir sermaye-burjuva partisi olmadığını söylüyoruz. Bunlar, Amerikan yapımı bir Ortaçağcı hırsızlık ve ihanet örgütüdür. Vatan satıcılık, halk düşmanlığı, insanları Allah’la aldatma ve kamu malı hırsızlığı, bu Tayyipgiller’in en beliğin karakteristiklerini oluşturur. Bunların içinde, konumu ve imkânları ölçüsünde çalmayan tek insan bulamazsınız.
En tepedeki “Big Boss”, kamu malı hırsızlarının en büyüdüğüdür. Bu gerçeği Abdüllatif Şener, Davidson Ahmet ve hatta Abdurrahman Dilipak bile açıkça itiraf etti yahu.
Bu son borsa vurgunu, Tayyipgiller için sıradan vurgunlardan biridir. Bunlar için her alan, vurgun ve soygun alanıdır. Ve hep söyleyegeldiğimiz gibi, bunların tapındığı biricik Tanrı, Para Tanrısıdır.
İşte bu gerçekler gün gibi ortadayken, ana muhalefeti oynayan, Sorosçu Kemal’in çömezi, “Yeni”ci Özgür Özel gevşeği ve bunun amigolarından Zeynel Emre ibişi kalkıyorlar, “Sayın Erdoğan, bu borsa-fon vurgununun suçlularını bulsun”, diyorlar. Yani bunlar, mafyatik çıkar örgütünün elemanlarını, o örgütün başına şikâyet edip onları ele vermesini ve yargılatmasını istiyorlar.
Ne diyebiliriz ki bunlara?..
Allah bu hafızlara akıl, fikir ve tabiî cesaret versin. Verebilirse yani…
İşte böylesine kapkaranlık günlerden geçiyoruz, saygıdeğer arkadaşlarım.
Fakat şundan da emin olalım ki bu iktidarlı muhalefetli zübükler siyasetçilerinin sonu gelecek. Mutlaka gelecek…
“Bütün yolların Roma’ya çıkışı” gibi, kamu mallarını ve halkımızı soymada, sömürmede ve vatana ihanette bütün yollar, Tayyip şefliğindeki Haram ve de Kaçak Saray’a çıkıyor.
En önde gelen AKP kurucularından, ekonomi profesörü Abdüllatif Şener’in belirttiği gibi; Tayyip Erdoğan ve yakın çevresinin kamudan aşırdığı mal miktarı, bugün itibarıyla yarım trilyon doları geçmiş bulunuyor.
Hep söylediğimiz gibi; Tayyip, milyar milyar vurur.
Eee, o “Big Boss”tur.
Onun soygun, vurgun ve talan raconuna uyan budur.
İşte bizim bu tespitimize bir somut kanıt daha…