Geçen sene 5 Şubat'ta pazar günü annemlerle kahvaltı ettim arkadaşlarımla buluştum Saray Caddesi'nde döner yiyip atom içtik. Dilenen çocuklara döner aldı Ferhat. Ortodoksa yürüdük ve hayallerimizi konuştuk. Sonra eve geçtim Onur kedi köpek için yazdığım yazıya tam mangallıklar deyip beni sinir etmeye çalıştı ki o da muhasebe bürosunun önündeki kedi köpeği beslerdi. Yusuf ile pazartesi için sözleştik Melisalarla La Mistik'te buluşup eve döndüğümde 1.30 du. Kedimi öpüp yatağa geçtim ve gece 4.15 de uyandım. Zaten iki dakika sonra birazdan geçer sandığım depremler başladı. Bir daha hiç normal olmadı hayatım. Annemlerin apartmanın dışından Dünya çığlıklarını duyduğumda onların hayatta kaldığını anlayıp bir an mutlu oldum kucağımda kedimle. Kardeşim Kayseri'deydi ama o korkuyla odasına girmeye çalıştığımda üst katın yatağına indiğini görüp öldü sanmıştım. Normalleşemedim normalleşemedik. O gün konuştuğum insanlar kanlı canlıydı sevdiklerimin çoğu artık yok. Bir ayağımda annemin terliği bir ayağımda babamın ayakkabısı ile çıktım. Enkazda birilerini aramaya çalıştım. Ulaştığım hiç kimsenin sesini algılayamadım. Yusuf un son görülmesi gece konuştuğumuz saatti Melisa ya hiç iletilmedi mesajım Onur 6 Şubat 4.30 gibi bir şeydi. Yardım istemişti veya birilerine ulaşmaya çalışmıştı. Sesimi duyan var mı çığlıkları hala kulaklarımda. Bazen müziği son ses açıp kulaklık takıyorum ama o çığlıklar hala beynimde. İlk defa bir çocuk cesedine o depremde dokundum oyuncak olmasını umarak ilk defa birilerine çorba verirken h��çkıra hıçkıra ağladım tanımadığım insanlara sarıldım geçecek dedim. Yalan söyledim geçmedi. Geçmiyor. Birileri oyu uğruna bizleri öldürürken geçmiyor. Hakkım varsa -ki vergimi düzenli ödüyorum vatandaşlık görevlerimi yerine getiriyor ve her insana koşmaya çalışıyorum- kayıplarımızda eli olan hiç kimseyi asla affetmiyorum. Kardeşime 11 Şubat'ta sarılabildim. Şehirden çıkarken babam ağlamaktan önünü göremiyordu kaza yapıyorduk az kalsın. Ankara'da duş alırken evimin taşı tozu üzerimden akarken ağlamaktan başka bir şey gelmedi elimden. Bize haksızlık yapıldı yapılıyor. Bu yüz yılın değil zamanın en büyük ayıplarından biridir. İnterneti kesen bakanlıkları da Operatörleri de, bizi görmezden gelen Cumhurbaşkanımızı da, kurtarmaya çalışmayan AFAD i da, çadır satan Kızılay i da, başka şehirden yardım için gelip altın çalan emniyet müdürünü de, insanların çığlıkları arasında itfaiyeyi kasasına yönlendiren Lütfi Savaş i ve ekürilerini de affetmiyorum. Bizim için canla başla çalışan her vatandaş hakkını helal etsin teşekkür ederim her şey için.