Çok basit bir örnek vereyim, Islahat Fermanı sonrasındaki süreçte yabancılara mülk alımının açılmasıyla Yunanistan'dan Ege'ye ciddi bir göç başladı. Bölgedeki demiryolu kadroları, kapitülasyon sahibi İngiliz ve Fransız yöneticilerin inayetiyle bu topluluğun eline geçti. Sonra ne oldu? Demiryolu işletmelerinde kadroları dolduran Rum/Yunan dostlarımız, Milli Mücadele'de Yunan ordusunun üniformasız askerleri olarak cepheye yönelik lojistiği idare etti. Demiryolu telgraf hatları vs. bunlar tarafından Kuva-yı Milliye hareketlerini izlemek için kullanıldı. Ve bu sadece basit bir örnek. Bunun gibi bir dünya daha hadise var da utanma yok.
Şu hayatta en büyük kinin ne diye sorsalar şu şeyh sait mevzusu derim..şeyh saite hakaret ettim diye cezaevine girdim, bayağı bayağı şeyh saite hakaret ettim diye 6 ay önce onun isyan ettiği devlet beni cezaevine attı, 4 ay boyunca denetimli serbestlikle karakola gidip geldim, 1 ay kamu göreviyle hal müdürlüğünde bildiğin yerleri çöpleri süpürdüm, özel bi okulda it uzmanıyken sicile suç işlendiği için işimden oldum, bir de avukat masrafı olarak 40 bin lira da borç sahibi olduk (avukat da yine şeyh saitin torunun oğlu bildiğin aile işi kurmuşlar yani) ..ve bütün bu sıkıntıları şeyh saite hakaret ettim diye yaşadım. Ki bu sadece benim yaşadıklarım, mahkeme sürecinde adliyede görevlilerle konuştuğumda 16-17 yaşında çocukları bile şeyh saite hakaretten mahkemelerde süründürdükleri, 40-50 bin lira tazminat ödettikleri bir sürü hikaye dinledim. Burdan çocuğun birisi bana ulaşmıştı o dönem, çocuk küfür bile etmemiş, şeyh saite vatansız hain dedi diye üniversite hazırlığındaki çocuğa dava açmışlar para koparmak için, çocuk 1 hafta sonra üniversite sınavına girecekken mahkemelerle falan uğraştırmışlar, gencecik çocuk bunlar yüzünden aylarca mahkeme stresiyle üniversiteye hazırlanmaya çalışmış. Ve mesele şeyh saite hakaret etmek kafayı yersin yani. Bu şeyh saitin torunu da akp milletvekili o yüzden kimse bişey de diyemiyor, avukat da o vekilin oğlu..Yani kendi çektiğim sıkıntıları geçtim bunların 3-5 kuruş tazminat almak için bu ülkenin gençlerine çektirdiği çileyi, hele ki şeyh sait için bunları yaşatmalarını unutursam yedi düvel beni yatırıp bi ömür siksin amk
Bu suyu iç anadoluya ulaştırmamız için ciddi bir enerjiye ihtiyacımız var. İlkbahar döneminde su bol. gene ilkbahar döneminde ülkemizde elektrikte üretim fazlası var. yenilenebilir santralleri bile sistemden ayırmak zorunda kalıyoruz. Bu dolusavaktan salmak zorunda kaldığımız suyu ilkbaharda çok düşük enerji maliyeti ile iç anadoluya pompalayabiliriz gibi geliyor. Sadece ilk başta yapacağımız hat ve göletlerin bir dedalık maliyetine katlanıp her yıl bedavaya yüksek rakıma suyu çıkarabiliriz.
gerizekalı gibi pasifize etmek yerine sahip çıksaydın bugüne kadar bu ülkenin gençleri orda ölürdü yine de vermezdi genel merkezi sen bunu seçtin özgür
O dalga geçiyor dediğiniz çocuklar olmasa 1 yıl önce İBByi götünüze sokarlardı.
Tarihin doğru tarafı ben dayak yerken yukarıdan izleyecek Berkay gibi partili orospu çocukları için mayın eşeği olmak mı ?
Egoya bak lavuğun salak amk :d
@EP_EPRS@EP_Justice Çocuklar bu dünyada düşüneceğiniz son şey, siz tam kontrol için internet anonimliğini yok etmek isteyen bir avuç orospu çocuğusunuz
Günlerdir şu video dönüyor bu platformda. İzlemeyen kalmadı sanırım.
Rahatsız olan bir yetkili var mı?
Başlayan bir soruşturma var mı?
Ufacık bir utanç, bir mahcubiyet açıklaması var mı? Yok.
İnsanlık onuruna zerre kadar saygı duymayan, buna karşı şiddeti, işkenceyi, kötü muameleyi kutsayan bir yerde ifşa sadece bir başlangıçtır.
Devam etmeden, ısrarla istemeden netice elde edemeyiz.
Abdullah Öcalan’ın bir statüsü ve tanımı var zaten: Terör örgütü PKK Lideri - Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası Hükümlüsü
Öcalan bu statüyü onbinlerce vatan evladının canına kıyarak kazandı.
Patron ve işçi arasındaki sözleşmeyi iş hukuku çerçevesinde güvenceye aldığını söyleyen devlet, sözleşmenin gereği olarak hakettikleri ücretleri işçilere vermeyen patrona, ücretleri öde demiyor, aksine hakkını isteyen işçiye gaz sıkıyor.
Soru: O halde bu devlet kimin devleti?
Ankara’da mücadele eden maden işçilerinin “ücret” talebi bugüne kadar mücadelesi verilen hiçbir sınıfsal talebe benzetilemeyecek ıölçüde “asgari.” İşçinin normal ücretini “talep etmesi,” sistemin sefaletini, sermayenin rezilliğini gösteren utanç verici bir olaydır.