eskiden bizim oralarda köylerde evlerin kapısında bi asma olurdu. altına tabure ve sedirler atılırdı. yazın işler çoğunlukla o asmanın altında yapılırdı. domates salçası, tarhana,ekmek yoğurmak,öğlen sofraları oraya kurulurdu.
güze doğru da üzümleri yenirdi birer ikişer…
"Büyük aşklar büyük laflarla başlamaz; zor zamanlarda verilen küçük ama tutarlı tepkilerle büyür. Sana 'ölürüm' diyen değil, en karmaşık anında durup seni dinleyen ve çözüm üreten insan seni gerçekten seviyordur."
daha önce hep yanından geçtiğimiz ama fark etmediğimiz şeyleri hoş bir duygunun içindeyken fark etmeye başlamak ne güzel, hep aynı evdeymişim ama ilk defa evimdeymişim gibi🍒
Denk olmadığın kişilerle arkadaşlık da kurulmaz.
Sınır çizersin, hırslanırlar.
Hırçınlaşır,saldırır,rahatsız olur.
Çünkü denklik; zeka, özgüven ve öz saygı seviyesidir.
Çok kötü niyetli insanlar var. Her insan dostumuz, arkadaşımız, akrabamız değil. Ödleri kopuyor başarılı olmamızdan, bir şey sahibi olmamızdan, onlardan daha iyi yaşamamızdan. Anında düşman oluyorlar bize ve içlerinde çok büyük nefret besliyorlar.
yaratılan her sey ‘gecicilik’ ve ‘yenilenis’ uzerine yaratılmıs. saclar uzar, yaprak doken agaclar tekrar acar, gunes batar ve dogar, her fırtına muhakkak diner. bence insan daima bunun bilincinde olmalı. heyecanımız da kederimiz de kalıcı degil. solup solup yeniden acarız
Hic bir kaosun dramanın veyahutta saf kötülüğün arasında kalmam ve kendimi bunun bir parçası haline sokmam.. ben her zaman iyi olanın iyi olmasını isterim, benim masamda oturuyor olmasına gerek yok.