Hiçbir erkeğe sabırlı olmak zorunda değilsiniz. Hayatın ne kadar kısa olduğunun ve zamanın ne kadar çabuk geçtiğinin belki şu an farkına varmıyorsunuz. Ama bir gün bakmışsınız, 80 yaşındasınız. O da şanslıysanız. İşte o zaman arkanıza dönüp baktığınızda bol kahkahalı bol maceralı bir hayat yaşamış olduğunuzdan emin olun. Dönüp baktığınızda bir erkeğin arkasından döktüğünüz gözyaşları gelmesin gözünüzün önüne. Sizi kahkahanızdan mahrum eden birinin arkasından ağlanmayacağını bilin. Her gözyaşı tanesinin ömrünüzden bir an kopardığını unutmayın. Bu yüzden gözyaşlarınızı değer verdiklerinizin yası için saklayın, pornocu kadın düşkünleri için değil.
Erkeğin bereketi, hayatındaki kadının neşesinde saklıdır. Kadınına gökyüzü olamayan erkek, kendi hayatında hiçbir zaman güneşi göremez. Kendi Venüs’ünü (kadınını) inciten bir erkeğin ne işi rast gider, ne parası bereketlenir. İstediğiniz kadar çalışsın; sevginin ve bereketi yöneten gezegenin rızasını almadan zirveye çıkamazsınız.
Birine olan saygınızı kaybettiğinizde, kavga etmek bile istemezsiniz. Ne öfke kalır, ne açıklama arzusu. Sadece içinizde sessiz bir kopuş olur. Çünkü gerçek bitiş, gürültüyle değil, içten bir boşlukla gelir.
@karasubld kaç yıldır Aziziye mahallesinin yolları bu halde her taraf kum içinde, çukurlar oluşmuş yerler var çok mu zor düzeltilmesi asfalt dökülmesi diğer sokaklar bu şekilde degil de bu mahalle niye böyle üstelik karasu devlet hastanesinin dibi.
İnsanlara karşı duygularınızı kaybettiğinizde, aslında onların ne kadar da sıradan olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalırsınız. Birisini güzel ve iyi yapan ona karşı beslediğiniz hislerdir; o hisler bittiğinde, kafanızda büyüttüğünüz o özel insan bir anda herkes gibi oluverir. Aslında birini gözünüzde çok büyütmek, kendi içinizdeki güzel duyguları ona yakıştırmaktır. Aradaki o bağ koptuğunda geriye sadece çıplak bir gerçek kalır; yani birine verdiğiniz bütün o değerin kaynağı karşınızdaki kişi değil, tamamen sizin kendi kalbinizdir. Bunu fark etmek insanı bir yandan rahatlatır ama bir yandan da dışarıda hayran olduğumuz her şeyin aslında kendi içimizde başlayıp bittiğini anlamanın getirdiği buruk bir yalnızlık hissi verir.
ben çok gülerdim, çok konuşur saatlerce aynı konudan bahsedebilirdim. Ama bir şeyler oldu sonra, gerçi bir şeyler hep oluyordu ama ben geç fark ettim işte,