Şaşırtıcı bir şey öğrendim: Üzüntü veya imtihan anlarında gelen uyku, acımızı hafifletmek için Allah'ın bir lütfudur.
“Sonra o kederin ardından üzerinize içinizden bir kısmın�� bürüyen bir güven ve uyku indirdi.”
Âl-i İmrân / 154
Kimsenin farkında bile olmadığı inceliklere talibiz. Kitapta bir cümle mesela, günbatımı, cıvıl cıvıl kuşlar, duvara oyulan desen, birkaç nota, bir tebessüm veya bir koku. Herkes geçip giderken zarafetin kenarından, biz duraksarız. Zira kalbimize zarafetten başka deva bulunmaz.
“Kitap okumaya çıkıyorum, gelir misin?” dedim. Aynı kitabı okumaya karar verip sahilde buluştuk. Birkaç sayfa okuduk; sonra okumaktan daha iyi gelen şeyleri konuştuk, tefekkür ettik.Demek ki bugün bu muhabbete ihtiyacımız varmış.
Beden yerine ruhumuza, aklımıza ve kalbimize yaptığımız yatırımlar bu hayattan bir nebze olsun keyif almayı sağlıyor. Diger çabaların sonucu, buralar onarmadıkca hicbir zaman yetmeyecek zaten.
Güzellik zulmü resmen.
Ömür israfı, kendilik israfı bu resmen. Bu kadar meşakkatle elde edilen şey senin olağanın değil demek ki.
Cilt bakımı, incelik, saç, makyaj, kilo, güzellik, sporla kafayı bozmuş, psikolojisi yıpranmış bütün ömrünü bu işlere harcayan bir yaşam tarzı yaratıldı, dayatıldı. Kalori hesapları, savaşa hazırlanır gibi korkunç bir hırsla yapılan spor antrenmanları... Instagram bütün gününü, ömrünü bedenine harcayan insanlarla dolu. Oysa sadece daha kompleksli, daha yorgun, daha mutsuz insanlara dönüşüyor herkes.
İnsanların bazısı incedir. Bazısı uzundur. Bazısı kısadır. Bazısı yapısal olarak balık etli. Herkesin kendi olağanı var. Onun en sağlıklı haline gelmek kâfi. Evet spor, sağlıklı yaşam, bakım güzel şey ama ötesi zulüm.
Hayat bu değil. Yaşamak bu değil. Bedenimizden ibaret değiliz. Bedenimiz dışında ilgilenmemiz gereken ruhumuz, aklımız, kalbimiz var. Bu kadar bedene harcanan vakte, çabaya, zulme yazık.
duygusal zekası düşük veya gelişmemiş insan benim için cehennemdir.
neyi başarmış, hangi yollardan geçmiş olursa olsun, insanın içine bakamayan, insanın içini göremeyen hiçbir şey görmemiştir.
harama tevessül etmeden, en zoru olduğunu bilmene rağmen en doğru olanı seçip, sabır ve namazla Allahtan yardım isteyerek aşılmış dağların ardında var bir güzellik.
Paulo Coelho diyor ki: "Hiçbir zaman aşkı kovalama. Eğer sana serbestçe gelmediyse değersizdir." Bu sadece aşk için değil, hırsla, stratejiyle, tek bir kişinin çabasıyla veya "bir çiçeğin açışı gibi kendiliğinden gelmeyen" her şey için geçerli diyebiliriz.
Birisi ��ey diyordu, “ileride en büyük zenginlik, iyi hissetmek olacak”. “Radyoda sevdiğin şarkının denk gelmesi”, annenin o akşam sevdiğin yemeği yapması, arkadaşlarınla dışarıda tatlı yemek vsvs. Uyaranlara ne kadar az maruz kalırsan, bunlar o kadar çok zevk verecek sana. Dolayısıyla ileride en zengin insan, duyularını teknolojinin bombardımanına en az maruz bırakan insan olacak. En zengin insan, bir şeyin hissini, tadını, rengini, kokusunu duyabilen, zevkini en çok yaşayabilen insan olacak.
Hoş geldin yeni yaşım 🕊
+1 ile 3 rakamlı yaşlara geçtiğim yeni yılda, Büyümenin sadece yaş almak değil aynı zamanda ,Kendini tanımak, bazı şeyleri kabullenmek, bazılarını geride bırakmak ve her şeye rağmen yoluna devam etmek olduğunu iliklerime kadar öğrendiğim yaştayım. 🤍
Güzel şeyleri sevme şekli de çok güzel.
Güzel, onu seveni de sevmeyi de güzelleştirebiliyor. Ve bir şeyin sahici güzel olup olmadığının en güzel ispatı bu: Güzelleştirebilme Kudreti.
"Bu göğsüme ne kattın?" demişti Süleyman Çobanoğlu. Sadece romantik bağlar için değil; her şey için geçerli. Bir şey, bir deneyim, bir insan sizi güzelleştirebildi mi nihayetinde?
Evetse... Güzel'dir O.
Meryem Suresi’ndeki en derin ders şudur: ‘Bazen yok olmak isteyeceğin kadar yalnız ve çaresiz hissedebilirsin; ama Allah’a sığınmak, en karanlık anları bile aşmanın tek yoludur.’
Şu farkındalık çok başka bir aşama. Modern bir kadın ya da erkek fark etmez, gerçekten artık bambaşka olmuş iki insana “ayrılmalı” etiketini yapıştırıp geçer. Ama sevmeye cesaret etmek, emeği ve aşkı seçmek, birbiriniz için neler yaptığınızı hatırlayıp gülümsemek ne kadar hoştur oysa.
“Aşkı seçmek, kalmayı seçmek.” Çünkü “aşk her gün seçtiğin bir şey”
Gerçekten böyle.