Kemal Kılıçdaroğlu, “rüşvet almış” diyor…
Sözcü TV’nin spikeri Senem Ilgaz “kim diyor, alan da almadım diyor” şeklinde cevap veriyor…
Senem Ilgaz da, Barış Terkoğlu da aynı taktikle delilli suçları bir çok kişinin yaptığı aynı yöntemle sulandırıyor:
İddianemelerde şu sayıda “bilmiyorum”, şu sayıda “duydum��� geçiyor diyorlar.
Kişiler bazı konuları bilmiyor ya da cevap vermek istemiyor olabilir… Bu, binlerce sayfa içinde delilli, ispatlı suçları değiştirmiyor.
Sınava giren çocuğun 20 sorudan 18’ini doğru çözüp, 2’sini çözemediğinde “2 tanesi çözülememiş, diğer 18’ini de çöpe atalım” denilmesine benziyor…
Gazeteciler suçluları sakladıkça, farklı mecra takip etmeyen kitleyi de inandırmış oluyor…
İyi fikir…
KAAN, HÜRJET ve HÜRKUŞ, GÖKBEY, ATAK, ANKA, AKSUNGUR projeleri yanında Türkiye’nin Uzay projelerini yürüten TUSAŞ 2025 yılında 400-450 milyon dolar zarar açıklamış.
İhtiyacı olsaydı bu millet bir günde kapatırdı.
Tamamlandığında tek bir KAAN’ın satışı ile elde edilecek bir tutar…
Bugünün dünya devi şirketleri yıllarca onlarca milyar dolar zarar yazdı.
Teknoloji ürünlerini geliştirmek yıllar sürer, tamamlandığında ise maliyetinin yüzlerce katı gelir elde edersiniz…
1990’ların sonuna doğru AB İLERLEME RAPORU bayağı ciddiye alınır geç saatlerde sayfa yıkılır, gazetenin gece baskısına yetiştirilirdi.
Şimdi bir Türkiye’ye bakıyorum bir çürümüş Avrupa’ya bakıyorum, bir rapora bakıyorum, bir raporu yazan ve ‘Türkiye raportörü olmak sinir bozucu bir iş’ diyen Nacho Sanchez Amor’a bakıyorum, bir de ciddiye alıp Türkiye’ye ayar vermeye kalkan etki ajanlarına bakıyorum; hepsine birden s..tir çekiyorum.
Ya da İngilizce F..k you ya da Almanca F..k dich diyorum.
Emekli vekil neden business class uçuyor ? Devlete yazık değil mi ? Emekli milletvekillerine tanınan ayrıcalıklar tartışılmaya devam ediyor. Daha önce emekli milletvekillerinin çocukları, gelinleri ve damatlarının VIP hizmetlerinden yararlanmasının doğru olmadığını ifade etmiştim. Şimdi ise yurt dışı seyahatlerinde ekonomi sınıfı biletiyle uçmaları gerekirken business class yani ayrıcalıklı sınıfa yükseltiliyorlar.
Kamu kaynaklarının verimli kullanılması gereken bir dönemde, görevde olmayan kişilere bu tür ayrıcalıkların sürdürülmesi kamu vicdanını rahatsız etmektedir. Business sınıfta ayrılan bir koltuk, normal şartlarda ücret ödeyerek seyahat edecek bir yolcuya satılabilir ve havayolu şirketine gelir sağlayabilir.
Ayrıcalıklar görev süresiyle sınırlı olmalı; emeklilik sonrasında kamuya ek maliyet oluşturan uygulamalar gözden geçirilmelidir. Eşitlik ve adalet duygusunu güçlendirmek için VIP ve business sınıfı gibi imtiyazların kapsamı yeniden değerlendirilmelidir. #SONDAKİKA
İBB’de Daire Başkanı olan Taner Çetin’in yaşadığını iddia ettiği mağduriyeti okuduk,öğrendik.
Oğlu yaşındaki Savcı’nın sorgusundan rahatsız.. Peki Taner Çetin neden alınmıştı? İşte onu kimse konuşmuyor!
Aşağıdaki videoda alınmasına sebep gerekçelerden birini anlattım… Keşke Taner Çetin biraz da bu iddialara cevap verse. Şehit ve gazi yakınlarını gezdirme amaçlı ihalenin sonunu anlatsa…
Bakın bu iş artık kabak tadı verdi.Hiçbir yolsuzluk iddiası konuşulmuyor. Herkese gazetecilik dersi veren arkadaşlar biraz da bunları anlatsa artık…
Heyecanlı Solcu arkadaşları gazlayan Cem Yılmaz’ın oğlu British Schools’tan mezun oldu
- Mezuniyette bir tane Atatürk görseli yok İngiliz marşı çalınıyor koca koca adamlar etek giymiş
-‘Ülkemiz İngilizler tarafından işgal ediliyor’ diye kimse ortalığı ayağa kaldırmıyor
- Fotoğraftakileri geleneksel Arap kıyafetiyle değiştir bak Türkiye yer yerinden oynar
Beyaz et sektöründeki 13 firmaya yönelik operasyonu “Mala çökme” olarak yorumlayanların eski açıklama - mesajlarına bir bakın…
Hepsi koro halinde “Denetim yok” diye bağırıyorlardı. Bugün denetim yapılınca aynı kişiler “ Mala çökme” diyor! Bunların derdi hiçbir zaman millet olmadı ki…
Kaldı ki.. Ortada ne mala çökme ne de kayyım var..
Denetim kayyımı uygulaması…
Yani devam eden bir adli soruşturma sürecinde şirket yönetimini tamamen devralınmıyor.
Onun yerine, mevcut yönetimin aldığı kararlar, ticari faaliyetler, finansal işlemler hukuka uygunluk açısından adım adım inceleniyor. Mahkemenin atadığı resmi bir denetçi tarafından.
Böylece soruşturma altındaki şirketlerin üretim ve tedarik süreçleri sekteye uğramıyor…
Piyasasa ürün kıtlığı yaşanmasının önüne geçiliyor.
Şirketlerin stokçuluk yapması, malları satıştan kaçırması veya aralarında anlaşıp kartel oluşturarak suni fiyat artışlarına gitmesi engelleniyor.
Vatandaşın temel gıda ürünlerine uygun fiyatlarla ulaşması yasal güvence altına alınmış oluyor.
Ve birileri bunu “Dünyanın en kötü işi” gibi göstermeye çalışıyor! Garip bir memleketiz…
Son bir not: Beyaz et sektörü yetmez. Hangi sektörde kim, haksızca milleti sömürüyorsa müdahale edilsin.Yeter milletin sırtından köşeyi dönenlerin yaptıkları…
ROKETSAN Atmaca Gemisavar füzesinin hedef gemiyi vuruş anına dair görüntüler yayınlandı.
Yerli Korvetimizden yerli füzemizi atarak hedefi vuruyor. Bugünlerin hayaliyle bir gençlik yedik bitirdik.
Alman-Fransız KNDS Firması, 1 ay önce 105LG obüsünün dünyanın en hızlısı olduğunu iddia ederek 35 saniyede 12 atış görüntülerini paylaşmıştı.
MKE’den “Gafil Ne Bilir” marşıyla gelen cevap videomuz dünyada gündem oldu.
Fetönün firari kalemşörlerinden ardı ardına sokak çağrıları geliyor.
Ne gençler ne Türkiye umurlarında bile değil. Tek dertleri Türkiye’nin karışması. Yazık bunların aklıyla hareket edenlere.. Bunların kayığına binenlere.
Geçen bir video gördüm.
Kafamdan atamıyorum.
O kadar sinirliyim ki, aklıma geldikçe sinir katsayım artıyor.
Yıllarca tiyatrocu/oyuncu diye bu millete alkışlattılan kadın,
Dünyaca ünlü yemek programında: Sen Türk’sün değil mi sorusuna;
-Evet ama bu benim suçum değil diyor.
Bir projenin başarısı ne kadar üretildiği ve ne kadar satıldığına bağlıdır.
Sınırlı sayıda üretimle geliştirme maliyetleri finanse edilemez���
Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’ın 9 ülkeye satılacak olması projenin başarısını artırır…
Uzun zamandır konuşulur, rakamlar verilir, hala hiç bir şey öğrenememişler…
Avrupa’daki asgari ücretle yaşanılabildiğini sanıyorlar…
O ücretler buradaki gibi net bile değil. Sosyal güvenlik sigortanı kendin ödüyorsun. Her ay 180-200 euro ödüyorsun, bir de ciddi bir rahatsızlığın olmazsa aile hekimini aşıp hastaneye bile gidemiyorsun. Gidebilen de 350-400 euroluk hoş geldin ücreti ödüyor.
Mezara kadar çalışıyorsun, 68 yaşında emekli oluyorsun, aldığın emekli maaşı da 800 euro, kirana yetmez.
Asgari ücretle alınabilecek akaryakıt litresini hesaplayan ergenler… Akaryakıt tüm ithalatçı ülkelere aynı maliyeti olan bir emtia… Avrupa’daki elektrik, doğalgaz, su, çöp vergisi bedellerini kıyaslayın. Bizden 6-8 kat fazla veren var, en düşüğü 4 kat.
Araba fiyatları buradan ucuz değil mi? Daracık tek şeritli yolları olan Avrupa şehirlerinde neden her yer trafik olmuyor. Neden herkes altında arabasıyla dolaşmıyor?
Her ülkenin kendine göre avantajları, dezavantajları olur. Sadece buranın eksiklikleriyle başka ülkelerin artılarını kıyaslayarak doğruya varamazsınız.
Türkiye’de asgari ücretli çalışanlar görünenden çok daha az. Firmalar asgari ücret gösterir, farkı elden verir. Tanıdığınız fabrikalara, inşaatçılara, ofislere sorun. Kaç kişiyi asgari ücretle çalıştırabiliyor?
Gerçekten milyonlar asgari ücretle çalışıyor olsaydı, enflasyon bu kadar yapışkan olmazdı.
Bütün derdimiz bu isimler olsa keşke Kaan Sekban.. Ama mevzu derin..
Tabii gibi platformların misyonu farklı, vizyonu farklı…
Kültür emperyalizmine karşı bir duruş, bir tavır olarak ele almak lazım meseleyi... Bknz: Cihangir Cumhuriyeti ... Memlekete uygun görülen kültürel iklim tüm netliğiyle anlatılıyor orada...
Peki bu tartışma neden şimdi alevlendi? Alevlendirildi?
Tane tane anlatalım...
Mevcut kültürel iklimi eskiden olduğu gibi tek başına belirlemek isteyen sektörel müesses nizam gidişattan rahatsız. Çünkü maç artık tek kale oynanmıyor.
Meselenin çıkış noktası bu kez tabii’de yayınlanan Şule dizisi oldu.
Aslında bu konu sadece Şule dizisi ile ilgili de değil. Tabii ‘de 3 senedir yayınlanan Şule, Yankı, Gökkuşağı
Faşizmi, Cihangir Cumhuriyeti, Gassal, Gazali gibi yapımların tamamı kültürel hayatın bu toprakların kodlarıyla uyumlu şekilde şekillenmesine katkı sağlıyor.
Sektörel müesses nizamın can sıkıntısı tam da burada başlıyor.
Örnek...
Taner Ölmez, tabii dizisinde oynuyor, Kuran okuduğunu söylüyor, gündem oluyor.
Gassal
çıkıyor, tüm Türkiye konuşuyor, aynı mahalle tek bir ağızdan eleştiriyor.
Modern dünyanın
kanayan yarası ile ilgili Gökkuşağı Faşizmi yapılıyor, aynı ekip aynı tepki.
Şule oluyor, Yankı
oluyor, Cihangir Cumhuriyeti oluyor. Ama karın ağrıları hiç bitmiyor.
tabii bu da birilerinin canını sıkıyor..Daha da sıkılmaya devam edecek... Buradan geri dönüş yok artık. Alternatif tanındı, sevildi, kabul gördü.
Yani tabii sonuç kendini gösterdi.
Hiç şaşırtıcı değil.
‼️Yurt dışından ülkeye para gelmesi ne kadar kötü bir şeymiş meğer!!‼️
📌Hükümetin Türkiye’yi bölgesel bir ticaret merkezi haline getirmek için attığı adımlar niyeyse en çok muhalefeti rahatsız etti!
📌Dikkat edin… Bunlar yıllardır “Türkiye’ye yabancı yatırımcı gelmiyor” türküsünü çağıranlar! Şimdi yatırımcı gelecek diye panikliyorlar.
📍Peki hükümet bu adımı neden atıyor?
1-Türkiye bu bölgenin 1 numaralı yatırım-finans ve üretim gücü olmayı hedefliyor.
2-Vergi sistemini küresel ölçekte rekabet edebilir bir seviyeye taşımayı amaçlıyor.
3-Atılan bu tarihi adımla..Katma değerli üretim güçlü bir şekilde desteklenecek.
4-Transit ticaret teşvik edilecek.
5-İstanbul Finans Merkezinin etkinliği artırılacak.
6-Çok uluslu şirketlerin, uluslararası girişimcilerin ve yatırımcıların ülkemize çekilmesi sağlanacak.
7-Yurt dışı varlıklar ekonomiye kazandırılacak.
📍Efendim içerdeki üretici-yatırımcı için bir şey yapılmıyor!!
Bu da maksatlı bir algı çalışması.
Ne yapıldı?
1-İmalatçıya ve zirai üretime güçlü destek, kurumlar vergisi oranı yarı yarıya azaltıldı.
2-Sanayi sicil belgesini haiz imalat yapan kurumlar ile zirai üretim yapan kurumlara çok önemli vergisel avantaj sağlandı.
Yasal oranı %25 olan kurumlar vergisi söz konusu kurumların üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına %12,5 olarak uygulanacak.
3- Üreten kazanacak
Böylece, sanayi ve tarımsal üretim faaliyetinde bulunan kurumlar, vergi yükleri önemli ölçüde düşecek. Firmaların kaynaklarını, yüksek katma değerli üretime, istihdam artışına, ihracata yönlendirilmeleri de desteklenmiş olacak.
4-Transit ticarette kurumlar vergisi sıfıra indi.
İstanbul Finans Merkezi ile endüstri bölgelerinde kurumlar vergisi teşvikleri artırılıldı.
Teşvik ilk defa Türkiye geneline yayıldı.
5-Düzenlemede yerli – yabancı ayrımı yok
Uygulama yalnızca yabancıları kapsamıyor, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da bu kapsamda.
Bu kişilerin 20 yıl süreyle Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar için gelir vergisi alınmayacak.
Türkiye’de elde edilen gelirler ise genel vergi hükümlerine göre vergilendirilecek.
📍SONUÇ:
Tüm bu düzenlemeler, Türkiye’nin bölgesel ve küresel finans merkezi olma hedefi doğrultusunda, Türkiye’ye uzun vadeli sermaye, döviz ve yatırım çekebilmek için yatırımcılar açısından uluslararası vergi rekabetçiliğine uygun mekanizmalar oluşturulmasına hizmet ediyor.
Dizi sektöründe tekel oluşturmuşlardı, tekelin kırılması onları delirtiyor. İstediklerini yükseltiyor istediklerini de yok ediyorlardı, artık yapamıyorlar. Kudurmuş olmaları bundan.
Türkiye'deki vize skandalının bu boyutlarda ortaya çıkmasının şekli de ayrı bir konu. Haberi mütevazi bir sitede yayın yapan bir meslektaşımız @canancoskun yazı dizisi olarak Kısa Dalga'da yayınladığında belki bu kadar ses getirmeyebilirdi. Ancak vize şirketleri ardı ardına bu yazı dizisine yasaklama kararı almaya başlayınca ben dahil pek çok kişi 'n'oluyor yahu?' dedik. Konu TBMM gündemine de taşındı...
Buna PR dünyasında Barbara Strasiend efekti deniliyor!
Ama durun daha yeni başlıyor...
https://t.co/7mh18AuXuY
Türkiye’de 2000 yılında 420 olan kilise sayısı 2025 yılında 700 adeti aşmış.
Hristiyan cemaati artmıyor, fakat kamunun restorasyon desteğiyle de kiliseler artmış.
Nüfusu %99 müslüman olan Türkiye, ihtiyaç yok dememiş.
Geçen hafta en az 15 defa Atina’ya gittiğini söyleyip, Yunan karşıtlığını eleştiren bir arkadaşıma “Atina’da hiç cami gördün mü” diye sordum…
Boş gözlerle baktı, çalışmadığı yerden sormuştum…
Bir de “sen Yunanistan’a neden ihracat yapmıyorsun’ diye sordum…
“Birisi ilgilendi, fakat Made in Turkey/Türkiye ibaresini kaldırmayı talep etti” dedi… Türk malını satamayız demiş…
Kendisi Yunanistan’da alışveriş yapmayı çok seviyor. Ucuz, farklı bir ürünü anlarım, fakat benzer ürün ve fiyatlardan da alışverişi tercih etmek bizim insanımızda alışkanlık olmuş…
Yunanistan’da ırkçılık, Türk düşmanlığı bir kültür. Restoranlarda, otellerde hizmet veren Yunan vatandaşlarıyla değerlendirmek doğru değil.