The stage is set in Ankara.
Under President Erdoğan’s leadership, Türkiye stands ready to welcome NATO members at a moment that will define the Alliance’s future.
The decisions taken in Ankara will not merely address immediate challenges — they will shape the Euro‑Atlantic security environment for the years ahead.
Collective defense remains the core of NATO, yet the strategic environment is shifting. Threats are multi‑domain, faster, and more complex. Traditional metrics no longer capture this reality. What matters now is output: deployable capability, industrial capacity, and operational readiness.
A stronger European contribution is essential — but restrictions on defense‑industrial cooperation undermine efficiency and slow response. These constraints have become strategic liabilities. European defense initiatives must remain fully inclusive of all NATO Allies.
The real issue is not only how we respond, but how we organize cooperation in a way that reflects today’s realities. The Ankara Summit will guide the Alliance in aligning its structures with the world it faces.
Türkiye’s objective is clear: a more coherent, more capable, and more resilient Alliance.
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı / AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Sayın Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Sayın Marta Kos ve İçişleri ve Göç Komiseri Sayın Magnus Brunner’i bugün ülkemizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk.
Yaptığımız görüşmelerde, dış politikadan bağlantısallığa, ticaretten göç ve vize konularına kadar Türkiye-AB ilişkileri bağlamındaki tüm güncel gelişmeleri ele alma imkânı bulduk.
Orta Doğu ve Rusya-Ukrayna’daki durum başta olmak üzere güncel bölgesel ve küresel meseleleri değerlendirdik.
Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri gibi, AB üyeliği ülkemiz için stratejik bir hedef olmaya devam etmektedir. AB ile ilişkilerimizi bu anlayış temelinde geliştirmeye hazırız.
AB’nin de Türkiye ile olan ilişkileri nesnel kriterler ve liyakat temelinde, ayrımcılık yapmadan ilerletmesini bekliyoruz.
Avrupa Komisyonu’nun üç önemli üyesinin ülkemize gerçekleştirdiği bu ortak ziyaretin, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri arzu ettiğimiz seviyeye taşıma yönünde önemli bir adım teşkil etmesini temenni ediyoruz.
Kanada’ya yaptığımız ilk ikili resmi ziyaret kapsamında Ottava ve Toronto’da iki gün boyunca son derece verimli temas ve görüşmeler gerçekleştirdik.
Kıymetli mevkidaşım, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand’a ziyaretimiz boyunca gösterdiği sıcak misafirperverlik i��in içtenlikle teşekkür ediyorum.
Görüşmelerimiz, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin; Sayın Cumhurbaşkanımız ile Kanada Başbakanı Carney’nin ortaya koyduğu hedef doğrultusunda, giderek daha güçlü bir ortaklığa doğru ilerlediğini bir kez daha gösterdi.
Ticaret, yatırım, ulaştırma ve savunma sanayii başta olmak üzere pek çok alanda somut projeler yürütüyoruz. Ziyaretimiz vesilesiyle, devam eden çalışmalarımızı kapsamlı şekilde değerlendirdik.
Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması’nın en kısa sürede imzalanması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz.
Sivil nükleer enerji de iş birliğimizi geliştirebileceğimiz önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu alanda teknik veri, bilgi ve deneyim paylaşımını önemsiyoruz. Nitekim, mevkidaşımla beraber, Toronto yakınlarındaki Darlington Nükleer Santrali’nde incelemelerde bulunarak nükleer enerji alanındaki iş birliğimizi kuvvetlendirmek için atılabilecek adımlar hakkında görüş alışverişi yaptık.
Toronto programımız kapsamında Kanada’daki iş insanlarımızla da bir araya geldik. Uluslararası Demokratlar Birliği’nin ev sahipliğinde Türk ve Müslüman toplumlarının temsilcileriyle buluştuk. Türkiye adına yürüttükleri yapıcı iş birliği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik samimi gayretleri dolayısıyla vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Müttefikimiz Kanada’yla ilişkilerimize önümüzdeki dönemde stratejik bir perspektif kazandırma hedefimiz doğrultusunda üst düzey temaslarımızı sürdürecek ve iş birliğimizi her alanda daha da geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.
Rusya Federasyonu’na gerçekleştirdiğimiz iki günlük ziyaret, Moskova ve Kazan’da çok sayıda görüşme yapmamıza ve Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri kapsamlı biçimde ele almamıza vesile oldu.
Değerli mevkidaşım Sergey Lavrov başta olmak üzere bu önemli ziyaretin hazırlanmasına katkı sunan tüm yetkililere teşekkür ederim.
RF Devlet Başkanı Putin tarafından kabulümde, Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajlarını ilettim. Bölgesel konulardaki değerlendirmelerini dinleme fırsatı bulduk.
Dışişleri Bakanı Lavrov’la yaptığımız kapsamlı istişarelerde ve Sayın Putin’in Bağlantısallıktan Sorumlu Danışmanı Igor Levitin, Ukrayna görüşmeleri Başmüzakerecisi Vladimir Medinskiy, Rosneft Başkanı Igor Seçin, Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Shoigu, FSB Başkanı Aleksandr Bortnikov, SVR Başkanı Sergey Narışkin ve GRU Başkanı Igor Kostyukov ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ikili iş birliğimizi geliştirebileceğimiz alanları ele aldık ve bölgesel konuları değerlendirdik.
Türkiye olarak, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın diplomasi masasında sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Bu çerçevede, müteakip müzakerelere ev sahipliği yapmak dahil her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha kayda geçirdik.
Ayrıca, Güney Kafkasya’da barış ve refahın tesisine yönelik çabalara olan desteğimizi yineledik. Bu çerçevede, 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu’nun önemli bir potansiyel barındırdığını düşünüyoruz.
Moskova’da Türk iş insanlarıyla da bir araya geldik. Onların Türkiye ve Rusya arasındaki iş birliğinin yeni ufuklara taşınması konusundaki vizyonlarını ve beklentilerini dinleme şansı bulduk.
Ziyaretimiz vesilesiyle, Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde tarafıma fahri doktora unvanı takdim edilmek üzere düzenlenen törene katıldık. Layık görülen bu unvan için ilgili tüm Rus yetkililere teşekkürlerimi tekrar iletmek isterim.
Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler, kökünü tarihten alan; günümüzde ise Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Putin’in ortaya koydukları iradenin yanı sıra güçlü ekonomik iş birliği ve beşeri bağlar üzerinde yükselen bir çerçevede, uluslararası güvenlik, istikrar ve refah bakımından kritik önem taşımaktadır.
Ülkelerimiz arasındaki iş birliğini güçlendirmek için ortak gayretlerimizi sürdüreceğiz.
ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşılıyoruz.
Söz konusu mutabakat, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi yolunda önemli bir merhale teşkil etmektedir. Tamamlayıcı görüşmelerin de yapıcı bir tutumla sürdürülmesini ümit ediyoruz.
Bu önemli adımı atan taraflar ile arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan’ı ve Katar başta olmak üzere sürece katkı sağlayan diğer ülkeleri kutluyoruz.
Varılan mutabakatın sabote edilmesine yönelik girişimlerin önlenmesi ve bölgesel barış ile güvenliğin korunması açısından ilgili tüm ülkelerin sağduyulu ve sorumlu bir tutum sergilemesi büyük önem taşımaktadır.
Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bu sürece başından beri büyük bir destek ve emek verdik. Bölgemizde barış, huzur ve istikrarın tesis edilmesine yönelik desteğimiz kesintisiz devam edecektir.
Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yıl sonra yeniden futbolun en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan A Millî Futbol Takımımıza başarılar diliyorum. 🇹🇷
Gösterecekleri azim ve kararlılıkla milletimize yeni gururlar yaşatacaklarına inanıyorum.
Komşumuz ve müttefikimiz Bulgaristan’la köklü tarihi, beşeri ve kültürel bağlarımız var. Bugün Sofya’da gerçekleştirdiğimiz temasların, ortaklığımızı ve bölgesel iş birliğimizi daha da güçlendireceğine yürekten inanıyoruz.
Değerli mevkidaşım Petrova‑Chamova başta olmak üzere tüm Bulgar yetkililere, sıcak misafirperverlikleri ve ziyaretimizin başarıyla tamamlanmasına yaptıkları katkılar için içtenlikle teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanı Yotova, Başbakan Radev ve Dışişleri Bakanı Petrova‑Chamova ile yaptığımız görüşmeler enerji, ulaştırma, bağlantısallık ve savunma sanayii gibi stratejik alanlarda iş birliğimizi daha da derinleştirebileceğimizi bir kez daha gösterdi. Bu doğrultuda birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.
Ziyaretimiz vesilesiyle, TİKA Başkanlığı dönemimizden bu yana yakından tanıma fırsatı bulduğumuz soydaşlarımızla yeniden bir araya gelmekten mutluluk duydum. Ayrıca Bulgaristan’da faaliyet gösteren iş insanlarımızla görüşerek onların çalışmalarını ve katkılarını yerinde değerlendirme imkanı bulduk.
Soydaşlarımızın ve iş insanlarımızın Bulgaristan’ın huzur ve refahına yaptıkları katkıları memnuniyetle ve gururla takip ediyoruz.
Bulgaristan Müslümanlarının ilim ve irfan yuvası olan Sofya Yüksek İslam Enstitüsü’nün 2025–2026 akademik yılı mezuniyet törenine katılmak bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. İnançlarını, kimliklerini ve kültürel miraslarını yaşatarak geleceğe yürüyen bu pırıl pırıl gençlerle tanışmak bizleri gerçekten umutlandırdı.
Ziyaretimiz bir kez daha gösterdi ki milletlerimiz arasında kurulan güçlü bağlar yalnızca bugünü değil, ortak geleceğimizi de şekillendirmektedir.
Bu anlayışla, Bulgaristan’la ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortak çıkar ve iyi komşuluk temelinde daha da ileri taşımakta kararlıyız.
Asya-Pasifik ziyaret turumuzun dördüncü ve son durağı olan Bangladeş’te, Başbakan Tarique Rahman tarafından kabul edildik ve Dışişleri Bakanı Dr. Khalilur Rahman'la kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik.
Ziyaretimiz boyunca, Şubat ayında yapılan seçimlerin ardından yeni bir döneme adım atan Bangladeş’in güçlü potansiyeline ve Bangladeşli kardeşlerimizin huzur, refah ve istikrar içinde yaşaması için ortaya konulan büyük çabaya tanıklık ettik.
Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin, kardeşlik bağlarımıza uygun biçimde, son derece sağlam temeller üzerinde yükselmekte olduğunu gördük.
Önümüzdeki dönemde işbirliğimizi her alanda geliştirmeye kararlıyız ve Bangladeşli kardeşlerimize destek olmaya aynı güçlü iradeyle devam edeceğiz.
Gösterdikleri sıcak ev sahipliği için, başta değerli kardeşim Dr. Khalilur Rahman olmak üzere, Bangladeş makamlarına ve halkına yürekten teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul Başkanlığı görevine seçilen kıymetli mevkidaşımı bir kez daha kutluyorum. Bu önemli görevi büyük bir başarıyla yerine getireceğinden eminiz.
Ziyaretimiz kapsamında, Cox’s Bazar’daki mülteci kamplarını da ziyaret etme imkanımız oldu.
Bangladeş, bir milyondan fazla Rohinga Müslümanına ev sahipliği yaparak büyük bir sorumluluk yerine getirmektedir. Ortak hedefimiz, Rohinga krizine kalıcı ve adil bir çözüm bulunmasıdır.
Cox's Bazar'da Sağlık Bakanlığımız, TİKA, Türk Kızılayı, Türkiye Diyanet Vakfı ve diğer kurumlarımızın çalışmalarını da yerinde inceledik. Türkiye-Bangladeş İnsani Yardım Hastanesi’nde görev yapan sağlık personelimizle bir araya geldik.
Zorlu şartlarda görev yapan tüm görevlilerimize özverileri, fedakarlıkları ve insanlığa hizmet eden örnek çabaları için en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Türkiye ile Bangladeş arasındaki dostluk, ortak çıkarların ötesinde, zor zamanlarda dayanışma gösteren iki milletin dostluğudur. Bu bağı daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.
Asya-Pasifik bölgesine yaptığımız ziyaretin üçüncü durağı olan Seul’de bugün gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin, Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki dostluğun ve iş birliğinin daha da güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Dışişleri Bakanı Cho Hyun’la yaptığımız toplantılarda ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi ve karşılıklı yatırımların artırılması yönündeki ortak irademizi teyit ettik; nükleer enerji, ulaştırma, savunma sanayii ve ileri teknoloji gibi stratejik sektörlerde hayata geçirilebilecek ortak girişimleri ele aldık.
Görüşmelerimizde ayrıca, başta Asya-Pasifik ve Orta Doğu’daki gelişmeler olmak üzere güncel bölgesel ve küresel meseleler hakkında kapsamlı fikir teatisinde bulunduk. Birleşmiş Milletler, MIKTA ve G20 dahil uluslararası platformlardaki yakın iş birliğimizin önemini bir kez daha teyit ettik.
Kore Üniversitesi'nde yaptığımız konuşmada ise uluslararası sistemin karşı karşıya bulunduğu sınamalar ve küresel yönetişimin geleceğine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşarak ülkemizin perspektifini ortaya koyduk.
Bugün Kore Savaşı Anıtı’nı da ziyaret ederek çelenk bıraktık. Şehitlerimiz ve gazilerimizin aziz hatırası, iki ülkenin ebedi dostluğunun nişanesi olarak gelecek nesillere ilham vermeyi sürdürecektir.
Önümüzdeki dönemde, Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki stratejik ortaklığı karşılıklı yarar temelinde daha da derinleştirmeye devam edeceğiz.
Singapur ziyaretimizin ardından stratejik ortağımız Endonezya’da bugün gerçekleştirdiğimiz temaslar, gündemimizdeki çok boyutlu konuların takibi bakımından son derece verimli oldu.
Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto tarafından kabulümde ve Dışişleri Bakanı Sugiono’yla yaptığımız görüşmede; savunma sanayiinden enerji ve ulaştırmaya, yapay zekadan helal gıda sektörüne uzanan geniş bir yelpazede süren iş birliğimizi ve atacağımız ortak adımları ele aldık.
Sayın Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Subianto tarafından belirlenen 10 milyar Dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmamızı sağlayacak projeleri detaylı şekilde değerlendirdik.
Her iki tarafın da ortaya koyduğu vizyon, Türkiye ve Endonezya'nın önümüzdeki dönemde çok daha somut ve etkili sonuçlar doğuracak biçimde çalışmaya hazır olduğunu gösterdi.
Görüşmelerimizde ayrıca, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Asya-Pasifik’teki stratejik dengeler başta olmak üzere, bölgesel ve küresel meseleler hakkında derinlikli ve kapsamlı fikir alışverişinde bulunduk. Filistin meselesindeki yakın eşgüdümümüz, önümüzdeki dönemde aynı kararlılıkla devam edecek.
İki kardeş ülke olarak ortak değerlerimiz ve hedeflerimiz doğrultusunda yoğun iş birliğimizi sürdüreceğiz.
Asya-Pasifik bölgesine yönelik çok ayaklı ziyaret programımızın ilk durağı olan Singapur’da gerçekleştirdiğimiz temaslarda Türkiye–Singapur ilişkilerini tüm boyutlarıyla ele aldık.
Başbakan Lawrence Wong, Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan ve İçişleri Bakanı Kasiviswanathan Shanmugam ile yaptığımız görüşmelerde ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, güvenlik, dijital dönüşüm ve bağlantısallık başta olmak üzere geniş bir alanda iş birliğimizi ileriye taşıyacak sonuç odaklı adımları değerlendirdik.
Asya-Pasifik’teki gelişmeler ve Orta Doğu’daki durum dahil olmak üzere bölgesel ve küresel meseleler hakkında kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk; mevcut krizlerin diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinin önemini vurguladık.
International Institute for Strategic Studies (IISS) isimli düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen etkinlikte dış politika vizyonumuzu ve giderek artan küresel belirsizlikler karşısında diplomasinin yönlendirici rolüne dair yaklaşımımızı paylaştık.
Bölgesinde ve ötesinde stratejik öneme sahip bir ülke olarak gördüğümüz Singapur’la ikili ilişkilerimizi ve uluslararası platformlardaki yakın iş birliğimizi önümüzdeki dönemde daha da geliştirmeye devam edeceğiz.
Küresel Sumud Filosu’na gerçekleştirilen hukuka aykırı müdahale sonucunda alıkonulan vatandaşlarımızın güvenliğini ve ülkemize sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte çalışıyoruz.
Bugün düzenleyeceğimiz özel uçak seferleriyle vatandaşlarımızı ve üçüncü ülkelerden katılımcıları Türkiye’ye getirmeyi planlıyoruz.
Vatandaşlarımızın haklarını gözetmeyi ve Gazze’deki sivillere karşı insani sorumluluğumuzu yerine getirmeyi sürdürecek; Filistin halkına desteğimizi kararlılıkla devam ettireceğiz.
Cumhuriyetimizin yarınını inşa edecek olan gençlerimize duyduğumuz güvenle, aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutluyor; Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bağımsızlık mücadelemizin kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyorum. 🇹🇷
Geçtiğimiz ay Birleşik Krallık'la Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’ni imzalamamızın ardından, bugün de Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı'nı Berlin’de başarıyla gerçekleştirdik.
12 yıl aradan sonra düzenlenen bu toplantı, iki ülkenin stratejik iş birliğini daha da ileri taşıma yönündeki ortak iradesini ortaya koymuştur.
Başta Şansölye Friedrich Merz ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul olmak üzere Alman yetkililerle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ikili ilişkilerimizi kapsamlı biçimde ele aldık.
Savunma sanayii, ekonomi, enerji ve bağlantısallık gibi alanlardaki iş birliğimizi somut projeler ve karşılıklı yatırımlarla derinleştirmeyi sürdüreceğiz.
Almanya'daki Türk toplumunun, ilişkilerimizin beşeri, kültürel ve ekonomik temelini güçlendiren önemli bir köprü olduğunu, bu bağların korunmasının önemini bir kez daha vurguladık.
Görüşmelerimizde bölgesel ve küresel gelişmeler de geniş yer tuttu.
Ankara'da düzenlenecek olan NATO Zirvesi'nin hazırlıkları, Avrupa güvenliği, Rusya - Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeler, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş ve Gazze'deki durum başta olmak üzere güncel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Mevcut krizlerin diplomatik yollarla çözülmesinin önemini vurguladık.
Türkiye ile Almanya arasındaki çok boyutlu ortaklık, Avrupa’nın istikrarı ve refahı bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Müttefikimiz Almanya'yla ikili, bölgesel ve uluslararası konulardaki yakın eş güdüm ve iş birliğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ilkeli, kararlı ve çok boyutlu dış politika vizyonu; ülkemizin bölgesel istikrara yön veren, küresel ölçekte etkinliğini pekiştiren ve milli çıkarlarını her koşulda kararlılıkla koruyan stratejik duruşunun en güçlü kaynağıdır. #iyikiErdoğan
Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı’na değerli kardeşim Faysal bin Ferhan Al Suud ile bugün Ankara’da başkanlık ettik.
İlgili bakanlık ve kurumlarımızın da katılımlarıyla ticaret, enerji, savunma, eğitim, kültür, turizm ve ulaştırma gibi stratejik alanlardaki komite çalışmalarını değerlendirerek ikili ilişkilerimizi kurumsal bir çerçevede ele aldık.
Gazze başta olmak üzere, bölgesel konuları da görüştüğümüz toplantı kapsamında ayrıca “Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma”yı imzaladık.
Ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, kıymetli mevkidaşıma ve heyetine ziyaretleri için teşekkür ediyorum.
Millet iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 106. kuruluş yıl dönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, tüm dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. 🇹🇷
5’inci Antalya Diplomasi Forumu’nu yoğun, nitelikli ve verimli bir mesainin ardından bugün başarıyla tamamladık.
Dünyanın dört bir yanından katılımcılara görüşlerini istişare etme imkanı sunan ve uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara ev sahipliği yaptık.
Geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, küresel ve bölgesel meselelere ilişkin perspektiflerini bir kez daha diplomasinin merkezine taşıdılar. Oturumlarımızda, bölgesel krizlerin ancak o coğrafyanın kendi dinamikleriyle ve bölgesel aktörlerin etkin katılımıyla çözüme kavuşturulabileceği görüşü belirgin biçimde öne çıktı. Başka mecralarda çoğu zaman geri planda kalan ya da hiç dile getirilemeyen konuların da sahici biçimde konuşulmasına alan açıldı.
Belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde Antalya Diplomasi Forumu, dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zemini haline gelmiştir.
Barış ve huzuru küresel ölçekte hakim kılmak için tüm kulvarlarda kararlılıkla çalışmaya, kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde ara buluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz.
Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü, önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle büyüyecektir. #ADF2026’nın hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm Hariciye teşkilatımıza teşekkür ediyorum.