So friedrich nietzsche has a quote, and it's arguably one of the most brilliant things I've ever heard. And I think you need to hear it. It goes like this, "most people do not think, they repeat, they adopt the opinions of those around them, wear them like borrowed clothes and call it a worldview. And when you dare to think for yourself, really think, they will not admire you for it, they will resent you because your refusal to conform is a mirror they did not ask to look into. The unexamined man does not hate you because you are wrong. He hates you because somewhere beneath the noise he suspects you might be right."
Bir süredir genç oyuncularımızın kadromuzda yer bulmasıyla ilgili tweet'ler yazıyorum. Özellikle yakın zamanda beklenen olası yerli oyuncu transferleri gerçekleşmeden, dünden beri Cherif, Yiğit Fidan, Alaettin Ekici, Çağrı Balta, Nene gibi oyuncularımızın daha çok rol aldığı bir gençlik geliştirme yönetimi konusunda taleplerimi yazdım. Fenerbahçeli dostlarımızdan müthiş bir ilgi gördü. Benzer içerikleri paylaşan, buradan tanıştığımız arkadaşlarımız da oldu. O içerikler de benzer seviyede ilgi görüyor.
Bu durum çok umut verici. Demek ki dip dalga, sesi çok çıkanlardan başka bir şey söylüyor. Genç oyuncularımız için dayanışma halinde olalım, sesimizi daha çok yükseltelim. Bu oyuncular bize yarın değil, tam da bugün lazım.
Sezon boyu Fenerbahçe'ye düşmanlık eden kulüplerin vasat yerlilerine 10 milyon üstü bonservis ödemektense bu çocuklara güvenmek istediğimizi, sesimizin çıktığınca söylememiz gerekiyor.
Stoper için de Yiğit Fidan'ı ekliyorum Çağrı ve Alaattin'in yanına... Bu pırlanta gibi gençlere inanıyoruz biz. Bu sesi bütün Fenerbahçeliler'in yükseltmesini istiyorum, bekliyorum, rica ediyorum.
Geçen sezon Fenerbahçe yediği gollerin %66’sını sağ taraftan yedi ve bu maçların önemli bölümünde Semedo sahadaydı. Bunun yanında bireysel performans açısından bakıldığında, Oosterwolde de yaptığı hatalarla yenilen gollerin %44’ünde etkisi olmuş (geniş alan savunma duruşu,kaptırılan önemli top, hava topu karşılayamama gibi metriklerde) Bu veriler tek başına bir oyuncuyu suçlamak için yeterli olmasa da takımın savunma dinamikleri hakkında önemli ipuçları veriyor.
Hücum tarafında ise Talisca, geçen sezon 30 maçta 19 gol, 4 asist ve 9 yaratılan büyük fırsatla yalnızca skor üretmedi; set hücumlarında da Asensio’ya en fazla destek veren isim oldu. Kritik maçlarda kaçırdığı penaltılar ve beklentinin altında kaldığı anların farkındayım, ancak sezon geneline bakıldığında ortaya çıkan veri bunu gösteriyor.
Merkez kurgusunda ise Guendouzi ve Kante ile oynanan maçlarda Fenerbahçe %66 daha fazla gol fırsatı üretirken, ikili mücadelelerde de %58 daha başarılı oldu. Elbette yeni teknik direktörle birlikte oyun planı, roller ve tercihler değişebilir; futbolda hiçbir şey sabit değildir. Ancak geçen sezonun verilerini tamamen yok saymak da sağlıklı bir yaklaşım olmaz. Tüm transfer ve kadro kararları için değil belki ama bazı tercihler değerlendirilirken geçmiş performansın mutlaka hesaba katılması gerektiğini düşünüyorum. Umarım planlama yapılırken bu veriler de masadadır.
Fenerbahçe olağanüstü bir sezona hazırlanıyor. Bunu hep cebimizde tutmamız lazım. Odada bir fil var ve herkes filin farklı bir yerine dokunduğu için farklı şeyler söylüyor.
Odadaki fil kurumsal obezleşme. 40 oyuncu var, yabancı sayısı şişmiş, limitler aşılmış, cezalar yenmiş ve iktidarda kalmak uğruna Eylül ayında kongre yaparak, Fenerbahçe'nin önündeki iki sezon birden riske edilmiş... Tam olarak o iki sezonun ikincisinin başındayız.
@sercanhamzaolu 'nun dün ya da önceki gün "haber alamıyoruz" açıklamasını hatırlayalım. Daha önce de @yagosabuncuoglu görüşmelere haber sızdırmama maddesi konduğu için haber yapılamadığını söylemişti.
Aslında önceki sezonlarda ve kongre sürecinde çıkan transfer haberlerinin kulüp değil, menajerlik şirketlerinin kontrolünde olduğunun kanıtıydı bu açıklamalar.
Menajerlik şirketleriyle medya mensuplarının arasındaki ilişki, Fenerbahçe taraftarının transfer açgözlülüğünü tetikleyerek kulübü çok daha kötü durumlara götüreceklerdi. Şimdi sadece Vedat ve Diouf transferleri, güvenilir bir teknik heyetle yeni sezona başlamak bu obezleşmiş kurumsal yapıyı kesmiyor.
Beşinci hamburgerini bitirmeden altıncının siparişini veren obezite hastalığına yakalanmış bir insan gibi, kontenjanları, sınırları aşmış miktarda oyuncuya rağmen yenisini büyük bir açlıkla isteyen taraftara karşı yönetimin büyük bir irade göstermesi gerekiyor.
Bakın bugün Diego Carlos'un kampa gelmemesi, kulüple oyuncuları arasındaki bağın ne durumda olduğunu gösteriyor. Dengesizce yeni transferlerin yapılmasıyla, oluşacak yeni maaş skalasıyla bu 40 oyuncudan alınacak faydanın da etkileneceğini düşünen yok.
"Gs, Osimhen'e 21 veriyorsa sen daha çok vereceksin ki şampiyon ol" gibi bir mentalite yerleştirilmiş insanların aklına. Bunu yapan da üç kuruşluk kalitesi olmayan, menajer güdümlü medya mensupları. İki takımın maliyetlerini yan yana yazıp kimin şampiyon olacağını konuşan tek milletiz. O yüzden de Dünya Kupası'nda favori olduğumuzu sandılar. Oyun gücünü, kulübün saçtığı paralara bağlayan bir sığlığın içindeyiz. Ama Duran'a verilen 21 milyonluk kiralama bedelinin hiçbir şey getirmediğini idrak edebilen yok.
Ne hata yaptım demek yok!
Ders çıkarmak yok!
Toplama takımdan fayda gelmeyeceğini bilen yok!
Bol miktarda suçlama, komplo teorisi var...
Fenerbahçe'nin işi çok zor. Oyuncu alamadığı için değil. Bu akılsızlık yüzünden işi çok zor.
Bir süredir pahalı transfer yapmamak lazım, oyuncuyu membaında bulup, dışarı kiralık vermeden sistemimize dahil edelim dediğimde, sanki karşıt bir durum varmış gibi "bize hazır oyuncu lazım, acil şampiyonluk lazım" deniyor. 25 kişilik kadrodaki her oyuncu hazır olamaz. En pahalı oyuncuları bile alsan böyle.
Fenerbahçe, imkanları olan bir kulüp. Bir taraftan üst seviye oyuncuları kadrosunda bulundurup, bir taraftan da sezon içinde sıçrama yaparak oyun gücünü yükseltecek oyunculara ihtiyacı var. Acil şampiyonluk böyle gelir. Diyerek esas konu olan İsmail Yüksek'e geçmek istiyorum.
Benim de dahil olduğum birçok Fenerbahçeli, İsmail'i sevmekle beraber, çok iyi oynadığı maçlarda bile birkaç defa çok kızdığımız işler yapıyor. Hiç düşündük mü neden böyle diye?
Bakın bu oyuncu, bu yetenek setine sahip oyuncu, hiçbir genç Milli Takım organizasyonuna girmeden, Jesus'un lütfuyla üst seviyeye çıkmış bir oyuncu. O nedenle yetenekleri ve iç güdüleriyle oynuyor. Sistemsizlik yani. Bu çocuk, Bursaspor altyapısından Nilüfer'e gönderilmeyip, Bursaspor takımına entegrasyonu planlansa, hem belki Bursaspor bu hallere düşmeyecek, hem de İsmail kendi başına tırmalamak zorunda kalmadan daha bütünlüklü bir eğitim alarak üst seviyeye çıkacaktı. Biz de 32 yaşındaki Hakan Çalhanoğlu'nun peşine düşmeyecektik.
O nedenle genç oyuncuların özellikle büyük kulüplerin gençlik geliştirme süreçlerinden A Takım'a çıkma süreçleri, Milli Takımlar entegrasyonu vs. planlanmak zorunda.
Onu da alalım, bunu da alalım diyorsunuz ya. Gelin bir önce elde ne var bakalım ve kadro mühendisliği nasıl yapılır bir değerlendirelim birlikte.
Şimdi elde 40 oyuncu var. Onu bunu ayıkladım. 40 kaldı. Dev hizmettir, kıymetini bilin. Chatgpt'ye şu görseli hazırlatmak için bin dereden su getirdim. En son alttaki sayıları silip kendim yazdım. Bizim kadro, yapay zekaya kafayı yedirtti. Öyle diyim size.
40 oyuncudan Avrupa Kupaları kadro standardı olarak 25 oyuncu seçeceğiz. Kural 1. Bu 25 oyuncunun 8 tanesi yerli yetiştirme olacak. Bayern'de yetişti ama Türkiye pasaportlu. Olmuyor. Bu 8 yerli oyuncunun 4 tanesi bizzat kulübün altyapısından gelecek. Bu Avrupa'daki standart.
Bir de bizim 10+4 yabancı kuralı var. Yabancılarının da dört tanesi 23 yaş altı olacak. Hadi kalecilerden başlayalım.
Ben olsam Livakovic'i ikna eder oynatırım ama kimse istemiyor. Bir yabancı oradan çıktık. Ederson olmayacak gibi görünüyor, ipler koptu. Bir de maaş bütçesini en çok şişiren oyuncu o. Ondan da çıktık. İrfan Can Eğribayat'la devam edemeyiz. Geriye kaldı iki kalecimiz. Tarık ve Mert Günok. İkisi de hem altyapı çıkışlı, hem yerli yetiştirme oldukları için ana kadro havuzunda olmak zorunda. Bana sorarsanız hiç kaleci alma, Tarık'ı birinci kaleci yap devam et. Bir tane de altyapı havuzundan kaleci çek ve devam et. Böylelikle altyapıdan gelen oyuncu sayısını 3'e çıkarmış oldun. Yabancı kontenjanı kullanmadın. Fenerbahçe DNA'sı deyip duruyoruz ya. Alın size Fenerbahçe DNA'sı. Üç oyuncu yazdık.
Skriniar kalıyor, yabancı kontenjanı. Archie Brown genç yabancı kontenjanı kullanmak için doğru seçim kalmalı. Çağlar artık kadroda düşünülmemeli, Becao da öyle. Jayden teklif gelirse çıkılmalı. Mert Müldür'e mecbur oğlu mecbursun kalacak. Tekrar sağ bek transferi aramamak için Semedo kalsın, yabancı kontenjanı. Levent'e de mecbursun. Yiğit Efe, altyapı çıkışlı oyuncu, stoperden eksiliyorsun kalsın. Mimovic gidecek aslında 23 yaş altı ama gereken seviyede değil oyuncu. Ne olduk şimdi? Savunma rotasyonunda 5 oyuncu tuttuk. Kadromuz 8 kişiye çıktı. 3 yabancı kullandık, 1 tanesi (+4) kuralına uygun. 5 stoper ihtiyacımız var, elde ilk 11 oynayacak 1 tane olmak üzere 2 stoperimiz var. Jayden'dan çıkarsak 3 tane stoper ihtiyacı doğuyor. Bu durumda Omar Fayed ya da Kamil Efe'den birini daha rotasyona çekmeyi oturup bir düşüneceksin. Diego Carlos'u hem 33 yaşında hem kalması gerçekçi bulunmadığı için listeye almadım ama ben olsam kullanırdım. Transfer listesine bir tane yabancı sol stoper, bir tane de yerli ilk 11 seviyesi stoper gerekiyor yani.
Orta sahaya gelelim. Kante ve Guendouzi'yi direkt olarak yazıyoruz. Hiçbir avantajlı statüleri yok. Yabancı sayımız 5'e çıktı, Omar Fayed'i almazsak sadece 1'i genç havuzunda. İsmail Yüksek'e mecbursun. Bartuğ Elmaz'ın da dönmesinde yarar var. Avrupa listesine Türkiye'de yetişmiş oyuncu listene ekliyorsun. Kamil Efe ve Yiğit Efe'yle orayı hallettin zaten ama olsun. Fred'den çıkman lazım. Orta sahada Alvarez'den çıktın, Fred'den çıktın, Amrabat'ı geri çağır. Savunma rotasyonunda da kullanırsın, orta saha rotasyonunda da kullanırsın. Yabancın 6 oldu. Talisca'yı orta saha ve forvet olarak kullandın 7. Asensio orta saha ve forvet 8. Kadromuz 15 kişi şu an.
Şimdi forvete geldik. 8+1 yabancıdayız. Kerem anahtar oyuncun. Oğuz Aydın yabancı kontenjanı yetmiyor kalsın. Şerif +2 yabancın, Nene +3 yabancın. Ya Musaba'yı tutup 1 santrafor yatırımı yapacaksın, yabancı stoper almayacaksın. Ya Musaba'yla vedalaşıp bir santrafor bir stoper alacaksın. Görün işte kadro mühendisliğimizin şahaneliğini. Musaba olmadığında 19 oyuncuya geldin.
25 kişiye çıkman lazım.
Alman gerekenler:
1- Santrafor yabancı
2- Stoper yabancı
3- Yaratıcı orta saha genç yabancı
Fazladan bir yabancı alman için, Semedo'dan çıkıp Zeki Çelik alman lazım.
Yabancı kontenjanın bitti. Kadro 22 kişi. Napıcaksın?
1- Alaaddin Ekici'yi A takım kadrosuna çekeceksin.
2- Yerli ve güçlü stoper alacaksın.
3- Yerli ve güçlü kanat forvet alacaksın.
Bakman gereken oyuncular böyle. Bu kadroya göre de hoca bulman lazım.
Arkadaşlar şimdiden açıklayayım, Fenerbahçe'yi hüsran bir sezon bekliyor. Ama bu konuda başkan adaylarına değil, Fenerbahçe'nin iflah olmaz taraftarına faturayı kesiyorum. İki adayı da öyle bir bataklığa sokuyoruz ki, buradan doğru ve akıllı bir sonuç çıkması imkansızlaşıyor.
Ben de yazdım, aklı başında birçok insan da söyledi. Fenerbahçe'nin mevcut kadro yapısı, transfer yapmaya müsait değil. Benim bir hafta 10 gün önce hazırladığım bir tablo vardı. 3-4 yabancı oyuncuya anca izin veriyor Fenerbahçe'nin kadro yapısı.
Fenerbahçe'nin teknik direktörü yok!
İddia şu: Sokaktan birini çevir, Fenerbahçe'nin hangi pozisyona ihtiyacı olduğunu sana söyler.
Pozisyonu söyler de, o pozisyonda nasıl bir profile ihtiyaç olduğunu teknik direktör söyler. Abi biz 90'lara döndük. Kadro bu, takım bu, oynat hoca...
Bunu yaptıran da, taraftar. Birkaç ay sonra ıslıklayacağı oyuncular için şu an baskı yapan taraftar. Bakın daha transfer sezonu başlamadı. Şu an transfer yapmak kadar zekasız bir iş olamaz. Medyaya kızıyordum, yok... Medya bu azgın transfer talebine karşılık veriyor sadece.
Ve bakın, yine aynı iki menajerin elindeki 5 isimle ilerliyor her şey. Transfer diye tutturduğun için oluyor. Vedat isterim, Guirrasy isterim, Thiago iserim, Lewa isterim... İste... Sen şampiyon olamamayı istiyorsun. Sen başarısız olmayı istiyorsun. Sen transfer şampiyonu olmak istiyorsun. Sen gündemde boğulan bir Fenerbahçe istiyorsun. Sana kızıyorum!
Şurada aklına fikrine güvendiğim insanlar var, onlar bile ya... Yok Aziz Yıldırım transfer yapamaz, yok Hakan Safi transfer yapamaz, veriyorsunuz gazı. Adamlar gazı almaya dünden razı.
Igor Thiago dediğiniz oyuncunun 50-60 milyon Euro bonservisi var arkadaşlar kafayı mı yediniz? Senin Türkiye Ligi'nde öyle bir gelirin olamaz. Türkiye'yi bilen hoca diyorsunuz, kendinizin Türkiye'den haberi yok. Çorumspor'u 50 milyonluk santraforla mı yeneceksiniz? Plan yine buraya mı geldi? Senin bir santrafora vereceğin en en en fazla bonservisin 20-25 olması, onun da senin en pahalı transferin olması lazım. Maaşının da 3 falan olması lazım. Delirdiniz mi? Ben deliricem az kaldı. Premier League mi burası?
Şunu da kafalar hala basmadı. Sen 5 büyük ligden oyuncu aldığında, sana gelen oyuncu oradaki gibi oynamayacak. Senin öyle bir düzenin, oyun gücün, saha zeminlerin falan yok. Anlayın bunu. Adam orada gol vuruşu denedi, topu dağlara taşlara vurdu diyelim. Tribünleri alkışlayıp tekrar denemesini istiyor. Aynısı burada olunca sen ıslıklıyorsun tekrar denemesin diye. Senden bahsediyorum senden. Stattaki ıslıklıyor, ekran başındaki küfür ediyor... 20'ye aldığın adamı 10'a satamaz duruma geliyorsun. 32 yaşında Vedat'a 18 milyon bonservis vereceğiz. Kafayı yememek elde değil.
Hadi gerçekçi olalım. 1930'lu yıllarda bu ülkede Atatürk'ün istemediği hiçbir şey olmazdı.
Eğer Atatürk istemese bize haklarımızı vermezdi. Bir Allah'ın kulu da karşı çıkıp aksini zorla yaptıramazdı. Kimsenin böyle bir gücü yok. Mücadeleyle alınmış bir hak da yok ortada.
Gerçek şu, Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınının ne kadar değerli olduğunu biliyordu. Bizim vatanseverliğimizi, fedakarlığımızı, erkeklerimizden geri olmadığımızı hep biliyordu.
Çünkü bu gerçeği hem tarih kitaplarında okumuş, hem de bizzat hayatı boyunca deneyimlemişti. Giriştiği sayısız mücadelede Türk kadınlarının en az Türk erkekleri kadar büyük işler başardığına şahit olmuştu. Cepheye mermi taşırken donarak şehit olan Şerife Bacı da, kendi birliğini kurup bizzat cephede düşmanla çarpışan Kara Fatma da Atatürk'e bu gerçeği göstermişti.
İşte bu sebeple Atatürk bize haklarımızı verdi. Bunda utanacak, üzülecek, incinecek bir şey yok. Haklarımızın bize verilmesi bizim değerimizi düşürmez. Tam tersine, zaten değerli ve asil olduğumuz için verildi haklarımız.
Şöyle bir şey de var, haklarımızı bize veren kişi düşmanımız değil. Yabancının teki değil. Atatürk yahu, Atatürk. Biz Türk kadınlarıyız, Atatürk de Türk milletinin çıkardığı en büyük kahramanlardan biri. Böyle bir adamın bize haklarımızı vermesi neden küçültücü olsun?
Biz nankörlerden olmayacağız. Biz Mustafa Kemal Atatürk'ün bizim için yaptıklarını asla unutmayacağız. Canım Atam, çok seviyorum seni. Afganistan'a, İran'a bakınca daha da çok seviyorum.
Terör destekçileri için İngilizce feryat ederken, terör mağdurları için bir kere olsun Türkçe feryat etmedin.
Burada kesilen nefes kadar, 21 günlük öğretmenken, 6 aylık bebekken, doktor, hemşire, memurken, silahsız sivilken katledilen masumları, kesilen nefesleri dert etmedin.
TSK’ya kimyasal silah iftirasını attıktan sonra sana sahip çıkan siyasetçilere anlat şimdi derdini. İster İngilizce, ister Japonca!
Sistem, toplumun bilgisizliğinin kaosa dönüşmemesi için onlara teselli vermek üzere vardır. Bilgi yarışmasında dandik bir soruya dört seçenek verirler, insanlar tahmin eder, tahmini doğru çıkışta "işte ben de biliyorum" der. Okul da topluma "sen de lise mezunusun" var demek için var.
Benzer şekilde İstanbul, insanlara işsiz, hayatsız, vasıfsız olduğunu unutturmak için icat edilmiş bir şehir. Profilinde bir tane boş olmayan gündem olmayan kişi, İstanbul'da yaşamayan insanlara "kasaba enteli" diyor.
Kitabevimde bugün "Akira Kurosava" muhabbeti vardı. 15 yıldır bir gün bile nitelikli bir okurla sohbet etmediğim olmadı. Günlük konularımız Sicim Teorisi'nden Bethoven'in dehasına, Çelebi Mehmed'in başarılarından Schopenhauer'in bunalımlarına kadar değişir.
Ama, İstanbul'da yaşayıp kafede TikTok kaydıran internet anonimi, sadece İstanbull'da yaşadığı için kendini üstün zannediyor. Sistem, bakamadığı milyonlarca insanı İstanbul'a yığıp "perişan halde olmanız sorun değil çünkü mega kentte yaşıyorsunuz" diyerek teselli etmiş. Bunlar da bunu statü zannediyorlar.
Dakik aslında ince, hassas demek.
Yüzlerce yıl bu anlamda kullanılmış ama son asırda “zamana riayet eden” mânâsında kullanılmış.
Dakik, dikkat ve dakika aynı kökten. Hepsinin temelinde “ayrıntı ve incelik” var.
Dakiklik, inceliktir. İnce insanlara denk gelesiniz. 🌿
Vefatının 10. Yıldönümünde Merhum Levent Kırca’yı vefa ve hasret ile anıyorum. Kırca, sadece çok başarılı bir aktör değil, aynı zamanda cesaret, vefa ve en önemlisi omurga sahibi bir vatanseverdi. Teorisi ile pratiği her zaman örtüşen Mustafa Kemal’in gerçek bir askeriydi. Mümtaz ve aziz sanatçı ve fikir adamının aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, rahmet diliyorum. Rotası cennet olsun.
🎁 #FM26 HEDİYESİ 🎉
⚽ Adil Hoca bir kişiye daha FM26 hediye ediyor!
Çekilişe katılmak için;
✅ @adilkkavrama'yı takip et
✅ @fmbagimlisi'ni takip et
🔄 Bu tweet'i Beğen ve Retweetle
📅 Kazanan 20 Ekim'de Kick canlı yayınımızda açıklanacak!
Her hafta #FM26 hediye etmeye devam ediyoruz! Bu haftanın yeni hediyesi de hazır. İşte detaylar: ⤵️
➛ @FMKulup ve @TaktisyeNet X hesaplarını takip et.
➛ Bu gönderiyi paylaş.
➛ Sonuçlar 12 Ekim Pazar akşamı açıklanacaktır. Herkese iyi şanslar! 😉 #FootballManager