Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rize Genişletilmiş İl Danışma Meclis Toplantısında hitaplarını gerçekleştirdi.
“Kimin milleti ve memleketi düşündüğü, kimin de sadece kesesini, sadece kariyerini, heva ve hevesini düşündüğü ayan beyan ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin artık böyle bir siyaset biçimine tahammülü de, toleransı da yoktur.
Ülkemize ve milletimize sürekli maliyet üreten bu zihniyetten kurtulmanın vakti çoktan gelmiştir. Türkiye'yi istismar siyasetinden olduğu gibi salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinden de kurtarmak zorundayız.”
12 Eylül 1980 darbesinin 46. yılında, milletimizin iradesini gasbeden, Meclisimizi kapatan ve ülkemizi baskı karanlığına sürükleyen darbecileri bir kez daha lanetliyorum. Siyasi yasaklarla, darağaçlarıyla ve insan onurunu çiğneyen uygulamalarla hatırlanan 12 Eylül, demokrasimize yöneltilen en ağır saldırılardan biridir.
Darbe; kendilerini milletin üzerinde görenlerin, devleti kendi mülkü, vatandaşın iradesini ise gerektiğinde yok sayabilecekleri bir ayrıntı olarak kabul etmesidir. Bu nedenle darbeciliğin hiçbir gerekçesi meşru, hiçbir bahanesi mazur görülemez.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak yürüttüğümüz demokrasi mücadelesinin temelinde, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesini devlet hayatının bütününe hâkim kılma iradesi vardır. Bizim siyasetimize göre demokrasinin kurumsallaşması; sandığın vesayetten, siyasetin darbe tehdidinden, vatandaşın hak ve özgürlüklerinin keyfî müdahalelerden korunmasıdır. Seçilmiş iradenin anayasal yetkilerini kullanabildiği, bütün kurumların hukuk içerisinde görev yaptığı, herkesin hak arama yollarına güvenle başvurabildiği bir düzenin güçlenmesidir.
27 Nisan e-muhtırasına karşı ortaya koyduğumuz tavır, milletin verdiği yetkinin vesayet odaklarının müdahalesine açık olmadığının ilanıdır. Siyaseti tehditlerle hizaya getirme alışkanlığına karşı sivil iradenin hukukunu savunduk.
12 Eylül 2010’da milletimizin onayıyla darbecilerin yargılanmasının önünü kapatan geçici 15. maddenin kaldırılması, bu mücadelenin doğrudan 12 Eylül’le hesaplaşan adımlarından biridir. Milletimiz, iradesini çiğneyenlerin dokunulmazlığına yine kendi iradesiyle son vermiştir.
15 Temmuz’da ise Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara çıkan aziz milletimiz, FETÖ’cü darbecilere karşı canı pahasına milli iradeyi savunmuştur. O gece gösterilen cesaret, millet iradesinin silah zoruyla teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir.
Bugün sorumluluğumuz, bu mücadeleyle kazanılanları korumak ve demokrasimizi hukuk devleti ilkesiyle, temel hak ve özgürlüklerle, güçlü kurumlarla daha da ileriye taşımaktır. Gelecek nesillere bırakacağımız Türkiye’de, hiçbir yapı kendisini milletten üstün, hiçbir güç kendisini hukuktan bağımsız görememelidir.
12 Eylül’ün acılarını yaşayan bütün vatandaşlarımızın hatırasına saygıyla, hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor; darbeciliği ve ona meşruiyet üretmeye çalışan vesayet zihniyetini bir kez daha lanetliyorum. #12Eylül
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, şehirlerimize emekleriyle değer katan kadın belediye başkanlarımızla bir araya geldi.
25 yıllık hikâyemizde kadınlar, mücadelenin de başarının da asli sahibi oldu.
AK Parti’mizin hizmet ve eser siyasetini yerelde temsil eden kıymetli başkanlarımıza çalışmalarında başarılar diliyorum.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, MKYK Toplantımızda bugün;
İzmir Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı,
Kayseri Akkışla Belediye Başkanı Mustafa Dursun,
Kayseri Felahiye Belediye Başkanı Şeref Güleser ve
Muş Merkez Sungu Belde Belediye Başkanı Burhan Sayılgan’a rozetlerini taktı.
Üsküdar Belediye Başkanvekili seçilen Dündar Ziya Gültekin ve Menderes Belediye Başkanvekili seçilen Asuman Şen’i tebrik eder, çalışmalarında kolaylıklar dilerim.
Büyük ve güçlü AK Parti ailemize katılan Belediye Başkanlarımıza hoş geldiniz diyor, rozetlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum 🇹🇷
İlk kurşun patladı Konak’ta;
Hasan Tahsin’in namlusundan göğe yükseldi adanmış bir yemin.
Yıllar süren yangın, Belkahve’den süzülen kahramanların nal sesleriyle son buldu...
İsrail’in Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Sumud Filosuna yönelik saldırısı, masum sivillere karşı işlenmiş yeni bir suçtur.
Mazlum coğrafyaların sesi olmak için denizlere açılan gönüllüleri hedef almak, İsrail’in korkaklığının ve çaresizliğinin göstergesidir!
Katil devlet hangi barbarlığın altına imza atarsa atsın, Sumud'un yürüyüşü hiçbir zaman durmayacak.
17 Eylül, milletimizin kalbine kazınmış kara bir gündür.
Milletin sevgisini kazanmış Başvekilimiz Adnan Menderes ve yol arkadaşları Hasan Polatkan ile Fatin Rüştü Zorlu tek parti zulmünü sona erdirip demokrasimizin kapılarını açtıkları için darağacına gönderildiler.
Demokrasi mücadeleleri Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün imzaladığı meşhur “Dörtlü Takrir” ile başladı. Bu cesur adım milletin söz sahibi olduğu çok partili dönemin ilk işaret fişeği oldu. O gün atılan imzalar milletimizin kaderini değiştiren bir yolculuğun başlangıcıydı.
Adnan Menderes Aydın’ın bereketli topraklarında doğmuş, çiftçiliğin alın terini tatmış, hukuk eğitimi almış, yüreği milletine sevdalı bir liderdi. Samimiyeti, tevazusu ve “Yeter Söz milletindir” diyerek milletin iradesini devletin zirvesine taşımasıyla gönüllerde ölümsüzleşti.
Hasan Polatkan dürüstlüğü, çalışkanlığı ve mali konulardaki bilgeliğiyle güvenilir bir devlet adamıydı.
Fatin Rüştü Zorlu ise cesareti, dirayeti ve diplomatik zekâsıyla Türkiye’yi dünyada onurla temsil eden bir diplomattı.
Onlar sadece birer siyasetçi değildi. Milletin duasını, derdini ve umudunu omuzlarında taşıyan kahramanlardı. İnancımıza sahip çıkarak Ezan-ı Muhammediye’yi aslına döndüren ve demokrasiyi yaşatmak için kefenleriyle, canlarıyla bedel ödeyen dava adamlarıydılar.
Üstad Necip Fazıl’ın mahkeme salonunda hâkimin, “Artık senden bıktık. Ne zaman karşımızda olmayacaksın?” sorusuna verdiği şu cevap aslında Menderes ve arkadaşlarının bıraktığı mirasın da özüdür:
“Siz burada hancı, ben de bu davada yolcu oldukça ben bu hana daha çok uğrarım.”
Mesele hancı yolcu meselesidir.
Bu yol milletin yoludur. Bu dava milletin davasıdır. Necip Fazıl’ın “yolcu” diye tarif ettiği ruh Menderes ve yol arkadaşlarının hatırasıyla bugün hâlâ aramızda yaşamaktadır. Ne mutlu ki bizler böyle kahramanların verasetini AK Parti kadroları olarak liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde yaşıyoruz ve yaşatıyoruz.
Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.
🌹🇹🇷
Büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiğimiz 8. Olağan Kongremiz sonrası Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdir edilen Genel Sekreterlik görevini bizler için çok kıymetli bir büyüğümüzden, Sayın @_fatihsahin Başkanımızdan devraldım.
Bizleri bu göreve layık gören Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı sunuyorum.
Rabbim mahcup etmesin. Bu mukaddes teşkilata, bu kutlu millete gençliğimizin tüm enerjisiyle hizmet edeceğiz.
Kongremiz, milletimize ve ülkemize hayırlar getirsin.
İzmir'imizin merkezinde, hemşehrilerimizin maruz kaldığı görüntüler ve kötü kokunun neticesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Harmandalı Katı Atık Tesisi'ndeki atık suyu Harmandalı Deresi üzerinden İzmir Körfezi'ne bıraktığını tespit etmiştir.
CHP'li yerel yöneticiler tarafından İzmir'e yapılan ihanet bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Pis atık suları halen daha İzmir Körfezine dökmek hangi aklın ürünüdür? Anlaşılan o ki; CHP yönetimi, İzmir'in tüm güzellikleriyle mücadele etmeye yemin etmiş!
Bakanlığımız, İzmirli hemşehrilerimizin daha güzel koşullarda, daha sağlıklı bir ortamda yaşaması için çalışırken CHP yönetimi aksi için gayret etmeye devam ediyor.
Bakanlığımızın uyguladığı yaptırımlar dahi, hantal ve tembel CHP yönetimini harekete geçirmiyor.
İzmir onların umrunda değil. Şehrimiz onların umrunda değil.
İzmir Gençlik Kolları teşkilatımızda İl Başkanlığı vazifesini yürütmüş kıymetli yol arkadaşım Adil Yüksel'i vefatının sene-i devriyesinde özlemle anıyorum. Onun azmini ve güzel kalbini hiç unutmayacağız.
Kadim davamızı yarınlara taşıyacak olan Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığımız Yusuf İbiş kardeşimize emanet. @avyusufibis
Ömrümüzün en kıymetli vazifesini tamamlamanın gururunu ve Yusuf İbiş kardeşimizin, devrettiğimiz bayrağı en iyi şekilde taşıyacağını bilmenin gönül rahatlığını taşıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a AK Gençlik teşkilatımıza verdiği değer için şükranlarımızı sunuyoruz.
17 yaşımda üye olarak katıldığım, Okul Başkanlığı, İzmir İl Yönetim Kurulu Üyeliği, İzmir İl Başkan Yardımcılığı, MKYK üyeliği, İzmir İl Başkanlığı ve son olarak Genel Başkan olarak görev yaptığım AK Parti Gençlik Kollarımızda başından sonuna kadar birlikte yol yürüdüğüm tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun.
“Gençliğinle Türkiye’ye Yön Ver” diyerek; 27 Ocak’ta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla Ankara Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştireceğimiz AK Parti Gençlik Kolları 7. Olağan Kongremizde tüm kardeşlerimizi, büyüklerimizi ağırlamaktan onur duyacağız. Kongremiz; ülkemize, milletimize ve gençliğimize hayırlı olsun.