Kültürümüzün değerleri, her türlü anlayışı sorgusuz sualsiz kabullenecek bir kültür değildir. Türk kültürünün ortaya koyduğu hiçbir değere muhalif olamayız. Bu hususta Genel Sekreterimizin partimiz adına ortaya koyduğu duruşun arkasındayız.
Kamuoyunun bilgilerine sunarız.
Saygılarımızla,
Alperen GÜLERYÜZ
Anahtar Parti Gençlik Kolları
İstanbul İl Sekreteri
Kendi tarihimizden ve medeniyet tasavvurumuzdan bağımsız hareket edemeyiz. Bize ait değerleri merkeze almadan yapılan değerlendirmeler, bizi kendi köklerimizden uzaklaştırır. Bu anlayışla, Türk kültürünün temel değerleriyle çelişen hiçbir yaklaşımı benimsememiz mümkün değildir. Genel Sekreterimizin partimiz adına ortaya koyduğu irade, Türk milletinin iradesini yansıtmaktadır.
Mehmed Akif Temur
Anahtar Parti Gençlik Kolları
İstanbul İl Başkan Yardımcısı
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”
Bizim siyasetimiz kişilere göre değil, ilkelere ve memleket menfaatine göre şekillenir. Milletimizin değerleriyle bağdaşmayan, gençlerimizi olumsuz etkileyebilecek organizasyonların engellenmesini doğru buluyoruz.
Ölçümüz kimin söylediği değil, neyin doğru olduğudur.
Halil İbrahim Üstün
Anahtar Parti Gençlik Kolları
İstanbul İl Yönetimi
İstanbul Valiliği tarafından iptal edilen Anyma konseri ile ilgili Partimizin Gençlik Kolları Başkanı Kadir Koray Küçükali tarafından yapılan paylaşım Parti görüşümüzü yansıtmamaktadır.
Kamuoyunun bilgisine sunarız.
Saygılarımızla
Nihal Ağca
Anahtar Parti Genel Sekreteri
İstanbul Valiliği tarafından iptal edilen Anyma konseri ile ilgili Partimizin Gençlik Kolları Başkanı Kadir Koray Küçükali tarafından yapılan paylaşım Parti görüşümüzü yansıtmamaktadır.
Kamuoyunun bilgisine sunarız.
Saygılarımızla
Nihal Ağca
Anahtar Parti Genel Sekreteri
Eûzü besmeleyle, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınan; biatın ne olduğunu dahi bilmeyen Müslüman Türk toplumunun genç dimağlarını, satanist semboller ve birtakım kültürel dayatmalarla mankurtlaştırmaya yönelik bu tür saçma sapan empoze hareketlerine karşı Valiliğimizin aldığı kararı takdir ediyorum.
Bununla birlikte şunu da eklemeyi kendime borç biliyorum: Bizler,
“doğruya doğru, yanlışa yanlış” demeyi şiar edindiğimiz için siyaset yapıyoruz.
Milletin Meclisinde Milleti Temsil Etmeyen Vekillerin Dikkatine;
Ey vekillerimiz; sizler, bu aziz milletin temsilcilerisiniz. Sizler oturduğunuz koltuklara ne atama ne himmet ile geldiniz. Bu aziz millet sizi kendisini temsil etmek üzere görevlendirdi ve temsiliyet hakkını size devretti. Sizler ise bu millete rağmen bu milletin değenlerine, şehitlerine ve gazilerine rağmen siyaset yapmaya çalışıyorsunuz.
Sizlere devredilen bu hak külli bir devir değildir. Bu hak koşulsuz ve şartsız bir devir de değildir. Bu hak, cüzi bir devirdir ve en önemlisi vatanı ve milleti çiğnetmeyeceğinize, ç ve dış tehditlere karşı mücadele edeceğinize inanarak verilen bir devirdir.
Ve şu unutulmamalıdır ki; her temsil yetkisi bir gün biter. Sizler bu gazi meclisi kendi siyasi ihtiraslarınız ile bir bataklığa çevirmek istiyorsanız o bataklık evvela sizi yutacaktır.
Şunu unutmayın; bu millet kendisini temsil etsin diye yeni vekiller seçecektir. Lakin sizler aynı vazifeyi yapmak için yeni bir meclis bulamayacaksınız.
Muhterem hocalar,
Türk ve İslam Devlet Geleneğinde ulema, umeranın önündedir. Alimler, amirlerin önünde eğilmez; ilmini de eğip bükmez.
Sanki kavmiyetçilik yapan varmış gibi; birinci çözülme sürecindeki hutbelerde verilen, dinimizce kavmiyetçiliğin men edildiği mesajları halen aklımızda. Bunu söyleyenler, ma’şeri vicdanda hala hesap verebilmiş değil. Kaç kişinin itikadının bozulmasına sebebiyet verdiklerinin hesabını da mahşerde verebilirler mi, Allah bilir.
Bugün size bu hutbenin ne maksatla verdirildiğini de biliyoruz. Türk Milleti; İslam’ın sancaktarlığını yapmış, Hz. Peygamber ve ehli beyt sevdasıyla ümmetin içinde müstesna bir yer edinmiş, geri kalan bütün dünyanın aklına Müslüman diyince Türk, Türk deyince Müslüman getirmiş ali cenap ve hamiyyetperver bir millettir.
Kürtler de bu mahrecin dışında değildir. Kardeşliğimizin ispata ve teşvike ihtiyacı yoktur. Biz birbirimize hiç sormadan kayın, bacanak, damat ve enişte olmuşuz, olmaktayız ve olacağız.
Kürtlerini ırzını, iffetini, namusunu iğfal eden, kardeşliğimize kast eden, marksist-leninist umdelerle kurulan ve zerdüşt ritüellere yönetilen bölücü terör örgütü pkk ve apo ise Kürtlerle birlikte bizim hiçbir şeyimiz değildir, olamayacaktır!
Sizlerden istirhamımız, Hak ve hakikat namına asli işinize dönmenizdir. Toplumdaki tefessühe, ahlaksızlığa, hırsızlığa, yalana, talana, kumara, uyuşturucuya dur diyecek dini ve hayri hizmetlerde bulunmanız; ilahi ve nebevi mesajları, sufli gündemlere kurban etmemenizdir.
Allah sizi dünyamızı yakanlardan etmesin. Dünya dünyada kalacak, ahiretinizi de yakmayın, kimsenin de ahiretini yakmayın!
@diyanetbasin@DIBSafiArpagus
Doğrudur, konuştum; asla susmadım,
Çünkü ben yanlışa imza basmadım.
Apo denen piçi ben mi asmadım?
Değişen ben miyim, yoksa onlar mı?
Ben asmamış olsam, o ipi atmam,
Atarsam Meclis’te piç eli tutmam.
Nezaket, mezaket; ben bunu yutmam,
Değişen ben miyim, yoksa onlar mı?
***
Dün teröre karşı mangalda kül bırakmayanlar, bugün “çerçeve yasa” diyerek hangi hesabın peşindedir? Terör örgütü mensuplarına yönelik tavizlerin önünü açanlara, bu süreci terörist başı Abdullah Öcalan’a kadar taşıyanlara soruyoruz: Değişen ne oldu? Şartlar mı, yoksa sizin ilkeleriniz mi?
Bu millet, dün “terörist” dediğine bug��n “muhatap” denilmesini unutmaz. Devletin iradesi İmralı’dan değil, Gazi Meclis’ten yükselir. Terörle mücadelede bedel ödeyenlerin hatırasını siyasi hesaplara kurban etmeyin. Biz dün ne söylediysek bugün de aynı yerdeyiz. Değişen biz değiliz; dünün sözlerini bugün unutanlardır.
#çerçeveyasa #cerceveyasa #imralı
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun liderliğinde, ülkemizin ve toplumumuzun geleceğine yön verme kararlılığıyla sahada ve halkımızın yanındayız.
Bizler sorunları sadece uzaktan izleyen değil, çözümün doğrudan bir parçası olmayı görev bilen bir anlayışa sahibiz. Ülkemizin, sevdiklerimizin ve yarınlarımızın geleceği için taşın altına sadece elimizi değil, gövdemizi koymaya hazırız.
Biz devletimize borçluyuz. Biz milletimize borçluyuz.
Dün sahip olduğumuz tüm imkânlar sayesinde bugün, imkânsızlıklara imkân oluşturmak; yarın ise kimsenin imkânsızlık yaşamayacağı bir Türkiye inşa etmek için bu devlete, bu millete borçluyuz.
Okuyacak bir okul, barınacak bir ev ve en temel yaşam ihtiyaçlarına erişebilme imkânına sahip olduğumuz için borçluyuz.
Bu vatana olan borcumuzu ödemek için çıktığımız bu yolda, memlekete borcu olduğunu düşünen ve bu borcu ödemek isteyen aziz milletimizin omuz verdiği yürüyüşte, omuzlarda yükseliyoruz.
Biz, milletimize olan borcumuzu ödemeye geldik…
#YarınınAnahtarı
Anası olmayana…
Babası olmayana…
Aç uyuyana…
İş bulamayana…
Doktora gidemeyene de ilacını alamayana da…
Hepsine borcum var benim!
Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde makam değil, vefa vardır.
Biz milletimize olan borcumuzu ödemeye geldik...
Eskiden burayı sık sık ziyaret ederdim. Her gelişimde özellikle dikkatimi çeken bir manzara vardı. Fotoğraftaki bankta oturur, saatlerce şehitlerimizin mezarları başında sessizce bekleyen yaşlı bir amca… Büyük ihtimalle bu vatan uğruna evladını şehit vermiş, her fırsatta onu ziyarete geliyordu.
Son iki ziyaretimde kendisini göremedim. İnşallah sağlığı sıhhati yerindedir. Rabbim ömrünü hayırla bereketlendirsin.
İnsanın canından bir parçayı toprağa emanet etmesi tarif edilebilecek bir acı değildir. O acıyı söndüren hiçbir söz yoktur. Belki sadece biraz olsun yüreği teskin eden iki kelime vardır: “Vatan sağ olsun.”
Biz büyük bir milletiz. Kendi içimizde zaman zaman farklı düşüncelere sahip olabilir, tartışabiliriz. Ancak mesele vatan olduğunda, aynı bayrağın altında kenetlenmeyi bilen bir milletiz.
Bu ziyaretim, tevafuk eseri 15 Temmuz’un yıl dönümüne denk geldi. Şehadet ve şehitlik; siyasetin değil, milletimizin ortak vicdanının ve ortak hafızasının en kutsal emanetlerindendir.
Henüz birkaç gün önce, Şehit Ahmet Gültekin ve aynı olayda şehadete yürüyen kahramanlarımızın yıl dönümünü geride bıraktık. Bu vatan, yıllardır bölücü eşkıyanın hain saldırılarında ve milletimizin içine sızan FETÖ ihanetinin karanlık yüzü nedeniyle nice evladını toprağa verdi.
Biz, evladının mezarı başında sessizce oturup derin bir özlemle mezar taşını seyreden o babayı görmezden gelemeyiz. Biz; kadın, çocuk, yaşlı demeden masum canlara kasteden bölücü eşkıyanın ve yıllarca bu milletin güvenini istismar ederek devletine, milletine silah doğrultan FETÖ’nün şehit ettiği evlatlarımızı unutmadık, unutturmayacağız.
Şehitlerimizi hatırlamak, acıları diri tutmak değil; onların uğruna can verdiği vatanı, birliği ve bağımsızlığı daima muhafaza etmektir. Hiçbir zaman, hiçbir süreç bu fedakârlıkları milletimizin hafızasından silemeyecektir.
Aziz şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Yüce Allah şehadetlerini kabul eylesin. Geride kalan ailelerine sabır, milletimize birlik ve dirlik nasip etsin.
#15TemmuzKumpası #15TemmuzDestanı #15TemmuzDemokrasiVeMilliBirlikGünü
Türk milleti olarak başörtüsü meselesi, son 25 yılda toplumun enerjisini gereksiz yere tüketen, sürekli olarak siyasi tartışmaların merkezine yerleştirilmiş bir konu haline gelmiştir. Mevcut iktidarın bu mesele üzerinden yürüttüğü siyaset, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirirken aynı zamanda farklı kesimlerin bir araya getirildiği yeni bir siyasi zemin oluşturmuş; bunun sonuçları da bugün ülkece açıkça görülmektedir. Bu süreçte Türk milletine 25 yıl kaybettirdiği ve iktidarın bu sayede koltuk kazandığı gerçeği göz ardı edilemez.
Bu çerçevede, insanların özgür iradeleri doğrultusunda inançları gereği verdikleri kişisel kararlara müdahale edilmesi kabul edilemez. Başörtüsü gibi bireysel tercihlerin, siyasi tartışmaların malzemesi haline getirilmesi doğru değildir ve böyle bir tartışma ortamının sürdürülmesi topluma zarar vermektedir.
Öte yandan, yapılan bazı açıklamalarda başörtülü kadınlara ve belirli kesimlere yönelik kullanılan ifadeler (örneğin “yobaz”, “barzo” gibi nitelemeler) kabul edilemez niteliktedir ve toplumsal saygı sınırlarını aşmaktadır. Kişilerin giyimi, inancı ya da yaşam tarzı üzerinden yapılan bu tür genellemeler, ne eleştiri özgürlüğü ne de ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilebilir.
Gericilik ya da çağdışılık gibi kavramlar ise bir kişinin giyim tercihiyle değil; düşünce yapısı, yaşam pratiği ve entelektüel gelişim düzeyiyle ölçülebilecek hususlardır. Bu nedenle, insanların kıyafetleri üzerinden yapılan nitelemeler yerine, fikirlerin ve söylemlerin tartışıldığı bir zeminde ne kadar geride kaldığınız bariz belli oluyor.
#HaticeÖncel #başörtü
Sosyal medyada 'kapalılar imha edilsin' şeklinde paylaşım yapan Hatice Öncel hakkında soruşturma başlatıldı.
—��ahıs hakkında gözaltı talimatı verildi.
Öncel:
Bütün kapalılar mümkünse kapatılsın. Kapatılsın derken imha şeklinde kapatılsın.
Kapalı bir tane kadın havuza giremiyormuş. Giremezsin, oranın bir kuralı var.
Ben de camiye kapalı giriyorum, girmek istemiyorum ama giriyorum.
@Aysun1743529 Asıl olan; her türlü siyasi, ideolojik ve kişisel aidiyetin, milletin menfaatinin altında olduğunu idrak edebilmektir.
Gayet anlaşılır olduğumu düşünüyorum.
Ülkü Ocaklarına Çocuklarınızı Neden Göndermemelisiniz?
Eleştirel düşüncenin önüne geçip doğruyla yanlışı sorgulamaya fırsat vermeden, “Lidere sadakat şereftir.” anlayışını gençlere düstur olarak sunan bir yapının; ne kendisine ne de milletine faydalı bireyler yetiştirmesi mümkün değildir. Bir genç, aklını ve vicdanını bir kişiye teslim ederek değil; sorgulayarak, araştırarak ve doğruyu arayarak yetişir.
Bir dönem Ülkü Ocaklarında alkol kullanıldığına dair iddialar kamuoyuna yansımıştır. Hiçbir anne ve baba evladının bağımlılıklarla anılan bir ortamın içerisinde bulunmasını istemez. Böylesine ciddi şaibelerin gölgesinde kalan bir yapıya çocuklarını emanet etmek de kolay kolay kabul edilebilecek bir tercih değildir.
Geçmişte Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davada adı geçen kişi ve ilişkiler nedeniyle, bu yapının kamuoyu nezdinde güvenilirliği ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Kendi bünyesinde yetişmiş insanlarla ilgili böylesine ağır iddiaların ortaya çıkması, cevaplanması gereken birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.
Yıllar boyunca adı şiddet olayları ve kanlı eylemlerle anılmış bir yapının, gençlerimizin karakter gelişimi ve geleceği açısından doğru bir adres olduğunu söylemek de mümkün değildir.
Videodaki Ahmet Yiğit Yıldırım’ın, dört yıl önce “Şerefi olan bir adam PKK’lı terörist Demirtaş’ı över mi?” sözleriyle ortaya koyduğu tavrı hatırlıyoruz. Ancak bugün “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına…” sözlerinin dillendirildiği bir süreç yaşanırken aynı hassasiyetin neden gösterilmediğini de sorguluyoruz.
Dün Demirtaş’a yönelik en küçük bir yaklaşımı şerefle bağdaştırmayanlar, bugün ortaya çıkan bu tablo karşısında sessiz kalıyorsa; o hâlde lidere sadakat uğruna şeref anlayışlarını gözden çıkarmış olmalılar.
Milliyetçilik ve vatana hizmet hiçbir kişi, kurum veya yapının tekelinde değildir. Gerçek vatanseverlik; yanlış kimden gelirse gelsin karşı çıkabilmek, milletin menfaatini her türlü siyasi aidiyetin üzerinde tutabilmektir. Sadakat; şahıslara değil, ilkelere ve millete gösterildiğinde anlam kazanır.
Bu eleştiriler ülkücülük fikrine veya ülkücülük ruhuna değil; belli isimlerin ve dar kadroların tekeline sıkıştırılmış, sorgulanamaz hâle getirilmiş sözde ülkücülük anlayışının bugün geldiği noktaya yöneliktir.
@ayyildirim1@Ulku_Ocaklari
#ülküocakları
@elifcakirr Elif Hanım anketler ve misafirimiz olduğunuz İzmir programındaki izlenimleriniz doğrultusunda yaptığınız çıkarımlar gayet mutlu edici. Ancak eksik olan şudur ki bizim gözümüz iktidarda , gönlümüz daha yaşanılabilir ve umutların varolduğu Türkiye’dedir. @elifcakirr
SİZ KİMSİNİZ?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in vatandaşlarımıza tanıdığı seçme ve seçilme hakkı doğrultusunda, milletimizin iradesiyle geldiğiniz makamlarda nasıl olur da yine aynı milleti yok sayabilirsiniz?
Görüntülerde salondan yaka paça çıkarılan vatandaşımızın ifadelerinden anlaşıldığı üzere, uzun yıllardır AKP teşkilatlarında emek vermiş bir isim olduğu görülüyor. Geldiğimiz noktada, sizinle aynı görüşü paylaşan vatandaşlara dahi tahammül gösteremeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Kendinizden olmayanları yıllardır çeşitli ithamlarla ötekileştiren bu siyaset dilinin, artık kendi tabanına da yönelmiş olması dikkat çekicidir.
Milleti yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan, vatandaşın iradesini sandıktan sandığa önemseyen bu anlayışın karşısında durmaya devam edeceğiz. Türk milletini siyasi hesapların ve günübirlik çıkarların nesnesi olmaktan çıkaracak; vatandaşın fikrine, iradesine ve onuruna hak ettiği değerin verildiği bir yönetim anlayışını hâkim kılacağız.
Çünkü bu ülkenin gerçek sahibi millettir; milletin sesi susturulamaz, iradesi yok sayılamaz.
@ahmetmgenc@aktrabzon61
#anahtarparti
Milletimizin umutlarının yeniden yeşereceği yarının Türkiye’sinin kapısı, Anahtar Partimizin bugün İzmir’de gerçekleştirdiği mitingle aralandı.
Emekçimizin emeğinin karşılığını hakkıyla aldığı, gençlerimizin yurt dışı hayalleri kurmak yerine kendi ülkesinde üretip ekonomiye katkı sunduğu, üretenin ayrım gözetilmeksizin desteklendiği, emeklimizin ay sonunu nasıl getireceğini düşünmeden yaşayabildiği bir Türkiye’nin mümkün olduğuna dair ilk kıvılcım bugün İzmir’de çakıldı.
Korku hegemonyasıyla bastırılmaya çalışılan milletimizin umutlarını, yine milletimizin desteğiyle büyütecek; bu kutlu mefkûreye Anahtar Partimizin çatısı altında hep birlikte ulaşacağız.
Yarınları için bize ve partimize inanan, mücadelemizde yanımızda duran aziz milletimize teşekkür etmeyi; yorulmadan, pes etmeden çalışmayı ve milletimize hizmet etmeyi bir borç biliyoruz.
Var olsun milletimiz, var olsun Anahtarımız, var olsun mefkûre sevdamız.
@anahtarparti@yavuzagiraliog
#GeleceğinAnahtarı #AnahtarParti #İzmirmitingi
Siz “yok” dedikçe biz var olduk. Görmezden geldiniz, görünür olduk; milletimizin gönüllerine girer olduk.
“Yapamazlar” dediniz, daha çok motive olduk. “Teşkilatlanamazlar” bile dediniz; sahada, sokaklarda, gençliğimizi ortaya koyduk, gece gündüz yorulduk.
Yıkılamaz dediğiniz tahtınıza göz koyduk. O tahtı yıkıp milletimizin gönüllerine kurulmaya talip olduk.
Hedefimiz iktidardır. Hedefimiz; daha güzel, daha güçlü, geleceğe umutla bakılabilen bir Türkiye’dir. Hedefimiz; huzurun, adaletin ve hakkaniyetin hâkim olduğu bir memlekettir.
Çünkü biz, milletimizin sesi olmaya, milletimizle birlikte yürümeye ve bu ülkenin yarınlarını yeniden inşa etmeye talibiz.
#GeleceğinAnahtarı
“‘Bu Adayla Seçim Kazanılamaz’ Diyen Yavuz Ağıralioğlu’nu Suçlayanların Bugün Kılıçdaroğlu’nu Hainlikle Suçlamasının Acı İronisi”
2023 yılının Mart ayında 6’lı Masa içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı tartışılırken, o gün İYİ Parti İstanbul Milletvekili olan Yavuz Ağıralioğlu çok ağır bir siyasi bedel ödemeyi göze alarak “Bu adaylıkla Recep Tayyip Erdoğan karşısında seçim kazanılamaz” demiş ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığının kesinleşmesini müteakiben 29 Mart 2023’te İYİ Parti’den ve milletvekilliğinden istifa etmişti ki; yakın tarihimizde milletvekilliğini elinin tersiyle reddeden çok az kişi vardır.
O gün Ağıralioğlu’na “AK Parti’ye geçecek”, “Erdoğan’ın önünü açıyor”, “iktidar hesabı yapıyor” vb şeklinde sadece CHP çevrelerinden değil, İYİ Parti ve 6’lı Masa’yı destekleyen birçok kesimden de ağır suçlamalar yöneltilmişti. Fakat Yavuz Bey geri adım atmadı. Çünkü onun itirazı kişilere değil, yanlış siyasi hesaplara yönelikti ve seçim matematiğinin, saha gerçekliğinin ve toplum psikolojisinin doğru okunmadığını ifade ediyordu.
14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinin sonunda Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçildi ve böylece Yavuz Ağıralioğlu’nun “Bu adayla seçim kazanılamaz” öngörüsü fiilen doğrulanmış oldu. Fakat asıl dikkat çekici olan, Yavuz Bey’i “AK Parti’ye gidecek” diye suçlayanlardan birçok kişinin müteakip süreçte şaşırtıcı bir şekilde AK Parti’ye geçmiş olmasıydı. Yavuz Ağıralioğlu ise beklenilenin tersine 28 Ekim 2024 tarihinde Anahtar Parti’yi kurdu.
Bugün gelinen noktada Türk siyasetinin en acı ironilerinden biri yaşanıyor. 2023 kurultayında Ekrem İmamoğlu’nun desteğiyle Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı seçimi kazanarak CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel’in seçildiği kurultay, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından “mutlak butlan” kararıyla iptal edildi. ve 6’lı masanın ideal cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise yeniden genel başkanlığa döndü.
Bu olaya kadar Yavuz Ağıralioğlu’nu suçlayan bazı çevreler bu defa da Kemal Kılıçdaroğlu’nu hainlikle suçlamaya başladı ki ;bu da siyasette sabırla zamanın hükmünü beklemenin önemini bir kez daha kanıtlar nitelikte. Çünkü bu gelişmeler Genel Başkanımız Yavuz Ağıralioğlu’nun sağduyusu ve siyasi öngörüsünün doğruluğunu bir kez daha kanıtlar nitelikte.