"Fon mağduruyum" diyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci'den yeni açıklama:
◼️ Bu fon meselesi maalesef yaklaşık olarak 6 kamu kurumunun ihmaliyle ilgili.
◼️ Kamu görevlilerinin ihmali, bazılarının üst derecede ihmali var.
◼️ Maalesef bazı kamu kurumlarının yönetiminde de hem ihmal hem suistimal vardır.
◼️ Vurgun yapanlar diye bir ordu var. Bir de vurgunu yiyenler var. Onların içinde bizim şirketlerimiz de var.
Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan:
◼️ NEPOFON; 900 milyar TL'lik fon soygunun soy haritası!
◼️ Babalar, oğullar, damatlar…
◼️ Devlet kurumlarını aile şirketine çeviren bu yapı, çürümüş bir sistemin akan cerahatıdır.
◼️ Dün jakobenlik eleştirisi yapanların bugün inşa ettiği nepotik düzen, Türkiye için bir beka meselesidir!
◼️ Yüzbinlerce gencimiz işsizlikten umudunu yitirirken bir avuç mutlu azınlığın çocuklarına ve damatlarına açılan ayrıcalık kapıları, bu ülkenin evlatlarına yapılan en büyük haksızlıktır.
◼️ “Cerrah titizliğiyle çalışıyoruz” diyenler, çürümenin kaynağına dokunmadan, birkaç ismi görevden alarak güveni tesis edemez!
◼️ İpin ucu da sonu da meydandadır!
◼️ Liste elinizdedir, sorumluluk da yetki de sizdedir!
◼️ Fon Terör Örgütü mensuplarının her biri yargı önünde tek tek hesap vermelidir.
Gazeteciler 10 ilde sokakta: Yürüyüşe Özgür Özel de katıldı!
Medya çalışanları ve meslek örgütleri, gazetecilere yönelik tutuklama, ev hapsi, erişim engeli ve medya kuruluşlarına kayyum uygulamalarına tepki göstermek için 10 ilde sokağa çıktı.
“Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla düzenlenen eylemlere vatandaşlar da destek verirken, yürüyüşlerde “Gazeteciler tutsak, foncular özgür” sloganları atıldı.
#GazetecilikSuçDeğildir #SansüreHayır
🚨 Fon soruşturmasında 15 tutuklama daha: Taha Çakmak ve İnan Altınbaş cezaevine gönderildi
◼️ Fon soruşturmasında yeni tutuklama kararları çıktı. Aralarında eski Türkiye Sigorta Genel Müdürü ve eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Taha Çakmak ile Altınbaş Holding yöneticisi İnan Altınbaş'ın da bulunduğu 15 kişi tutuklandı.
◼️ Pardus Portföy ve Hedef Grubu'yla bağlantılı yöneticilerin de yer aldığı 15 kişilik listede Rüstem Karakaya, Neda Soydan, Ömer Eryılmaz ve Furkan Açar da bulunuyor.
◼️ Adliyeye sevk edilen 22 şüpheliden 7'si hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Fon soruşturmasında tutuklanan 15 kişinin isimleri şöyle:
- Rüstem Karakaya
- Burak Poyraz
- Ömer Eryılmaz
- Osman Saraç
- Neda Soydan
- Mustafa Zeki Kayahan
- Anıl Tokat
- Ali Cesur
- Furkan Açar
- Mehmet Ali Gedik
- Taha Çakmak
- İnan Altınbaş
- Fatih Uğur
- Ömer Ejder
- Hakan Eryılmaz
Tutuklanan isimler arasında portföy yönetim şirketleri, finans kuruluşları ve holdinglerle bağlantılı yöneticiler de yer alıyor.
Sulh ceza hâkimliği, aynı soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 7 kişinin ise adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.
Adli kontrol kararı verilen isimler şöyle:
- Selay Turhan İnce
- Ebru Avcı
- Canan Özdemir
- Abdullah Dal
- Seda Tarım
- Feyza Gözde Özdemir
- Erhan Tunç
Böylece son adli sevk kapsamında hâkim karşısına çıkarılan 22 kişinin 15'i tutuklanırken 7'si adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış oldu.
BİR ÖNCEKİ AŞAMADA 11 KİŞİ DAHA TUTUKLANMIŞTI
Fon soruşturmasında 23 Ekim'de de 11 kişi hakkında tutuklama kararı verilmişti.
Bu isimler arasında Alnus Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, A1 Capital Portföy Yönetimi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ve Atlas Portföy yöneticileri bulunuyordu.
Söz konusu aşamada ayrıca dört kişi hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.
Son 15 tutuklama kararıyla birlikte, bu operasyon kapsamında farklı aşamalarda tutuklanan şüpheli sayısı 26'ya yükseldi.
DÖRT ŞİRKETİN HİSSE İŞLEMLERİ İNCELENİYOR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından iletilen raporlar ve yapılan başvurular doğrultusunda bazı şirketlerin hisse senetlerinde gerçekleştirilen işlemleri incelemeye almıştı.
Soruşturmanın bu aşamasında özellikle şu şirketlerin paylarındaki işlemler mercek altına alındı:
- Işıklar Enerji ve Yapı Holding (IEYHO)
- Vişne Madencilik (VSNMD)
- Odine Solutions (ODINE)
- Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL)
Şirket paylarında gerçekleştirilen işlemler üzerinden piyasa manipülasyonu ve sermaye piyasası mevzuatına aykırılık iddiaları araştırılıyor.
Sarıgül soruşturmasında Altınbaş Holding'e operasyon
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Sarıgül ailesine yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sofu Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 12 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Sofu Altınbaş'ın gözaltına alınmasının ardından, Altınbaş Holding'de kısa süre önce gerçekleştirilen yönetim değişikliği yeniden dikkat çekti.
SOFU ALTINBAŞ'IN YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİ 9 EKİM'DE SONA ERDİRİLMİŞTİ
Altınbaş Holding'in 9 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurulda Sofu Altınbaş'ın yönetim kurulu üyeliği sona erdirilmişti. Aynı toplantıda Nusret Altınbaş ve Serdar Altınbaş'ın da yönetim kurulu üyelikleri sonlandırılmıştı.
Yönetimdeki değişiklikler, 15 Ekim tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanmıştı.
Söz konusu kararlar, Altınbaş ailesinin adının geçtiği adli soruşturmalardan kısa süre önce alınması nedeniyle kamuoyunda gündeme gelmişti.
NUSRET ALTINBAŞ HAKKINDA DA YAKALAMA KARARI ÇIKARILMIŞTI
Altınbaş ailesi, 21 Ekim'de gerçekleştirilen fon soruşturması operasyonuyla da gündeme gelmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 31 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, 26 şüpheli yakalanmıştı.
Operasyonda Altınbaş Holding'in yöneticilerinden İnan Altınbaş gözaltına alınırken, Nusret Altınbaş hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Altınbaş ailesinin diğer fertlerinin mal varlıklarının dondurulduğu da bildirilmişti.
Bu soruşturma, Sarıgül ailesine yönelik yürütülen dosyadan ayrı bir adli süreç olarak kamuoyuna yansıdı.
SARIGÜL SORUŞTURMASINDA YENİ OPERASYON
Sarıgül ailesine yönelik soruşturma, yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler üzerinden yüksek tutarlı mali işlemler gerçekleştirildiği ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklandığı iddiaları üzerine başlatılmıştı.
Soruşturmanın önceki aşamalarında Mustafa Sarıgül'ün oğulları Emir ve Ömer Sarıgül, eski eşi Aylin Kotil ve gazeteci Murat Ağırel'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında adli işlem yapılmıştı.
Sofu Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 12 kişinin gözaltına alındığı yönündeki son gelişmeyle soruşturmanın kapsamının genişlediği bildirildi.
Sofu Altınbaş'a yöneltilen suçlamaların ayrıntıları, diğer gözaltıların kimlikleri ve holdingdeki 9 Ekim tarihli yönetim değişikliğinin soruşturmayla bağlantılı olup olmadığı konusunda henüz açıklama yapılmadı.
Oyuncu ve yönetmen Yılmaz Erdoğan'ın sosyal medya platformu X'teki resmi hesabı askıya alındı. Hesabın erişime kapatılma gerekçesine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey, yeni yapay zekâ ses modeli Dessa’yı tanıttı:
“Şimdiye kadar geliştirilmiş en doğal, karşılıklı konuşma modelini yarattık. Onunla konuşmak, bir insanla konuşuyormuş gibi hissettiriyor.”
◾️Dessa, yalnızca insan konuşmalarıyla eğitildi. Konuşurken gülüyor, duraksıyor, ses tonunu değiştiriyor, düşünüyormuş gibi tepkiler veriyor.
IMF’den Türkiye’ye 3 Kritik Uyarı: Varlık Fonu, TOKİ ve deprem harcamalarına şeffaflık çağrısı
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye Mali Şeffaflık Değerlendirmesi raporunu yayımladı. Raporda; Türkiye Varlık Fonu'ndaki GSYH'nin yüzde 29'u büyüklüğündeki kamu varlığının raporlarda yer almadığı, TOKİ'nin mali tablolarının gizliliği ve deprem harcamalarının zamanlamasındaki aksaklıklar vurgulanırken, mali şeffaflığın artırılması için 4 kritik öneri sunuldu.
Raporda, Türkiye'nin kamu maliyesi yönetiminde geçmişten bu yana sağladığı ilerlemeler ve reformlar takdir edilmekle birlikte; kamu varlıklarının raporlanması, deprem harcamalarının zamanlaması, Kamu-Özel Sektör İşbirliği ile bütçe dışı fonların şeffaflığı gibi kritik alanlarda önemli eksikliklerin bulunduğu vurgulandı.
IMF, ortaya konulan bu eksikliklerin ve makroekonomik risklerin giderilmesi amacıyla Türkiye’ye dört maddelik öncelikli bir reform paketi tavsiye etti.
1. ŞEFFAFLIK ALANINDAKİ İLERLEMELER VE MEVCUT DURUM
IMF değerlendirmesinde, Türkiye’nin mali şeffaflık alanında onlarca yıllık bir birikim ve ilerlemeye sahip olduğu ifade edildi. Raporda öne çıkan olumlu gelişmeler şu şekilde sıralandı:
İLERLEME KAYDEDİLEN ALANLAR:
2021 yılında program bütçe sistemine geçilmesi, tahakkuk esaslı Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları'nın uygulanmaya başlanması ve Devlet Mali İstatistikleri raporlamasının sürekli geliştirilmesi olumlu adımlar olarak nitelendirildi.
BÜTÇE KAPSAMI VE VATANDAŞ BÜTÇESİ:
Kamu işletmelerine ilişkin raporlamanın iyileştiği, bütçenin bütünleşik bir yapıda sunulduğu, harcamaların çok büyük kısmının bütçe belgelerinde yer aldığı ve 2017’den itibaren vatandaş bütçesi yayımlandığı aktarıldı. 2022'de ise başlangıç ödeneklerini aşan harcamalar için ek bütçe uygulamasına geçildiği hatırlatıldı.
MALİ ŞEFFAFLIK KODU DERECESİ:
Türkiye’nin Mali Şeffaflık Kodu ilkelerinin yaklaşık üçte ikisinde "iyi" veya "ileri" uygulama düzeyini karşıladığı; 2015’teki değerlendirmede yaklaşık yarı seviyesinde olan bu oranın, ilkelerin üçte birinde seviye yükseltilmesiyle artırıldığı belirtildi.
RAPORLAMA KAPSAMI:
Genel yönetim düzeyindeki yükümlülükler ile finansal ve finansal olmayan varlıkların neredeyse tamamının raporlama kapsamında olduğu, ancak kamu emeklilik sistemine ilişkin yükümlülüklerin kapsam dışında kaldığı kaydedildi.
2. ÖNE ÇIKAN 3 KRİTİK UYARI VE MALİ RİSKLER
IMF raporunda, Türkiye kamu maliyesindeki sistematik raporlama yapısının zaman zaman kritik boşluklar yarattığına dikkat çekilerek öne çıkan sorunlar üç ana başlık altında toplandı:
I. TÜRKİYE VARLIK FONU VE TOKİ’DEKİ RAPORLAMA EKSİKLİĞİ
◼️ TÜRKİYE VARLIK FONU (TVF): Bünyesinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) %29’u değerinde kamu varlığı barındıran TVF’nin, bu büyüklükteki bilanço hacminin hiçbir mali raporda yer almadığı vurgulandı. Fonun Santiago İlkeleri'ne uyum sağladığını belirtmesine rağmen erişilebilir mali bilgilerinin faaliyet raporları ile dipnotsuz ve denetlenmemiş tablolarla sınırlı olduğu; denetim raporlarının yurt içinde kamuoyuna açıklanmadığı ve hükümetle ilişkilerinde açıklık bulunmadığı ifade edildi.
◼️ TOKİ: En önemli kamu işletmelerinden biri olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) varlıklarının GSYİH’nin %2,6’sına karşılık geldiği, ancak mali tablolarının kamuya açık olmadığı ve Sayıştay denetiminde şartlı görüş aldığı belirtildi. TOKİ’nin bağlı ortaklıklarının deprem imar harcamalarının ana alıcıları arasında yer aldığı, devletten ücretsiz arazi devri aldığı ve 2023’ten bu yana önemli bütçe transferleri aktarıldığı bilgisine yer verildi.
II. DEPREM HARCAMALARININ ZAMANLAMASI VE BÜTÇE ETKİSİ
2023 depremlerine ilişkin yeniden inşa harcamalarının bütçedeki gerçekleşme zamanı ile fiili harcamalar arasında uyumsuzluk bulunduğu kaydedildi.
◼️ Hükümet raporlarında deprem harcamaları GSYİH’ye oranla 2023 için %3,6, 2024 için %1,7 ve 2025 için %0,8 olarak gösterilmiştir.
◼️ Ancak raporda, 2023 yılı için raporlanan %3,6’lık harcamanın yalnızca %0,8’lik kısmının fiilen gerçekleştirildiği; ödenek bazlı bu gösterimin ilk yıllardaki harcamaları yüksek, sonraki yılları ise düşük göstererek bütçe açıklarını etkilediği ifade edildi.
III. KUR KORUMALI MEVDUAT (KKM) VE MALİ RİSK YÖNETİMİ
◼️ MALİ RİSK YÖNETİMİNDE SINIRLI İLERLEME:
Son 10 yılda mali risk yönetiminde sınırlı ilerleme sağlandığı, makroekonomik risk değerlendirmelerinin üst düzey hassasiyet analizleriyle sınırlı kaldığı ve tüm riskleri toplayan tek bir özet raporun bulunmadığı belirtildi. Yaşlanan nüfusa yönelik uzun vadeli sürdürülebilirlik analizlerinin de eksik olduğu aktarıldı.
◼️ KKM’NİN MALİYETİ: Kur Korumalı Mevduat uygulamasıyla hükümetin GSYİH’nin %8’ine kadar ulaşan bir kur riski üstlendiği, yaşanan değer kaybı sonucu uygulamanın devlete maliyetinin GSYİH’nin %4,2’sine ulaştığı vurgulandı. Bu maliyetin bir kısmının bütçeden karşılandığı, bir kısmının ise Merkez Bankası zararlarına yansıyarak banka özkaynaklarını GSYİH’nin %2,9’u kadar negatif seviyeye gerilettiği kaydedildi.
◼️ DİĞER RİSK ALANLARI: Borç garantileri ve kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) projelerine ilişkin raporlamanın kaliteli olduğu, finans sektörü risklerinin açıklandığı ve deprem kaynaklı çevresel risklerin iyi geliştirilmiş bir stratejiyle yönetildiği de raporda dipnot olarak yer aldı.
3. IMF’DEN MALİ ŞEFFAFLIK İÇİN 4 ÖNCELİKLİ ÖNERİ
IMF, tespit edilen sorunların ve şeffaflık eksikliklerinin giderilmesi amacıyla Türkiye’ye şu dört temel öneriyi sundu:
DEVLET MALİ İSTATİSTİKLERİNİN GENİŞLETİLMESİ:
İstatistiklerin genel yönetimi, TOKİ dahil tüm kamu işletmelerini ve Türkiye Varlık Fonu’nu kapsayacak şekilde genişletilerek konsolide gelir tabloları ve bilançolar hazırlanması; deprem harcamalarının ise fiilen yapıldıkları yıllarda raporlanması.
MERKEZİ YÖNETİM İÇİN YILLIK MALİ TABLO:
Bakanlıklar, döner sermayeler ve bütçe dışı fonlar dahil tüm merkezi yönetim kuruluşlarını kapsayan yıllık tek bir mali tablo oluşturulması ve bu tablonun Sayıştay denetimine tabi tutulması.
MALİ HEDEFLERİN YASAL GÜVENCEYE ALINMASI:
Hükümetin mali hedeflerinin bütçe belgelerinde açıkça ilan edilmesi, gerçekleşmelerin raporlanması ve bu yükümlülüğün 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda açıkça düzenlenmesi.
KAPSAMLI YILLIK MALİ RİSK RAPORU:
Makroekonomik gelişmeler, garantiler, KÖİ projeleri, kamu işletmeleri, finans sektörü, yerel yönetimler, doğal afetler ve demografik değişimden kaynaklanan tüm uzun vadeli riskleri içeren yıllık tek bir özet raporun hazırlanması.
Yıldıray Oğur'dan 1 milyon dolarlık bilmece:
◼️ 8 gün öncesine kadar Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in başında olan Taha Çakmak dün yeniden gözaltına alındı.
◼️ Türkiye Sigorta, Türkiye Varlık Fonu’nun kontrolündeki, Türkiye’nin en büyük sigorta şirketi.
◼️ Yani Çakmak’ın başında olduğu milyonlarca vatandaşın sigorta ve birikimleriyle ilişkili, milyarlarca liralık varlığı bulunan bir kamu finans kuruluşu.
◼️ Çakmak ondan önce de Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı, daha önce de BDDK Başkan Yardımcılığı yaptı.
◼️ Adli kaynaklara göre suçlamaları NTV haberinden okuyalım:
🔺 “Fon soruşturmalar kapsamında Tera fonlarına Türkiye Sigorta'ya ait mevduatlardan yüksek hacimli para giriş işlemi yaparak kar elde etmek,
🔺 Fona giriş sağlanan mevduat karşılığında Tera gurubuna ait hisseler üzerinde şahsi alım işlemleri yapmak, G….ürk isimli hisseye Tera gurubunun giriş yapması hususunda yönetici olduğu kurumun mevduatlarını yatırma sözü vermek, şartını sürmek,
🔺 G….ürk hissesi ve Tera gurubuna ait hisselerde menfaat temin etmek,
🔺 21/10/2026 tarihinde soruşturma kapsamında alınan beyanlarda Türkiye Sigorta'nın fona yatırımı karşılığında Tera gurubundan 1 milyon dolar elden para almak.”
◼️ Yani özetle Çakmak, Türkiye Sigorta’nın parasını Tera fonuna yatırmış ve bu yatırımlar karşılığında da Tera Grubu’ndan elden 1 milyon dolar rüşvet almış.
◼️ Ama asıl dikkat çekici suçlama başka.
◼️ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bilgi notuna göre Çakmak, Tera Grubu’nun bir şirketin hisselerine yatırım yapması karşılığında Türkiye Sigorta’nın mevduatlarını Tera fonlarına yatırmayı şart koşmuş.
◼️ Yani iddiaya göre Tera’ya, “Siz bu hisseye girin, ben de Türkiye Sigorta’nın parasını sizin fonlarınıza yatırayım” demiş.
◼️ Başsavcılığın bilgi notunda bu şirketin adı gözlenerek veriliyor: “G….ürk”
◼️ Yani Grainturk Holding.
◼️ Grainturk, borsada işlem gören, tarım ve gıda sektöründe yatırımları bulunan bir holding.
◼️ Şimdi biraz bu şirketin içine bakalım.
◼️ Grainturk’ün yönetiminde kim var?
◼️ Kamuyu Aydınlatma Platformu’ndaki yönetim kurulu listesinde bir isim daha doğrusu soyisim dikkat çekiyor:
◼️ Ahmet Emir Akben.
◼️ 25 Ekim 2022’de Grainturk’ün bağımsız yönetim kurulu üyesi olmuş.
◼️ Üstelik yalnızca yönetim kurulu üyesi değil.
◼️ Şirketin Denetim Komitesi ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanı.
◼️ Yani Grainturk’ün mali tablolarının, iç kontrol mekanizmalarının ve şirketin karşı karşıya olduğu risklerin gözetiminde görevli isimlerden biri.
◼️ Hukukçu. Avukatlık yapmış. Özgeçmişinde VakıfBank’ın New York şubesinin uyum departmanında çalıştığı da yazıyor.
◼️ Peki Ahmet Emir Akben kim?
◼️ Eski BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’in oğlu.
◼️ Mehmet Ali Akben, Türkiye bankacılık sisteminin en önemli isimlerinden biri.
◼️ 1986’da Faisal Finans’ta bankacılığa başlamış. Kuveyt Türk’te, Anadolu Finans’ta, Türkiye Finans’ta üst düzey yöneticilik yapmış.
◼️ 2012’de TMSF Kurul Üyesi olmuş.
◼️ 2015’te BDDK Başkanlığına atanmış.
◼️ Mayıs 2023’e kadar, sekiz yıl boyunca Türkiye’de bankaların kuruluşuna, faaliyetlerine ve denetimine karar veren kurumun başında bulunmuş.
◼️ Peki şimdi nerede?
◼️ Hâlâ Vakıf Katılım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi.
◼️ Aynı zamanda Türkiye Katılım Bankaları Birliği Başkanı.
◼️ Yani finans dünyasından emekli olup köşesine çekilmiş eski bir bürokrattan söz etmiyoruz.
◼️ Türkiye’nin önemli kamu finans kuruluşlarından birinin başındaki aktif bir yöneticiden söz ediyoruz.
◼️ Şimdi yeniden Taha Çakmak’a dönelim.
◼️ Çünkü Mehmet Ali Akben ile Taha Çakmak birbirlerini yalnızca bankacılık dünyasından tanımıyorlar.
◼️ Birlikte çalışmışlar.
◼️ Hem de BDDK’nın en tepesinde.
◼️ Taha Çakmak, 2019 yılında BDDK Başkan Yardımcılığına getirildi.
◼️ 2021 yılına kadar bu görevde kaldı.
◼️ O sırada BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’di.
◼️ Yani bugün Grainturk hisseleri üzerinden Tera ile pazarlık yapmak ve 1 milyon dolar almakla suçlanan Taha Çakmak, Grainturk yönetimindeki Ahmet Emir Akben’in babasının başkan yardımcısıydı.
◼️ Bu bilgiyi bir kenara yazalım.
◼️ Çakmak daha sonra Merkez Bankası Başkan Yardımcısı oldu.
◼️ 2023’te Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in başına geçti.
◼️ Ve şimdi bu kamu kontrolündeki şirketin parasını Tera fonlarına yatırırken kişisel menfaat sağlamakla suçlanıyor.
◼️ Bu arada babası eski BDDK Başkanı olan Ahmet Emir Akben de Grainturk yönetiminde.
◼️ Soru şu: Taha Çakmak, Tera Grubu’nun neden özellikle eski başkanının oğlunun yönetiminde bulunduğu Grainturk hisselerine girmesini istiyordu?
◼️ Soruyu daha ilginç hale getiren bir bilgi daha var.
◼️ Tera ile Grainturk zaten birbirlerini tanıyorlar.
◼️ Hatta aralarında bir yatırım anlaşması da yapılmış.
◼️ 30 Mayıs 2025’te Tera Yatırım, Grainturk’ün yüzde 100 iştiraki Özova Tarım’la yatırım görüşmelerine başladığını KAP’a bildirdi.
◼️ 22 Eylül’de ön mutabakat açıklandı.
◼️ 1 Ekim 2025’te ise anlaşma imzalandı.
◼️ Tera Yatırım Holding, Özova Tarım’a 15 milyon dolar nakit sermaye koyacak ve karşılığında şirketin yüzde 10’una ortak olacaktı.
◼️ Yani Tera ile Grainturk arasındaki ilişki, yalnızca borsada bir hissenin alınıp satılması değildi.
◼️ İki grup doğrudan sermaye ortaklığı kurmaya hazırlanıyordu.
◼️ Bu anlaşma yapılırken Ahmet Emir Akben, Grainturk’ün bağımsız yönetim kurulu üyesi ve denetim komitesi başkanıydı.
◼️ Peki anlaşmaya ne oldu?
◼️ 3 Şubat 2026’da karşılıklı feshedildi.
◼️ Neden feshedildiğini ayrıntılarıyla bilmiyoruz.
◼️ Tera’nın vaat ettiği 15 milyon doların herhangi bir kısmını yatırıp yatırmadığını da bilmiyoruz.
◼️ Ama artık öğrenmemiz gereken yeni bir şey daha var.
◼️ Taha Çakmak’ın Tera’ya Grainturk hisselerini aldırmak için Türkiye Sigorta’nın parasını kullanmayı vadettiği iddia edilen pazarlık ne zaman yapıldı?
◼️ Tera ile Özova arasındaki 15 milyon dolarlık anlaşmadan önce mi, sonra mı?
◼️ Yoksa aynı dönemde mi?
◼️ Bu iki işlemin birbirleriyle bağlantılı olduğunu gösteren bir belge henüz yok.
◼️ Ama bu tarihlerin karşılaştırılması, soruşturmanın önemli başlıklarından biri olmalı.
◼️ Şimdi hikâyede biraz daha geriye gidelim.
◼️ 27 Ekim 2021.
◼️ BDDK, Tera Yatırım Bankası’nın kurulmasına izin veriyor.
◼️ 7 Nisan 2023.
◼️ Bu kez aynı bankanın faaliyet izni veriliyor.
◼️ Her iki kararda da BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’in imzası var.
◼️ Yani Tera Grubu’nun bankacılık sektörüne girişinin iki kritik aşamasında BDDK’nın başında Mehmet Ali Akben bulunuyordu.
◼️ Daha ilginç bir tarih ayrıntısı:
◼️ Akben’in oğlu Ahmet Emir Akben, Grainturk yönetimine 25 Ekim 2022’de girmişti.
◼️ Tera Yatırım Bankası’nın faaliyet izninin verildiği Nisan 2023’te baba BDDK Başkanı, oğlu Grainturk yönetim kurulu üyesiydi.
◼️ İki yıl sonra da Tera ile Grainturk’ün iştiraki arasında 15 milyon dolarlık yatırım anlaşması imzalandı.
◼️ Şimdi aynı Grainturk hisseleri, eski BDDK Başkan Yardımcısı Taha Çakmak hakkındaki 1 milyon dolarlık rüşvet iddiasıyla birlikte anılıyor.
◼️ Baba-oğul-fon ilişkisi bir patern bile olabilir.
◼️ Tera Yatırım Bankası’na izin veren BDDK Kurulu’nda Akben’den başka tanıdık bir isim daha vardı.
◼️ Mustafa Balcı.
◼️ Mustafa Balcı’nın oğlu İskender Balcı, fon krizinin en dikkat çekici hisselerinden Özata Denizcilik’in bağımsız yönetim kurulu üyesiydi.
◼️ Tera Portföy’ün beş fonunun Özata’nın fiili dolaşımdaki hisselerinin yüzde 95,9’una ulaştığı dönemde şirket yönetimindeydi.
◼️ Krizden hemen önce istifa etti. Şimdi tutuklu.
◼️ İskender Balcı’nın kayınpederi ise dönemin Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik. Nihayet geçen hafta görevden alındı.
◼️ Yani Tera Yatırım Bankası’na izin veren BDDK Kurulu’ndaki iki isimden birinin oğlu Grainturk’te, diğerinin oğlu Özata’da karşımıza çıkıyor.
◼️ Biri eski başkanın oğlu.
◼️ Diğeri eski kurul üyesinin oğlu ve bir bakan yardımcısının damadı.
◼️ Eski düzenleyiciler, kamu şirketleri, onların yöneticileri, çocukları ve damatları arasında gidip gelen bir finans dünyasıyla karşı karşıyayız.
◼️ Yani isimlere takılırsak esas büyük resmi göremeyebiliriz.
◼️ Türk futbolunun son yıllarda meşhur ettiği ifadeyle, burada bir yapı var.
◼️ Bankalara izin verenler, onları denetleyenler, kamu şirketlerinin parasını yönetenler ve o paraların dolaştığı özel şirketlerin yönetimlerinde bulunanlar aynı ilişkiler ağında karşımıza çıkıyor.
◼️ Yıllarda herkesin gözü önünde bu yapı kurulmuş ve çalışmış.
◼️ Bir milyon dolarlık sorunun hala bir cevabı yok: Peki kim bu yapının mimarı?
ALINTI: https://t.co/MzOReW1knm
Karar yazarı İsmet Berkan, iktidarın fon krizini yönetemediğini yazdı:
◼️ Bugün 16 Eylül’ün üzerinden geçen 37. gün ve fon soygununun ortaya çıkmasıyla başlayan krizimiz yayılma emareleri göstere göstere devam ediyor. Ortada küçümsenecek bir şey yok.
◼️ Borsamız 23 Ekim sabahına 11 bin 220 puandan başladı. Oysa 15 Eylül akşamı 13 bin 892 puandan kapanmıştı. Kayıp endeks düzeyinde yüzde 20.
◼️ Ama aslında 28 Ağustos tarihine dönüp bakmamız lazım. Çünkü o gün SPK fonlarla ilgili kuralları değiştirdi ve o günden başlayarak fonlarda satış dalgası geldi, yani kriz başladı. O gün borsa 14 bin 641 puandan kapanmıştı. O günden bugüne kayıp yüzde 24.
◼️ Borsamızın dörtte biri buhar oldu, silindi gitti. Buharlaşan değer 142 milyar dolar. Milli gelirimizin yüzde 10’una yakın.
◼️ Silinen değer, fonların yoğunlaştığı, hepsi de manipülatif işlemle şişmiş hisse senetlerinden oluşmuyordu sadece; borsada düşmeyen şirket yok gibi bu sürede.
◼️ Yani sıkıntı hiç de sanıldığı gibi izole değil. Fonlarla sınırlanmış, sadece 456 bin kişiyi ilgilendiren bir şey de değil.
◼️ Tayyip Erdoğan iktidarı, aradan geçen 37 günde o başlangıçta küçümsediği, bugün bile küçümsemeye devam ettiği krizi yönetemiyor. Sisteme bundan 26 yıl önce Kemal Derviş’in sadece 10 günde geri getirdiği güveni, 37 günde getirilebilmiş değil.
◼️ Bakın, kriz Türkiye’nin 1,1 trilyon liralık özel sektör tahvili piyasasına sirayet etti bile. Oysa bu piyasanın fonlar tarafından istismar edilen kısmı taş çatlasa 42 milyar lira; yani bütün piyasanın yüzde 4’üydü.
◼️ Ama şimdi tahvili değer kaybetmeyen yani kendisine borç verenleri zarara uğratmayan şirket yok gibi. Son olarak Zorlu Enerji olmak üzere pek çok şirket de likidite sıkıntısına girdiği için tahvil borçlarını ödeyemedi.
◼️ Zaten, bugün piyasada en büyük sıkışıklık likidite ile ilgili.
◼️ 455 bin kişi az değil; onlara borsada kayıp yaşayan 7 milyon kişiyi de eklerseniz ciddi bir kalabalık buluyoruz. Bu insanlar birdenbire parasız kaldı.
◼️ O yüzden ansızın ödenemeyen kredi kartları sıçradı, diğer tüketim kredilerinde ödeme sorunları başladı. Pek çok kişi otomobilini satışa çıkardı, ikinci el otomobil fiyatları bile düştü.
◼️ Bütün bunların sebebi, krizin küçümsenmeye devam edilmesi ve krize gerçek manada kimsenin müdahale etmemesi, Tayyip Erdoğan iktidarının durumun gerektirdiği ciddiyetle meseleyle uğraşmaması.
◼️ “Terzi kendi söküğünü dikemez” sözünün gerçek hayattaki halini yaşıyoruz korkarım.
Yazının tamamı için tıklayın: https://t.co/0ZIwA3BA0r
Fatih Altaylı, Merrill Lynch'ten sonra BofA'nın bıyıklılarına dikkat çekti:
◼️ “Merrill Lynch bıyıklı mı?” diye sordum, “Hem de pos bıyıklı elbette” diye ses geldi hemen.
◼️ Sadece Merrill Lynch olsa iyi, bir de BofA var. Ve şu anda ikisi el ele Türkiye’yi çökertmekle meşguller.
◼️ Şunu söyleyerek başlayayım; bu fon vurgununun ülkeye, memleketimize verdiği zarar darbe girişiminin de, 2001 krizinin de, 17-25 Aralık tezgahının da, hepsinin üzerinde.
◼️ Üç beş kişi toplamda birkaç milyar dolar kazanacak, bu üç beş kişinin çevresindeki birkaç kişi birkaç milyon dolar nemalanacak diye Cumhuriyet tarihinin en ağır, en manasız krizi ile karşı karşıya Türk ekonomisi ve Türk milleti.
◼️ Cumhurbaşkanı çok kızgın, çok öfkeli diyorlar. Öyledir. Eline odun alıp sorumluları dövse yeridir, azdır.
◼️ Borsadaki şirketler dün de yine rekor düzeyde değer kaybettiler.
◼️ Değer kaybedenler, Tera gibi, Pusula gibi, Bulls gibi bu olayın göbeğindeki dandik şirketler, soyguncuların kurduğu şirketler değil.
◼️ Türkiye’nin en baba, en sağlam, en hakiki, en köklü şirketleri.
◼️ Mesela THY değer kaybediyor hızla. THY bildiğimiz THY, dünyanın en büyük, en önemli, en saygın havayolu şirketi. Şirkette hiçbir sorun yok. Sapasağlam, taş gibi. Ama her gün değer kaybediyor borsada.
◼️ Mesela Garanti Bankası, mesela Akbank değer kaybediyor her gün üst üste.
◼️ Bu şirketlerde bir sorun mu var? Asla. Hepsi dün neyse, altı ay önce neyse, aynı şirketler. Hepsi sağlam.
◼️ Fon yolsuzluğu ile alakaları bile yok. Ama hepsi borsada kağıt üzerinde değer kaybediyor. Niye?
◼️ Çünkü BofA yani Bank of America üzerinden algoritmanın emriyle otomatik hisse satışları, kredili işlem yapan yatırımcıları ve aracı kurumları zora sokuyor.
◼️ Aracı kurumlar, kredili işlemlerden doğan teminat açıklarını kapatmak isteyen yatırımcılara yeni kredi açmaya çekiniyorlar.
◼️ Bu kez kredili işlem yapan yatırımcılar sıkışıyor ve bu ortamda en likit olan banka hisseleri gibi, THY hisseleri gibi sorunsuz senetleri satarak borçlarını kapatmaya çalışıyorlar.
◼️ Hal böyle olunca satış dalgası tüm BIST’e yayılıyor ve faiz indirimi olduğu halde, banka hisseleri değer kazanacağına tepetaklak aşağı gidiyor.
◼️ Tabii soru şu: Bank of America kimin hesabına bu satışları yapıyor? Ortada yeni bir durum yokken, bu çalkantılı ortamı kim yaratıyor?
◼️ Üç beş açgözlü dolandırıcı, yıllardır tıkır tıkır işleyen piyasanın içinden geçtiler.
◼️ Bunların suçu borsa manipülasyonu, fon dolandırıcılığı falan değil.
◼️ Bu doğrudan vatana ihanet.
Yazının tamamı için tıklayın: https://t.co/QVCEU92Oyk
El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele, Haiti'de silahlı çeteler tarafından zırhlı araçları pusuya düşürülen ve kaçırılan 4 Hava Kuvvetleri teknisyenini kurtarmak için askeri bir operasyon başlattı.
El Salvador güvenlik güçlerinin çetelerin karargâhına doğru ilerlediği ve bölgede yoğun çatışmaların yaşandığı bildiriliyor.
AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI
Berat Albayrak, 8 Kasım 2020'de Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden ayrılırken yayımladığı açıklamada tarihe geçecek bir ifade kullanmıştı: "At izi, it izine karıştı."
Aradan yaklaşık 6 yıl geçti. Bugün kamuoyunu sarsan ton soruşturması etratında yaşananlar, Albayrak'ın o gün neden böyle bir ifadeye ihtiyaç duyduğunu yeniden tartışmaya açtı.
Fon soruşturmasında gerçeklerin ortaya çıkarılması, suçluların kim olursa olsun hesap vermesi beklenirken, tartışmanın bir bölümünde hedef şaştı.
Soruşturmaya konu işlemlerle bağlantısı ortaya konulmadan, 2020 yılında görevinden ayrılan Berat Albayrak üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdogan'ın ailesine uzanan siyasi bir hesaplaşma yürütülmeye başlandı.
Üstelik bu hesaplaşmanın tarafları sadece muhalefet çevreleri değil, kendilerini iktidara yakın konumlandıran bazı isimler de bu koroya katıldı.
Şimdi cevap bekleyen soru şu: Türkiye finans piyasalarındaki şaibeleri temizlemek için mi mücadele ediyor, yoksa soruşturma üzerinden siyasi hesaplar mı yapılıyor?
İngiltere Hükümeti, olası iklim felaketi veya siber saldırıların altyapıya verebileceği zararlara karşı şişelenmiş su ve bozulmayan gıdalar da dahil olmak üzere kişi başı en az üç gün yetecek kadar malzeme stoklanması çağrısında bulundu. Ayrıca el feneri, mum, pilli FM radyo ve nakit para bulundurulması tavsiye edildi.
Fon soruşturmasında 5 milyar TL'lik iade: Astor Enerji AŞ ortaklarının mal varlıkları üzerindeki tedbir kararı kaldırıldı
İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda, Enver Geçgel ve Feridun Geçgel'in mal varlıkları üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına karar verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yazısında, "Soruşturma kapsamındaki gerçek kişiler ve malen sorumlu şirketlerin mal varlıklarında gerçekleşecek olağan dışı değişimlerin bildirim usulüne bağlanması ve muvazaalı işlemlerin engellenerek Başsavcılığımızdan görüş alınması yönünde yükümlülük getirilmiştir." ifadesi kullanıldı.
Yazıda, soruşturmaya esas delillerin yeniden ele alınması, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bildirimleri, sermaye paylarının kapsamı ve soruşturmaya konu eylemlerdeki kurumsal yetki sınırlarının yeniden değerlendirilmesi çerçevesinde, Astor Enerji AŞ ortaklarından şüpheliler Enver Geçgel ve Feridun Geçgel ile ilgili söz konusu tedbirlerin ve durdurma kararının kaldırılmasına karar verildiği bildirildi.
ABD, bölgesel gerilimin tırmanma ihtimali üzerine Orta Doğu'daki çeşitli ülkelerden diplomatlarını ve ailelerini tahliye ediyor. Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan'dan ayrılma talimatı verirken; Ürdün, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan'daki büyükelçilik personelinin sayısını da sessizce azaltıyor. — CNN
Pentagon, başta Çin olmak üzere rakiplerinin askeri teknoloji programlarını yavaşlatmayı amaçlayan siber saldırılar, tedarik zinciri sabotajları ve aldatma taktikleri geliştirmek üzere "Teknoloji Destek Ofisi" (Technology Support Office - TSO) adında gizli bir birim kurdu.
Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in yönetimindeki bu birim, 1,5 milyar doları aşan gizli sözleşmelerin yürütülmesinden sorumlu olabilir.
Kaynak: POLITICO
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nın güneyinde "iki süper tankerin" deniz mayınına çarptığını ve ardından patlama meydana geldiğini duyurdu.
Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan yazılı açıklamada, toplamda 4 milyon 500 bin varilden fazla petrol taşıma kapasitesine sahip iki süper petrol tankerinin sabah saatlerinde Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalıştığı belirtildi.
Tankerlerin Hürmüz Boğazı'nın güneyindeki "izin verilmeyen" rotadan geçmeye çalıştığı sırada mayına çarptığı ve patlama meydana geldiği ifade edilirken, gemi personelinin patlamanın ardından gemileri terk ettiği açıklandı.
Açıklamada ayrıca, patlama sonrası gemilerin motor kısmında büyük hasar meydana geldiği ve gemilerin hareket edemediği vurgulanırken, mayına çarpan gemilerin görüntüleri de devlet televizyonunda yayımlandı.
İran, ABD'nin 8 Temmuz'da saldırılarına yeniden başlaması üzerine 12 Temmuz'da Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattığını duyurmuştu.
Tahran yönetimi, belirlediği rota dışında ve "izinsiz geçen" gemileri hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.