Hocam takmayın siz duzeysiz bir parti komserinin yazdiklarina, bunların sipariş uzerine gözdağı veren safsataları yiter gider, sizin sözleriniz kalır özgür dünyanın belleğinde... Selâm sevgi... https://t.co/hSxMapNPwO
Kitleler Özgür Özel’in arkasından yürümüyor, Özel’de kendi mağduriyetini bulan ve ‘artık yetişir’ diyen kitlenin arkasından yürüyor Özel.
Önde olması bu yürüyüşün “kendi yürüyüşü” olmasından değil, ama yola çıkan herkesin yürüyüşüne “hadi” diyen bir ses olmasından.
Dolayısıyla, CHP’nin başına gelen ve getirilenlerin yarattığı felâket, tuhaf bir bumerang olarak fırlatanlara geri dönüyor.
Tuhaf, çünkü kurumsal sonuçlarla var olan bir butlan tasarrufu, toplumsal ve sosyolojik bir reddiye ile beklemediği bir tepkiyle karşılaşıyor.
Bu reddiyenin kendi mecrasını yine kendisinin bulması umuduyla yeni bir siyasa anlayışını doğurması pekâlâ mümkündür.
O zaman , “yıkım kararı” bir sonuç ve felâket değil, yeni ve farklı bir yolun belki de ilk kez topluma özne rolünü vereceği bir inşa sürecinin başlangıcı olabilir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP’nin Kasım 2023 kurultayını ve sonraki kurultaylarını iptal eden ara kararı, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına ciddi bir darbedir. Bu karar, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Mart 2025’te tutuklanmasından bu yana CHP’ye, partinin yüzlerce seçilmiş temsilcisine ve belediye görevlisine yönelik baskıların ve örgütlenme özgürlüğü hakkına yönelik siyasi saiklerle gerçekleştirilen saldırıların ciddi şekilde artması anlamına geliyor.
Baskıların son dönemde artması, Türkiye’de bir dönüm noktasına işaret ediyor.
🛑 Yetkililer ülkeyi bu tehlikeli uçurumun kenarından çekmek için derhal harekete geçerek, siyasi muhalefete ve muhaliflere yönelik baskıya derhal son vermeli,
🛑 ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını korumalı.
Açıklama 👉 https://t.co/F8CKORL5Sf
Aylardır süre gelen sistematik ve sindirme amaçlı tutuklamalarla ve somut hiçbir delil ortaya konulmaksızın yürütülen yargılamalarla demokratik iradeye kastedilmektedir.
Bugün ise bir kere daha demokratik düzene karşı darbenin, siyasallaşan yargı eliyle gerçekleştirildiğine tanıklık ediyoruz.
Verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin kurultayına ilişkin hukuki bir değerlendirme olarak yorumlanamaz. Demokratik meşruiyetin kaynağı olan seçmen iradesinin, milyonlarca yurttaşın siyasal tercihiyle şekillenen bir sürecin, yargısal müdahaleyle hükümsüz hale getirilmeye çalışılması; hukuk devleti ilkesini aşan, doğrudan siyasal alanı dizayn etmeye yönelen ağır bir tablo yaratmaktadır.
Oysa yargının görevi, demokratik siyasetin yerine geçmek değil; hukuk güvenliğini, anayasal düzeni ve halkın iradesini korumaktır. Sandıkta ortaya çıkan iradenin mahkeme kararlarıyla bertaraf edilmesi ise toplum vicdanında “hukuki denetim” değil, yargı üzerinden siyasi müdahale olarak karşılık bulmaktadır.
Yarım asır öncesine ait darbe dönemlerinde dahi tahayyül edilemeyen bir tutumla demokrasinin temel taşı olan siyasi partilerin işleyişine ağır bir darbe vurulmasını kabul etmiyoruz.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Bu karar, kısa vadeli hesaplar dışında halka büyük bir mesaj içeriyor. O da şu; sizin bu ülkenin siyasetine etki etme şansınız yok, bırakın Erdoğan'ı, Kılıçdaroğlu'nu bile gönderemezsiniz. Kitlelerin umudunu ve şevkini kırmayı, halkı siyasetten dışlamayı, siyaseti halksız yapmayı öngörüyor. Bu kararı aldıranlar da, bunun aparatı olanlar tarih önünde suçludur.
"Yaz sonu ama hâlâ Antep’in kavurucu sıcakları sürüyor. Karadeniz’de doğup büyümüş birisi için bu sıcaklar boğucu,
terledim, yoruldum, ne bileyim belki de heyecandan dilim damağım kurudu.
...
Benim büyüdüğüm şehirdeki cezaevi de tıpkı bu bina gibi, beyaz kesme taşlardan tarihi bir bina, halk oraya kilise der, herhalde cezaevi olduğu için böyle söylüyorlar diye
düşünmüştüm, içimden bunlar geçti ama ona söylemedim, henüz cehaletimi kabul edecek olgunlukta değilim."
Hasan Ürel, Kırmızı Perçemli, 2. Baskı, Liman Kitapları.
https://t.co/PCy0yv0Ika
@HasanUrel #memlekethikâyeleri
Ömrünü bu kente adamış Ermeni bir vatandaşın ismini, evinin bulunduğu sokağa verilmesi ile ilgili yasal olarak dahi gerekli adımları atamayan bu kimlikçi zihniyet,
https://t.co/mHcZbzpmHf
Hasan Ürel: "Ortalıkta “iraden, irademizdir”, “irademizi lidere, önderliğe teslim ediyoruz” gibi sloganları işitince tipik bir oksimoron durum yaşadığımızı görüyorum. İnsan doğumu ile elde ettiği en kıymetli melekesini yani iradesini bir başkasına nasıl teslim edebilir?
...
Uygar ceza hukuku, kanunsuz bir emri uygulayanın da eyleminin sonuçlarından sorumlu olduğu kuralını getirerek, kimsenin özgür iradesini bir başkasına ipotek edemeyeceğini ve bireyin hukukî bir özne olarak sorumluluktan kaçınamayacağını kabul etmiştir.
İnsanlığın bugün ne Eichmann’lara ne de ona emir veren diktatörlere ihtiyacı vardır, bence kurtuluş, özgür irademize sıkı sıkıya sahip olmaktan geçiyor.
Söylemek istediğim kısaca şu; irademiz üzerine titrememiz gerekir, onu asla, ne bir öndere, ne bir partiye, ne bir ideolojiye angaje edemeyiz." @HasanUrel
https://t.co/0uMcK1BsEl
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den 24 Nisan mesajı:
“Bugün Ermeni Soykırımı'nın 111. yıldönümünü anıyoruz. Günümüz Türkiye'si, Suriye'si ve Ermenistan'ında Osmanlı İmparatorluğu tarafından katledilen 1,5 milyon Ermeni'yi onurlandırırken, tarihin kendini tekrarlamasına izin vermeyi reddetmeliyiz.
2020'de Azerbaycan ve Türkiye'nin askeri güçleri, Dağlık Karabağ'daki Ermeni nüfusa saldırdı. 2023'te Azerbaycan, Dağlık Karabağ'dan 100.000'den fazla Ermeni'yi kovarak, 100 yıldan fazla bir süre önce başlamış olan soykırım kampanyasını sürdürdü.”
İkna ettiler güvercinleri. Kimse dediler, ateş açmaz
üzerlerine. İnandı Hrant, ürkekçe,
inandı bir güvercin olduğuna.
Gel gör ki, ateş açtılar işte!
Öngörmüştü, söylemişti bana
Ayakta olacak ölümüm, dimdik,
Yatarak değil
Yatıversin ışıklar içinde şimdi,
Lekesiz bir heykel gibi...
Bugün 24 Nisan. 111 yıl önce ülkemizin iyi insanlarına yapılan soykırımı bir hemşerim olan Zareh Yıldızcıyan (Zahrab)' ın dizeleri ile anıyor, önlerinde derin bir mahcubiyetle eğiliyorum.
Meloni ile Trump'ın arası Papa yüzünden açıldı, "Papa'yı da ben seçtirdim" diyen Trump korkarım bu gidişle Hz. İsa'yı ben peygamber yaptırdım derse psikiyatristlerin aklı melekesi yerinde olmadığına dair rapor vermeleri gerekecek ve belki de dünya bu adamdan kurtulacak...
ABD Başkanı @realDonaldTrump :
“İran nükleer silah elde etse İtalya’yı iki dakikada havaya uçurur.”
İtalya Başbakanı @GiorgiaMeloni :
“Şimdiye kadar bildiğim kadarıyla, dokuz ulus nükleer silaha sahip ve sadece biri onu kullandı. O da Amerika Birleşik Devletleri.”