Rahmet istiyorsak önce namaz.
Huzur istiyorsak önce namaz.
Bereket istiyorsak önce namaz.
Bütün kötülüklerden alıkoyan ve bizi gerçek anlamda 'insan' yapan ibadetin adıdır namaz.
Kendine DUÂ VAKTİ ayır.
Sabah, akşam veya yatarken günlük en az on dakika duâ vaktin olsun. Mezara girene kadar bunu hiç bırakma. Sen mezara girersen de melekler devam ettirsin o duâ vaktini.
Aynı şeyleri tekrar ediyor olsan da duâya sarıl. Türkçe veya bildiğin âyet ve hadis duâlarını yapabilirsin.
Duâların, senin göklere açılma zamanların olsun.
En fazla üç ay sonra, bu duâlardan sonra kendini farklı biri olarak göreceksin.
Mutlu ve huzurlu evlilik için alttan almayı becerin, karşınızdakini iyiliğe boğun, bolca affedin, devamlı hoşgörün ve sonrasında dua edin. Asla harama yanaşmayın, intikam almayı düşünmeyin. Çünkü aldığınız her intikam sonunda size dönecektir.
Öğrenmek başka, anlamak başka şeydir. Bilginin avuç içine sığdığı bir çağdayız. Ama anlamak, hâlâ pek çoğumuzun uzağında. Bu pencereden bakınca, “Şu bölümü bitirmiş, bunca şey okumuş ama iyi bir insan olamamış.” dediğimiz kişileri de daha iyi anlıyoruz.
Muhterem Abdullah Sert hocaefendi ve ailesinin geçirdiği kazayı teessürle haber aldım. Vefat eden muhtereme eşi Zehra hanımefendiye Rahîm Rabbimizden rahmet niyaz eder, hocaefendi ve kerimesi hanımefendiye şifa ile sabr-ı cemil müyesser olmasını Allah Teâlâ'dan istirham ederim.
"Kim dünya hayatı ve onun ziynetini istiyorsa, orada onlara işlerinin karşılığını eksiksiz veririz; orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar. Onlar, âhirette paylarına ateşten başka bir şey düşmeyen kimselerdir. Dünyada ürettikleri boşa gitmiştir; yapıp ettikleri de geçersizdir."
Dünya cazip, nefis güçlü, şeytan sinsi olabilir. Ama iman, bu üçü birleştiğinde bile “hayır” diyebilmektir. Gerçek mümin, Allah için vazgeçebilen insandır.
Hal hatır sormak, tatlı bir söz ve bir tebessüm az iş değildir. Yeter ki Allah için olsun. Bizim ölçmeye değer görmediğimiz fakat Allah'ın mizanında hayat kurtaran nice değerler vardır. Ne yazık ki kıymetini bilemiyor, fırsatları kaçırıyoruz.
Günah işleyen birine karşı düşmanlık değil, merhamet yakışır. Biz kin değil, düzeltme sorumluluğu taşımalıyız. Merhamet, ıslahın kapısını aralayabilir.
Önce dış kapıyı zorlar hırsız. Sonra bileziklerin bulunduğu kapıyı açacak. Şimdi Buhârî'ye, Müslim'e sataşanların bilerek veya bilmeyerek asıl hedeflerinin Allah'ın kitabı olduğunu bilelim.
Kin, gıybet, haset, dedikodu ve nefretle cennete girilemez. Cennet bir insan ambarı değildir. Dünyada kâfire de kindara da nefret sahibi Müslüman'a da yer vardır; ama cennet tertemiz olduğundan, temiz göğüslülerin girebileceği bir yerdir.
Dünya ne aziz bir mâbutmuş ki, sabah akşam secdesinden kalkamayan bunca âşığı var.
Ve ne cömertmiş! Sonunda uğruna ömür verenlerin eline bir kefenden fazlasını vermiyor.