Duyuru|
Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan'ın çağrısı üzerine 11.30'da Sendikamızdan bir heyet ile Sayın Gürcan arasında görüşme gerçekleşecektir.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
EMSAL Değil,
Öğretmeniz!
(2)
Sayın Abdullah Güler,
@avabdullahguler,
"Mülakat kaldırılacak." dendi. Partiniz tarafından bir seçim söylemi olarak da kullanılan bu söz, en yetkili iki ağızdan çıktı. Buna rağmen "yeni" Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Mülakat gibi mülakat yapacağım." diyerek seçim öncesi verilen sözü boşa düşürdü. Sonuç ortada! Mülakat sistemi, adaletsizlik ve mağduriyetten başka bir şey yaratmadı.
Sistemde belirsizlikler olduğu, ölçen ile ölçüm arasında standart/objektif bir işleyişin mümkün olmayacağı açıktı. Nitekim mülakatlar "olay" yarattı. Kimi mülakat merkezlerinde katılımcılara "Hayırlı olsun!" diyen jüri üyeleri, KPSS sonucuna yakın puanlar verirken bazı illerde mülakat puanları cömertçe dağıtıldı. Sınava girilen sınav merkezlerinin puan tablosuna bakılırsa bu durum bariz şekilde görülecektir. Dava sonuçlarında da görülen ve kanıtlanan toplama-çıkarma "yanlışları" dahi sistemin kötülük inşa ettiğinin kanıtları arasındadır.
Sayın Abdullah Güler,
Yusuf Tekin, baştan bu yana, cisimleştirdiği mülakat sisteminin yanlışları ve yarattığı adaletsizlikler ile yüzleşmek istememektedir. Yaşananları muhalefet ile kendisi arasında hatta daha da genişleterek Partisi arasında bir siyasi rekabete dönüştürmektedir. Yani tutalım ki kamuoyu karşısında bu hatalar zinciri kabul edildi, bunun bir yenilgi olacağını düşünmektedir.
Siyasi kibir ve yenilgi!
Ya insan hayatı?.. Genç öğretmenlerin yaşadığı sıkıntılar... Her şeyden kendisini soyutlamış ve sınava hazırlanmış olan, tam "Kazandım!" dediği yerde kaybeden insanların hayal kırıklıkları ne olacak? Hâlâ ailesinden harçlık almak zorunda kalan insanlar... Binbir emekle, imkansızlıklar içinde çocuklarını okutan aileler...
Sayın Abdullah Güler,
Asıl yenilen memleketin dört bir yanına dağılan ve üzerinde kaldıramayacakları bir yük hisseden öğretmenlerdir. Bunlar mülakat mağduru öğretmenlerdir. Onlara herkes hak vermiş, yanlarında olduklarını beyan etmiştir. İşte yetkili sendika, işte İsa Mesih Şahin, işte Devlet Bahçeli, işte Filiz Kılıç!.. Muhalefetten bahsetmiyoruz bile.
Toplumsallaşan bu meseleyi çözmek, çözücü bir formül bulmak zor değil ama işte istenmiyor. Nedeni ortada! Toplum, öğretmenler asıl nedeni çok iyi biliyor ve meselenin siyasi muhasebesi daralıyor. Tüm parmaklar AK Parti grubunu ve Yusuf Tekin'i gösteriyor.
Sayın Abdullah Güler,
Biz emsal değiliz, öğretmeniz! Sorunlarımız, oldukça özgün ve anlaşılır. "Hukuki nüanslar" da bulunur, MHP tarafından hazırlanan kanun teklifi revize dahi edilebilir. Çözüm çok!
Çözümü konuşmak ve görmek istiyoruz. Çözümün yakıcı ihtiyaç haline geldiğini somut örnekleri ile birlikte aktarmak üzere bir görüşme talep ediyoruz.
14 Haziran'da zorunlu nedenlerle başlatacağımız "Verilen Sözler Tutulsun, Öğretmenlik Yaşasın!" eyleminin kolaylaşlaştırıcılığıyla görüşmek dileğiyle...
#ÖğretmenlerAnkarayaGeliyor
@Yusuf__Tekin@Akparti@NazimMavis@ProfDrAGurcan@latifselvi42@tcmeb
Verilen Sözler Tutulsun!
Ak Parti Sinop Milletvekili, Milli Eğitim Komisyonu üyesi Nazım Maviş. Özel okul sahibi, Özder Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu üyesi Ahmet Akça'nın da ortağı. ÖMK başimzacısı.
Bu ünvanları belirtmek durumundayız çünkü eğitim politikaları ile ilgili karar yapıcı pozisyonda olan en kilit kişilerden biri. Sayın Maviş, ÖMK taslağından iki kez çıkarılan taban maaş talebimizin yükseldiği ve ÖMK görüşmelerinde ana konulardan biri haline geldiğinde tanıdı bizi. Meclis çalışanlarının dahi "taban maaş sendikası!" diye seslenerek koridorlarda çay ikram ettiği bir atmosferde, kendisi ile karşılıklı görüşme ortamı oluştu.
"Brüt taban maaşa işveren tarafı da sıcak bakıyor" aktarımları, "Akça ile de görüşeyim" diyerek onay beklemeler ve Yusuf Tekin'den aldığı ret! Varlığının öğretmen için de anlamlı olabileceği bir süreci yüz üstü bırakarak öğretmenlerin talebine sırtını dönmesi...
Sendikamız tüm bu süreci olgunlukla sürdürmüş kişiler üzerinden tespitleri ve ilişkileri öncelemeden öğretmenlerin nefes almasını sağlayacak düzenlemelerin başlaması adına taleplerinden kısım kısım da esnemeye gitmiştir. Formüller üretilmiş ve bu formüller öneri olarak sunulmuştur.
Patron lobisi ise siyasi gücünü ve bağlantılarını tam da bu aşamalarda "sektör" yoluna bu şekilde devam etsin diye kullandı. Ahmet Akça'nın bizden sonra Meclis içinde, Milli Görüş çevresini yani eski yol arkadaşlarını ikna etmek için yaptığı lobi bunun kanıtları arasındadır.
Nazım Maviş'i Milli Eğitim Komisyonu içinde karar verici pozisyonda yer alan ve eğitimin, öğretmenin ihtiyaçlarını gören bir yaklaşımda görmek isterdik. Bu konuda cesur olmalıydı ama Mahmut Özer'in yaptığı özel toplantıda "ama serbest piyasa değil mi?" sorusu ile patronluğunu hissettirmesi ilk güven kırıklığını yaratmıştı.
Sendikamız, ÖMK görüşmelerinde yaptığı konuşmada Nazım Maviş'e doğru seslenerek şöyle demişti. "Güven derin bir duygudur ve inşa edilmesi gerekir. Biz ödediğimiz bedelleri dönemin doğal bir sonucu olarak görüyoruz. Buradaki her partiye teşekkür ettik. AK Parti'ye de teşekkür etmek istiyoruz. Gözaltındayken iki polis yanımıza geldi ve Hocam, taban maaş çıkacak mı? Öğretmenlik yapmak istiyoruz!" dediler.
Bu sendikanın üyesi resmi sınırların dışında yüz binlerce kişidir. Her yere dağılan güvencesizler; ücretliler , usta öğreticiler, kayıt dışı çalışanlar, mesleği bırakmak zorunda kalanlar ya da başka meslek yapanlar. Talepleri ise milyonlarca insanın talepleridir. Kökü ve tarihsel dayanakları belli olan haklarımız elimizden alınarak talebe dönüşmüştür. "Liberal" politikalar bu tarihi silemez.
Her şeye rağmen yarına, geleceğe bakıyoruz. Nazım Maviş'e çözüm için somut adımların atılması gerektiğini belirtiyoruz. Öğretmenlerin gözünde özel okul patronlarının Meclis'teki temsilcisi olarak görünmemesi için alması gereken sorumluluklar var.
14 Haziran'da zorunlu nedenlerle başlatacağımız "Verilen Sözler Tutulsun, Öğretmenlik Yaşasın!" eyleminin kolaylaşlaştırıcılığıyla görüşmek dileğiyle...
@NazimMavis
#ÖğretmenlerAnkarayaGeliyor
EMEK / YAZMALAR
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan (@ogretmensendika) Feyza Durmaz yazdı:
Rehabilitasyonda Biyometrik Kelepçe: Sermayenin Yeni Rant Kapısı
Halihazırda rehabilitasyon merkezlerinde düşük ücret, elden maaş, hak gaspı, ağır iş yükü ve etik dışı uygulamalarla örülü sömürü düzeni, uzmanları mesleki tükenmişliğe ve derin bir güvencesizliğe sürüklenmekteyken bugün karşımıza “modernizasyon” ve “şeffaflık” maskesiyle çıkarılan Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi (BKDS), aslında kapitalist sömürü düzeninin eğitim alanındaki yeni bir kuşatmasıdır
https://t.co/Fv1vOw2msb
Şanliurfa da Rehabilitasyon merkezleri patronlari toplantı yaparak kurumları 15 günlüğüne ücretsiz izin altında kapatıp öğretmenlere dayatma yaparak izni imzalatirip gelmeyen öğrencilerin faturalarıni öğretmenlerin maaşlarını bayram öncesi eksik vererek zararlarını karşılayacak.
📣 YEŞİL PASAPORT GÜNDEMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMAMIZDIR
Bundan tam iki yıl önce, 2024 Mayıs'ında, özelde çalışan öğretmenlere, Yusuf Tekin tarafından "yeşil pasaport" müjdesi verildi. Dönem ise tasarısı bu kez Tekin'e ait olan ikinci Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun Meclis görüşmelerinin başladığı ve aynı zamanda Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının da "taban maaş" başta olmak üzere tüm özlük haklarımızın bu "müstakbel" Kanun'da yer alması için Meclis Parkı'nda başlattığı, tam 52 gün sürecek "Eğitim Nöbeti" günleriydi.
Sendikamızın onurlu Eğitim Nöbeti, Bakanlığın ve Bakan'ın duymazdan gelemeyeceği ölçüde etki yarattı. Yusuf Tekin ise Öğretmenlik Meslek Kanunu'na "taban maaş" hakkını ekletmemek adına bin dereden su getiriyor, bu konuda bir tutarsız açıklamadan diğerine savrulmak zorunda kalıyordu.
Tutarsız açıklamaların sonunun gelmeyeceğini fark ettiğinde Tekin, özel okul patronlarıyla bir araya geldiği bir toplantıda, sermayeyi "taban maaş" konusu gibi üzmeyecek ancak yine temel taleplerimizden biri olan "yeşil pasaport" konusunda özelde çalışan öğretmenler için müjde verdi. Özelde çalışan öğretmenlere de yeşil pasaportun bir hak olarak tan��nabileceğini ve bu hakkın yeni tasarlanan ÖMK'ye eklenmesi için çalıştıklarını hem bu toplantıda hem de sonrasında çıktığı TV programlarında duyurdu.
Bu müjde, özel sektörde çalışan binlerce öğretmen için oldukça sevindiriciydi çünkü özelde çalışan öğretmenler de tıpkı kamudaki meslektaşları gibi yurt dışı eğitimler alabilmek, orada deneyimlediklerini öğrencilerine aktarabilmek, yurt dışına çıkışta -Anayasa'daki tabiriyle "eşit iş" yaptıkları yeşil pasaport sahibi meslektaşları gibi- sıkıntı yaşamamak istiyordu.
Gelinen aşama ise bu konuda da tam bir hayal kırıklığı oldu. ÖMK; Meclisten geçip, yasalaşırken özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin tüm talepleri gibi "yeşil pasaport" talebi de tasarıdan çıkarıldı ve Yasa bu haliyle geçti. Tekin'in bu konudaki son açıklaması "İçişleri Bakanlığının özelde çalışan öğretmenler için yeşil pasaport hakkını onaylamadığı"nı içeriyordu. ÖMK'de özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler için "düşünülmüş" tek madde, şiddet gördüklerinde resmî okulda çalışan meslektaşlarıyla aynı haklara sahip olacaklarıydı. Yazık ki MEB ve Tekin'in espri anlayışı, öğretmenleri güldürmedi.
Bu öyküden tam iki yıl sonra bugün, İYİ Parti Mv. Mehmet Akalın'ın kanun teklifi ile özelde çalışan öğretmenlere yeşil pasaport hakkı yeniden gündem oldu.
İktidarın, muhalefet partilerinin getirdiği kanun teklifleri ile araştırma önergelerine nasıl yaklaştığını toplum kanıksadı ancak dileriz ki bu kez farklı bir yaklaşım olsun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na bağlı olarak "kamusal" bir meslek yürüten özel öğretim kurumu öğretmenleri, bu en doğal haktan kamudaki meslektaşları gibi yararlanabilsin.
Yeşil pasaport hakkımızdır!
Sözler tutulsun, öğretmenlik yaşasın!
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine getirilen yüz tanıma sistemleri, insanın doğasında olan şeyleri yok sayarak mobbingin önünü açıyor. Devler, patron kendini korurken, olan öğretmenle öğrenciye oluyor
Sultangazi'den bir öğretmenin mektubu
https://t.co/AJ4IPAdzSn
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan öğretmenlerin koşulları iyileştirilmeli. Eşit işe eşit ücret ve eşit özlük hakları uygulanmalı.
@Yusuf__Tekin@tcmeb
Rehabilitasyon emekçileri olarak haklarımızı öğrenmek, birlikte güçlenmek için sendika avukatlarımızın katılımıyla hukuk etkinliğimizde buluşuyoruz!
Not: Toplantıya katılmak için temsilcilerinizle iletişime geçebilir veya bize DM’den ulaşabilirsiniz.
🗓️ Tarih: 16 Şubat Pazartesi
⏰ Saat: 20.30
📍 Yer: Google Meet
Kamuya atama sayısı azalıyor. Öğretmene öğretmenlik yapmak zorunda değilsin deniliyor. Yüz binlerce öğretmen özel öğretim kurumlarına yöneliyor. İşverenler kamunun yükünü/görevini omuzluyoruz diyerek güvencesiz çalışma koşullarını meşru hale getirmek istiyor. Özel öğretim piyasasının önü açılıyor. Öğretmeni savunan, eğitim alanını koruyan kanun ve yönetmelikler yok. Milli eğitim politikası, sermayenin politikaları haline gelmiştir. Öğretmenler adalet ve hak arayışı içindedir. Acil müdahale ve çözüm gerekiyor.
📣 Özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkı ve rehabilitasyon emekçilerinin talepleri için sözümüz var!
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerine ayrılan bütçeye ilişkin Resmi Gazete’de yayımlanan kararın ardından Rehabilitasyon Birimimizin açıklamasıdır.