🎥 Dijital şiddet nedir?
Sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemek, hesaplara müdahale etmek, kişinin bilgisi olmadan fotoğraf paylaşmak ya da mesaj göndermek dijital şiddet kapsamındadır.
📌 Dijital şiddet de şiddetin bir biçimidir ve suçtur.
🎥 LGBTİ+’lara yönelik düzenlemeler, eşitliği ve insan onurunu koruyan bir anlayışla ele alınmalıdır.
📌 Hukukun, hukuk kurallarının görevi herhangi bir toplumsal kesimi hedef haline getirmek asla değildir.
🎥 “Evin içinde sıkıntılar yaşıyoruz ama sonuçta özel hayatım, kimse karışamaz.”
📌 Şiddeti tanımak, buna karşı öz savunma geliştirmek ve destek mekanizmalarına ulaşmak bir haktır. Özel alanda uygulanan şiddet, dışarıda da devam edebilir ve yaşamın her alanını etkileyebilir.
🎥 Nafaka nedir?
Kadınlar boşanma sonrası ekonomik eşitsizlikler ve bakım yükü nedeniyle daha kırılgan hale geliyor.
📌 “Süresiz nafaka” tartışmalarının aksine, nafakaların önemli bir bölümü hiç ödenmiyor. Ödenen miktarlar ise çoğu zaman oldukça düşük.
Bileşenimiz Sosyalist Kadın Meclisleri Genel Sözcüsü Tanya Kara ve Şükran Yaren Tuncer bugün görülen duruşmada tahliye edildi.
Eşit ve özgür bir yaşam mücadelesini birlikte büyütmeye devam edeceğiz.
Genel Sözcümüz Tanya Kara ve yoldaşımız Şükran Yaren Tuncer bugün görülen duruşmalarında tahliye edildiler.
Baskılarla, tutuklamalarla geri adım atmayacağız. Kadın özgürlük mücadelemizi her an büyüteceğiz.
🎥 Cinsel şiddet nedir?
İlişkinin her aşamasında, kişinin rızası olmadan cinselliğe zorlanması cinsel şiddettir. “İlişki içinde olmak” ya da “evli olmak” kimseye başkası üzerinde hak vermez.
📌 Rıza olmadan gerçekleşen her türlü cinsel zorlama suçtur.
Amed’de gerçekleştirilen Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Konferansı’na Eş Sözcümüz Meral Danış Beştaş ve Kadın Meclisi üyelerimizle birlikte kat��ldık.
Eşit, özgür ve demokratik bir yaşam kadınların örgütlü mücadelesiyle mümkün olacaktır.
Halkların, inançların, kimliklerin ve kültürlerin eşitliği temelinde demokratik bir toplum mücadelesini büyütmeye; ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
Rahmi Koç'un Kürt kadınlarını hedef alan ayrımcı ve cinsiyetçi sözlerini kabul etmiyoruz. Kürt halkını ve kadınları aşağılayıcı kalıplarla hedef gösteren, kadın bedenini ve mahremiyetini mizah konusu haline getiren bu dil, mücadele ettiğimiz ayrımcı zihniyetin bir yansımasıdır.
TBMM’de staj yapan öğrencileri taciz ettikleri iddiasıyla yargılanan 4 sanığın tahliye edilmesi, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir sorundur.
Gençlerin, öğrencilerin ve kadınların en güvende olması gereken kurumlardan biri olan Meclis’te yaşandığı iddia edilen bu olay karşısında verilen tahliye kararı, cezasızlık politikalarının yarattığ�� kaygıları daha da büyütmüştür.
Kadınları ve çocukları korumaya yönelik mekanizmaların zayıflatıldığı, şiddet ve istismar vakalarında faillerin sıklıkla korunduğu bir ortamda, bu karar kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.
Hiçbir makam, hiçbir unvan ve hiçbir kurum, çocuklara ve gençlere yönelik istismar iddialarının üzerinin örtülmesine gerekçe olamaz. Gerçeklerin açığa çıkarılması, sorumluların hesap vermesi ve adaletin eksiksiz işlemesi için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
🎥 Kıskançlık kontrol etmenin bahanesi olamaz.
“Beni kıskandığı için izin vermiyor” düşüncesi yaygın ama yanlış. İlişki içinde uygulanan engellemeler, kısıtlamalar ve sosyal yaşama müdahaleler psikolojik şiddettir.
📌 Baskı, denetim ve sahiplenme şiddetin bir parçasıdır.
Yoksulluk nafakası ekonomik şiddete ve yoksulluğa karşı bir güvencedir.
Boşanma sonrası yaşamın yükünü yıllarca bakım emeği vermiş kadınların sırtına bırakacak hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.
Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi, özellikle ekonomik eşitsizliklerin derin olduğu, her gün kadınların kadınların şiddete maruz kaldığı, katledildiği bir ülkede kadınların ve boşanma sonrası yoksulluğa sürüklenen bireylerin geleceğine dair ciddi bir meseledir.
Boşanma sonrasında çalışma yaşamından uzak kalmış, bakım yükünü yıllarca tek başına üstlenmiş veya ekonomik güvenceden yoksun bırakılmış kişilerin hakları göz ardı edilemez.
Kanunun verdiği bir hakkın yok sayılması kabul edilemez.
Yapılacak yeni düzenlemenin, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirmeyen, hak kayıplarına yol açmayan ve sosyal devlet ilkesini esas alan bir anlayışla hazırlanması gerekmektedir. Bu konuda biz mücadelemizi sürdürecek ve haklarımızın gaspına geçit vermeyeceğiz!
Adalet, yalnızca boşanma kararında değil; boşanma sonrasında da yaşamın sürdürülebilir olmasını güvence altına almalıdır. Adaleti sağlayana dek bu konuyu her platformda gündeme getireceğiz!
🎥 Psikolojik şiddet nedir?
📌 Tehdit etmek, korkutmak, kontrol etmeye çalışmak, kişinin yaşamına ve kararlarına müdahale etmek psikolojik şiddettir.
Psikolojik şiddet de fiziksel şiddet kadar gerçektir ve suçtur.
🎥 Şiddet sadece fiziksel değildir.
📌 Duvarlara vurmak, korkutmak, tehdit altında hissettirmek de psikolojik şiddettir.
“Bana vurmadı” demek, şiddet yaşanmadığı anlamına gelmez.
🎥 Şiddet Nedir?
Şiddet, bireyler ve gruplar üzerinde baskı, korku ve kontrol kurmak amacıyla uygulanan davranışların bütünüdür.
📌 Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen şiddet ise en çok kadınları, ��ocukları ve LGBTİ+ bireyleri etkilemektedir.
17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü’nde ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakılan LGBTİ+’ların eşit yaşam hakkını bir kez daha hatırlatıyoruz.
Homofobi, bifobi ve transfobiye karşı, toplumsal barışı ve bir arada yaşamı savunmayı sürdüreceğiz.
Baştan sona her saniyesi SUÇ… Savcıları göreve çağırıyoruz.
“Evde Kalsın Kızlar Ne Olur Reis” diyerek kadınların çalışma hakkını hedef alan zihniyet; kadın emeğini görünmez kılmak, kadınları ekonomik bağımsızlıktan mahrum bırakmak ve kadınları yeniden eve, itaate ve güvencesizliğe mahkûm etmek istiyor.
Kreş hakkını, eşit işe eşit ücreti, güvenceli çalışma koşullarını ve sosyal destekleri tartışmak yerine kad��nları eve çağıran bu anlayış; bakım emeğini kadınların “doğal görevi” gibi göstermeye, yoksulluğun ve krizlerin yükünü kadınların omzuna bırakmaya çalışıyor.
Oysa kadınların çalışma hakkı bir lütuf değil, en temel insan hakkıdır. Kreş desteği, sosyal haklar ve kamusal bakım hizmetleri ise eşit yaşamın vazgeçilmez koşuludur.
Kadınların yeri yalnızca ev değildir. Kadınlar fabrikada, tarlada, okulda, hastanede, atölyede, sokakta, mecliste ve mücadelenin tam ortasındadır.
Kadın emeğini değersizleştiren bu gerici ve erkek egemen dile karşı; itaati değil özgürlüğü ve eşitliği, sömürüyü değil yaşamı savunuyoruz.
Kızlar evde kalmayacak. Kadınlar yaşamın her alanında var olmaya, üretmeye, direnmeye ve mücadele etmeye devam edecek.