https://t.co/8Xmh6n8IJg'un X hesabı hakkında "milli güvenlik" ve "kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle ikinci kez erişim engeli kararı verildi
Hesap henüz X tarafından Türkiye’den görünmez kılınmadı
#SendikaOrgSusmayacak
https://t.co/OicdG8gur5
🚩 NATO KİME HİZMET EDİYOR
NEDEN ANKARADA TOPLANIYOR?
7-8 Temmuz’da katliam ve yoksullaştırma planlarını ülkemizde yapmak isteyen NATO kimdir birlikte tartışıyoruz. Dikmen'de halk toplantısında buluşuyoruz!
Nafaka hakkına ve LGBTİ'lerin haklarına saldıran 12. Yargı paketine karşı Ankara'da sokaklara çıkan kadınlara polis saldırdı.
📢Aralarında Genel Başkanımız Sevinç Hocaoğulları'nın da bulunduğu dört kişi gözaltına alındı.
Ne yargı paketleri ne başka herhangi bir saldırı haklarımızı gasp edemez yaşamlarımızı belirleyemez!
Gözaltınlar serbest bırakılsın!
🔶Halkevleri 29. Olağan Genel Kurulu'na davet ediyoruz;
Saray'a, faşizme, emperyalizme ve yoksullaştırmaya karşı halkın örgütlü, bağımsız politik hareketini yaratmak için bir araya geliyoruz.
Kavgamızın bayrağı halkın hakları!
Genel kurulumuza, tüm mücadele dostlarımızı bekliyoruz.
🗓 6 Haziran Cumartesi 2026
⌚9.00
📍MMO Eğitim ve Kültür Merkezi / Ankara
Halk Saray'dan büyüktür!
Saray'ın muhalefeti tasfiye hamlesine ve #butlan kararına karşı CHP Genel Merkezi önünde omuz omuzayız.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Halk Saray’dan büyüktür!
Saray iktidarının CHP üzerinde uzun süredir sallandırdığı mutlak butlan kararı bugün açıklandı. Son yerel seçimde AKP’yi geride bırakarak birinci parti konumuna yerleşen ana muhalefet partisini, iktidarla değil kendi kendisiyle mücadeleye itip felç etmeye yönelik bu karar, mahkemede değil Saray’da alınmıştır. Hukuki değil siyasidir. Bir usulsüzlüğe karşı değil Tayyip Erdoğan’ın iktidarı kaybetme olasılığına karşı alınmıştır.
CHP’li belediyelere dönük operasyonlarla başlatılan muhalefeti etkisiz hale getirme planı, 19 Mart 2025’te kitleler halinde sokaklara dökülen halkın isyan ve direnişi ile frenletilmişti. Mutlak butlan kararı da uzun süredir gündemde olmasına rağmen halkın Saray’a karşı sokakta verdiği mücadele nedeniyle bekletilmişti.
CHP’nin sokak mücadelesine dair ileri iddialarını yerine getirmeyip, sokağa değil de muhalefet açısından bir çıkmaza dönüşen seçim siyasetine ve parti içi mücadeleye odaklandığı koşullarda Saray iktidarı uygun zamanın geldiğini düşündü.
Saray iktidarı bir halk hareketiyle devrilmedikçe bu ülkede parlamenter siyasetin ve Saray mahkemelerinde adalet arayışının bir çıkmaz sokaktan farksız olduğu, halk için sokaktan başka siyaset alanı bulunmadığı, halkın isyan ve direnişi dışında faşizmi alt edecek bir yöntemin bulunmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Tüm demokrasi güçlerini sokağa, Saray’a karşı halkın mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
Halk Saray’dan büyüktür.
Tek yol sokak, tek yol devrim!
Bugün Dikmen'de 21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (@iscifilmfest ) kapsamında "Anadolu'nun Türküsü" belgesel gösteriminde buluştuk. 🎥
Festivalimiz 10 Mayıs'a kadar Ankara, İzmir ve İstanbul'da gösterimlere devam edecektir.
Başka etkinliklerde görüşmek üzere.
Değerlendirme I 1 Mayıs 2026 Taksim mücadelesinin ardından
İstanbul’da 1 Mayıs esas olarak Taksim’e yapılan çağrıların Mecidiyeköy’de gösterdiği direniş ve bir araya gelme iradesiyle gerçekleşti. Uzun yıllardır sosyalist hareketin bir kısmı Taksim’i sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleşen eylemlerle zorlayarak gündemde tutmuş ve 2024 1 Mayıs’ında toplumsal muhalefetin bütünü Taksim kararını açıklamıştı. Ancak daha Saraçhane’de gerçekleşen toplanma anında başlayan ayrışma 2025 yılı 1 Mayıs’ında 19 Mart’ın tüm isyancı dinamiğine ve isyancı kitle hareketinin Taksim ısrarına rağmen devam ederek geleneksel sendikal merkezleri Taksim mücadelesinden uzaklaştırmış, sosyalist hareketin de bir kısmı bu merkezlerin peşine takılarak hareket etmişti.
Geçtiğimiz yıl 19 Mart’ın isyancı kitlelerinin Taksim iradesini sahipsiz bırakmayacağız iddiasıyla çıktığımız yolda, toplumsal muhalefetin 1 Mayıs’ta yüzünü Taksim’e dönen en geniş kesimleriyle 1 Mayıs’ı birlikte inşa etmek için sorumluluk almıştık. Geçtiğimiz yıl tüm eksikliklerine rağmen asıl gündem 1 Mayıs’ta Taksim mücadelesi haline gelmişti.
Tüm bu süreçten bugüne Saray iktidarının emperyalizmle açık politik işbirlikçiliği, uyguladığı şiddetli yoksullaştırmaya, güvencesizleştirmeye, emeğin ucuzlatılmasına dayalı ekonomi programı, ülke topraklarını yağmaya açması ve muhalefet üzerinde yoğunlaştırdığı baskılar halkın öfkesini biriktirmiş, itirazların güçlenmesini beraberinde getirmiştir. İşçi direnişleri, eğitim hakkı eylemleri, farklı dinamiklerle gelişen hak mücadeleleri, demokratik talepler etrafında oluşan yan yana gelişler itirazları güçlendirmekte, mücadeleyi erteleyen her eğilimi siyaset denkleminin dışına iten bir durum oluşturmaktadır. Dolayısıyla 1 Mayıs’ta Taksim mücadelesi güçsüzlük bahanesiyle uzaklaşılan değil sınıf mücadelesinin politik gündemleri gereği tam da bugün yürütülmesi gereken mücadeleye işaret ediyordu.
2026 1 Mayıs’ını bu atmosferde geçtiğimiz yıl elde ettiğimiz deneyim ve birikimle inşa etmek için üzerimize düşen sorumlulukla hareket ettik. 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi’nin oluşması için çalışmalarımızı sürdürdük, 1 Mayıs’ta Taksim’i işaret eden tüm güçlerle koordinasyonu sağlamak için çalıştık ve büyük oranda hayata geçirdik. Ortak derdimiz Taksim’e yönelen herkesin ortak bir irade haline gelmesiydi. Taksim mücadelesinin gerçekleşebilir ve mümkün olduğunu göstermekti.
1 Mayıs sabahı Mecidiyeköy civarında toplanan, bekleyen, barikatları zorlayan, meydanı eylem alanı haline çeviren ve en nihayetinde büyük bir kalabalığın bir araya gelmesini sağlayan herkesin ortak emeğiyle amacımızda başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Mecidiyeköy meydanında bir araya gelen binlerce insan 1 Mayıs’ın iktidarın icazetli alanlarında, sınırlı bir şekilde ve düzen siyasetinin gölgesinde gerçeklemesi gerekmediğini, tüm eksikliklerine rağmen toplumsal muhalefetin sokaktaki düzen karşıtı dinamizmiyle gerçekleşebileceğini gösterdi.
2026 1 Mayıs’ının ortaya çıkardığı daha önemli başka bir sonuç vardır. Toplumsal muhalefet artık yeni ve kaçınılmaz bir görevi üstlenmek zorundadır. 1 Mayıs’a giden süreçte halkta biriken öfke, ortaya çıkan tüm direniş ve itirazlar parçalı yapıda ve siyasal sınırlılıklar taşımaktadır. Geleneksel sendikal merkezler halkta biriken öfke, itiraz ve açığa çıkmış direnişleri bırakalım yabancı ve ilgisiz olmayı yer yer kendisi dışında geliştiği için rahatsızlık duymaktadır. Bu pozisyon onu Taksim mücadelesinden de kopartmakta ve az sayıda insanla iktidarın işaret ettiği meydanlara gitmeyi tercih etmekte, İstanbul Valiliği’nden bunun sonucu olarak tebrik almaktadır. Bu tabloya baktığımızda bir ayrışma zorunlu değildir zaten bir ayrışma yaşanmıştır. Toplumsal muhalefetin, direngen, mücadeleci sendikal odakların ve bu tablonun inşa edilmesini sağlayan sosyalist ve devrimci hareketin görevi var olan bu durumu ileriye taşıyacak, iktidarla halk arasındaki politik saflaşmayı politik bir kavgaya dönüştürecek inisiyatifin alınması, inisiyatif alabilecek bir ilişki tarzının inşa edilmesini sağlamaktır.
1 Mayıs günü Mecidiyeköy’de ortaya çıkan görüntü iktidara da, halka da, sosyalist harekete de bir mesaj vermiştir. Direniş çizgisi geçerli ve sonuç alıcı tek çizgidir. Şimdi üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Direniş çizgisi hak mücadelelerinde, faşizme karşı mücadelede, Temmuz’da NATO barikatlarında, ülkenin dört bir yanında maden talanına karşı toprağını savunma kavgasında, işçilerin emperyalist üretim zinciri içerisinde ucuz emek gücü haline getirilmesine karşı direnişlerinde, gençliğin isyanında genişleyerek, güçlenerek kendisini ortaya koyacaktır. Başkalarına havale edecek bir bugünümüz ve geleceğimiz yok. Bu sorumluluk bizde, direnişin sorumluluğu bizde!