Ruhi Çenet, Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımını anlattı.
Çin’in gizlemeye çalıştığı gerçekleri milyonlara ulaştırdı. Böylece Çin parasıyla gidip propaganda yapan sözde gazetecilerin yalanlarını da boşa çıkardı.
İstiğfar için kalpten duyulan samimi bir pişmanlık, bir "estağfirullah" bile kâfidir. Ama bir de bizzat Peygamberimiz’in (s.a.v.) "istiğfarın şahı" buyurduğu, sabah-akşam okuyana cennet müjdesi verdiği bir dua var: Seyyidü’l-İstiğfar.
Okunuşu:
"Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü, eûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bi-ni'metike aleyye ve ebûü bi-zenbî fağfirlî fe-innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente."
Anlamı:
"Allah'ım! Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim sözde durmaya çalışıyorum. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri itiraf eder, günahımı da kabul ederim. Beni bağışla; çünkü günahları Senden başka bağışlayacak kimse yoktur." (Buhârî)
Üç kuruş için sistematik bir soykırımı örtbas etmeye çalışıyorlar.
Bir gazetecinin bu şekilde kalemini satması, bir fahişenin bedenini satmasından çok daha iğrenç bir durum.
Hz.Muhammed’in ﷺ dilinden meşhur bir dua-8:
“Allahım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azâbından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.”
(Müslim, Zikir 50)
AMİN!
"Sen kimi seveceğini seçemezsin, seçtiğini de sevemezsin. Kaza ve kader ile doğar, sever ve ölürüz. Sana sevgiyi sorarlarsa de ki; sevgi, bir ruhun başka ruha akmasıdır. Sana ruh hakkında soru sorarlar, ne diyeceksin? De ki; ruh, Rabbimin emrindendir."
“İnsan İki nimet arasında kalmıştır;
- Allah’ın örtüp kimsenin onu ayıplamadığı günahlar,
- Kendi ameliyle ulaşamayacağı halde insanların kalplerine ona bırakılan sevgi"
||İbn Teymiyye||
“Siz evladınız oldu diye düşünüyorsunuz, ama aslında Allah kendisine kul yaratıyor”
Bu sözü okuduğumdan beri ebeveynliğe bakışım değişti. İnsan hiçbir şeyin sahibi değil, evladının bile. Biz birilerine emanettik, birileri de bize emanet edilecek. Herkes kendi kaderini, kendi rolünü yaşıyor..
peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
"yol ve sokaklarda oturmaktan sakınınız" buyurdu. sahâbîler:
–ya resûlallah! bizim yol ve sokaklara oturmaktan vazgeçmemiz mümkün değil, lüzumlu işlerimizi orada konuşuyoruz dediler.
bunun üzerine peygamberimiz:
Lütfen elden ele yayın! Gören herkes RT yapsın.
4 bini çocuk olmak üzere 12 bin Filistinli mahkum idam edilecek.
Bu zulme engel olamasak bile bu aşağılık siyonist zihniyetin gerçek yüzünü dünyaya duyuralım!
Gerçek haz, ne rahatlıkta ne de boş vakitte bulunur; asıl haz, yorgunluk ve çabanın sonunda o yorgunluğun huzura ve dinlenmeye dönüşmesindedir.
- Vahyül-Kalem - Er-Râfi'i
İmam Gazali'nin 'dil belası' kitabında Hz. İsa'nın şöyle bir sözü geçiyor; "yalanı çok söyleyenin güzelliği, insanlarla inatlaşanın da iyiliği gider vücudu hastalanır. ahlakı kötü olanın da daima canı sıkılır ve sıkıntı içinde kalır."
Düşünsenize... Taif şehrinde, Addas adında bir kölesiniz. Kimse sizi tanımaz, bilmez. Kölesiniz, hizmetçisiniz. Bir gün şehrinize bir peygamber geliyor. Taşlanıyor, kovuluyor. Siz ona bir tabak üzüm ikram ediyorsunuz ve Müslüman oluyorsunuz. Tüm dünya sizi sahabe olarak tanıyor.+