Mustafa Bey, duyarlılığınız için teşekkür ederim. Maalesef mesele tam da söylediğiniz noktada düğümleniyor. Bir öğrenci meslek öğrenmeye gidiyor; kimi zaman hayatını, kimi zaman parmağını, elini, sağlığını kaybediyor. Sonra biz kazanın ardından mevzuatı, kısa vadeli sigorta kollarını, kusur oranlarını ve sorumluları tartışıyoruz.
Oysa asıl soru kazadan önce sorulmalı: Bu çocuk hangi işi yapıyordu, yaşına ve eğitimine uygun muydu, yanında kim vardı, denetim yapıldı mı, iş güvenliği gerçekten sağlandı mı?
Çıraklık ve staj, ucuz işgücünün değil eğitimin parçası olmalıdır. Meslek öğrenmenin bedeli ölüm, uzuv kaybı veya ömür boyu taşınacak bir engel olamaz.
Eren evladımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum. Bizim yapmamız gereken yalnızca kaybettiklerimizin ardından üzülmek değil; bir sonraki çocuğun adının bu acı listeye eklenmesini engelleyecek sistemi kurmaktır.
Coşkun Bey,
işte meselenin en önemli noktalarından birini bizzat siz ifade etmişsiniz: “Haftanın 4-5 günü işçi gibi çalışıyoruz.”
Bir öğrenci eğitim görmek için sisteme giriyor fakat fiiliyatta haftanın büyük bölümünde üretimin, atölyenin, şantiyenin ve işyerinin içinde çalışıyorsa burada “eğitim nerede bitiyor, fiilî çalışma nerede başlıyor?” sorusunu sormak zorundayız.
Üstelik çocuklarımız iş kazası geçiriyor, uzuvlarını kaybediyor, hatta hayatlarını kaybediyor. Yargı kararlarında da çırak ve stajyerlerin iş kazası bakımından hukuki koruma altında olduğu açıkça karşımıza çıkıyor.
O halde yalnız kazadan sonra değil, kazadan önce de bu çocukları gören ve koruyan bir sistem kurulmalı.
“Uyuyanı uyandırırsın da uyuyor numarası yapanı uyandırmak çok zor” sözünüz de maalesef tabloyu iyi özetliyor.
Biz yine de anlatmaya, belgelemeye ve uyarmaya devam edeceğiz. Çünkü mesele bir mevzuat tartışmasından ibaret değil; mesele çocuklarımızın canı ve geleceğidir.
İnşaatta, şantiyede, fabrikada, atölyede meslek öğrenmenin bedeli can vermek olmamalı.
Dileğiniz hepimizin dileği olsun: Bu son olsun. Bir çocuğun daha adını vefat edenler listesine eklemek zorunda kalmayalım.
STAJYER ÇIRAK ÇOCUKLAR İŞKAZASINDAN HAYATINI KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR
Daha dün çırak ve stajyerlerin geçirdiği iş kazalarını, kaybettikleri uzuvları ve Yargıtayın meseleye nasıl baktığını konuşuyorduk.
Bugün önümüze yeni bir isim daha geldi:
EREN GÜNDOĞDU — 15 YAŞINDA.
Tekirdağ Çerkezköy'de stajyer olarak bulunduğu inşaatta kablo çekerken elektrik akımına kapıldı.
Hastaneye kaldırıldı.
Kurtarılamadı.
Daha 15 yaşındaydı.
Meslek öğrenecekti. Eğitim görecekti. Geleceğini kuracaktı.
Fakat şimdi hazırladığımız “Vefat Eden Çırak ve Stajyer Çocuklarımız” listesine bir isim daha eklemek zorunda kalıyoruz.
İşte insanın artık sormaktan yorulduğu, fakat cevap verilinceye kadar sormaktan vazgeçmemesi gereken soru burada:
Bir türlü neden önlem alamıyoruz?
Arda Tonbul'u makinede kaybettik.
Zekai Dikici'yi elektrik tesisatı yaptığı inşaatta yüksekten düşerek kaybettik.
Ulaş Dumlu'yu elektrik işi sırasında kaybettik.
Ömer Çakar'ı klima tesisatı işinde kaybettik.
Mahir Buğra Karagön'ü pastanende elektrik akımına kapılarak kaybettik.
Şimdi de 15 yaşındaki Eren Gündoğdu'yu elektrik akımına kapılarak kaybettik.
İsim değişiyor.
Şehir değişiyor.
İşyeri değişiyor.
Ama tehlike değişmiyor.
Üstelik hukuk bu çocukları görmüyor değil.
Daha önce incelediğimiz Yargıtay kararında, stajyerlik sözleşmesiyle çalışan öğrencinin ölümüyle ilgili olay SGK tarafından iş kazası kabul edilmişti.
Muhtemelen buda yargıya taşındığında benzer bir gelişme olacaktır.
Başka Yargıtay kararlarında da çırakların geçirdiği kazaların iş kazası niteliği ve iş sağlığı-güvenliği koruması açık biçimde karşımıza çıkıyor.
O halde çok temel bir çelişkiyle karşı karşıyayız:
Çocuk öğrenci ise neden inşaatta elektrik kablosu çekiyor?
Çocuk öğrenci ise şu anda okullar kapalı. Bu çocuk orda ne arıyordu.
Cevabı açık çünkü öğrenci değildi.
İşçi gibi üretimin ve tehlikenin içindeyse neden hâlâ yalnızca “öğrenci/stajyer” etiketi üzerinden tartışıyoruz?
Ve en önemlisi:
Bir çocuk öldükten sonra olayın “iş kazası” olduğunu tartışmak yerine, neden o çocuk hayattayken iş güvenliğini sağlayamıyoruz?
Neden sigortasını tam sigorta üzerinden gerçekleştirilemiyor.
Mesleki eğitimin amacı çocuklara meslek öğretmektir.
Elektrik akımına kapılmayı öğretmek değildir.
Yüksekten düşmeyi öğretmek değildir.
Pres makinesinde parmak kaybetmeyi öğretmek değildir.
Kızgın yağla yanmayı öğretmek değildir.
Ölmeyi hiç değildir.
Bugün Eren'in ölümüyle birlikte bizim çalıştığımız dosya sayısıı 45'e yükseldi.
Hedef bu listeyi 46'ya, 47'ye çıkarmak değildir.
Asıl başarı, bu listeye artık tek bir çocuğun adının dahi eklenmemesini sağlamaktır.
Eren Gündoğdu'yu da unutmayacağız.
Diğer çocuklarımızı da unutmayacağız.
Fakat yalnız hatırlamak yetmez.
Bir çocuk daha ölmeden; eğitim, denetim ve iş güvenliği sisteminin gerçekten çocukları koruyup korumadığını yeniden sorgulamak zorundayız.
Çünkü artık “haberimiz yoktu” denilemez.
Yargı kararları var.
Ölen çocukların isimleri var.
Ağır yaralanan çocuklar var.
Uzuvlarını kaybeden sözde öğrenciler var.
Ve şimdi önümüzde 15 yaşındaki Eren Gündoğdu var.
Daha kaç çocuk?
Alemlere rahmet olan Peygamber Efendimizin (SAV) gelişi vesilesiyle, Mevlid Kandilinizi tebrik eder; rahmet ve bereketinin bütün insanlığı kucaklamasını yüce Allah'tan niyaz eder , bu mübarek gece hürmetine tüm dualarınızın kabul olmasını dilerim …
Kendi Vatanında Garip Kalan
#StajyerVeÇırakların
#HakkınıTeslimEdin
#TamSigortaHaktır
@dbdevletbahceli@erkanakcay45@PrfDrFilizKilic
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili, Nevşehir Milletvekilimiz Sayın Prof. Dr. Filiz Kılıç Hanımefendi’nin Dikkatine
Sayın Filiz Kılıç Hanımefendi,
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ve on binlerce staj ve çıraklık mağduru olarak sizlere önemli bir çağrıda bulunmak istiyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin stajyer ve çırakların yaşadığı mağduriyete verdiği önemi ve konuya ilişkin hassasiyetini biliyor ve yakından takip ediyoruz. Bu nedenle, çözüm konusunda MHP’nin ve Sayın Devlet Bahçeli’nin öncülüğüne olan inancımızı koruyoruz.
Bizler yıllardır aynı sorunun çözümü için mücadele ediyoruz. Çocuk yaşta işletmelerde ve sanayide çalışmaya başlayan, ülkemizin üretimine katkı sunan, bugün ise usta, işçi, esnaf ve çalışan olarak hayatını sürdüren insanların geçmişteki emeklerinin yok sayılmamasını istiyoruz.
Talebimiz açıktır: Staj ve çıraklık dönemlerinin emeklilikte sigorta başlangıcı olarak değerlendirilmesi ve yaşanan mağduriyetin adalet ve hakkaniyet çerçevesinde çözüme kavuşturulması.
Artık soruyoruz:
Daha ne kadar bekleyeceğiz?
Yasa teklifinin zamanı gelmedi mi?
Bu mağduriyetin çözümü için artık somut bir adım atılmayacak mı?
İnanıyoruz ki bu mesele, Sayın Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde, siz değerli milletvekillerimizin gayretleri ve TBMM’de yürütülecek ortak çalışmalarla çözüme kavuşturulabilir.
Bizler kavga, ayrışma veya siyasi polemik istemiyoruz. Çözüm istiyoruz.
İktidarımızla milletvekillerimizle ve cumhur ittifakı iradesiyle ortak bir çöz��m yolu bulunmasını istiyoruz. Çünkü bu mesele yalnızca bir grubun değil, yıllardır hakkını ve emeğinin karşılığını bekleyen insanların meselesidir.
Sayın Filiz Kılıç Hanımefendi;
Sizden ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuzdan beklentimiz, bizlerin sesini TBMM’de daha güçlü şekilde duyurmanız, konunun gündemde tutulmasına katkı sağlamanız ve staj ve çıraklık mağduriyetinin çözümü için bir kanun teklifinin hayata geçirilmesine öncülük etmenizdir.
Bizler sizlere güveniyoruz.
Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğine ve MHP’nin çözüm iradesine inanıyoruz.
Artık bizleri daha fazla bekletmeyin.
Gelin, hep birlikte çözüm arayalım.
Gelin, yıllardır süren bu mağduriyete hep birlikte son verelim.
Çünkü geçmişin stajyeri ve çırağı, bugünün ustası ve emekçisidir.
Staj ve çıraklık mağdurları olarak hakkımızı, adaleti ve çözümü bekliyoruz.
Saygılarımızla,
Bireysel Davalarla Değil
#StajyerçırakKalıcıYasaistiyor
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları
Bir tarafta, “Terörsüz Türkiye” sürecini adeta “devleti dize getirdik, zafer kazandık” edasıyla istismar eden; şehirlerde, toplu yaşam alanlarında ve tribünlerde terör örgütü ve elebaşları lehine bölücü slogan atan, taşkınlık ve provokasyon yapanlara karşı süreç zeval görmesin diye gösterilen tahammül ve sessizlik…
Diğer tarafta ise, vatan için canını ortaya koymuş kahraman gazilerin hak arayışının bir kamu düzeni problemi olarak görülmeye başlandığı algısı...
İşte bu çelişki, milletimizin çoğunluğunun ortak adalet ve vicdan duygusunu yaralıyor!
Gelinen aşamada mesele, “Bu devlet kimin yanında duruyor?” sorusunun toplumun vicdanında nasıl yankılandığı noktasında düğümlenmiştir. Toplumun önemli bir kesiminde, terörle mücadelede canını ortaya koyan ve bugün hak arayan gazisine karşı devletin eli sert, terör örgütü propagandasına karşı eli çekingen ve yumuşak görünüyorsa; bunun adı sadece iletişim problemi değil, devlet-millet bağını zedeleyen ağır bir vicdan problemidir.
Kıymetli gazilerimizin hakkını aramasını bir kamu düzeni sorunu değil, devletin çözmesi gereken bir vefa ve adalet borcu olarak görmek gerekir.
Kendi öz yurdumda mı garip bu stajyer/ çırak çocuklar ..
Bir köşeye mi atalım ? Çocuk yaşta ölürlerken , iş kazası deyip mi geçelim …
Vermeyelim mi haklarını ? 3-4 yıl çalıştırıp 1 gün bile prim kazanamasın mı ?
Garip diye kendi vatan evlatlarımızı hor görüp, İtleri el üstünde mi tutalım ?
Elif Gibi Dimdik Mücadelede Tek Yürek
#StajÇıraklık
#Sigorta
#Başlangıcı
#Olacak
🏛️ TBMM VE ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI
@TBMMresmi@csgbakanligi@isikhanvedat@adalet_bakanlik@dbdevletbahceli@tgrthabertv@ErcanSeki@isakarakas@MHP_Bilgi
Öncelikle staj ve çıraklık mağdurlarının sesini geniş kitlelere duyuran, konuyu gündemde tutan TGRT Haber ailesine Sn.Yaprak Hırka Yıldız ve Sn.Pınar Ergüner ile uzman değerlendirmeleriyle çözüme ışık tutan Sosyal Güvenlik Başmüfettişi Sayın isa Karakaş’a teşekkürlerimizi sunarız.
Sayın İsa Karakaş’ın da canlı yayında vurguladığı üzere; MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin ve Cumhur İttifakı’nın seçim beyannamelerinde staj ve çıraklık sürelerinin sigorta başlangıcı sayılmasına dair açık vaatleri bulunmaktadır.
Yargıtay’ın çırak ve stajyerlerin fiilen üretim sürecine katıldığına dikkat çeken emsal kararıyla birlikte hukuki haklılık bir kez daha tescillenmiştir. Ancak bu sorunu mahkeme kapılarına taşımak; vatandaşları yıllarca adliye koridorlarında yıpratacak ve yargı sistemini gereksiz yere meşgul edecektir.
Siyasi İrade Artık Harekete Geçmelidir. MHP ve Cumhur İttifakı, verilen vaatlerin arkasında durarak yasal düzenleme sürecine öncülük etmelidir.
Kalıcı Çözüm TBMM'dedir Yüz binlerce insanın tek tek dava açması yerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile TBMM iş birliğiyle kapsayıcı bir kanun çıkarılmalıdır.
Çözüm adliye koridorlarında değil, Gazi Meclis’imizin çatısı altındadır. Yargıtay’ın tescillediği bu haklılık, acilen yasa maddesine dönüştürülmelidir.
Bireysel Davalarla Değil
#StajyerçırakKalıcıYasaistiyor
Yargıtay'dan 'çırak ve staj mağdurlarını' ilgilendiren önemli karar: "Üretime katıldı" dedi, çıraklık süreci sigorta başlangıç tarihi kabul edildi
https://t.co/AxyN169k9Y
ARTIK SIRA TBMM’DE ⚖���
@TBMMresmi @TBMMGenelKurulu
@csgbakanligi @tcmeb_mtegm @tcmeb @vedatisikhan @adalet_bakanlik
@Akparti @MHP_Bilgi
@tcbestepe @abakingurlek
Yargıtay’ın bugün gündeme gelen kararı bir gerçeği yeniden ortaya koydu:
Meslek liselerinde, çıraklık eğitim merkezlerinde ve işletmelerde geçirilen dönemlerde fiili çalışmanın, üretime katılımın ve hizmetin varlığı inkâr edilemez.
Bizler okulda teorik eğitim alırken işletmelere gönderildik; atölyelerde, fabrikalarda, otellerde çeşitli işyerlerinde fiilen çalıştık, ürettik, hizmetin ve üretimin parçası olduk. Bugün aynı sistem devam ediyor, çocuklarımız işletmelere gönderiliyor.
“Eğitimin parçası” denilerek yıllarca yalnızca kısa vadeli sigorta kapsamına alınan bu sürelerin, fiilen çalışmanın ve üretime katkının karşılığı olan sosyal haklardan ayrı tutulması artık kabul edilemez.
Yargı kararlarıyla tek tek insanların fiili çalışmasını ispatlamasını beklemek ASLA ÇÖZÜM değildir. Çünkü mesele bireysel değil, milyonları ilgilendiren yapısal bir hak meselesidir.
Artık bu konu mahkeme kapılarında değil, TBMM çatısı altında yasayla kesin ve kalıcı biçimde çözülmelidir.
Kısa vadeli sigorta uygulaması kaldırılmalı; Meslek Liseleri ve MESEM aracılığıyla işletmelere gönderilen, çalıştır��lan gençlerin fiili hizmetleri ve sosyal hakları güvence altına alınmalıdır.
Dün bizim çocukluğumuzda yaşatılan hak kaybı, bugün aynı sistemin içinde bizim evlatlarımızada yaşatılıyor.
Fiilen çalıştık. Ürettik. Hizmet ettik.
Artık sosyal haklarımız teslim edilsin.
Staj Çıraklık SGK Başlangıcı Olsun.
Elinden Aldığınız
#StajyerçırağınGeleceğiniVerin
Hepinize iyi pazarlar …
Çocuk yaşta gözlerinden o sessiz gözyaşları döken …
Hayallerini satıp ucuz iş gücü olarak çalıştırılıp , “deneyim kazan” diye sömürülen . 40 yıldır Sosyal Güvenlik hakkı yok sayılan ….
Çocuk yaşta nasıl hayatın zorlu yükünü taşımışsanız , şimdi de mağduriyetin yükünü hep beraber taşıyoruz …Üstelik artık çocuk yaşlarınızda ki gibi yalnız değilsiniz ..
Umutsuzluğa , Yeise kapılmayın ..
13-14 yaşlarında , çocuk yaştan beri çalışıp yorulmayan , mağduriyetin mücadelesinde de yorulmaz ..
Hep birlikte başaracağız….
Emeğimizi Yok Saymayın
#StajyerVeÇıraklar
#KayıtAltındaTamÇalıştı
#YarımSigortalandı
Allah’ım! Rızkımız gökteyse indir, yerdeyse çıkar, uzaktaysa yaklaştır, azsa çoğalt, çoksa bereketlendir. Zorsa kolaylaştır.
Bizim için hayırsızsa onu bizden uzaklaştır ve yerine daha hayırlısını ihsan eyle.
Terörsüz Türkiye süreci zor ve TBMM’nin tüm mesaisini harcadığı yoğun bir süreç oldu ve çerçeve yasa mecliste kabul edildi …
TBMM açıldığında , meclisin ,hükümetin ve Cumhur İttifakını oluşturan prtilerin en önemli gündem maddesi ; Milletimizi doğrudan ilgilendiren sosyal güvenlik hakları olmalıdır ..
Başta Staj/Çırak mağduriyeti , Emeklilerimizin intibak yasası , Bağkurlu sigortalıların mağduriyetleri derhal giderilmelidir ..
Terörle mücadele harcadığımız kaynaklar artık olmayacağına göre , bu kaynağın en büyük kısmı sosyal güvenlikte harcanmalıdır …
40 yıllık terörü bitiren irade , Milletin 40 yıllık mağduriyetlerini de derhal bitirmelidir.
Emek verdik Kayıt Altındaydık
#NedenMağdurOlduk
#NedenStajÇıraklık
#SigortaBaşlangıcıOlmadı