özel uçaklarda gitmezler villa hediye edilmez, toplumsal olaylara ses çıkarırlar, rezil etmezler
formanın hakkını verirler, takımda kaos çıkarmazlar, iyiyiz zaten deyip şımarmazlar
İşte bu yüzden her zaman şampiyon Filenin Sultanları 😎🥳
#FileninSultanları
@cucurella3@SEFutbol Finale kadar her maçı hakemlerin yardımıyla kazanan bu kaba, saldırgan, sahtekar, nobran Arjantin takımını eze eze yendiğimiz için sizi Tüm İspanya takımını tebrik ediyorum, bravo, bizlerde Türkiye de sizi alkışladık 👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏✌✌👍👍👍
#TLY#TMV#PHE#PBR#DFI
Bugün yine fonlara saldıranlar çok artmış ortalığı yangın yerine çevirmeye çalışıyorlar. Bu kişilerin derdi ve karın ağrısı altına gizlenmeye çalıştıkları doğru işlemler sağlam Borsa - hisse - düzenlenmeleri falan değildir, bu kişilerin tek gayesi kendileri kazanamıyor diye KY’nin kazanmasını engellemek istemeleridir ve kötü niyetli kişilerdir. Çünkü yıllardır , birçok kötü niyetli ve yasak işlemlerle KY üzerinden kazandıklarını ve yatırımcılarını fonlara kaptırmış olmalarıdır.
Fonlar getirilerine devam ettikçe sürekli fonları ve fon yönetimlerini ağır eleştirere boğan aşağı çekmeye çalışan kişiler ve ortaya çıkıyor, kendileri böyle bir finansal oluşumu ve yapıyı kurup başaramadıkları için sürekli kötüleyerek beslenmeye çalışıyorlar ama yaptıkları yatırımcı tarafından kötü niyetli hareketler olarak algılanıp prim verilmiyor.
Küçük yatırımcıyı yıllardır ezip bu yollarla üzerinden para kazananlar işlerine taş koyulduğu için ve KY kâr etmeye başladığı içim fonlardan çok şikayetçi rahatsız durumdalar.
Sürekli bu fon nasıl sürekli yükseliyor ve nasıl ilerliyor vb. sorular geliyor, Yanıtı basit, İstikrarlı Fon yönetimi ve Doğru yatırımlar ile b��yüyor. İnsanlar hisse alıp terste kalmak yerine para yönetim işini uzmanlarına yani Fon ekibine bırakıyor böylece yatırımda riskini azaltmış oluyor ve daha rahat yatırım yapıyor. Fonda finansal piyasaları çok iyi yönetiyor , tek bir yatırım enstrümanında sabit kalmıyor aktif yönetim gösteriyor. Böylece hem kendi kazanıyor hem yatırımcı kazanıyor hem de %17,5 stopaj ile devletin kasasına para giriyor.
Ek olarak altına , dövize ve satın alıma yönelebilecek olan ciddi miktardaki paralar da Türk Lirası olarak fonda kalıyor. Getirinin gücünü gören yatırımcılar yatırım amaçlı ev-araba- gayrimenkul vs. Almak yerinde parasını fonda değerlendirmeyi seçip talep enflasyonunu azaltıyor ve doğrudan Türk sermaye piyasasını desteklemiş oluyor. Bugün itibarıyla TLY Fonu değeri 220 Milyar TL gibi çok ciddi bir tutardır ve fon getirileri devam ettikçe fon değeri artmaya devam edecektir.
En önemli konu ise fonlarda çok ciddi bir para gücü vardır, öyle birkaç kişinin iftirası ve haksız söylemleri ile fona yaptırımlar vb. gelmez.
Aksine yatırımcısı arkasında durduğu sürece böyle bir devasa paranın çok üst seviyede bir maddi ve manevi gücü olduğunu herkes fakında olmalı ona göre açıklamalar yapmalıdır.
Son olarak Sürekli olumsuz kaotik bilgilerle ve korku panik aşılayan ve zırlayan güruh köşede ağlamaya ve altı boş laflar atmaya devam etsinler, fonlara girişler ve yatırımcılar katlanarak artmaya devam edecek yatırımcıları da kazanmaya devam edecek.
Fonlarda olan herkes yorumların yapsın.
@teraholding @terayatirim @TeraPortfoy @htcbicer
#TLY
Fonlar getirilerine devam ettikçe sürekli fonları ve fon yönetimlerini ağır eleştirere boğan aşağı çekmeye çalışan kişiler ve ortaya çıkıyor, kendileri böyle bir finansal oluşumu ve yapıyı kurup başaramadıkları için sürekli kötüleyerek beslenmeye çalışıyorlar ama yaptıkları yatırımcı tarafından kötü niyetli hareketler olarak algılanıp prim verilmiyor.
Küçük yatırımcıyı yıllardır ezip bu yollarla üzerinden para kazananlar işlerine taş koyulduğu için ve KY kâr etmeye başladığı içim fonlardan çok şikayetçi rahatsız durumdalar.
Sürekli bu fon nasıl sürekli yükseliyor ve nasıl ilerliyor vb. sorular geliyor, Yanıtı basit, İstikrarlı Fon yönetimi ve Doğru yatırımlar ile büyüyor. İnsanlar hisse alıp terste kalmak yerine para yönetim işini uzmanlarına yani Fon ekibine bırakıyor böylece yatırımda riskini azaltmış oluyor ve daha rahat yatırım yapıyor. Fonda finansal piyasaları çok iyi yönetiyor , tek bir yatırım enstrümanında sabit kalmıyor aktif yönetim gösteriyor. Böylece hem kendi kazanıyor hem yatırımcı kazanıyor hem de %17,5 stopaj ile devletin kasasına para giriyor.
Ek olarak altına , dövize ve satın alıma yönelebilecek olan ciddi miktardaki paralar da Türk Lirası olarak fonda kalıyor. Getirinin gücünü gören yatırımcılar yatırım amaçlı ev-araba- gayrimenkul vs. Almak yerinde parasını fonda değerlendirmeyi seçip talep enflasyonunu azaltıyor ve doğrudan Türk sermaye piyasasını desteklemiş oluyor. Bugün itibarıyla TLY Fonu değeri 211 Milyar TL gibi çok ciddi bir tutardır ve fon getirileri devam ettikçe fon değeri artmaya devam edecektir.
Son olarak Sürekli olumsuz kaotik bilgilerle ve korku panik aşılayan ve zırlayan güruh köşede ağlamaya ve altı boş laflar atmaya devam etsinler, fonlara girişler ve yatırımcılar katlanarak artmaya devam edecek yatırımcıları da kazanmaya devam edecek.
Bu millete başından beri hep aynı şey söylendi: #TRHOL, #TEHOL, #PEKGY, #TERA, #TLY… Hepsi için “çökecek, sat” denildi; bugün tablo çok net:
Yanlış yönlendirme küçük yatırımcıyı sadece korkutmadı, onu fırsattan da etti. Bu söylemler yüzünden kaç kişi servet oluşturma şansını kaçırdı?
“Sat” denilen seviyelerden sonra bu tahtalar ve fonlar katlandı, en zayıfı bile yaklaşık 10 kat yükseldi.
Siz sözde üstatlar küçük yatırımcıyı falan korumadınız; siz sadece kendi kibrinizi, "her şeyi en iyi ben bilirim" diyen o koca egonuzu korudunuz!
O yere göğe sığdıramadığınız, renkli kalemlerle çizdiğiniz teknik analizleriniz, bu piyasanın gerçek dinamiklerinin ve enflasyonist gerçeğin altında ezilip gitti. Siz "buradan dönmez" dediğinizde fonlar 10x, 20x yaparken, siz sadece sosyal medyadaki etkileşimlerinizi ve takipçi sayınızı saydınız. İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz?
Hata yaptığınızı, piyasayı okuyamadığınızı bir kez bile çıkıp itiraf etmediniz. Hâlâ utanmadan sağda solda "yatırım tavsiyesi değildir ama..." diye başlayan o süslü cümlelerin arkasına saklanıyorsunuz.
Ama artık mızrak çuvala sığmıyor; küçük yatırımcı uyandı! Sizin o süslü korku senaryolarınızı ezberleyenler değil; kendi araştırmasını yapanlar, şirketine ve fonuna güvenenler, kendi aklıyla hareket edenler kazandı. Bu halk, kimin gerçekten yol gösterdiğini, kimin ise sadece cebini ve şöhretini düşünen birer "üstat bozuntusu" olduğunu artık çok iyi görüyor.
Gölge etmeyin, başka ihsan istemez! Küçük yatırımcı kendi hikayesini, sizin o felaket senaryolarınıza inat yazmaya devam edecek.
#borsa #proje #bıst
Son birkaç gündür akıl dışı mezuniyet kutlamaları gündeme geliyor. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama bu kutlamaları yaptıran öğretmenlerin ortak özelliği genç olmaları.
Türkiye 81 ile üniversite saçmalığının sonuçlarıyla yüzleşiyor. Bu insanlar, birkaç binadan ibaret yerlerde, saçma sapan puanlarla sözde üniversite mezunu edilip öğretmen oldular. Memleketin böyle bir öğretmene ihtiyacı yoktu. Hiç üniversiteye gitmemesi gereken sayısız insan meslek sahibi edildi. Bunların önemli bir kısmı “diplomalı işsiz” olurken kalan iş sahibi azınlık da, mensubu oldukları mesleklere zarar vermekle meşgul.
Bu ülkenin altını böyle boşalttılar maalesef. İktidar değişse bile elimizde kalan “okumuşlar” bunlar olacak.
ABD-İran savaşı sonuçları:
-Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ABD, İran'a diz çöktüremedi.
-Körfez Arap ülkeleri, ABD'nin kendilerini koruyamayacağını anladı, İran'la anlaşma seçeneğine yöneldi.
-Tayvan da, ABD'nin kendisini savunamayacağını anladı; Çin'le daha ılımlı politika izleme yolunda.
-İran silahlı kuvvetlerinin kuvveti değil, "iç cephe"nin gücü ABD'ye geri adım attırdı. 1921'de "iç cephe"nin önemini vurgulayan Atatürk'ün stratejik öngörüsü tekrar teyit edildi.
-Dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip Arap ülkeleri, ABD'den en pahalı silahları satın almalarına rağmen varlık gösteremedi. Bu da, bu ülkelerde "savaşma azim ve iradesi"nin yokluğunu gösterir. İsrail'e karşı hiç bir dönemde varlık gösterememelerinin nedeni de bu. "Savaşma azim ve iradesi" her millette olmaz. Kuvvet çarpanıdır. ABD-İsrail saldırılarında, İran'dan göç olmadı. Ama Arap ülkelerinde, neredeyse nüfusun dörtte biri başka ülkelere kaçtı. "Vatan, millet" kavramının önemi ortaya çıktı.
-Atatürk'ün stratejik öngörüsü bugüne ışık tutuyor. 1934'te Balkan Antantı, 1937'de Sadabad Paktı (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) Türkiye'yi güvenlik ve barış çemberi içine aldı. 2026 Türkiyesi, benzer ittifaklar yapmalı. Çünkü, ABD hiç bir zaman Türkiye'nin müttefiki, olmadı. Ayrıca, Türkiye, "iç cephe"yi olumsuz etkileyecek göçmenlerden tamamen kurtulmalı.
-2026 Türkiyesi, "İÇ CEPHE" gerçeğinden hareketle, kutuplaşmayı ortadan kaldırmalı ve yozlaşmayı yok etmeli.
-Ve Türkiye'de yaşayan herkes, siyasi yelpaze farkı gözetmeksizin, her gün Atatürk'e şükretmeli ve dua etmeli.
Pakistan Başbakanı:
📌Yoğun müzakerelerin ardından ABD ile İran arasında anlaşmaya varıldı.
📌Bütün taraflar Lübnan dahil bütün cephelerde askeri operasyonları durduracak.
📌İran ile ABD arasındaki anlaşma 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacak.
#trump#bist100
EVLENİYOR MUSUN?
Bizim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ağzı biraz bozuk hocamız vardı. Bir gün derste, hiç beklemediğimiz bir yerde sözü evliliğe getirdi ve dedi ki:
“Evleneceğiniz kadında üç şeye bakın: bileği, çekmecesi ve annesi.”
Gençtik. Önce güldük, sonra şaşırdık. Bilek ne alaka, çekmece ne alaka, anne ne alaka?
Meğer adam, bir cümlenin içine bir medeniyetin evlilik terazisini koymuş.
Bilek dediği yalnız kemik inceliği değildi. Zarafetti. İnsanın hareketine sinmiş ��lçüydü. Bir bardağı tutuşunda, bir çocuğun başını okşayışında, sofraya ekmek koyuşunda belli olan o ince kadınlık hâliydi.
Çekmece dediği yalnız eşya düzeni değildi. İç dünyanın aynasıydı. Dağınık bir çekmece bazen dağınık bir ruhun, titiz bir çekmece bazen emanet bilen bir kalbin işaretidir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insan, mendilini nereye koyduğunda anlaşılır.
Anne dediği de yalnız genetik değildi. Zamanın insanda neyi büyüttüğüne bakmaktı. Güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huya mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle.
Ben de bugün o hocanın sözüne birkaç şey eklemek isterim.
Evvela kadına değil, kendine bak.
Sen yurt tutacak adam mısın?
Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun?
Belâ gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgârda savrulacak mısın?
Fakirlik, hastalık, borç, dert, gurbet, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin?
Çünkü evlilik yalnız sevda treni değildir. Evlilik biraz da nöbettir.
Birbirinin uykusuna, hastalığına, suskunluğuna, yaşlanmasına nöbet tutmaktır.
Sonra karşındakine bak.
Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana? Eğer öyleyse, o evin yankısı sizin evinizde de duyulur mu? İnsan çocukluğunun sesini kolay susturamaz. Bazıları sevgiyi bağırmadan anlatamaz; bazıları huzuru görünce bile huzursuz olur.
Kadın olmanın keyfini yaşayan biriyle mi evleniyorsun, yoksa dünyaya erkek gelmediği için kendine küsmüş biriyle mi? Bu ince bir meseledir. Çünkü kendi varlığıyla barışık olmayan insan, başkasının varlığına da huzur veremez. Kadınlığını yük bilen de, erkekliğini tahakküm sanan da yuvaya denge değil, hesap getirir.
Dedikoduya teşne biriyle mi evleniyorsun?
Başkasının kusuruyla beslenen bir dil, bir gün kendi evinin etini de yer. Bugün komşuyu çiğneyen yarın seni de çiğner. Çünkü gıybet, önce dilin değil, kalbin bozulmasıdır.
Bir de şuna bak:
Merhameti var mı?
Hayvana, çocuğa, yaşlıya, garsona, kapıcıya, hastaya, düşküne nasıl davranıyor? İnsan kendinden güçsüz olana nasıl davranıyorsa, gerçekte odur. Büyük sofralarda takınılan nezaket aldatabilir; ama küçük bir öfke anı insanın bütün terbiyesini ele verir.
Ve nihayet şunu unutma:
Evlilik, iki kişinin birbirini beğenmesi değildir sadece. İki soyun, iki evin, iki çocukluğun, iki yaranın, iki duanın, iki korkunun aynı çatı altında imtihana girmesidir.
Onun için eski insanlar “hayırlı kısmet” derdi. “Güzel kısmet” demezdi, “zengin kısmet” demezdi, “hayırlı” derdi.
Çünkü güzellik solar. Para azalır. Heves geçer. Ama huy kalır. Edep kalır. Merhamet kalır.
Bir de insanın zor günde kim olduğu kalır.
O yüzden evleneceğin kişiye bakarken yalnız gözünle bakma.
Soyuna sopuna değil, haline bak.
Sözüne değil, susuşuna bak.
Gülüşüne değil, öfkesine bak.
Süsüne değil, çekmecesine bak.
Gençliğine değil, annesinin yaşlanışına bak.
Ve hepsinden önce aynaya bak:
Ben bu yuvaya yük mü olurum, yoksa omuz mu?
📌#TLY fonumuz için “min alış limiti 10 milyon TL olacak” şeklinde çıkan söylentiler gerçeği yansıtmamaktadır.
Gerek grup şirketlerimiz gerekse fonlarımız hakkında, resmi kanallarımız ve KAP haricinde yazılanlara lütfen itibar etmeyiniz.
@TeraPortfoy@terayatirim#tera