Ege Üniversitesi'nde eğitimini sürdürürken 20 Şubat 2015 tarihinde pkklı teröristler tarafından şehit edilen Ülkücü Şehidimiz #FıratYılmazÇakıroğlu’nu rahmet ve minnetle anıyoruz.
Aziz ruhu şâd, mekanı cennet olsun🇹🇷
Ege Üniversitesi’nde okurken hain terör örgütü üyelerince uğradığı saldırı sonucu şehit olan Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu rahmetle yâd ediyoruz.
İsmi ve hatırası Fırat Yılmaz Çakıroğlu Gençlik Merkezi’mizde yaşamaya devam ediyor.
@gencliksporbak@oa_bak
10 yıl önce Ege’de hayallerimiz gençliğimiz ve Yusuf Yüzlümüz kaldı. Fırat’ın bayraklaştığı yerde dün, bugün ve tüm yarınlar burada olacağız. #FıratYılmazÇakıroğlu
Gençlik Merkezimizde Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu minnet ve rahmetle anıyoruz.
Adını ve hatırasını, İzmir Fırat Yılmaz Çakıroğlu Gençlik Merkezi'mizde yaşatmaya devam edeceğiz.
@gencliksporbak@oa_bak
Şehadetinin üzerinden yıllar geçse de Ülkücü Şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu, yüreğimizde ilk günkü gibi yaşamaya devam ediyor. O, ilimle yoğrulmuş bir ülkü eri, vatanı için gözünü kırpmadan mücadele eden bir kahramandı.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
#FıratYılmazÇakıroğlu 🇹🇷
Doğum ile ölüm arasında tıpkı bir sarkaç gibi gidip gelen, biteviye devam eden, inişli çıkışlı pek çok patikası olan, her insanın ayrı bir hikayesine de sahnelik yapan şu fani hayatın gerçek anlamı, genel ahlaki fikri annelerimizin muhterem varlığında ve muazzez vakarında mahfuzdur.
Anne, merhamet ve metanet duygusunun nişanesi, karşılıksız sevgiyle beraber, sabır ve sağduyunun timsalidir. Her anne özel, her anne önemli, her anne övünç kaynağıdır. Onları üzmeyelim, onları incitmeyelim, onlara asla yüzümüzü dönmeyelim. Bilelim ki, anne hayattaki ilk ışığımız, ilk sıcaklığımız, ilk güvencemiz, ilk nefesle son nefes arasındaki güneşimiz ve güldestemizdir. Annenin kırılması ve gücenmesi alemin mahzunlaşmasıdır.
Fedakarlığın burcu olan annelerimizin hayır dualarına layık olabilmek niyazıyla, hayatta olan annelerimize sağlıklı bir ömür, halen tedavi altında olanlara şifalar, vefat eden annelerimize de Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum. En başta şehit annelerimiz olmak kaydıyla, bütün annelerimizin Anneler Günü’nü gönülden tebrik ediyor, sonsuz hürmetlerimi sunuyorum.
Binlerce bilim adamı, siyasetçi,uzman ve bürokrat yetiştiren; devletimizin varlığını, milletimizin birliğini, toprağımızın bütünlüğünü koruyan bu Ocağı başbuğumuzun emaneti olarak kabul edin ve sürekli yaşatın.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Devlet Bahçeli 'nin Evlatları @Ulku_Ocaklari@ayyildirim1
Başta şehit ve gazilerimizin anneleri olmak üzere tüm annelerimizin #AnnelerGünü kutlu olsun.
Elleri öpülesi annelerimize yüce Allah’tan sağlık, sıhhat ve uzun ömürler diliyorum.
Türk milliyetçiliği, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu fikriyatı, Türk milletinin kurtuluş ilhamı, aynı zamanda var oluş iradesidir. Merhum Peyami Safa’nın isabetle temas ettiği üzere, yeni Türk devletinin iki ana davasından birisi çağdaşlaşmak ise diğeri milliyetçiliktir. Şayet millet ortak değerler etrafında kenetlenmişse, şayet birlik ve dayanışma hissiyatıyla kaderini tayin etmişse, bunun dibacesi, en bariz dinamiği milliyetçiliktir.
3 Mayıs meşalesi, esas itibariyle Türk milliyetçilerinin iç ve dış çalkantılar karşısında göstermiş oldukları direncin aydınlığı; baskı, dayatma ve zor şartlarda sivil, meşru ve demokratik duruşun ahkamıdır. Merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın dediği gibi, 3 Mayıs milli şuurun ayağa kalkışı, küresel güç blokları arasında sarkaç gibi gidip gelen köşesiz politikalara karşı Türk milliyetçilerinin hür ve ahlaki direniş kararıdır.
Bugün bir bayram veya kutlama gününden ziyade bir idrak, bir ifade, bir anma, istikbale yönelik milliyetçi mesajın maşeri vicdanda kök salma özleminin bir hamlesidir.
Emek ve değer nedir bilmeyen, adalet ve hukuk nedir tanımayan; yağma, talan ve yıkımı ideoloji haline getiren başıbozuk güruhun 1 Mayıs’ta sahneledikleri vandallıklar medeniyet ve meşruiyet ölçüleriyle bağdaşmazken, Türk milliyetçilerinin tam 80 yıl evvel kanuni sınırlar içinde, fikir ve demokrasi namusuna riayet ederek yaptıkları gösteriler hala takdir ve tazimle hatırlanmaktadır.
Diyor ya Merhum Hüseyin Nihal Atsız; “Maviyi unutsak bile mazi kökümüzdür, en tatlı gülen yüz bize mazideki yüzdür.” İnancım odur ki, mazinin parlayan yüzü hiç solmayacak, Türk tarihinin derinliklerinden çağlayarak yükselen milliyetçi çağrı Türk milletinin diriliş azmini canlı tutacak, geleceğini de inşa ve ihya edecektir.
Dünyanın çetin ve çetrefilli bir tarih aralığında, İkinci Dünya Savaşı’nın beşeriyeti yakıp yıktığı bir zaman sürecinde Merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın devrin Başbakanına yazmış olduğu iki açık mektup sonucunda başlayan 1944 Türkçülük ve Turancılık Davası’nın 80’inci yıl dönümünde, Türk milliyetçiliğinin merhum ve muhterem inanç anıtlarını rahmetle, hürmetle, minnetle anıyorum. 3 Mayıs ruhunun, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşma mücadelesinde sahip olduğumuz milli şuura daha da güç ve feyz vermesini temenni ediyorum.
3 Mayıs 1944, Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve minnetle and��ğımız merhum Hüseyin Nihâl Atsız'ın da aralarında bulunduğu Türklük sevgisiyle dolu dava insanlarımızın gösterdiği dik duruş, Türk milliyetçiliğinin yolunu aydınlatan bir meşale olmuştur.
3 Mayıs Milliyetçiler Günü Kutlu Olsun.🇹🇷