Ben hiç birşey anlamadım.
Sn #hacıosmanoğlu artık hesap sorabilir miyiz?
Bizim çocuklar kaybetti, oysa ben;
Türk Milli takımını sahada görmek isterdim.
Türkiye’nin İlk Balıkçılık Teknolojisi Programı Sektörle Buluştu
Türkiye'de ilk kez Sinop Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılan Balıkçılık Teknolojisi Programı, su ürünleri yetiştiricilik, avcılık, su ürünleri işleme sektörünün tüm segmentlerinin değerli temsilcileriyle Sinop Organize Başkanlığı ev sahipliğinde bir araya geldi.
Programımızın temel felsefesi; sürdürülebilir balıkçılığı merkeze alarak, balıkları yalnızca avlayan değil; deniz ekosistemini koruyan, stokları bilinçli yöneten ve “Denizin Muhafızı” kimliğiyle çalışma ahlakını benimsemiş teknikerler yetiştirmektir. Bu vizyonla hazırlanan müfredatımızda, yapay zeka destekli veri analitiği, akıllı sensör teknolojileri ve otomasyon sistemleri gibi ileri teknolojilere geniş yer verilerek, öğrencilerimiz dijital balıkçılığın geleceğine bugünden hazırlanıyor.
Sayın YÖK Başkanımız Prof.Dr. @erolozvar ’ın “Güncelliğini yitirmiş ve istihdam olanağı düşük programların yerine, yüksek teknoloji ve stratejik üretim odaklı dinamik bir akademik yapı inşa edelim” vizyonu ve bu vizyonu hayata geçirmek için emek veren Rektörümüz Prof. Dr. Şakir TAŞDEMİR öncülüğünde kurulan programımızın ders müfredatı, sektör temsilcilerimizin görüş ve önerileriyle uygulama ağırlıklı olarak şekillendirilmek üzere masaya yatırıldı.
Toplantıda, sektörün geleceğine yatırım yapmak adına;
· Programa tercih eden ilk 5 öğrenciye burs,
· Öğrencilere ücretli staj desteği,
· Başarılı öğrencilere yönelik istihdam garantisi sözleri verildi.
Ayrıca, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirecek protokol anlaşmaları için de güçlü bir mutabakat sağlandı.
Sektörün dinamikleriyle şekillenen, teknolojiyi ve ekolojiyi bir araya getiren bu yeni nesil programımız ülkemize, denizlerimize ve su ürünleri sektörümüze hayırlı olsun.
#SinopÜniversitesi #BalıkçılıkTeknolojisi #SürdürülebilirBalıkçılık #DenizinMuhafızı #YapayZeka #MaviEkonomi #YÖK
Bir önceki yazım ile alakalı teşekkür içerikli mesajlar için teşekkür ederim. Sektörümüzün kırılganlıklarının farkındayız. Sektörümüzün bu fiyat artışının sebepleri ile ilgili daha önce uyarıldıklarını bildirdiler. Sektörümüzün global gelişmeleri yakından takip etmeleri onların bu kırılganlıkları yönetmeleri açısından son derece önemli.
Ancak benden ne olursa olsun yine bu tarz açıklamaları yapmam noktasında rica ettiler. Bende süreç ile alakalı daha bir derin araştırma yaptım. Özellikle El Niño etkisini bu sene çok şiddetli yaşayacağımıza dair senaryolar okudum. Şimdi sizlerle bu senaryoları paylaşmak istiyorum.
Stok yönetimi bağlamı (kısa hatırlatma). Sistem, IMARPE'nin bilimsel taban rezervi (5 milyon ton üreme biyokütlesi) ve PRODUCE'un siyasi/ekonomik dengeleme kararı arasında sıkışmış durumda. Bu yapı normal yıllarda esnek çalışıyor ama El Niño gibi dışsal bir şok geldiğinde, bilimsel ihtiyat ile sektörün gelir ihtiyacı arasındaki gerilim keskinleşiyor — tam da şu an yaşanan.
Önceki El Niño dönemlerindeki sancılar. Üç tarihsel referans var: 1972-73'te hamsi popülasyonu neredeyse çökmüş, deniz kuşları kitlesel ölmüş ve bu tek olay Peru'yu ulusal ekonomik krize sürüklemişti — sektörün o zamandan beri taşıdığı yapısal travma bu. 1997-98'de (kayıtlardaki en güçlü El Niño) Peru'nun ekonomik büyümesi 6,2 puan geriledi. En yakın ve en iyi belgelenmiş örnek ise 2023: ilk sezon tamamen iptal edildi, ikinci sezon önceki yıla göre %26 daha düşük bir kotayla (1,6 milyon ton) açıldı, yılın ilk 8 ayında balık unu üretimi %28, balık yağı üretimi %24 düştü. Doğrudan ekonomik kayıp 3 milyar PEN (~787 milyon dolar) olarak hesaplandı, hükümet iklim/El Niño kaynaklı ihtiyaçlar için 1 milyar doların üzerinde finansman aradı ve Dünya Bankası'ndan 750 milyon dolarlık kredi kullandı. Sektör derneği başkanına göre 250.000'den fazla aile ve 3.500 küçük-orta ölçekli işletme doğrudan etkilendi.
2026'da şu ana kadarki hasar zaten somut. Austevoll Seafood'un (Peru'daki Austral Group'un sahibi) 2. çeyrek 2026 sonuçları bunun canlı kanıtı: Peru segmentinde EBITDA -61 milyon NOK, 133.000 tonluk şirket kotasının sadece 26.000 tonu avlanabilmiş (%51 hacim düşüşü), şirket genelinde net zarar 254 milyon NOK. Ve en kritik nokta: yönetim, "El Niño kaynaklı yüksek belirsizlik" gerekçesiyle ikinci sezon için resmi bir kılavuzluk (guidance) vermekten kaçındı — yani sektörün en büyük oyuncularından biri bile Kasım-Ocak'ı fiyatlayamıyor, sadece riski flag'liyor. Küresel tabloda da benzer bir tırmanış var: balık unu üretimi yıllık bazda ~%40 düşmüş, fiyatlar ~%80 artarak tüm zamanların zirvesine çıkmış, sektör yöneticileri %20-25 ek artış bekliyor.
Kasım-Ocak senaryosu için olasılık çerçevesi. NOAA'nın Ağustos tahmini, Ekim-Aralık 2026 için %90'ın üzerinde çok güçlü El Niño olasılığı ve %69 ihtimalle 1950'den bu yana en şiddetli olay öngörüyor. Bu, ikinci sezonun zamanlamasıyla (genelde Kasım başı açılış) doğrudan çakışıyor. Üç senaryo kurulabilir:
İyimser senaryo (düşük olasılık): IMARPE'nin Ekim taraması biyokütlede toparlanma gösterirse, PRODUCE düşük ama gerçekleşebilir bir kota (2023'teki 1,6 milyon ton benzeri) ile sezonu açar; fiyatlar mevcut yüksek seviyede yatay seyreder, keskin yeni bir sıçrama olmaz.
Orta senaryo (en olası): Sezon gecikmeli açılır, kota tarihsel ortalamanın belirgin altında kalır (2023 benzeri %25-30 kesinti), sektör 2023'e benzer ama muhtemelen ondan hafif daha ağır bir kayıp yaşar — zira NOAA'nın şiddet tahmini 2023'ü de aşıyor.
Kötümser senaryo (düşük ama göz ardı edilemez olasılık): NOAA'nın "1950'den bu yana en güçlü" senaryosu gerçekleşirse, ikinci sezon 1997-98 tarzı tam iptal riskiyle karşılaşabilir; bu durumda küresel balık unu/yağı arzında -1/3'lük bir bloğun (Peru+Ekvador+Şili) önemli bir kısmı bir çeyrek boyunca devre dışı kalır, fiyatlarda yeni bir sıçrama (mevcut zirveden bile %25-50 üzeri) olası hale gelir.
Sektörel ve makro yansımalar. Peru'da balıkçılık+işleme sektörü GSYİH'ye görece küçük bir doğrudan pay katıyor (~%1 civarı) ama ihracat geliri (~2,5-3,2 milyar dolar/yıl aralığında, yıla göre değişken) ve kırılgan bölgesel istihdam (yüz binlerce aile, binlerce KOBİ) üzerinden orantısız büyük bir sosyal etki yaratıyor — 2023'te olduğu gibi hükümetin ayrı bir mali paket/dış kredi ihtiyacı doğurabilir. Küresel tarafta ise en somut aktarım kanalı akuakültür yem maliyetleri: balık unu/yağı fiyatlarındaki %80'lik artış zaten somon ve karides üreticilerine yansımaya başlamış durumda; Kasım-Ocak'ta olumsuz senaryo gerçekleşirse bu maliyet baskısı 2027'nin ilk çeyreğine kadar sürebilir ve dolaylı olarak Türkiye'nin çipura/levrek yetiştiriciliği yem maliyetlerine de (ithal balık unu/yağı payı üzerinden) yansır — bu son bağlantıyı doğrulamak için bir sonraki taramada Türk yem üreticilerinin (Sagun, Skretting Türkiye, Yem San vb.) fiyat açıklamalarını özellikle takip etmek faydalı olur.
Genel değerlendirme: Piyasa şu an "yüksek risk, düşük görünürlük" bir bekleyiş içinde — fiyatlar zaten yüksek risk primini taşıyor ama büyük oyuncular bile (Austevoll örneğinde olduğu gibi) somut bir sayı vermekten kaçınıyor. Bu, Ekim'deki IMARPE biyokütle taramasının sonucunun piyasa için asıl "tetikleyici haber" olacağı anlamına geliyor
Palamut şimdi sofralarımızda olmalı
Bu sezon Karadeniz'de palamut bolluğu var ve fiyatlar yıllardır görülmemiş kadar uygun. Bu fırsatı kaçırmayalım: özellikle çocuklarımıza ucuz, kaliteli protein ve omega-3 yağ asidi ulaştırmanın tam zamanı.
Palamut, gelişim çağındaki çocuklar için beyin ve göz sağlığına katkı sağlayan omega-3 kaynağı, aynı zamanda kırmızı ete göre çok daha ekonomik bir protein alternatifi. Bu bolluk döneminde tüketimi artırmak hem ailelerin bütçesine hem de çocuklarımızın sağlıklı gelişimine katkı sunar.
Ama bu bolluğun üreticiye adil yansımadığını da unutmayalım. Palamut avcılığında hem endüstriyel filo hem kıyı balıkçısı aynı anda av yapınca fiyat ve sürdürülebilirlik dengesi bozuluyor. Bir öneri: haftanın 3 günü endüstriyel filo, 3 günü kıyı ve geleneksel balıkçılık, 1 günü ise tam kapalı, yani deniz için dinlenme günü.
Sofralarımıza palamudu davet edelim, özellikle çocuklarımızın tabağına.
Doç. Dr. Barış Bayraklı
Sinop Üniversitesi, Balıkçılık Teknolojisi Programı Başkanı
#palamut #çocuksağlığı #omega3 #ucuzprotein #sürdürülebilirbalıkçılık #karadeniz #sinop
Ben yaratılışım gereği mi nedir bilmem, tam bir rağmenciyimdir. Hangi zorlukla karşılaşırsam karşılaşayım, oluşan zorluklara RAĞMEN mücadelemi bırakmam, hatta direncim artar.
En büyük rehberim, Peygamber efendimiz Hz Muhammed (as) tüm zorluklara RAĞMEN mücadelesi ve zatı şahanelerini rehber edinen ecdadımızın başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal mücadelesindeki tüm zorluklara RAĞMEN kazandıkları zaferdir.
Her rağmenci kendi hikayesini yazarken başarılarının en güzel ve en heyecanlı cümleleri zorluklarla mücadele kısımları olmaktadır.
Zorluklar hikayemizin süsüdür.
Sinop Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Su Ürünleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Barış Bayraklı olarak, Erasmus+ Teaching Mobility kapsamında Romanya'nın Köstence şehrinde bulunuyorum. Bu çerçevede, National Institute for Marine Research and Development "Grigore Antipa" (NIMRD) Aquaculture and Fishery Department (ADC) Direktörü Sayın Dr. Victor Niță'ya misafir oldum.
Kendisiyle laboratuvarlarını gezme, devam eden projeleri ve FAO/GFCM Akdeniz Balıkçılık Genel Komisyonu çalışmalarını detaylıca konuşma fırsatı buldum. Ben de Sinop Üniversitesi'ndeki su ürünleri yetiştiriciliği ve denizel araştırmalarımız hakkında bilgi verdim.
İkili işbirliği potansiyelini değerlendirdiğimiz verimli bir görüşmeydi. Karadeniz havzasında ortak proje ve öğrenci/dekont değişim imkanlarını önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
#ErasmusPlus #SuÜrünleri #KaradenizAraştırmaları #NIMRD #SinopÜniversitesi
As the Head of the Aquaculture Department at Sinop University Vocational School of Higher Education, Assoc. Prof. Dr. Barış Bayraklı, I am currently in Constanța, Romania under the Erasmus+ Teaching Mobility program.
During my visit, I had the privilege of being hosted by Dr. Victor Niță, Director of the Aquaculture and Fishery Department (ADC) of the National Institute for Marine Research and Development "Grigore Antipa" (NIMRD). He kindly introduced me to their state-of-the-art laboratories and ongoing research, including FAO/GFCM Mediterranean fisheries initiatives.
In return, I presented our aquaculture and marine studies at Sinop University. We explored promising opportunities for bilateral collaboration, with a focus on joint projects and student/faculty exchanges in the Black Sea region.
A highly productive meeting—looking forward to future cooperation!
#ErasmusPlus #Aquaculture #BlackSeaResearch #NIMRD #SinopUniversity
Yönetiminde bulunduğum Karadeniz Çevre ve Deniz Araştırmaları Derneğinin (BSEMAR) misyon ve vizyonunu anlatmak, Dernek faaliyetlerinden bahsetmek amacıyla; SİNOP'un en çok dinlenen Radyosu BARIŞ FM deki Güne Bakış programında Sn Barbaros Baltacı nın konuğu olacağım.
Karadeniz Çevre ve Deniz Araştırmaları Derneği'nin (BSEMAR) organize ettiği, moderatörlüğünü yaptığım Sinop Vizyon 2030 bilim söyleşileri serisinin ilki olan "Sinop Sosyoekonomik Kalkınma Modeli 1: Türk Somonu Gastronomisi ve Sürdürülebilir Büyüme" oturumunu başarıyla tamamladık.
Toplantımız, Sinop'ta yaşayan akademisyenlerin şehirlerine olan gönüllü bağlılığını ve yüksek sahiplenme duygusunu bir kez daha ortaya koydu. Yaşadıkları kente değer katmak adına gösterilen bu yoğun ilgi ve emek, Sinop'un geleceği için en büyük gücümüzdür.
Oturum sonuç raporumuz hazırlanmış olup," Sinop, Türk Somonu Başkenti" vizyonumuzu ve 2030 hedeflerimizi içeren bu önemli rapor kamuoyunun takdirine sunulmuştur.
Saygılarımla.
Yeni eğitim-öğretim yılının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dilerim.
Çocuklarımız, okullardaki coşkuları ve enerjileriyle hepimize ilham veriyor. Umutsuzluğa kapıldığımız anlarda bir okul ziyareti, adeta psikolojik bir destek gibidir. Varlıkları, milletimizin geleceğinin teminatıdır. Sevgili çocuklarımıza teşekkür ediyorum.
Değerli öğretmenlerimiz, önünüzdeki zorluklar büyük, ancak sizler kutsal bir görev üstleniyorsunuz. Yetiştireceğiniz nesillerle bu sorunların üstesinden geleceğiz. Her tuttuğunuz küçük el, medeniyetimizi yeniden inşa edecek. Lütfen mücadele azminizi hiç kaybetmeyin; gayretlerinize yürekten başarılar diliyorum.
Biz velilere de büyük sorumluluk düşüyor. Her çocuk, toplumumuzun kıymetli bir parçasıdır. Geçim zorluklarının farkındayız, ancak çocuklarımız gözlerimizde umut arar. Güçlü ve tutarlı olmalıyız ki onlar kendilerini güvende hissetsin, özgürlüklerinin sınırlarını çizebilsin. İşimiz kolay değil, ama biz bir milletiz ve birbirimize emanetiz.
Son olarak, eğitim sistemimizin yöneticilerine sesleniyorum: Bu süreçte daha özverili ve çözüm odaklı bir organizasyon bekliyoruz. Çocuklarımızın daha iyi bir eğitim alması için kaynakların etkili kullanılması, okulların fiziki ve teknik ihtiyaçlarının karşılanması ve öğretmenlerimizin desteklenmesi adına adımlarınızı hızlandırmanızı rica ediyoruz.
Herkese başarı ve kolaylıklar dilerim!