Uzun yıllardır zihnimde geliştirmeye çalıştığım üretim sisteminin artık somut bir zemine oturmaya başladığını hissediyorum.
Bu yolculuğa ilk çıktığımda odağım yalnızca “iyi yaşam”dı. Fakat zaman içinde artan merakım, insanı tek bir başlık altında anlamanın mümkün olmadığını gösterdi.
Bu nedenle farklı ekollerden aldığım eğitimleri, kendi deneyimlerimle birlikte bütüncül bir bakış açısıyla bir araya getirmeye başladım.
Sonrasında yatırım hayatım, aktif olarak trade etmeye başlamam, Asya’da yaşama kararım ve özellikle yatırımcı psikolojisine duyduğum ilginin giderek derinleşmesi beni başka bir sorunun peşine düşürdü:
İnsan neden bildiği şeyi her zaman uygulamıyor?
Bu soru beni sinir sistemine, davranışlarımıza ve kararlarımızın altında yatan biyolojik ve psikolojik süreçlere götürdü.
Bu süreçte okuduklarımı, araştırdıklarımı ve kendi deneyimlerimi bir araya getirerek kendime ait bir düşünce zemini oluşturmaya çalıştım.
Geldiğim noktada ise şuna inanıyorum:
İnsan bir bütündür.
Kararlarımızı yalnızca bilgi belirlemez. Duygularımız, sinir sistemimiz, biyolojimiz, psikolojimiz, alışkanlıklarımız ve sahip olmak istediğimiz yaşamın tamamı birbirini etkiler.
İşte bu nedenle bundan sonra burada, hem bir trader hem de holistik koç olarak geliştirmeye devam ettiğim #paranınsinirsistemi çatısı altında; para, sinir sistemi, psikoloji ve davranış arasındaki ili��kiyi birlikte inceleyeceğiz.
Daha iyi kararlar verebilmek adına yalnızca nedenleri konuşmayacağız. Araştıracak, gözlem yapacak ve bilimsel bilgiyle kendi deneyimlerimizi bir araya getirerek bu süreçleri günlük hayatımıza taşıyabilecek somut uygulamalar üzerine de birlikte çalışacağız.
Çünkü inanıyorum ki, farkındalık tek başına yeterli değildir. Asıl dönüşüm, fark ettiklerimizi sürdürülebilir davranışlara dönüştürebildiğimizde başlar.
Bu yolculuğa eşlik etmek istersen, profilimdeki bağlantı üzerinden kapsamlı yazılarıma ulaşabilir ve yeni yazılardan ilk haberdar olmak için Substack’e abone olabilirsin.
Çapa, NLP’de belirli bir uyaranın; bir duygu, düşünce ya da davranış örüntüsüyle eşleşmesini anlatmak için kullanılan kavramlardan biri.
Paraya dair çapalarımız elbette videodaki örneklerle sınırlı değil. Kazanmak, harcamak, biriktirmek, yatırım yapmak, risk almak hatta ne kadarını hak ettiğimizi düşündüğümüz konusunda bile farklı referanslar geliştirmiş olabiliriz.
Buradaki asıl mesele bütün bu inançları “yanlış” ilan etmek değil. Farkındalığı tam da buraya davet etmek: Bugün verdiğim finansal karar, içinde bulunduğum gerçekliğe mi dayanıyor; yoksa yıllar önce oluşmuş bir referans hâlâ benim adıma karar veriyor olabilir mi?
Bazen değişimin ilk adımı, neyin bizi yönettiğini görebilmek.
https://t.co/FVOHYR2NDU
Bazen harekete geçmek için daha fazla motivasyona değil, daha az müzakereye ihtiyacımız vardır.
Çünkü zihnimiz her zaman bizi ileri taşımaya çalışmaz; bazen belirsizliği azaltmaya, enerjiyi korumaya ve tanıdık olanın içinde tutmaya çalışır.
Bu yüzden bazı şeyler hazır hissettiğimizde değil, hareket ettikçe mümkün hâle gelir.
Ekonomik güvensizliğin ilginç bir paradoksu var:
Para stresi arttıkça daha fazla finansal karar vermek zorunda kalıyoruz.
Neyi ödeyeceğim?
Neyi erteleyeceğim?
Nereden kısacağım?
Hangi riski alacağım?
Fakat tam da bu süreç, karar verme kapasitemizi zorlayabiliyor.
Xueyan Yu’nun 19 Ağustos’ta Frontiers in Psychology’de yayımlanan araştırması; ekonomik güvensizliğin daha yüksek finansal karar yorgunluğuyla, karar yorgunluğunun ise daha düşük iyi oluşla ilişkili olduğunu g��steriyor.
Burada önemli bir ayrım var:
Finansal kapasite yalnızca doğru kararı verecek bilgiye sahip olmak değildir. Karar vermeye devam edecek bilişsel kapasiteye de sahip olmaktır.
Çünkü ekonomik güvensizlik arttığında yalnızca kaynaklarımız azalmıyor olabilir.
Daha fazla kontrol ediyoruz.
Daha fazla karşılaştırıyoruz.
Daha fazla ihtimali hesaplıyoruz.
Ve daha fazla karar veriyoruz.
Belki de “finansal disiplinsizlik” dediğimiz bazı davranışları yalnızca bilgi veya irade eksikliğiyle açıklamamak gerekiyor.
Bazen sorun ne yapacağını bilmemek değil; sürekli karar vermenin yarattığı yükü taşımaktır.
Parayı büyütmekle onu taşıyabilmek aynı şey değil. Yeni yazımda finansal kapasitenin görünmeyen eşiğini kendi deneyimim üzerinden ele aldım.
Yazı yayında: https://t.co/CpFu5WJkDs
Bir noktadan sonra daha fazla para, yalnızca daha fazla tüketim anlamına gelmemeli.
Zaman satın alabilir.
Kötü bir seçeneğe hayır deme gücü verebilir.
Daha uzun vadeli düşünebilmemizi sağlayabilir.
Servetin değerli taraflarından biri, hayatımızdaki seçenek alanını genişletmesidir.
Karar vermeyi çoğu zaman zihinsel bir beceri olarak ele alıyoruz. Oysa karar veren beyin; bedenin, sinir sisteminin ve içinde bulunduğumuz biyolojik koşulların bir parçası.
Özellikle para piyasalarında bunun karşılığını çok net görüyorum. Odaklanma süremiz, sabrımız, dürtülerimiz ve belirsizlik karşısındaki tepkilerimiz yalnızca ne bildiğimizle şekillenmiyor.
“Kararlarımızı Etkileyen Görünmeyen Bir Yük Taşıyor Olabiliriz” başlıklı yeni yazıda antienflamatuar beslenmeyi bu açıdan ele aldık. Enflamasyon, sinir sistemi ve karar kalitesi arasında nasıl bir ilişki var? Bedenimizi desteklemek, karar verme kapasitemize nasıl bir zemin hazırlıyor?
Profildeki bağlantıdan bu yazıya ve karar kalitemizi farklı açılardan ele aldığım diğer yazılara ulaşabilirsin.
Okuduktan sonra fikrini de merak ediyorum. Yazının sonunda kısa bir anket bıraktım. Sende en çok karşılık bulan düşünceyi işaretleyerek sonraki yazılar için bana da küçük bir referans bırakabilirsin.
Piyasalarda sürekli bir şey yapmak, ilerlediğimiz hissini verebilir.
Yeni işlem. Yeni analiz. Yeni pozisyon.
Oysa bazen iyi karar vermek, harekete geçme dürtüsüne rağmen bekleyebilmektir.
Karar veren beynimiz hangi biyolojik koşullarda daha sağlıklı çalışıyor?
Kronik stres, yetersiz uyku ve uzun süre devam eden enflamasyon; odaklanmayı, sabrı ve dürtü kontrolünü düşündüğümüzden daha fazla etkileyebiliyor.
Bu yüzden piyasalarda yalnızca stratejimizi değil, o stratejiyi uygulayan biyolojik sistemi de konuşmamız gerektiğine inanıyorum.
Yeni yazı yayında: https://t.co/coFggpk0VC
Piyasalarda çoğu zaman bilgi eksikliği yaşamıyoruz.
Yaşadığımız şey, belirsizliğe tahammül eksikliği.
Bu sebeple daha fazla analiz aramak yerine, belirsizlik içinde sakin kalabilmeyi çalışmalıyız. #davranışsalfinans
İşlem kalitesini en çok etkileyen duygulardan biri korkudur.
Korkuyu fark edip düzenleyemediğimiz sürece, daha iyi kararlar almayı yalnızca bilgiyle açıklamak mümkün değildir.
Çoğu zaman bizi işlemden erken çıkaran şey yetersizlik değil, sempatik sinir sisteminin güvenliğe dönme arzusudur.
İnsan paradokslarla çalışır. Bu yüzden piyasalarda doğru kararlar vermek yalnızca daha fazla bilgi değil, daha iyi bir sinir sistemi regülasyonu da gerektirir.
Bereketli bir cuma olsun. #davranışsalfinans
Piyasalarda aldığımız kararlar yalnızca grafiklerden rakamlardan ve analizlerden doğmaz. Para kontrol güvenlik yeterlilik ve benlik algısı gibi daha derin katmanları da harekete geçirir. Bu yüzden bir kayıp herkes için aynı anlama gelmez.
Para İçimizde Sandığımızdan Daha Fazla Şeyi Harekete Geçirir __ Davranışsal Finans #1 yayında #holistikyatırımcı
https://t.co/KTk37Ks54P
Piyasa bizi cezalandırmıyor. Bizi bize aynalıyor. Bu yüzden iyi yatırım kararları bazen daha fazla bilgiyle değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiyle başlıyor.
Yeni yazı yayında: https://t.co/9wcXlEInqR