We are here to defend human dignity. Justice, equality and freedom cannot be negotiated. For everyone, everywhere, against injustice. ⚖️🌍 #HumanRights#Justice
Vedat Demir’s study shows how Erdoğan’s conspiracy and anti-Western rhetoric functions as an"enemy construction"tool.From 2002 to 2022, his discourse shifted toward authoritarian polarization,framing opposition as external threats to justify control. #Populism#Democracy
"Talimat Saray'dan, bahsetmeyin hukuktan!" sloganı attıkları gerekçesiyle dünden itibaren gözaltında tutulan 40 İstanbul Furkan Hareketi mensubunun emniyetteki ifade işlemleri tamamlandı.
Yasal hak olan avukat e��liğinde ifade vermeleri engellendi ve hala avukatlarıyla görüştürülmüyor.
Saatler önce ifadelerinin bittiği ve adliyeye sevk edilecekleri söylenmesine rağmen hâlâ sevk gerçekleşmedi.
📍'Hava Harp Okulu’nu 2013’te dönem üçüncüsü olarak bitirip diplomasını Erdoğan’ın elinden alan tutuklu teğmen Taner Doğan, Gergerlioğlu’na mektup yazdı.'📍
📰Detaylar: https://t.co/jdchnZNLxP
Masum insanlara “biat etmiyor, hakikati söylüyor!” diye zulmedip hapse atıyorlar.
Ayrıca çoluk çocuğuna da zulüm ve masraf olsun diye uzak yerlere veriyorlar.
Samsun'dan bir numara aradı. Açtım. Annem..
Nasıl yani dedim?!
"12 saat yol geldik. İndiğimde jandarmaya sordum, neredeyiz dedim, Samsun dediler. 3 gündür buradayım" dedi.
Annemi Samsun Çarşamba'ya sürmüşler!
Diyarbakır (6 saat) bize kolay geldi "biz tecrübeliyiz" dedik diye mi?!
Amnesty International urged the Council of Europe to act on Turkey's refusal to implement the ECHR ruling on Osman Kavala, warning that this defiance threatens the European human rights framework. Binding rulings must be upheld. #OsmanKavala#Amnesty#ECHR#HumanRights#RuleOfLaw
Uluslararası Af Örgütü, Kavala konusunda Avrupa'nın harekete geçmesi çağrısında bulunarak, Türkiye'nin meydan okumasının insan hakları sistemini tehdit ettiğini belirtti.
#AİHM#Hukuk
https://t.co/Fv9XEBE7Iv
Austria’s BFA 2026 Turkey report: Gülen Movement is not designated a terrorist group in the EU;mass operations, charges based on charity or education, and social targeting persist. This official report is key evidence for asylum claims. #AsylumRights#HumanRights#RuleOfLaw#ECHR
🇦🇹 Avusturya İltica Dairesinin Yeni Türkiye Raporu: Gülen Hareketine Baskı 2026’da da sürüyor
Avusturya Federal Göç ve İltica Dairesinin 15 Haziran 2026 tarihli ülke raporu:
▪️ Gülen Hareketi’nin AB’de terör örgütü kabul edilmediğini,
▪️ Türkiye’de ve yurt dışında Gülen Hareketine yönelik polis operasyonlarının sürdüğünü,
▪️ sosyal yardım, sosyal medya, çalışma ve eğitim geçmişinin suçlama konusu yapılabildiğini,
▪️ ailelerin ekonomik ve sosyal sonuçlarla karşılaşabildiğini kayda geçirdi.
Bu rapor, iltica dosyalarında kullanılabilecek güncel ve resmî ülke bilgisi niteliğinde. İltica başvurularında kişisel riskin detaylı anlatımının ardından öne sürülen hususları desteklemek için bu resmi rapor kullanılabilir
Kaynak: BFA – Türkiye Ülke Bilgisi, Sürüm 11
https://t.co/Y8IdBIDxFJ
#GülenHareketi #HizmetHareketi #İltica #SığınmaHakkı #İlticaHukuku #MülteciHukuku #ÜlkeBilgisi #İnsanHakları #HukukunÜstünlüğü #SiyasiBaskı #SiyasiZulüm #İfadeÖzgürlüğü #DiniÖzgürlük #UluslararasıKoruma #SınırÖtesiBaskı #İnsanHaklarıİhlalleri #Avusturya #Türkiye #GulenMovement #HizmetMovement #Asylum #AsylumLaw #RefugeeLaw #HumanRights #PoliticalPersecution #RuleOfLaw #CountryOfOriginInformation #COI #TransnationalRepression #Austria #Turkey #Asyl #Asylrecht #Menschenrechte #PolitischeVerfolgung #Österreich #Türkei #BFA
🇦🇹 Avusturya İltica Dairesinin Yeni Türkiye Raporu: Gülen Hareketine Baskı 2026’da da sürüyor
Avusturya Federal Göç ve İltica Dairesinin 15 Haziran 2026 tarihli ülke raporu:
▪️ Gülen Hareketi’nin AB’de terör örgütü kabul edilmediğini,
▪️ Türkiye’de ve yurt dışında Gülen Hareketine yönelik polis operasyonlarının sürdüğünü,
▪️ sosyal yardım, sosyal medya, çalışma ve eğitim geçmişinin suçlama konusu yapılabildiğini,
▪️ ailelerin ekonomik ve sosyal sonuçlarla karşılaşabildiğini kayda geçirdi.
Bu rapor, iltica dosyalarında kullanılabilecek güncel ve resmî ülke bilgisi niteliğinde. İltica başvurularında kişisel riskin detaylı anlatımının ardından öne sürülen hususları desteklemek için bu resmi rapor kullanılabilir
Kaynak: BFA – Türkiye Ülke Bilgisi, Sürüm 11
https://t.co/Y8IdBIDxFJ
#GülenHareketi #HizmetHareketi #İltica #SığınmaHakkı #İlticaHukuku #MülteciHukuku #ÜlkeBilgisi #İnsanHakları #HukukunÜstünlüğü #SiyasiBaskı #SiyasiZulüm #İfadeÖzgürlüğü #DiniÖzgürlük #UluslararasıKoruma #SınırÖtesiBaskı #İnsanHaklarıİhlalleri #Avusturya #Türkiye #GulenMovement #HizmetMovement #Asylum #AsylumLaw #RefugeeLaw #HumanRights #PoliticalPersecution #RuleOfLaw #CountryOfOriginInformation #COI #TransnationalRepression #Austria #Turkey #Asyl #Asylrecht #Menschenrechte #PolitischeVerfolgung #Österreich #Türkei #BFA
KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu, 29 Ağustos 2020’te Gümüşhane E Tipi Cezaevi’nde tek başına tutulduğu hücrede plastik beyaz sandalye üzerinde ölü olarak bulundu.
Aradan geçen 6 yıla rağmen, Kabakçıoğlu’nun ölümüne dair birçok soru hâlâ yanıt bekliyor.
Günlerden MustafaKabakçıoğlu
Süleyman Efendi cemaatine cadı avı sürüyor: 35 kişi tutuklandı
Süleyman Efendi Cemaati mensuplarına yönelik yürütülen cadı avı soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen 37 kişiden 35’i tutuklanırken 2 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
https://t.co/pVW4ryFhNZ
AİHM’den Türkiye’ye cezaevi koşulları nedeniyle ihlal kararı
AİHM, Mehmet Ali Demirci’nin cezaevindeki tutulma koşullarına ilişkin başvurusunda Türkiye’nin AİHS’nin 3. maddesini ihlal ettiğine karar verdi.
Demirci, 2017-2018 yılları arasında Konya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldığı süre boyunca koğuşların aşırı kalabalık olması ve kişi başına düşen yaşam alanının yetersizliği nedeniyle şikâyette bulundu.
22 Eylül–19 Aralık 2017 arasında 35 kişiyle birlikte kaldığı C-8 koğuşunda kişi başına 2,31 m² alan düşüyordu.
19–22 Aralık 2017 arasında kaldığı C-6 koğuşunda ise 32 kişi bulunuyor ve kişi başına yalnızca 1,69 m² yaşam alanı düşüyordu.
22 Aralık 2017–17 Mayıs 2018 arasında kaldığı B-6 koğuşunda 36 kişi bulunurken kişi başına düşen alan 2,17 m² idi.
Demirci, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından 4 Eylül 2020’de AİHM’e başvurdu.
AİHM, kişi başına düşen yaşam alanının, cezaevindeki tutulma koşullarının insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesinde önemli bir unsur olduğunu vurguladı.
Mahkeme, Türkiye’deki benzer cezaevi koşullarına ilişkin daha önce verdiği İlerde ve Diğerleri/Türkiye kararına da atıfta bulundu.
AİHM, Demirci’nin tutulduğu koğuşlardaki koşulların yetersiz olduğu sonucuna ulaşarak AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.
2 Temmuz 2026’da oybirliğiyle kabul edilen kararla Türkiye’nin Demirci’ye 1.000 avro manevi tazminat ve 250 avro yargılama masrafı ödemesine hükmedildi.
Karar, 27 Ağustos 2026’da taraflara yazılı olarak bildirildi.
Bu karar, Türkiye’deki cezaevlerinde aşırı kalabalıklaşma ve mahpus başına düşen yaşam alanı konusunda AİHM’in daha önce oluşturduğu içtihadın devamı niteliğinde.
Cezaevinde tutulmak, insan onuruna aykırı koşullarda yaşamayı gerektirmez.
Kararin linki: https://t.co/IjTeGnhAVK
Amsterdam Law Center olarak, Türkiye’de devam eden operasyonlar kapsamında Alparslan Kuytul’un avukatları Av. Bilal İpek ve Av. Alişan İnci’nin gözaltına alınmasını derin bir endişeyle takip ediyoruz.
Evrensel hukuk ilkeleri gereği; bir avukat, savunduğu kişiyle, üstlendiği dosyayla ya da müvekkiline isnat edilen fiille özdeşleştirilemez. Avukatın mesleki faaliyeti nedeniyle baskı altına alınması, hukuk devleti ilkelerine açıkça aykırıdır. Av. Bilal İpek’in 3 gündür gözaltında tutulması ve ardından Av. Alişan İnci’nin de hukuksuz bir şekilde sürece dahil edilmesi, savunma makamının bağımsızlığına yönelik ağır bir tehdittir.
Savunmanın güvende olmadığı bir yerde adaletten bahsedilemez.Gözaltındaki kişilerin avukat görüşlerinin kısıtlanması, dosya içeriğine erişimin engellenmesi ve ifade süreçlerinin alelacele başlatılması; adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının ağır ihlalidir.Avukat, yargılamanın bir "süsü" değil; adaletin ve hukuk devletinin vazgeçilmez unsurudur.
Mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınan meslektaşlarımızın yanındayız. Savunma makamı üzerindeki bu baskılara derhal son verilmelidir!
AİHM Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos 2026 tarihinde açıkladığı Kavala/Türkiye (No. 2) kararında, Osman Kavala’nın başvurusu kapsamında Türkiye’nin AİHS’den doğan çeşitli yükümlülüklerini ihlal ettiği sonucuna varıldı. Karar, AİHS’nin 3, 5 ‘1, 6 ‘1, 10, 11 ve 18. maddeleri bakımından tespitler içeriyor.
Mahkeme; Kavala’nın insan hakları savunuculuğu ve sivil toplum faaliyetlerinin cezai sorumluluk doğuracak şekilde yorumlanmasının ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri özgürlüğü bakımından gerekli güvencelerle bağdaşmadığına karar verdi. Ayrıca, bu faaliyetlerle Gezi Parkı olayları sırasında gerçekleşen şiddet eylemleri arasında cezai sorumluluk kurulabilmesi için gerekli nedensellik bağının ortaya konulmadığını değerlendirdi.
Adil yargılanma hakkı bakımından ise mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin ciddi şüpheler, savunmanın önemli tanıklarının dinlenmemesi, delillerin yeterince bireyselleştirilmemesi ve ceza hukukunun öngörülemez biçimde yorumlanması gibi hususlar birlikte değerlendirildi.
AİHM ayrıca 10 Aralık 2019’dan karar tarihine kadar devam eden özgürlükten yoksun bırakmanın AİHS’ye aykırı olduğuna hükmetti. 25 Nisan 2022’ye kadar olan dönem bakımından makul şüphe bulunmadığını; sonrasındaki tutukluluk/hapis döneminin ise ağır adil yargılanma ihlalleriyle bağlantılı bir mahkûmiyete dayandığını belirtti.
Kararın ayrıca AİHS’nin 18. maddesi bakımından önemli bir tespiti bulunuyor. Mahkeme, soruşturma, tutukluluk ve mahkûmiyet süreçlerinin esas itibarıyla Kavala’yı Gezi Parkı gösterilerindeki rolü ve insan hakları savunucusu olarak ifade ettiği görüşleri nedeniyle cezalandırmak ve susturmak amacı taşıdığı sonucuna vardı.
Büyük Daire bunun yanında, gerçek bir yeniden değerlendirme veya tahliye imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bakımından AİHS’nin 3. maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi.
AİHM, ihlallerin giderilmesi bakımından Türkiye’den Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını, mahkûmiyet kararının sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve benzer ihlallerin gelecekte yaşanmaması için gerekli genel tedbirlerin alınmasını istedi. Ayrıca 70.000 avro manevi tazminat ve 43.342,57 avro yargılama giderinin ödenmesine hükmetti.
Bu yönüyle karar, yalnızca bireysel bir başvurudaki hak ihlallerine ilişkin değil; ifade ve toplantı özgürlüğünün korunması, adil yargılanma güvenceleri, yargı bağımsızlığı ve ceza hukukunun öngörülebilir uygulanması bakımından da kapsamlı değerlendirmeler içeriyor.
Yaşlısından gencine, cezaevlerinde ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele eden birçok tutuklu var. Kimi kanser hastası, kimi MS hastası, kimi ise böbreklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Normal şartlarda devlet, yargılama sürecinde her kişinin özel durumunu ve davanın koşullarını ayrı ayrı değerlendirmek, alınan tedbirin ölçülü olmasını sağlamak zorundadır. Ağır hastalıkları bulunan kişilerin tutukluluklarının ısrarla sürdürülmesi ise sistemin yine mevcut iktidarın siyasi amaçları doğrultusunda kullandığını göstermektedir.
Hasta tutukluların sağlık durumları dikkate alınmalı; tahliye ve alternatif tedbirler gecikmeden değerlendirilmelidir.
KHK'lı öğrt. Asuman Birinci
KHK'lı öğrt. Nermin Varol
Abdullah Tırpan Erol Şengök
KHK'lı katip Mehmet Parlak
KHK'lı Mehmet Gürler
KHK'lı Mustafa Özcan Çay
İbrahim Halil Al
HastaMahpusa SesOl
Alparslan Kuytul’a da, “Vay efendim, sen Süleyman Hilmi Tunahan’ın öğrencilerinin gözaltına alınmasını eleştirdin. Sen de gel bakalım, suyun ısındı!” deniliyor. Bir başkasına, “Senin de cezan yakındır.” deniliyor.
Böyle bir hukuk devleti olabilir mi arkadaşlar? Güya hukuk devleti olduklarını söylüyorlar. Zaten hukuk devleti olmadığımız ortada!
AİHM’den 8 kişi hakkında ihlal kararı: Türkiye tazminat ödeyecek
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, aralarında “Selam Tevhid” davasından uzun süre tutuklu kalan eski polislerin de bulunduğu 8 kişinin başvurusunda hak ihlali kararı verdi. AİHM, Türkiye’nin toplam 27 bin 100 euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.
#Hukuk
https://t.co/GjiXjJmIlW
O TEDH condenou a Turquia no caso Cafer Tekin İpek: fórmulas genéricas não justificam anos de prisão preventiva. Os tribunais têm o dever de fundamentar o perigo de fuga e de perturbação de provas com factos concretos. #TEDH#DireitosHumanos#Liberdade#ProcessoEquitativo