Sana sürekli evde baskı yapar mutfak tezgahına mesela yemeğini yedim götürüp bırakamazsın halbuki işten yorgun gelmişsindir uğraşacak halim yoktur kirli kalmasına müsaade etmez takıntılıdır yani böyle temizlik konusunda. Görmemişlik son model araba istemek bir yana huyu da böyle
Şimdi kız tarafı istemiş ya eşyalar şu marka olacak şu renkte olacak diye işte onlar da onlardan aynı kafa yapısı muhtemelen öyle bir evde oturmak da zor yani 🤣 bazı evler vardır bilirsiniz hiç yaşama belirtisi yoktur kadın sürekli temizlik yapar ev sürekli topludur
Benim bir arkadaşım var birinin evine gitmiş oturmaya yanlışlıkla balkonda giyilen terlikle içeri girmiş misafir olduğu halde kız buna nasıl bağırmış. Evleri diyor bal dök yaala mesela balkona girecek farklı yerden dolandırıyormuş evin düzeni bozulmasın diye.
Evinde böyle diken üstünde oturacaksın sodayı açtın kapağını tezgaha bıraktın
Evimin düzenini bozuyorsun Çünkü oraya takım dizmiş Ya sen getiriyorsun kirli bardak atıyorsun mesela orayaSunum çılgınları vardı mesela bir ara sunumu önemli diyerek kahvenin yanına gül koyuyorlardı 😂
Hadi gel şimdi sen de damat olarak ona farklı renkte halı al...Bir de böyle tipler var. Hem alacaksın hem detaylara boğulacaksın. Yeni gelin kaprisi. Ve öyle bir evde oturacaksın Allah göstermesin tişörtünü çıkarıp yatağa bıraksan çıldıracak😂 Evim düzenim diye
Bir tane bir kız vardı yıllar önce YouTube'da denk geldi bana vlog çekiyor ben anlam verememiştim
Annesi ona çeyizinde çaydanlık almış elektrikli olanlardan onun rengi diğer beyaz eşyaların renginden farklı diye yenisini aldı. Takım bozuluyormuş
2 aydır nişanlıyım ama artık bıkma noktasına geldim.
Ben memurum, maaşım belli. Kiralık evde oturuyorum. Arabam eski model, çalışır durumda.
Kız tarafı ise nişandan beri her görüşmede yeni bir liste getiriyor:
Evin tüm eşyaları ‘şu markadan, şu renkte’ olacak
Düğünden önce araba alınacak (sıfır değilse olmaz diyorlar)
Düğün salonu, takı, balayı… liste uzayıp gidiyor
Ben her seferinde ‘Bütçem yetmiyor, biraz da sizin katkınız olur mu?’ dediğimde aldığım cevap:
‘Biz kızımızı veriyoruz, sen de gerekeni yapacaksın.’
Nişanlım da arada kalıyor. Bir tarafı ailesine, diğer tarafı bana bakıyor. Ben ise her gün ‘acaba bu evliliği gerçekten kaldırabilir miyim?’ diye düşünüyorum.
Soru:
Nişan döneminde kız tarafının ev eşyası, araba, düğün gibi konularda yüksek taleplerle gelmesi normal mi?
Yoksa damat adayı olarak ‘Bu kadarını karşılayamam’ demek ve sınır koymak daha doğru mu?
Memur, dar gelirli ya da benzer süreçten geçmiş herkes dürüstçe yazsın.
Kız tarafı haklı mı, damat eziliyor mu?
Ama sen benim ne giyeceğim konusunda bana baskı yapamazsın evleneceğiz diye
Kız sinirlenmekte çok haklı. Tatlılıkla uyarırsın açık buluyorsan. O da Benim iyiliğim için
Kıyafetlerim açık diye toplayıp çöpe atması ne demek. Ben bilirim nerede nasıl giyineceğimi. Sen karışamazsın. Benim adıma kıyafetlerimi atamazsın sadece ben sana bir etek giyip sorarım sence bu uygun mu diye sen de fikrini beyan edersin bu çok mini giyme ya da hoş dersin
Ben de çok sinirlenirim de bu kadar değil. Ben olsam uygun bir dille birbirimiz için uygun olmadığımızı söylerim. Ayrılırım. Lütfen eşyalarımı bul derim. Ama kesin ayrılırdım
Bez bebekle evlenen kadının hikayesinin arkasındaki çarpıcı gerçek:
🔶 Bir bez bebekle evlenip 3 çocuk yaptığını açıklayan bu kadının akıl sağlığından sen de benim gibi şüphe ettiysen hemen anlatıyorum, çünkü yaşananlar tam olarak bizim sandığımız gibi değil.
🔶 Yalnızlıktan şikayet edince annesi kendisine 2021 yılında "Marcelo" adını verdikleri bir bez bebek dikiyor.
🔶 Sonra kadının aklına bir fikir geliyor.
🔶 Bez bebeğe ilk görüşte aşık olduğunu açıklayıp, bunu videoya çekip, sosyal medyada yayınlıyor.
🔶 Bir süre flört ettikten sonra 250 davetlinin katıldığı görkemli bir düğünle evleniyorlar.
🔶 Hamile olduğunu duyuruyor, ardından "Baby Shower" partisi veriyor.
🔶 Doğumuna gerçek bir sağlık ekibi geliyor, canlı yayında yayınlıyorlar ve erkek bir bez bebek dünyaya getiriyor.
🔶 Bir süre sonra kadın bir Yeşilçam hikayesi daha yazıyor, çocuğunun kaçırıldığını ve fidye istendiğini söylüyor.
Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün.
Gün boyunca bu parayı dilediğiniz gibi harcamakta özgürsünüz. İsterseniz tamamını kullanır, isterseniz hiçbirine dokunmazsınız.
Ancak oyunun tek bir koşulu var:
Harcamadığınız tutar ertesi güne devretmez. Akşam olduğunda hesabınızdan geri çekilir ve ne sebeple olursa olsun bu paranın hiçbir bölümünü saklayamazsınız.
Bir önceki gün tümünü harcamış olsanız da hiç harcamamış olsanız da ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 TL bulursunuz.
Keyifli geliyor, değil mi?
Farkında olsak da olmasak da aslında hepimizin böyle bir bankası var: Zaman.
Her sabah hesabımıza 86.400 saniye yatırılıyor. O gün bize verilen süre yalnızca bu kadar. Kullanamadığımız saniyeler akıp gidiyor, siliniyor ve asla ertesi güne devretmiyor.
Her gün yeni bir hesap açılıyor, her akşam günün bakiyesi sıfırlanıyor.
Eğer o günü değerlendiremediyseniz, zarar yalnızca size ait. Geriye dönüş yok. Yarından avans çekmek de yok.
Bugünü, bugünün hesabından yaşamak zorundayız.
Zaman hiç kimseyi beklemez.
Dün artık mazi oldu.
Yarın ise bir muamma.
Bugün ise avuçlarımızın içine bırakılmış kıymetli bir armağan.
Mutlu saniyeler…
Ben şimdi Trump ' in İran'a attığı bombaların küresel ısınma etki... Diyecektim de boş ver ya Sen herkesten iyi biliyorsun zaten. Bu arada Fransa'da otobüste klima olmadığı için baygınlık geçiren şoför durağa çarptı
Bununla ilgili birer kitapçık yazması lazım Türkiye'ye gelen turistlere yönelik. Sizden fazla ücret isteyen bir taksici olursa mesela bunu Japonca diline çevir hemen trafik polisini arayın telefonu bu durumu izah edin onların dilinde konuşacak polislerle rehberlerle
Yazsın mesela söylesin Mesala itfaiyenin telefonu kaç. Taksimetre açmayı baştan para isteyen taksiciye ne yapmak gerekir gibi mesela ben görüyorum kuşadası-izmir arası fiyat 3000 diyorlar neye göre 3000 bu kiralık araç mı değil taksimetre ne yazarsa Onu ödemek zorundasın
Lütfen turizm bakanlığı veya turistler ile ilgili çalışan her türlü birim. Lütfen her dilde bir kitapçık yayınlasınlar ve bunu online olarak paylaşsınlar. Mesela bu tip dolandırıcılıklara karşı uyarsınlar yapilması gerekeni anlatsınlar onların ana dilinde.Önemli telefon numara
İstanbul’da bir taksici kadın turistten 10 dakikalık yol için 30 euro istedi.
Turist: Taksiden inmeye cesaret edemedim. İstanbul çok güzel ama taksiciler sizi kazıklamaya çalışıyor.